<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Türkiye&#8217;de Koronavirüsün Eğitime Etkileri &#8211; ERG</title>
	<atom:link href="https://egitimreformugirisimi.org/category/turkiyede-koronavirusun-egitime-etkileri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://egitimreformugirisimi.org</link>
	<description>Eğitim Reformu Girişimi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 27 Dec 2024 08:19:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2024/05/cropped-erg_logo1-1-32x32.png</url>
	<title>Türkiye&#8217;de Koronavirüsün Eğitime Etkileri &#8211; ERG</title>
	<link>https://egitimreformugirisimi.org</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Seyreltilmiş yüz yüze eğitim nasıl geçiyor?</title>
		<link>https://egitimreformugirisimi.org/turkiyede-koronavirusun-egitime-etkileri-viii-seyreltilmis-yuz-yuze-egitim-nasil-geciyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eğitim Reformu Girişimi]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Mar 2021 12:12:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye'de Koronavirüsün Eğitime Etkileri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egitimreformugirisimi.org/turkiyede-koronavirusun-egitime-etkileri-viii-seyreltilmis-yuz-yuze-egitim-nasil-geciyor/</guid>

					<description><![CDATA[<p>				Seyreltilmiş yüz yüze eğitimin dördüncü haftası geride kaldı. ERG Araştırmacısı Umay Aktaş Salman, sahadaki uygulamaları araştırdı. Öğretmen ve velilerle görüşerek, deneyimlerini sordu. Çocukların hem akademik hem de sosyal duygusal açıdan okula nasıl döndüklerini anlamaya çalıştı.		</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="34280" class="elementor elementor-34280" data-elementor-post-type="post">
				<div data-particle_enable="false" data-particle-mobile-disabled="false" class="elementor-element elementor-element-69355556 e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="69355556" data-element_type="container">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-f666992 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="f666992" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de COVID-19 salgını nedeniyle okulların kapatılmasının üzerinden bir yıl geçti. 23 Mart 2020’de başlayan uzaktan eğitim süreci eğitim yılı bitene kadar devam etti. Yeni eğitim yılında, 21 Eylül 2020’de okulöncesi eğitim kurumları ve 1. sınıflar, 12 Ekim 2020’de de 2, 3, 4, 8 ve 12. sınıflar seyreltilmiş yüz yüze eğitime başladı. 20 Kasım 2020’de ise tüm okullar yeniden kapandı. 2020-21 eğitim-öğretim yılının ikinci dönemi de uzaktan eğitimle başladı. 2 Mart 2021’den bu yana ise yüz yüze seyreltilmiş eğitime yeniden başlandı. Tüm okulöncesi eğitim kurumları, ilkokullar, 8’inci ve 12’nci sınıflar yüz yüze eğitim alıyor. Salgının seyrine göre belirlenecek olan risk gruplarındaki illerde ise, diğer sınıf düzeyleri ile ilgili ek kararların belli periyotlarla açıklanacağı belirtildi. </span><span style="font-weight: 400;">Yüz yüze seyreltilmiş eğitimin başlamasıyla, köy okullarında çalışan öğretmenlerden başlanarak öğretmenlere de aşı yapılmaya başlandı. Şu ana kadar öğretmenlerin yüzde 10’u aşılandı. Köy okullarında çalışmayan öğretmenler ise aşı tedariği ve programına göre kendilerine sıra gelmesini bekliyor. </span></p><p><span style="font-weight: 400;">Okulların açık olup olmama durumu dünya genelinde de değişiklik gösteriyor. UNESCO verilerine göre 22 Mart 2021 itibarıyla toplam 210 ülkeden 112’sinde okullar tamamen açık, 72’sinde ise kısmen açık. 26 ülkede de kapalı. </span></p><p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’nin ve COVID-19’la mücadele eden diğer ülkelerin eğitim sistemlerinde olan değişimi izlemek, bu değişimin eğitimin paydaşlarına ve eğitim politikalarına olan etkisini tartışabilmek için ERG Eğitim Gözlemevi olarak başladığımı</span><span style="font-weight: 400;">z </span><a href="https://www.egitimreformugirisimi.org/turkiyede-koronavirusun-egitime-etkileri/"><span style="font-weight: 400;">“Koronavirüsün Eğitime Etkileri”</span> </a><span style="font-weight: 400;">ya</span><span style="font-weight: 400;">zı dizimizin 8. bölümünde, dördüncü haftasında seyreltilmiş yüz yüze eğitimin nasıl gittiğini araştırdık. Öğretmen ve velilerle görüşerek deneyimlerini sorduk. Sahada yaşanan farklı uygulamaları izlemeye, çocukların hem akademik hem de sosyal duygusal açıdan okula nasıl geri döndüklerini anlamaya çalıştık. </span></p><p><span style="font-weight: 400;">Uzaktan eğitimde olduğu gibi, yüz yüze eğitimde okullar arasında farklar ve farklı uygulamalar var. Okulların şartları, öğrenci sayısı, öğrencilerin uzaktan eğitime erişimi yüz yüze eğitimin nasıl hayata geçirildiğini etkiliyor.</span></p><p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de “düşük”, “orta”, “yüksek” ve “çok yüksek” risk grubuna ayrılan illerde, MEB’in belirlediği eğitim saatlerine, uygulama esaslarına göre bazı sınıflarda yüz yüze seyreltilmiş eğitim </span><a href="http://www.gazetevatan.com/meb-81-ile-yazi-gonderip-resmen-duyurdu-turkce-matematik-ingil-1376582-egitim/"><span style="font-weight: 400;">yapılıyor. </span></a></p><div class="flourish-embed flourish-table" data-src="visualisation/5679442"><script src="https://public.flourish.studio/resources/embed.js"></script></div><div data-src="visualisation/5679442"><p><span style="font-weight: 400;">Okulöncesi eğitim kurumlarında, birleştirilmiş sınıflı okullarda ve köy okullarında haftanın beş günü yüz yüze eğitim yapılıyor. Tüm risk grupları için ilkokullarda ise “haftada iki gün okulda seyreltilmiş sınıflarda, üç gün de uzaktan eğitim yapılır” deniyor. </span><span style="font-weight: 400;">Uygulamanın en fazla çeşitlendiği noktalardan biri burası. </span></p><p><span style="font-weight: 400;">Devlet okullarında bu uygulama okuldan okula hatta sınıftan sınıfa çeşitleniyor. MEB okullara yolladığı yazıda seyreltme ihtiyacı duyulan tüm sınıfların ikiye bölünmesi ve grupların hangi gün okula geleceğini okul müdürlüklerinin planmasını istiyor. Genelde okullarda sınıflar iki gruba ayrılıyor. Sınıfın bir kısmı pazartesi-salı, diğer kısmı ise perşembe-cuma okula gidip yüz yüze eğitime katılıyor. Okulun kapalı olduğu çarşamba günü ise tüm sınıf uzaktan eğitim alıyor. Çarşamba günleri çocuklar öğretmenleriyle canlı ders yapıyorlar. </span></p><p><span style="font-weight: 400;">Yani, uzaktan eğitime erişilebilen öğrenciler, ilkokulda haftanın beş günü toplam 30 ders saati canlı ders yaparken, şimdi iki gün yüz yüze, bir gün canlı ders olmak üzere haftanın üç günü 18 ders saati öğretmeniyle ders yapıyor. Geriye kalan diğer iki gün ise uzaktan eğitimle kastedilen, EBA TV ve EBA Portal’da yer alan içerikler, öğretmenlerin yönlendirmeleri, çocukların evde yapması için verdiği çalışmalar. Bu uygulamada çok zorlandığını, çocukların motivasyonlarının düştüğünü söyleyen veliler, konuları yetiştirmekte zorlandığını söyleyen, öğrenciler arasında kopukluk yaşadığını söyleyen öğretmenler var. </span></p><h4><em><b>“İki gün ders yok algısı motivasyonu düşürüyor”</b></em></h4><p><span style="font-weight: 400;">Kızı İstanbul Levent’te bir devlet okulunda 4. sınıf öğrencisi olan S.K. bunlardan biri. </span></p><blockquote><p><span style="color: #232526;"><i><span style="font-weight: 400;"><strong>Kızım perşembe-cuma okula giden grupta. İki gruba da öğretmen aynı konuları anlatıyor. Ayrıca öğretmeni kızımın okula gitmediği pazartesi-salı günleri sınıfta yaptıklarını, ders notlarını, tahtadan fotoğrafları anında yolluyor. Çok uğraşıyor. Ama sonuçta iki gün öğretmeniyle canlı ders yok. Kızım ‘Ders yok, çalışmak istemiyorum’ diyor. Kızıma karşı öğretmen olmak zorunda kalıyorum öğretmenin yönlendirmelerini yerine getirmesi için. Zihin olarak da kopuyor çocuk. Öğretmenimiz çocukların üzerinden elini hiç çekmiyor, ben de evde çocuğumu desteklemeye çalışıyorum ama ya müsait olmasaydım? Bir de bizim sınıfta 10 çocuk yüz yüze eğitime katılmıyor. Hiç gitmiyorlar okula. Onlar öğretmenleriyle ve sınıfla bir gün yani sadece canlı ders yapılan çarşamba günleri derse katılıyor. Öğretmen yönlendiriyor tabii ama… Yine de öğretmenle olması gibi olmaz.”</strong> </span></i></span></p></blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Kızı İstanbul Beylikdüzü’nde devlet okulunda 1. sınıfa giden veli H. O. kızının pazartesi-salı okula giden grupta olduğunu, çarşamba tüm sınıfla birlikte canlı ders yaptıklarını, perşembe-cuma günlerinin ise “hadi kızım” diyerek geçtiğini anlatıyor: </span></p><h4><em><b>“Öğretmenin verdiği yönergeleri takip ediyoruz ama…”</b></em></h4><blockquote><p><span style="color: #232526;"><em><span style="font-weight: 400;"><strong>Velilerin maddi olarak okulu destekleyebildiği bir devlet okulunda kızım. Sınıfın akıllı tahtasını veliler olarak aldık. Ayrıca eğitim yılı başında tüm 1. sınıf velilerinden öğretmene bir bilgisayar ve yazıcı alınması istendi. Tüm sınıf ücreti paylaştık öğretmene bilgisayar, yazıcı aldık. Öğretmenin de, sınıfın da teknolojik donanım sorunu yok yani. Sınıfımız 36 kişi ve iki gruba ayrıldı. Yüz yüz eğitim günleri olmayan çocukların da o günler sınıfa online bağlanmasını talep ettik. Ancak ‘okulun internet altyapısında sorun var’ dendi. Bir de öğretmenin hem sınıfı hem de onlineda olan öğrencileri idare etmesinin zor olduğu söylendi. Kızım, okula gittiği için çok mutlu. Evde kaldığı perşembe-cuma günleri öğretmenin verdiği yönergeleri, ödevleri yapmak istemiyor. Zaten daha birinci sınıf. Zorlamak ve bıktırmak istemiyorum. Benim için de zor. 6. sınıfa giden bir kızım daha var. O henüz yüz yüze eğitime başlamadı. Düzenli uzaktan eğitime bağlanıyor ama yüz yüze eğitim gibi verimli olmuyor. Bir etüt merkezinden öğretmenle haftanın bir günü iki arkadaş matematik dersi alıyorlar. Saati 100 TL. Belki yüksek bir rakam gibi görünmeyebilir ama imkânı olmayanın yettiremeyeceği bir ücret. Önceki aylarda Türkçe ve fenden de destek alıyordu. Ayda 1200 TL gibi bir ücret ediyordu. Bütün arkadaşları, özel ders alıyor. Pandemi olmasa özel ders düşünmezdik ama birebir ilgilenildiği için bu dönemde desteğe ihtiyaç duydu.” </strong></span></em></span></p></blockquote><h4><b>Öğretmenlerin çabası</b></h4><p><span style="font-weight: 400;">Yüz yüze eğitim günü olmayan ve okula gelemeyen çocukların, evlerinden sınıfa bağlanabilmesini sağlayan ya da farklı yollar bulan öğretmenler de var. </span><span style="font-weight: 400;">İstanbul’da bir devlet okulunda 3. sınıfları okutan G.B. çocuklar ve konular arasında kopukluk olmaması için iki farklı yöntem denedi: </span></p><blockquote><p><span style="color: #232526;"><strong><i>Birinci dönem okulların yüz yüze eğitim yapabildiği kısa bir süre boyunca şöyle bir yol izledim; Pazartesi-salı günü yüz yüze eğitime gelen grubuma okulda ders verdim. Okuldan çıkıp eve gelince de bu grupta olmayan öğrencilere canlı ders yaptım. Perşembe-cuma günü de aynı şekilde, o günler gelen ikinci gruba yüz yüze ders yaptım. Yine eve gelip bu kez de o gün gelmeyenlere ders verdim. Böylece konular arasında da, çocuklar arasında da kopukluk olmadı. Benim iş yüküm çok arttı. Bu dönem bunu devam ettiremiyorum ama bu sefer de şöyle bir yol buldum. Pazar akşamı pazartesi-salı anlatacağım konuyu videoya çekiyorum. Pazartesi-salı gelmeyen gruba bu videoyu yolluyorum. Diğerleriyle de yüz yüze yapıyorum. Perşembe-cuma da aynı şekilde. O gün yüz yüzeye gelmeyenlere çektiğim ders anlatım videosunu yolluyorum.” </i></strong></span></p></blockquote><h4><b><em>“Evlerinde olanlar da bilgisayarlarından sınıfa bağlıyor”</em></b></h4><p><span style="font-weight: 400;">İstanbul’da bir devlet okulunda 4. sınıfları okutan başka bir öğretmen C.Ç. de genelde özel okulların uyguladığı gibi yüz yüze günü olmayan ve okula gelmeyen öğrencilerini, online olarak sınıfa katılmasını sağlıyor. Sınıfa bilgisayarını götürüyor ve akıllı tahta da olduğu için anlatılan dersi evde olan öğrenciler de bilgisayarlarından takip ediyor. Aynı anda hem sınıfta olan hem de bilgisayar başında olan öğrencilerle dersi yönetmek zor. Ama 39 öğrencisini gruplara ayırdığında kimi zaman gruplarda beş çocuğun yüz yüze eğitime geldiğini söyleyen öğretmen, “Ne yapacağım, diğerlerine sadece yönlendirme ile de çok zor olacak” diyor. </span></p><p><span style="font-weight: 400;">Yüz yüze seyreltilmiş eğitim başladığından bu yana öğretmenlerin gündeminde bu konu önemli yer tutuyor. Bir devlet okulunda 1. sınıf okutan öğretmen, öğretmenin inisiyatifine kalan bir alan olduğunu, bunun kimi zaman öğretmenin hakkının yenmesiyle ya da özel alanın hiçe sayılmasıyla karıştığını vurguluyor. Sınıfın yarısının yüz yüze, yarısının online olduğu sistemi denediğini ve kendi açısından verim alamadığını anlatıyor: </span></p><blockquote><p><span style="color: #232526;"><strong><i>Sınıfta yüz yüze olunduğu zaman akan bir düzen var. Öte yandan ekranın başında da söz bekleyen öğrenciler var. Ne tam sınıfta ne de bilgisayarda olabiliyorsunuz. Yüz yüze gelmiş öğrenciler için de verimli geçmiyor. Geçen dönem denedim, teknik olarak yapmak mümkün ama verimli olmadı. Velilerimle toplantı yaptım. İki taraf için de verimsiz olduğuna kanaat getirdik.”</i></strong></span></p></blockquote><h4><b>Sınıf mevcutlarının az olduğu kimi okullar daha avantajlı</b></h4><p><span style="font-weight: 400;">Sınıf mevcudu az olan okullar ise başka çözümler bulmuş. Örneğin İstanbul’da bir devlet okulunda 16 kişilik sınıf mevcudu olan 1. sınıf öğrencilerinin tamamı pazartesi-salı okulda yüz yüze eğitime gidiyor, çarşamba, perşembe ve cuma günleri tüm sınıf, öğretmenleriyle canlı derse devam ediyor. </span></p><p><span style="font-weight: 400;">Başka bir devlet okulunda ise sınıfların mevcutlarına göre okul içinde bile uygulama değişiyor. 3. sınıfa giden ikiz çocukları aynı devlet okulunda farklı sınıflara giden M.D, </span><i><span style="font-weight: 400;">“Oğlumun sınıfında yüz yüze eğitime gelen çocuk sayısı 19’u geçmediği için tüm sınıf pazartesi, salı, çarşamba öğretmenleriyle online olarak canlı ders, perşembe-cuma da yüz yüze eğitim yapıyor. Kızım ise pazartesi-salı yüze yüze eğitime gidiyor, çarşamba tüm sınıf online. Perşembe-cuma da sınıfın ikinci grubu yüz yüze eğitime gidiyor. Kızımın grubu evde kalıyor. Öğretmen ödev veriyor. O iki gün evde ödev yapıyor, kitap okuyor. Kendi başına vakit geçirebilen ve sorumluluk alabilen bir çocuk olduğu için sıkıntı olmuyor. Ama oğlum iki gün öğretmenin yönlendirmesine kalsaydı bilgisayarla vakit geçirirdi. Şartlar bu, öğretmenler de elinden geleni yapıyor.”</span></i><span style="font-weight: 400;"> diye anlatıyor. </span></p><p><span style="font-weight: 400;">Kimi okullarda ise bir sınıfta velilerin tamamı çocuklarını yüz yüze seyreltilmiş eğitime göndermek istemiyorsa, haftanın beş günü öğretmenleriyle online uzaktan eğitim devam ediyor. </span></p><h4><b>Yüz yüze eğitime katılamayan öğrencilerin kaybı büyük</b></h4><p><span style="font-weight: 400;">En dezavantajlı grup ise yüz yüze eğitime hiç katılamayan öğrenciler. Onların öğretmenleriyle yaptığı ders saat sayısında büyük bir kayıp var. </span></p><p><span style="font-weight: 400;">Örneğin kanser hastası olduğu için 1. sınıfa giden oğlunu yüz yüze eğitime yollayamayan B.A., oğlunun sadece çarşamba günü yapılan uzaktan eğitime katılabildiğini anlatıyor: </span></p><blockquote><p><span style="color: #232526;"><strong><i>Kiminin ailesinde kronik hastalığı olan bireyler var ya da kronik hastalığı olan çocuklar var. Ben de kanser hastasıyım. Doktorum oğlumu okula göndermemem yönünde görüş bildirdi. Öğretmenimizin büyük özverisi, motivasyonuyla son bir yıldır uzaktan eğitim sürecini tüm sınıf iyi götürdük. Ama şu an bizim gibi durumda olanlar sanki cezalandırılıyor. ‘Okulları açtık, veli isteğine bağlı ama gelemeyenlere de haftada bir gün canlı ders’ demek büyük adaletsizlik. Haftada bir gün öğretmeniyle ve sınıf arkadaşlarıyla canlı ders yapabiliyor. Okul bilincinden uzaklaşmaya başlıyor. Öğretmenin yönlendirmesi olsa da geriye kalan dört gün için anne-babalara çok iş düşüyor. ”</i></strong></span></p></blockquote><h4><b><em>“Okula gider gibi kaldırıp ben çalıştırıyorum oğlumu”</em></b></h4><p><span style="font-weight: 400;">Anne B.A, oğlunun öğretmeninden canlı ders alamadığı 4 gün nasıl bir yol izlediklerini şöyle anlatıyor: </span></p><blockquote><p><span style="color: #232526;"><strong><i>Ben çoğu zamanımı oğlumla ders yaparak geçiriyorum. Öğretmenimiz arayıp soruyor, sık sık, takibini yapıyor. Sınıf 29 kişi. 6 kişiyiz göndermeyen. Hafta başında çalışılacak konuları yolluyor öğretmenimiz. Biz de sabah okula gider gibi kalkıp, verilenleri yapıyoruz. Öte yandan oğluma sadece çarşamba canlı derslerde sınıf arkadaşlarını görmek yetmiyor, onlarla konuşmak istiyor. Öğretmenimiz geçen hafta gelmeyen 6 çocukla bağlantı yaptı. Hem sohbet hem konu tekrarı yaptı. Oğlum o kadar mutlu oldu ki. Bakanlık üç gün uzaktan eğitim diyor. Çarşamba dışındaki günler için EBA TV kastediliyor belki ama oraya da bakıyorum. Hızlı geçiyor konular. Bir de EBA TV, online bile olsa sınıftaki o iletişimin, öğretmenle yapılan dersin yerini tutmuyor. Canlı derste öğretmen tekrar soruyor, örnekleri çoğaltıyor. 6. sınıfa giden bir de kızım var. Ona da destek olmaya çalışıyorum. Bir gece önceden konuları çalışıyor, anlamadığı noktalarda yardımcı olmaya çalışıyorum. Evde de işler oluyor. Herkes çocuğunu bu kadar destekleme imkânına sahip de olmayabilir.”</i></strong></span></p></blockquote><h4><b>Öğrencileri uzaktan eğitime erişim sorunu yaşayanların gündemi ise başka</b></h4><p><span style="font-weight: 400;">Sınıfında uzaktan eğitime erişemeyen öğrencileri olan öğretmenlerin gündemi ise başka. Çünkü bir yıldır uzaktan eğitime erişimi olmayan öğrenciler sınıfın bir hayli gerisinde. Bu durumu yaşayan öğretmenlerden bazıları çözümü yüz yüze eğitim gruplarını “uzaktan eğitime erişebilen” ve “uzaktan eğitime erişemeyenler” olarak ayırmakta bulmuş.</span></p><p><span style="font-weight: 400;">Küçükçekmece’de sosyo-ekonomik olarak dezavantajlı bir bölgede 4. sınıf okutan K.C. yaşadıklarını şöyle anlatıyor:</span></p><blockquote><p><span style="color: #232526;"><strong><i>Merkezi okullarda veliler, çocuğunun yüz yüze eğitime gitmediği o iki günü özel öğretmenlerle desteklerken, benim veli grubum ‘Yeter ki iki gün okula gitsin de diğer günler sorun değil’ diye düşünüyor. Sınıfımda, son bir yıldır uzaktan eğitime katılan öğrencilerimi pazartesi-salı, internet, tablet, telefon sıkıntısı nedeniyle eğitime erişemeyen öğrencilerimi de perşembe-cuma yüz yüze eğitim grubuna koydum. Erişim sıkıntısı yaşayan çocukların içinde Suriyeli öğrencilerim de var. Diyelim ki, konu kesirler, hala toplama çıkarmada zorlanan çocuklarıma kesirleri mi anlatayım? Erişim sıkıntısı nedeniyle iyice gerileyen çocuklarla konuları baştan alarak, tekrar ederek ilerliyorum. İkisi kronik hastalığı olan, biri de ailesinde kronik hastalığı olan biri olduğu için yüz yüze eğitime gelemeyen üç öğrencim var. Onlar bir tek çarşamba günleri yaptığım canlı derslere bağlanabiliyor. Altı saat eğitim verebiliyorum canlı olarak. Onlara ayrıca ödev de veriyorum. Cumartesi günleri kendi insiyatifimle online bağlanıp canlı ders veriyorum. Matematik çalışıyoruz. Bu çocuklar beş gün benimle uzaktan eğitim yaparken şimdi bir güne düştü.</i></strong></span></p></blockquote><h4><b><em>“Uzaktan eğitimde öğrenmediklerini gördüm”</em></b></h4><blockquote><p><i><span style="font-weight: 400;"><strong><span style="color: #232526;">Yüz yüze eğitime geçince şunu gördüm; düzenli olarak online derse devam eden öğrencilerim bile tam öğrenememiş konuları. Uzaktan eğitimi çok da verimli geçirememişiz. Ekrandan anlatıyorsun, anladığını sanıyorsun ama bir yere kadar yetebiliyorsun. Şimdi bunları da telafi etmeye çalışıyoruz. Telafi ederken de öğrencinin sosyal duygusal gelişiminde önemli bir yere sahip, resim, müzik ve beden eğitimi derslerini yapamadığımız oluyor. ‘Hani sanat dersleri önemli diyordunuz öğretmenim’ diye soruyorlar yapamayınca. Ama vakit yok.</span></strong></span></i><strong><span style="color: #232526;">” </span></strong></p></blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Milî Eğitim Bakanlığı temel derslerin yüz yüze yapılmasını, müzik, resim, beden gibi derslerin ise online yapılacağını belirtiyor. Çarşamba tüm sınıfla canlı ders yapılan tek gün olduğu için yaptığımız görüşmelerde genelde öğretmenler yeni bir konuya geçecekse o gün geçtiklerini, konuları yetiştirebilmek ve tekrar yapabilmek için de temel dersleri yapmak zorunda kaldıklarını belirtiyorlar. </span></p><h4><em><b>“Çarpma yapabilen üç öğrencim var”</b></em></h4><p><span style="font-weight: 400;">Sınıf öğretmeni A.D., Mersin’de sosyo-ekonomik olarak dezavantajı bir bölgedeki okulda çalışıyor. 3. sınıf öğretmeni A.D, bir yıldır uyguladığı uzaktan eğitime sınıfın yüzde 40’ının bağlanabildiğini söylüyor: </span></p><blockquote><p><span style="color: #232526;"><strong><i>Bu bir yılda canlı derslere katılanları bir grup, katılamayanları başka bir grup yaptım. Canlı derse katılıp konuları hiç anlamayanları da, uzaktan eğitime erişemeyen öğrencilerin grubuna aldım. En çok matematikte sıkıntı yaşıyoruz. İlk dönemde öğrettiğim çarpma bölmeyi yapabilen üç öğrenci var. Canlı derste yaptıklarımız da tam olarak öğrenilmemiş. Çarpmadan aldım tekrar konuları. Kasımda bıraktık yüz yüzeyi, o andan itibaren geriye dönüş var. Çarşamba günleri online yapıca erişim sıkıntısı devam ediyor. Ayrıca öğrenciler iki gün yüz yüze geldikleri için çarşamba günü yaptığım canlı derslere katılım daha da düştü.”</i></strong></span></p></blockquote><h4><b><em>“Konuları baştan anlatıyoruz”</em></b></h4><p><span style="font-weight: 400;">Batman ilçe merkezlerinden birindeki devlet okulunda da yüz yüze eğitim grupları bir yıldır canlı derslere katılabilen ve katılamayan çocuklar olarak ayrılıyor. Öğretmen E.Ç., yüz yüze eğitimle ilgili yaşananları şöyle anlatıyor: </span></p><blockquote><p><span style="color: #232526;"><strong><i>İkili eğitim veren bir okulduk. Yüz yüze seyreltilmiş eğitimde de ikili eğitim vermeye devam ediyoruz. Sabahçılar çıktıktan sonra 30 dakika sınıfları havalandırıyoruz. Temizlik malzemesi, dezenfektan, maske gibi sıkıntımız yok. En büyük sorunumuz okulu temizleyecek hizmetli eksiğimiz. Temizliğe bakan kişi de kronik hasta ve raporlu. Öğretmenler arasında para topluyor, temizlikçi çağırıyoruz, bizler de temizliyoruz. Okulun kendi kaynaklarıyla sigortasını yatırıp asgari ücretten hizmetli çalıştıracak durumu yok. Sınıflarımızda öğrencileri iki gruba ayırdık. Bir yıldır canlı derslere katılabilen ve katılamayanlar olarak oluşturduk grupları. Çünkü çocukların azımsanmayacak kısmının internet erişimi, telefon, tablet bilgisayar sıkıntıları vardı. Bizim 1. sınıflarımız bu zamanlarda okuma yazmaya geçmiş olurlardı. Şakır şakır okurlardı. Şimdi hala tam olarak okumaya geçemediler. Geçen senenin ikinci dönemi okullar kapandığı için 2. sınıflarımız da 1. sınıf seviyesinde. Şimdi bazı konular tüm sınıflar için baştan alındı.”</i></strong></span></p></blockquote><h4><b><em>“Evde uzaktan eğitim imkânları olmadığı için 4 gün okula geliyorlar”</em></b></h4><p><span style="font-weight: 400;">Zonguldak Çaycuma’da, 2. sınıf okutan Z.H., öğrencilerinin uzaktan eğitime erişimde sorun yaşadıklarını, evlerinde kendilerini destekleyecekleri bir ortamları olamadığını söylüyor. Sınıf mevcutları en fazla 20 kişi olduğu için okul idaresinin ve ilçe millî eğitimin izniyle tüm sınıfı dört gün yüz yüze eğitime aldıklarını söylüyor: </span></p><blockquote><p><span style="color: #232526;"><strong><i>Bir tek çarşamba uzaktan eğitim veriyoruz. Dört gün okula geliyor çocuklar. Geçen sene 1. sınıf iken uzaktan eğitime başladık. Okuma yazmaya geçtiler ama yazıları, defterleri çok sıkıntılı. Veliden de destek bir yere kadar isteyebiliyorum. Onların da yetebilmek için altyapısı yok. Çok çabaladık, erişim sorunu olana çözüm bulduk ama görüyorum ki uzaktan eğitim çok da verimli geçmemiş.”</i></strong></span></p></blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Van’da çalışan sınıf öğretmeni Y.S. ise öğrenci profiline göre son bir yıldır erişim sıkıntısı yaşayan çocuklarına ulaşmak için türlü yöntemler deniyor. İnternete erişim sorunu yaşayan çocuklarını dört gün okula çağırıyor: </span></p><blockquote><p><span style="color: #232526;"><strong><i>EBA destek noktaları kurulmamışken ben internet erişimi olmayan öğrencileri okula çağırdım, evdeki çocuklara canlı ders anlatırken, onların da okulun internetini kullanarak bağlanmalarını sağladım. Şimdi ise sınıfı iki gruba ayırdım. Pazartesi-salı okula gelen gruba derslerimi yüz yüze anlattıktan sonra okulda kalıyorum. Bu kez okula gelmeyen gruba, online bağlanıyor, canlı dersle o gün anlattıklarımı onlara da anlatıyorum. Perşembe- cuma da aynı şekilde yapıyorum. Çocukların içinde internet sorunu yaşayanları yüz yüze eğitim günü olmasa da okula alıyor, ben canlı ders anlatırken okuldan bağlanmalarını sağlıyorum. Yani erişim sorunu olan öğrencilerim 4 gün okula gelmiş oluyor. Çocuklar arasında kopukluk olmadığı için müfredatımızı normal devam ettirdik. Tekrar da yapıyoruz. Müzik, beden gibi dersleri yapmaya da vakit kalıyor.”</i></strong></span></p></blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Devlet okullarındaki durum böyle. Devlet okulları ve özel okullar arasında farklılıklar var tabii. Özel okullardan MEB’in belirlediği yüz yüze seyreltilmiş eğitim uygulamasının gün sayılarını uygulayanlar var. Ancak bazı okullarda yüz yüze seyreltilmiş eğitime geçilmeden yüz yüze eğitimler başlamış, bazılarında ise iki gün uygulamasına karşın öğrenciler beş gün okula gidiyor. </span></p><h4><b>Özel okullar ve devlet okulları arasındaki farklar </b></h4><p><span style="font-weight: 400;">Çocuğu İstanbul’da bir özel okulda 8. sınıf öğrencisi olan F.D, sömestr tatilinin son haftasından bu yana çocuğunun yüz yüze eğitime gittiğini anlatıyor: </span></p><blockquote><p><span style="color: #232526;"><strong><i>Ufak bir okul. Sınıfta dokuz kişi var. Kızım sınava hazırlanıyor. Okullar arasında eşitsizlik vardı ama pandemiden dolayı bu yıl ki sınav daha eşitsiz olacak bence. Her okul uzaktan eğitimde aynı performans ve verimle yürütemedi ki süreci. Bir de sınavda tüm 8. sınıf müfredatından sorumlular. Bizim okulda yüz yüze eğitime katılmayanlar sınıfta kamera olduğu için sınıftaki dersi takip edebiliyor. Dershaneler de bir yolunu bulup yüz yüze eğitim yaptı süreçte. Bir kısım çocuk daha iyi hazırlanıyor, bir grup için aynı şey söz konusu değil</i>.”</strong></span></p></blockquote><p><span style="font-weight: 400;">5. sınıflara yüz yüze seyreltilmiş eğitim başlamamasına karşın B. B., İstanbul’da özel bir okulda 5. sınıfa giden kızının, kurs adı altında haftanın beş günü okula gittiğini söylüyor. Öğrenci sayısı az olan bir okul olduğunu anlatıyor. </span></p><p><span style="font-weight: 400;">Ankara’daki bir devlet okulunda kızı 1. sınıfa giden Ş.A. ise haftanın iki günü yüz yüze seyreltilmiş eğitim uygulamasının nasıl uygulandığını şöyle anlatıyor: </span></p><blockquote><p><span style="color: #232526;"><strong><i>Bizde sınıf iki gruba ayrıldı; pazartesi-salı, çarşamba-perşembe grupları. Cuma günü de tüm sınıf öğretmenle online olarak canlı ders yapmaya devam ediyor. Kızım yüz yüze eğitime girmediği pazartesi-salı günleri de sınıfta kamera sistemi olduğu için sınıftaki dersi takip ediyor. Yüz yüze eğitime başladığından bu yana online derslere motive olmakta zorlanıyor.Uzaktan eğitimde 9 saat ders yapıyorlar. Haftanın iki günü de yarımşar saat İngilizce ve Türkçe dersi için etüt var. Salgından önce ekranla ilişkisi kısıtlıydı. Şimdi 9 saat ekran karşısında. ‘Sıkıldım’ diyor. Arkadaş sohbetleri bile tablet üzerinden. Bilgisayar becerileri arttı ama sanal bir dünyada yaşıyor gibi bazen. Bazı sınıf arkadaşlarını sadece ekrandan gördü.</i>” </strong></span></p></blockquote><h4><b>Ekran azaldı kayıplar ortaya çıktı</b></h4><p>Yüz yüze seyreltilmiş eğitimde çocukların akademik olarak okula nasıl döndükleri, bundan sonra nasıl ilerleneceği kadar önemli başka bir konu daha var. O da çocukların okula sosyal ve psikolojik açıdan nasıl döndükleri ve dönecekleri. Öğretmenlerin pek çoğu öğrencileriyle yüz yüze geldiklerinde hem akademik hem de sosyal  kayıpları çok daha net gördüklerini söylüyor.</p><h4><b>Akademik kayıpların yanı sıra sosyal duygusal kayıplara da odaklanılmalı</b></h4><p>Zonguldak Çaycuma’da bir devlet okulunda çalışan Z. H. öğrencilerin sosyal kayıplarına, psikolojik durumlarına da çok önem verilmesi gerektiğini anlatıyor:</p><blockquote><p><span style="color: #232526;"><strong><i style="font-size: 1rem;" data-stringify-type="italic">Akademik kayıplar telafi edilir.  Çocuklar uzaktan eğitimde ‘okulumuzu özledik’ diyorlardı. Ancak okula geldiklerinde bazıları çok kaygılıydı. Teneffüslerde oyun oynamaktan çekinen öğrenciler de vardı. Öte yandan derslerden çok koşup oynamayı özlemişler. Daha çok ne hissettiklerini anlamaya çalışıyor ve sosyal, duygusal açıdan destek olmaya çalışıyorum. Zeka oyunları aldım. Dersleri bir sınıfta, bir dışarıda yapmaya çalışıyorum. Onları dinliyorum, istediklerini yapmaya çalışıyorum. Mesela yüz yüze eğitimin ilk günü müzik açtık, camlardan balon attık. Söz vermiştim balon uçuracağız diye.”</i></strong></span></p></blockquote></div><div data-src="visualisation/5679442"><div class="c-message_kit__gutter"><div class="c-message_kit__gutter__right" data-qa="message_content"><div class="c-message_kit__blocks c-message_kit__blocks--rich_text"><div class="c-message__message_blocks c-message__message_blocks--rich_text"><div class="p-block_kit_renderer" data-qa="block-kit-renderer"><div class="p-block_kit_renderer__block_wrapper p-block_kit_renderer__block_wrapper--first"><div class="p-rich_text_block" dir="auto"><h4 class="p-rich_text_section"><em>“Kimse bizi duymuyor”</em></h4></div></div></div></div></div></div></div><p><span style="font-weight: 400;">Lüleburgaz’da bir devlet lisesinde çalışan B.A, bu süreçte öğrencilerin neler hissettiklerine daha çok odaklandığını belirterek önemli bir noktaya işaret ediyor: </span></p><blockquote><p><span style="color: #232526;"><strong><i>Branşım İngilizce ama ben çocukların gelişimiyle ilgileniyorum. Onlara yol göstermeye, neler hissettiklerini anlama çalışıyorum. ‘Kimse bizi duymuyor, dinlemiyor’ diyor çocuklar. Bir de üzerlerinde üniversite sınavı baskısı var. ‘Bizden bir beklenti var. Özel hayatımız yok. Sürekli ders çalışıyoruz’ diyorlar.”</i></strong></span></p></blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Devlet okulunda 1.sınıf öğretmeni olan B.B. ise çocuklarda bu süreçte çeşitli sorunların ortaya çıktığını anlatıyor: </span></p><blockquote><p><span style="color: #232526;"><strong><i>Bir öğrencim ekran karşısında sürekli sıçramaya başladı. Bir diğerinin ellerini yıkamaktan elleri tahriş oldu. Sürekli kaşıma alışkanlığına döndü. Soymaya başladı ellerini. Kaygı durumu nedeniyle ilaç kullanmaya başlayan öğrencim de oldu. Daha önce böyle bir durumu olmadığını ailesi de söylüyor. 1. sınıflar özellikle sarılarak, dokunarak iletişim kurar öğretmeniyle. Bunu yapamadığımız gibi eskiden paylaşmak güzeldir derken, risk nedeniyle şimdi kaleminiz, eşyalarınızı paylaşmayın demek zorundayız. Çocuklar için hiç kolay değil.”</i></strong></span></p></blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Anlatılanlar akademik kayıplar kadar sosyal duygusal kayıplara yönelik de çalışmanın önemini bir kere daha gösterirken, öğretmenlerin bu konularda desteklenmesinin de önemine işaret ediyor. </span></p><p><span style="font-weight: 400;">Son söz ise Aydın’da devlet ortaokulunda öğretmenlik yapan K.Y’nin. </span></p><blockquote><p><span style="color: #232526;"><strong><i>En büyük sorunlardan biri uzaktan eğitime en baştan beri yüz yüze eğitim muamelesi yapmak oldu. Hala da öyle. Çocukları saatlerce ekran başında tutarak eksikleri gidereceğimizi zannediyoruz. Uzaktan eğitim bize yüz yüze eğitimde göz temasının ne kadar önemli bir ölçme değerlendirme aracı olduğunu hatırlattı. Sosyal ve psikolojik hazır bulunuşluğun, akran öğrenmesinin, öz denetim becerilerinin ne kadar önemli olduğunu gördük. Herkesin kaygısı müfredatın yetişmemesi. Bu süreç yaşamsal becerilerin önemini gösterdi ama bunu tam olarak anlayabildik mi acaba?”</i></strong></span></p></blockquote></div>						</div>
				</div>
					</div>
				</div>
				</div>
		]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Değişmeyen tek şey öğretmenin önemi</title>
		<link>https://egitimreformugirisimi.org/koronavirusun-egitime-etkileri-vii-degismeyen-tek-sey-ogretmenin-onemi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eğitim Reformu Girişimi]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Jun 2020 12:50:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye'de Koronavirüsün Eğitime Etkileri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egitimreformugirisimi.org/koronavirusun-egitime-etkileri-vii-degismeyen-tek-sey-ogretmenin-onemi/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzaktan eğitim sürecinde öğretmenler değişen koşullara hızla uyum sağlamaya, öğrencileri ve velileri desteklemeye çalıştı. ERG Araştırmacısı Umay Aktaş Salman öğretmenlerin uzaktan eğitimi öğrencilerinin şartlarına göre nasıl şekillendiklerine ve ne gibi uygulamaları hayata geçirdiklerine daha yakından baktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="34282" class="elementor elementor-34282" data-elementor-post-type="post">
				<div data-particle_enable="false" data-particle-mobile-disabled="false" class="elementor-element elementor-element-1b0bf5f2 e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="1b0bf5f2" data-element_type="container">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-1aa258ba elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="1aa258ba" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<p>Koronovirüs nedeniyle 23 Mart’tan bu yana devam eden uzaktan eğitim 19 Haziran’da sonra sona eriyor. Öğretmenlerin eğitimdeki rolünün ve etkisinin önemi uzaktan eğitim sürecinde bir kez daha anlaşıldı. Herkesin ilk kez deneyimlediği bu zor zamanlarda öğretmenlerin bazıları öğrencilerinin uzaktan eğitime erişebilmesi için, bazıları da psikososyal açıdan destek olabilmek için değişen tüm koşullara rağmen görevini yerine getirebildi.</p><p>Öğretmenlerin uzaktan eğitimi öğrencilerinin şartlarına göre nasıl şekillendiklerine ve ne gibi uygulamaları hayata geçirdiklerine daha yakından baktık. Her birinin hikâyesi dönüşümün öğretmenle başladığını bir kere daha gözler önüne seriyor.</p><h4><b>Arabalarına atlayıp öğrencilerine kaynak kitap götürdüler</b></h4><p>Zeynep ve Ali Hasırcı Zonguldak Çaycuma’da Şehit Hasan Yağlı İlkokulu’nda sınıf öğretmeni. İkisi de birinci sınıf okutan 27 yıllık öğretmen çift, “Çocukların kendi öğretmenlerinin sesini duyması çok önemli” diyerek evlerini adeta stüdyoya çevirdi. Uzaktan eğitim süreci öğretmenlerin teknoloji okur yazarlıklarını geliştirmelerini de hızlandırdı.  İmkânları dahilinde birbirlerinin ders videolarını çekmeye başladılar. Sandalyeye bağladıkları bir çubuk tripodları, büyüteç de yakın çekimler için zoomları oldu.</p><p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-13786 alignnone" src="https://www.egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2020/06/Koronavir%C3%BCs%C3%BCn-E%C4%9Fitime-Etkileri-VII-Ali-Has%C4%B1rc%C4%B1-1024x768.jpg" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" srcset="https://www.egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2020/06/Koronavirüsün-Eğitime-Etkileri-VII-Ali-Hasırcı-1024x768.jpg 1024w, https://www.egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2020/06/Koronavirüsün-Eğitime-Etkileri-VII-Ali-Hasırcı-300x225.jpg 300w, https://www.egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2020/06/Koronavirüsün-Eğitime-Etkileri-VII-Ali-Hasırcı-768x576.jpg 768w, https://www.egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2020/06/Koronavirüsün-Eğitime-Etkileri-VII-Ali-Hasırcı-1140x856.jpg 1140w, https://www.egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2020/06/Koronavirüsün-Eğitime-Etkileri-VII-Ali-Hasırcı-127x95.jpg 127w, https://www.egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2020/06/Koronavirüsün-Eğitime-Etkileri-VII-Ali-Hasırcı-200x150.jpg 200w, https://www.egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2020/06/Koronavirüsün-Eğitime-Etkileri-VII-Ali-Hasırcı.jpg 1599w" alt="" width="600" height="450" /></p><p>Hazırladıkları videoları WhatsApp üzerinden öğrencilerine yollamaya başladılar. Ancak öğrencilerinin hepsinin internete erişimi yoktu. Bu kez arabalarına atlayıp, sosyal mesafelerine dikkat ederek her birinin sınıfındaki toplam 33 öğrencinin evine gittiler. Onlara kaynak kitap, hikâye kitapları gibi pek çok materyal götürdüler. Süreç boyunca iki ziyaret gerçekleştirdiler.</p><p><img decoding="async" class="wp-image-13787 alignnone" src="https://www.egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2020/06/Koronavir%C3%BCs%C3%BCn-E%C4%9Fitime-Etkileri-VII-Zeynep-Has%C4%B1rc%C4%B1-300x225.jpg" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" srcset="https://www.egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2020/06/Koronavirüsün-Eğitime-Etkileri-VII-Zeynep-Hasırcı-300x225.jpg 300w, https://www.egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2020/06/Koronavirüsün-Eğitime-Etkileri-VII-Zeynep-Hasırcı-768x576.jpg 768w, https://www.egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2020/06/Koronavirüsün-Eğitime-Etkileri-VII-Zeynep-Hasırcı-1024x768.jpg 1024w, https://www.egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2020/06/Koronavirüsün-Eğitime-Etkileri-VII-Zeynep-Hasırcı-1140x856.jpg 1140w, https://www.egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2020/06/Koronavirüsün-Eğitime-Etkileri-VII-Zeynep-Hasırcı-127x95.jpg 127w, https://www.egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2020/06/Koronavirüsün-Eğitime-Etkileri-VII-Zeynep-Hasırcı-200x150.jpg 200w, https://www.egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2020/06/Koronavirüsün-Eğitime-Etkileri-VII-Zeynep-Hasırcı.jpg 1599w" alt="" width="600" height="450" /></p><p>Hasırcı çifti ayrıca üç yıldır köy okullarını dolaşarak, bilim setleri götürdükleri ve çocuklara deneyler yaptırdıkları “Bilimi Seviyor, Keşfediyorum” projelerini de internete taşıdılar. Keşfetmek evde de mümkündü. <a href="https://www.youtube.com/channel/UC1ymDKMfQoahZnudCbU-_kA">“Bilimi Seviyor Evde Keşfediyorum”</a> adıyla açtıkları YouTube kanalında hem kendi öğrencilerine hem de kanalı takip eden tüm öğrencilere deney yaptırıyorlar. Bilimi çocukların gündelik yaşamına katarak hem öğrenmelerini hem de eğlenmelerini sağlıyorlar.</p><p>Zeynep ve Ali Öğretmen, Young Guru Academy, Hayal Gücü Merkezi ve Öğretmen Akademisi Vakfı (ÖRAV) ile birlikte çalışan, onlardan destek alan öğretmenlerden. Zeynep Öğretmen, uzaktan eğitim sürecini nasıl şekillendirdiklerini şöyle anlatıyor:</p><blockquote><p><span style="color: #232526;"><i>Ders videoları çekiyoruz ama eksik kalıyordu. İnterneti, telefonu ve bilgisayarı olamayanlar vardı. Ya da telefon var ama anne baba çalışmak zorunda. Baktık herkesi kapsayamayacağız evleri ziyaret etmeye başladık. ‘Anne gerçekten öğretmenim mi geldi, bu hayal miydi” diye soran öğrenciler oldu. Dersler önemli ama öğrencilerin sosyal ve duygusal yönlerinin doyurulması da çok önemli. Bir öğretmen öğrencisinin gözüne bakmalı. Çocukların bizi görmesi önemli. Ziyaretlerimizden sonra daha nitelikli ödevler gelmeye başladı. Biz de onları görünce rahatladık. Sizi takip ediyoruz, yanınızdayız mesajı çok önemliydi.”</i></span></p></blockquote><h4><b>YouTube kanalıyla farklı illerden, okullardan öğrencilere de ulaştılar</b></h4><p>Ali Öğretmen ise bu süreçte sürekli öğrencilerine ulaşmanın yollarını aradıklarını anlatıyor:</p><blockquote><p><span style="color: #232526;"><i>Daha önceden yürüttüğümüz bilim projesinin YouTube kanalı vardı ama aktif değildi. Onu aktif hale getirdik. Evde deney yapıyor, videolarını çekiyor ve kanala yüklüyoruz. Öğrencilerimize linki atıp ‘Aynısını yapabilir misiniz’ diye soruyoruz. Anlatarak deneyi yapıyorlar, aileleri de onları videoya çekip bize yolluyor. Bilimin yanı sıra Türkçenin kazanımları da var bunun içinde. Cümle kurmayı, ifade etmeyi öğreniyorlar. Beş duyu organımıza ne kadar çok hitap edersek öğrenme o kadar kalıcı oluyor. Bazı öğrencilerimiz kendileri deneyler bulup yaptılar ve bize videolarını yolladılar. Sınıftaki öğrencilerimiz dışında da kanaldan yüzlerce öğrenciye ulaştık. 412 abonemiz var. 1.000 öğrencinin katılımıyla balon etkinliği yaptık.”</i></span></p></blockquote><h4><b>Her velinin televizyon markasına göre EBA TV nasıl kurulur videosu yolladılar</b></h4><p>Diyarbakır’ın Pembeviran Köyü’ndeki ilkokulda müdür olan İmran Azboy ve okulun beş öğretmeni, internetin düzenli çekmediği köyde öğrencilerine ulaşmak için büyük bir çaba harcadılar. Önce 74 öğrencilerinin tümünü tek tek arayarak iyi olup olmadıklarını, sonra da onlara televizyon markalarını sordular. Televizyonun markasına göre velilere EBA TV’nin nasıl yüklendiğini anlatan videolar yolladılar ve kanalı televizyonlarına kurmalarını sağladılar.</p><h4><b>Cuma namazında uzaktan eğitim duyurusu</b></h4><p>Velileri hiçbir zaman okul ve süreçle ilgili habersiz bırakmadılar. Müdür Azboy, Cuma namazında velilere duyuru yaptı. Okulun ne kadar kapalı kalacağının belli olmadığını ama hep irtibat halinde olacaklarını söyledi. Her öğretmen kendi sınıfı için EBA TV’deki derslerle uyumlu ödevler ve ders anlatımları hazırladı. İmran Öğretmen okula gidip ödevlerin çıkışını aldı ve her bir öğrenciye bu materyalleri içeren paketler hazırladı. Bu paketleri köydeki imamın evine bıraktı. Öğrenciler kaynaklarını gidip buradan aldı.</p><h4><em><b>“Öğretmenimi istiyorum başka bir şey istemiyorum”</b></em></h4><p>Ayrıca, Köy Okulları Değişim Ağı’nın (KODA) uzaktan eğitim sürecinde köylerdeki çocukların eğitimden kopmamaları için kurduğu <a href="https://www.kodegisim.org/cozum-masasi">KODA Çözüm Masası</a>’ndaki içeriklerden de yararlandılar. İnternet erişimi olmayan veya kısıtlı olan çocuklar için belirli kazanımları hedefleyen, ses kayıtlarından oluşan ve çocuklara uygun olarak hikâyeleştirilmiş içerikleri kullandılar. İmran Öğretmen, “Köyde internet her yerde iyi çekmiyor. İnternet kotası da yeterli olmuyor ailelerin. Aileler gündüz tarlada oluyor, telefon çocukların erişiminde olmuyor. Canlı dersleri, EBA’yı çok da verimli kullanamadık. Ses kayıtlarıyla internet kotası ve bağlantısı sorununu aştık” diyor.</p><h4><b>Eğitim uzaktan, iletişim yakından </b></h4><p>Öğrencilerine “Ne istersiniz, bir şeye ihtiyacınız var mı” diye sorduklarında “Öğretmenimi istiyorum, başka bir şey istemiyorum” cevabını duyduklarını anlatan Azboy, “Köy şartları ne kadar zor olsa da okulumuza gidememek, çocuklarımızın gözlerinin içine bakamamak her şeyin üstünde bir zorluk oldu bizim için. Ancak onlara ulaşmanın yolunu bulduk. Biz bir şeyler yaptığımız zaman velilerimiz de bunun karşılığını verdi. İlkokul, ortaokul mezunu, tarlaya, hayvana giden velilerimiz çocukların katılımı için ellerinden gelen desteği vermeye çalıştılar. Uzak kaldık ama bir aradaydık. İletişimimiz kopmadı” diye konuşuyor.</p><p>Uzaktan eğitim sürecinde öğretmenleriyle birlikte büyük çaba gösteren İmran Öğretmenin bundan sonrası için de çok önemli önerileri var:</p><blockquote><p><span style="color: #232526;"><i>İlkokul 1, 2 ve 3. sınıfların telafisini okulda yaparız. Ancak ortaokula devam edecek 4. sınıflar, ne kadar iyi gidecek bir sonraki kademeye? 4. sınıfların telafisi öncelikli olmalı. Okul öncesinde de büyük kaybımız oldu. Ana dili Türkçe olmayan çocuklarımız var. Türkçeyle ana sınıfında tanışıyor. Yüz yüze eğitimdeki gibi Türkçe öğretmek mümkün değil. Ana sınıfından 1. sınıfa gelecek öğrencilerimizde bu sorunu yoğun göreceğiz.”</i></span></p></blockquote><h4><b><em>“Duygu beslenirse öğrenme başlar”</em></b></h4><p>Seval Binici Hatay’da Yeşilpınar Ortaokulu’nda Türkçe öğretmeni. Belirli aralıklarla EBA web sitesi üzerinden canlı dersler veren Binici, <a href="https://www.ogretmenagi.org/">Öğretmen Ağı</a> öğretmenlerinin hazırladığı Duygu Duvarı çalışmasını Değişim Elçisi Esin Yılmaz’ın yürütücülüğünde uzaktan eğitime uyarlayanlardan. Çalışma öğrencilerin duygularını ifade edebilecekleri güvenli bir alan yaratarak, tüm duygularıyla kabul edildiğini hissetmelerini amaçlıyor. “Duygusu beslenen her insan zaten öğrenmeye hazırdır” diyen Binici, çocukların en çok duyguları anlamaya ve ifade etmeye ihtiyacı olan bu dönemde önemli bir çalışma yapıyor.</p><p>Okulundaki 7 ve 8. sınıflara duyuru yapan Binici, 16 öğrenci ile EBA web sitesinde “Duygunu Söyle” diye özel bir grup kurdu. Öğrenciler isimleri yerine mahlas kullanarak öğretmenleriyle yazılı olarak duygularını paylaşıyor. Binici çalışmayı şöyle anlatıyor:</p><blockquote><p><span style="color: #232526;"><i>Önce öğrencilerimle duygu üzerine konuştum. Duygunun evrensel olduğunu, duyguyu ifade etmenin önemli olduğunu anlattım. ‘Hangi duyguları biliyorsunuz’ diye sordum. Şiddeti bir duygu olarak tanımlayan öğrenci de vardı. Bildikleri ve gözlemledikleri tüm duyguları yazmalarını istedim. Sonra hazırladığım formu doldurmalarını istedim. Formda gözlemledikleri bu duygulara yönelik sorular vardı. O hafta öğrencilerin duyguları nelerdi diye bir grafik paylaştım. Bunu her hafta yapacağım. Grafiğin amacı kendi duygularını ve diğer bireylerin duygularını gözlemlemek. Etkinliğe haziran ayı boyunca devam edeceğim. Sınava girecek öğrenciler de var. Yanlarında olmak istiyorum. En sonunda da bu duygularından bir üretim yapmalarını isteyeceğim. Bir şiir, yazı… İstedikleri türde bir şeyler yazacaklar.”</i></span></p></blockquote><h4><b><em>“Çocukların dinlenmeye ihtiyacı var”</em></b></h4><p>Öğrencilerin bu süreçte sıkıldıklarını, özlem ve kaygı duyduklarını anlatan Binici, çalışmaya başlamasının ardından geri dönüşler de almaya başladığını anlatıyor:</p><blockquote><p><span style="color: #232526;"><i>Bizi dinlediğiniz, önemsediğiniz için teşekkür ederiz’ diyenler oldu. <span class="glossaryLink " data-cmtooltip="deneme">Deneme</span> yazdığını ve ailesiyle paylaştığını, bundan gurur duyduğunu söyleyen öğrencim de oldu. Duygusu beslenmiş, doyuma ulaşan her varlık zaten öğrenmeye hazır hale geliyor çünkü kendini değerli hissediyor. Motivasyonları artıyor. Çocukların dinlenmeye ihtiyacı var.”</i></span></p></blockquote><p>Erzurum Horasan’da birleştirilmiş sınıf okutan Burak Pirim de öğrencileriyle bağını koparmamak için elinden geleni yaptı. Dönertaş İlkokulu’nda 1, 2, 3 ve 4. sınıfları bir arada okutan Burak Öğretmen, yapılanın uzaktan eğitim değil, öğretim olduğunu söylüyor. Pirim süreç başladığında önce öğrencilerine birkaç haftalık dökümanlar hazırladı. 15 kişilik sınıfı için WhatsApp grubu kurdu ve bilgilendirme yaptı. Ne şekilde ödev vereceğini, nasıl geri dönüşler alacağını ailelere anlattı. Diğer meslektaşlarından farklı olarak okuttuğu dört farklı sınıf için, sınıfta yaptığı gibi farklı seviyede dersler hazırladı:</p><blockquote><p><span style="color: #232526;"><i>Haftanın üç günü ödev attım. Onlar da bana telefon üzerinden geri yolladı, kontrol edip yenisini paylaştım. İletişimimiz kopmasın diye videolar çekerek ödevlerine dair geri dönüşler yaptım. Ödevleri üzerinden sohbet videoları attım. Öğretmenimiz bizi unutmadı diye düşündüler. Tüm araçlara rağmen öğretmensiz olmuyor, uzaktan eğitim süreci öğretmenin değerini bir kez daha göstermiştir umarım.” </i></span></p></blockquote><p>Örnekleri çoğaltmak mümkün. Türkiye’deki 1 milyon öğretmenin pek çoğu değişen koşullara hızla uyum sağlamaya, öğrencileri ve velileri bu süreçte desteklemeye çalıştı. Öğretmen Ağı Değişim Elçilerinden farklı illerde çalışan 17 psikolojik danışmanın meslektaşlarıyla gerçekleştirdiği ankette öğretmenlerin uzaktan eğitim sürecini nasıl yürüttüğüne dair ipuçları veriyor. Öğretmenler anket sonuçlarından yola çıkarak okula dönüşle ilgili de yaratıcı çözümler üretmeyi amaçlıyor.</p><h4><b>Öğretmen Ağı anketi ne diyor? </b></h4><p>Ankete, 80 ilden 16 farklı branştan 1.536 öğretmen katıldı. Çoğunluğu sırasıyla sınıf öğretmenleri, psikolojik danışmanlık ve rehberlik, okul öncesi öğretmenleri oluşturdu. Ankete katılan öğretmenlerin yüzde 34’ü ilkokul, yüzde 25,5’i ortaokul, yüzde 22,9’u lise, yüzde 10,9’u okul öncesi, yüzde 4’ü de özel eğitim kademelerinde görev yapıyor.</p><p>Çalışmaya göre öğretmenlerin yüzde 24’ü öğrencilerle hafta içi her gün; günde birden fazla, yüzde 22’si her gün bir kez; yüzde 15’i gün aşırı, yüzde 18,2’si haftada bir kez, yüzde 14’ü seyrek iletişim kurduğunu, yüzde 4’ü ise hiç iletişim kuramadığını söylüyor. Öğrencileriyle en fazla iletişim kuran öğretmenler okul öncesi ve ilkokul öğretmenleri.</p><h4><em><b>“Duygusal ihtiyaçları ön plana aldık”</b></em></h4><p>Öğrencileriyle iletişime geçen öğretmenler telefon, EBA, WhatsApp ve Zoom’un yanı sıra Skype, Hangouts Meet, YouTube, Microsoft Teams, Kahoot! veya Flipgrid gibi dijital araçlar kullandığını belirtiyor. Anket sonuçları branş ve kademe fark etmeksizin öğretmenlerin öğrencileriyle dijital dünyaya uyum ve salgınla ilgili bilgi verilmesi ve çocukların sosyal-duygusal ihtiyaçlarının karşılanması konusunda iletişim kurduklarını gösteriyor. Öte yandan pek çok öğretmen bu dönemde öğrencilerin sohbet, oyun ve duygusal ihtiyaçlarını ön plana aldığını belirtiyor.</p><p>Eğitimin şekli, yöntemleri değişse de değişmeyen tek şey, öğretmenin önemi. Tıpkı yüz yüze eğitimde olduğu gibi, uzaktan eğitimde de öğretmenin mesleki deneyimlerini yönlendirebilmesi ve biçimlendirmesi, meslektaşlarıyla bir arada çözüm araması, yani “özne” olabilmesi çok önemli. Öğretmenin özne olabilmesi için de farklı paydaşlar tarafından desteklenmesi, meslektaşlarıyla birlikte kurup geliştirdikleri işbirliği ağlarında yer alması çok önemli.</p>						</div>
				</div>
					</div>
				</div>
				</div>
		]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Okullar Açılmaya Hazır Mı?</title>
		<link>https://egitimreformugirisimi.org/turkiyede-koronavirusun-egitime-etkileri-vi-okullar-acilmaya-hazir-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eğitim Reformu Girişimi]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 May 2020 18:02:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye'de Koronavirüsün Eğitime Etkileri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egitimreformugirisimi.org/turkiyede-koronavirusun-egitime-etkileri-vi-okullar-acilmaya-hazir-mi/</guid>

					<description><![CDATA[Koronavirüs salgını nedeniyle <a href="https://en.unesco.org/covid19/educationresponse"> 150 ülkede yaklaşık 1 milyar 190 milyon öğrenci</a> için okullar hala kapalı. Türkiye’de okulların açılması Eylül ayına ertelendi. Okulların açılması için önemli koşullar neler ve okullar açılmaya ne kadar hazır? ERG Eğitim Gözlemevi Koordinatörü Burcu Meltem Arık, okulların açılma sürecini ele aldı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="34284" class="elementor elementor-34284" data-elementor-post-type="post">
				<div data-particle_enable="false" data-particle-mobile-disabled="false" class="elementor-element elementor-element-40c4a3a0 e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="40c4a3a0" data-element_type="container">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-1b7e9b78 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="1b7e9b78" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<p>ERG Eğitim Gözlemevi olarak, etkisi gün geçtikçe artan yeni tip koronavirüsten etkilenen eğitim sistemini iki aydır dikkatle izliyoruz. Eylül ayı itibarıyla okulların yeniden açılmasına yönelik hazırlıkların yapıldığı bu dönemde “Koronavirüsün Eğitime Etkileri” başlıklı bu yazı dizimizin altıncısını paylaşıyoruz. Yazı dizisiyle amacımız, Türkiye’nin ve yeni tip koronavirüsle mücadele eden diğer ülkelerin eğitim sistemlerindeki değişimi izlemek, bu değişimin eğitimin paydaşlarına ve eğitim politikalarına olan etkisini tartışabilmek. Bu yazımızda, okulların açılması sürecine yönelik küresel ölçekte paylaşılan bazı önerileri ve değerlendirmeleri ele alıyoruz.</p><p>Salgın nedeniyle <a href="https://en.unesco.org/covid19/educationresponse">28 Mayıs itibarıyla 150 ülkede yaklaşık 1 milyar 190 milyon öğrenc</a>i için okullar hala kapalı. Bununla birlikte, Nisan ayından başlayarak okullar bazı ülkelerde ülke genelinde açılmaya başladı. Nisan’da Grönland, Mayıs’ta ise İzlanda, Norveç, Avusturya, Fransa’da okullar açıldı. Bunun sonucunda, okulların açılmaya ne kadar hazır olduğuna yönelik tartışmalar da hız kazandı. Özellikle Fransa’da okulların açılmasından bir hafta sonra öğrenciler arasında çıkan <a href="https://www.businessinsider.com/70-new-coronavirus-cases-reported-after-french-schools-begin-reopening-2020-5">70 yeni vaka</a> ve okul öncesi eğitim kurumlarından birinin bahçesinden sosyal medyaya yansıyan <a href="https://twitter.com/hcmariwala/status/1261189573608189952?s=20">sosyal mesafe çizgileri</a> tartışmaları güçlendirdi. Türkiye’de ise normalleşme süreci istenen düzeyde devam etseydi okulların 1 Haziran’da açılma ihtimali bulunuyordu. Ancak, okulların açılma tarihi önce 24 Ağustos’a, daha sonra da Eylül ayına ertelendi.</p><h4><b>Okulların yeniden açılmasına yönelik planlamalar hijyen, izleme ve psikososyal destek alanındaki çalışmaları önceliklendirmeli</b></h4><p>Daha önce bu ölçekte yaşanmamış olsa da dünyada daha önce gerçekleşen salgınlar, <a href="https://fikirturu.com/toplum/uzaktan-egitim-ama-nasil/">ülkelerin en zorlandığı ve en hazırlıksız olduğu aşamanın okulların yeniden açılması </a>olduğuna işaret ediyor. Afrika’da yaşanan ebola salgını nedeniyle okulların kapanması halihazırda risk altındaki pek çok çocuğun eğitimden yoksun kalmasına ve okuldan kopmalarına neden oldu. Bu süreçte, çocuğa yönelik şiddet ve istismar vakalarında da artış <a href="https://www.concordmonitor.com/Closing-schools-33403296">görüldü</a>. Bu deneyim önemli bir öğrenme fırsatı sunuyor. Buna karşılık, salgın sürecinde okulların yeniden açılmasına yönelik planlamalar büyük ölçüde telafi eğitimleri açısından ele alınıyor. Oysa, hijyen koşullarının ve hijyen eğitimlerinin sağlanmasına, özellikle risk altındaki çocukların etkin izlenmesi ve desteklenmesine, eğitimin tüm paydaşlarının yeni sürece uyumunun sağlanmasına ve uzaktan eğitim sürecinde başlatılan psikososyal destek çalışmalarının güçlendirilerek sürdürülmesine öncelik verilmeli.</p><h4><b>Okullarda hijyen sorunu şimdi daha belirgin </b></h4><p>UNESCO Uluslararası Eğitim Planlama Enstitüsü tarafından hazırlanan “<a href="http://www.iiep.unesco.org/en/plan-school-reopening?utm_content=bufferc6f16&amp;utm_medium=social&amp;utm_source=twitter.com&amp;utm_campaign=buffer">Okulların yeniden açılması için planlama</a>” yayınında karar vericilere yönelik bir dizi öneri paylaşıldı. Öneriler üç başlık altında ele alınıyor: planlama; iletişim, danışma ve koordinasyon; izleme ve değerlendirme. <b>Planlama </b>başlığı altında yer verilen öneriler arasında eğitime ayrılan bütçenin korunması, okullara ayrılan bütçenin artırılması, personel maaşlarında kesintiye gidilmemesi yer alıyor. Okul binaları ve çevrelerinin güvenliği, hijyen önlemlerinin güçlenmesi, temizlik malzemelerinin düzenli temini de vurgulanıyor. ERG ve Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) işbirliğinde yayımlanan “<a href="https://www.egitimreformugirisimi.org/cocuklarin-gozunden-okulda-yasam-arastirma-raporu-ve-politika-onerileri/">Çocukların Gözünden Okulda Yaşam</a>” araştırması bulgularına göre okullarda hijyen salgın öncesinde de genel bir sorundu, ancak bu dönemde daha da ortaya çıktı. Okullarda özellikle tuvalet temizliğinin ve hijyen malzemelerinin sağlanması ihtiyacı belirginleşti. Salgından önce okullarda hijyen masrafları ağırlıklı olarak okul-aile birliği bütçelerinden karşılanıyordu. Önümüzdeki süreçte hijyen masraflarının kamu kaynakları tarafından karşılanma payı artırılmalı.</p><p>Planlama başlığı altında yer verilen diğer öneriler arasında, uzaktan eğitim sürecinden en çok etkilenen bölgelerin ve grupların önceliklendirilmesi geliyor. Millî Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) 23 Mart’tan bu yana sürdürülen uzaktan eğitim sürecinde paylaştığı olanaklara karşın içinde bulunduğu koşullar nedeniyle uzaktan eğitime erişemeyen ve uzaktan eğitim araçlarını etkin kullanamayan öğrencilere yönelik programlar planlanmalı. Okulların açılması ile birlikte, planlanması gereken bir diğer konu da, uzaktan eğitim sürecinin ardından sınıfta yaşanabilecek okula uyum sorunlarının ve devamsızlığın önlenmesi olabilir. <a href="https://en.unesco.org/covid19/educationresponse/consequences">Okuldan uzakta olunan süre uzadıkça özellikle risk altındaki çocukların okula dönüş oranlarında azalma ihtimali artıyor</a>. Bu çocukların sağlık, beslenme, güvende olma durumlarının da bu süre içinde değişebileceği belirtiliyor. Okulların yeniden açılma süreci, akademik boyutun yanı sıra iyi olma halini de bütünüyle gözetmeli.</p><h4><b>Telafi eğitimlerinde bireysel eylem planları önemli </b></h4><p>Millî Eğitim Bakan Yardımcısı Mahmut Özer, telafi eğitimlerinin “<a href="http://www.meb.gov.tr/covid-19-salgini-sonrasi-dunyada-egitim/haber/20936/tr">özellikle dezavantajlı okullardaki ve çeşitli imkânsızlıklar nedeniyle verimli bir uzaktan eğitim süreci geçiremeyen öğrenciler</a>” için önceklendirileceğini belirtiliyor. Bu öğrencileri en yakından tanıyanlar, öğrencinin sınıfına giren öğretmenler ve öğrenci profilini bilen okul yöneticileri. Bu nedenle telafi eğitimlerinde okulların kendi öğrencileri için bireysel eylem planları hazırlaması; kamu kurumlarının da bu eylem planlarının hayata geçmesini garanti altına alması hedeflenmeli. Bu süreçte risk altındaki gruplara yönelik çalışmalar yürüten sivil toplum kuruluşları ile etkin işbirliği de önemli.</p><p><b>İletişim, danışma ve koordinasyon </b>başlığı altında yer verilen öneriler arasında ilk sırada öğretmenler, veliler, öğrenciler ve kamuoyuyla düzenli iletişimin sürdürülmesi bulunuyor. MEB, uzaktan eğitim sürecinde kamuoyuyla düzenli iletişime önem verdi. Bu, okulların açılması sürecinde de sürdürülmeli. Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, 22 Mayıs’ta “<a href="http://www.meb.gov.tr/gencler-sordu-ziya-ogretmen-yanitladi/haber/20970/tr">Ziya Öğretmen ile Fen Lisesi Öğrenci Buluşmaları</a>“nda bir araya geldiği öğrencilerle yaptığı görüşmede, hazırlık çalışmalarının genel bir çerçevesini paylaştı. Açıklamasında, yıl boyunca yapılması gereken iş ve işlemlerin belirlendiğini, bunlara yönelik bir kitapçık hazırlandığını belirtti. Stresle baş etme, psikolojik, sosyal, fiziksel ve sağlık açısından okula uyum konularında çalışmalar yapıldığını da ekledi. Ancak bunların ne olduğuna yönelik detaylı bilgi henüz paylaşılmadı.</p><p>UNESCO Uluslararası Eğitim Planlama Enstitüsü tarafından hazırlanan “<a href="http://www.iiep.unesco.org/en/plan-school-reopening?utm_content=bufferc6f16&amp;utm_medium=social&amp;utm_source=twitter.com&amp;utm_campaign=buffer">Okulların yeniden açılması için planlama</a>” yayınında yer verilen <b>izleme ve değerlendirme</b> başlığı kapsamında ise okulların esnek bir öğrenme yaklaşımı benimsemelerinin yararlı olabileceği belirtiliyor. Esnek öğrenme yaklaşımıyla kastedilen ise, öğretim süresinin ve sınavların sağlık koşullarını dikkate alarak düzenlenmesi, okulda geçirilen sürenin kısaltılması ve bu nedenle hızlandırılmış müfredat uygulanması, telafi/destek programları benzeri uygulamaların hayata geçirilmesi.</p><h4><b>Öğretmenlerin okula dönüş sürecinde etkisi ve rolü </b><b> </b></h4><p>Uzaktan eğitim süreci, öğretmenlerin eğitim sistemindeki dönüştürücü gücünün ve kilit rolünün bir kez daha fark edilmesini sağladı. <a href="https://www.egitimreformugirisimi.org/koronavirusun-egitime-etkileri-iv-dijital-ucurum-uzaktan-egitimi-nasil-etkiliyor/">Dijital teknolojilerdeki değişimler eğitim ve öğretim tasarımını değiştirdi; öğrenci ve öğretmen arasındaki etkileşim biçimlerini farklılaştırdı.</a> Bu süreçte <a href="https://www.egitimreformugirisimi.org/yayin/egitim-izleme-raporu-2019-ogretmenler/">Türkiye’deki 1 milyon öğretmen</a>, değişen koşullara hızlıca uyum sağlamaya, öğrencileri ve velileri de bu süreçte desteklemeye çalıştı.</p><p>UNESCO’nun Öğretmen Görev Gücü de Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ile işbirliğinde okula dönüş sürecine katkı sunmak amacıyla ayrı bir <a href="https://en.unesco.org/news/back-school-efforts-must-include-teachers">rehber</a> yayımladı. Bu rehberin ana amacı, okula dönüş sürecinde öğretmenlerin yeterli destek almalarını sağlamak. Uzaktan eğitime geçiş sürecinde olduğu gibi okullara dönüş sürecinde de öğretmenler ve okul yöneticileri kritik role sahip. Öğretmen ve okul yöneticilerinin öğrenme ortamlarının güvenli olması, telafi eğitimi sürecinin tüm öğrencileri kapsaması, risk altındaki öğrencilere yönelik destek mekanizmalarının oluşturulması, psikososyal destek programlarının hayata geçirilmesi vb. çok sayıda çalışmayı eşgüdümlü yürütmeleri bekleniyor.</p><p>UNESCO ve ILO işbirliğinde hazırlanan rehberde yer alan öneriler arasında ise öğretmenlerin ve okulların okula dönüş planlama süreçlerine dahil edilmesi, öğrenci ve öğretmenlerin okul ortamındaki güvenliğinin garanti altına alınması yer alıyor. Ayrıca öğretmenlerin psikolojik ve sosyal-duygusal iyi olma haline önem verilmesi, öğretmenlerin yeni çalışma koşullarına uyum sağlayabilmeleri için desteklenmesi, çalışma koşullarının olumsuz etkilenmemesinin önüne geçilmesinin önemi vurgulanıyor.</p><h4><b>Öğretmenler önlemler ve riskler konusunda güçlenmeli </b></h4><p>Uzaktan eğitim sürecinde olduğu gibi, öğretmen, öğrenci ve velilerin psikososyal desteğe erişebilmeleri okulların açılması sürecinin en kritik adımı olacak. Bu nedenle, MEB’in geliştirildiğini paylaştığı psikososyal destek kitine erişimin yanı sıra uzmanlara erişim olanağı da sağlanması sürecin daha sağlıklı ilerlemesine yardımcı olmak için önemli. Okul güvenliğinin sağlanması ve öğrenme açığının kapanmasına yönelik telafi/destek eğitimlerinin etkili olabilmesi için öğretmenlerin planlamanın her aşamasına katılımı gerekiyor. Öğretmenler, doğabilecek riskler ve alınabilecek önlemler konusunda güçlenmeli; sağlık ve güvenlik önlemlerinin yanı sıra farklı öğretim yöntemlerine de hazırlanmalı. Bunları yapmaları ise mevcut iş yüklerinin artmasına neden olabilir.</p><p>UNESCO ve ILO’nun yayınında okula dönüş sürecinin personel eksikliği gibi önemli boşlukları daha görünür kılacağı da belirtiliyor. Bu nedenle, sürecin öğretmenleri temsil eden tüm sendikalarla işbirliğinde ilerletilmesi öneriliyor. Mevcut öğretmenlerin istihdamı, oluşan ihtiyaç sonucunda gerçekleşecek öğretmen atamaları, yapılacak telafi/destek eğitimleri, sağlık ve güvenlik önlemlerinin aksamadan yürütülebilmesi için mevcut bütçenin korunması ve artırılması da öneriler arasında. Özel okullarda çalışan öğretmenlerin haklarının da dikkate alınmasının gerekliliği vurgulanıyor.</p><h4><b>Okulların açılması süreci dikkatle planlanmalı</b></h4><p>UNESCO, okullar açılmadan önce usule ve finansmana yönelik tüm planların detaylı bir biçimde tamamlanmasının gerekliliğine işaret ediyor. Temiz su ve hijyen malzemelerinin temini, sıhhi tesisatın denetimden geçirilmesi ve güçlendirilmesine yönelik çalışmalar okullar açılmadan önce tamamlanmış olmalı. Hazırlıklar sırasında planlanan telafi/destek programlarında öncelik risk altındaki çocuklara verilmeli. Okullar açıldıktan sonra ise sağlık göstergeleri çok etkin izlenmeli; okulun tüm paydaşlarının iyi olma hali gözetilmeli. Tüm bu öneriler dikkate alındığında, Türkiye’nin bu sürece ne kadar hazır olduğunu anlamak için ise planlama; iletişim, danışma ve koordinasyon; izleme ve değerlendirme boyutlarında atılacak adımlara yönelik detaylı bilgi gereksinimi devam ediyor.</p>						</div>
				</div>
					</div>
				</div>
				</div>
		]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dijital Uçurumu Öğrenciler Anlatıyor</title>
		<link>https://egitimreformugirisimi.org/turkiyede-koronavirusun-egitime-etkileri-v-dijital-ucurumu-ogrenciler-anlatiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eğitim Reformu Girişimi]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Apr 2020 13:17:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye'de Koronavirüsün Eğitime Etkileri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egitimreformugirisimi.org/turkiyede-koronavirusun-egitime-etkileri-v-dijital-ucurumu-ogrenciler-anlatiyor/</guid>

					<description><![CDATA[Bir aydır devam eden uzaktan eğitim sürecinde evlerdeki imkân ve öğrenme farklılıkları daha görünür hale geldi. Bilgi iletişim teknolojilerine erişimde ve kullanım becerisinde yaşanan eşitsizlik bu süreçte öğrenmeyi nasıl etkiliyor? ERG Araştırmacısı Umay Aktaş farklı sosyo-ekonomik koşullara sahip öğrencilerle görüştü. Dijital uçurumu bu kez öğrenciler anlatıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="34286" class="elementor elementor-34286" data-elementor-post-type="post">
				<div data-particle_enable="false" data-particle-mobile-disabled="false" class="elementor-element elementor-element-3c0e1ddd e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="3c0e1ddd" data-element_type="container">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-94d7cad elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="94d7cad" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<p>4. ,6. ve 7. sınıfa giden üç kardeş EBA TV’deki dersleri izliyorlar. Bir de annelerinin telefonuna öğretmenleri tarafından Whatsapptan atılan ödevlerini takip etmeye çalışıyorlar. Tek bir telefonu paylaştıkları için ödevlerinde gecikmekten, anlamadıklarını öğretmenlerine soramamaktan şikayetçiler.</p><p>5. sınıf öğrencisi Z. A’nın evde iki bilgisayar ve bir tableti var. Haftanın üç günü canlı derse katılıyor. “Okulun yerini tutmuyor ama en azından öğretmenlerimiz anlatıyor. Online dersin başında ve sonunda soru sorabiliyoruz da. ” diye konuşuyor.</p><p>8. sınıfa giden T.A, her gün okuldaymış gibi öğlene kadar online ders yapıyor. Okul canlı dersleri bittikten sonra sıra dershanenin canlı derslerine geliyor.</p><p>5. sınıf öğrencisi F.A, televizyondaki dersleri takip ediyor. Bilgisayarı var ama EBA web sitesi üzerinden öğretmenin yolladığı ödevlere erişmeyi başaramıyor.</p><p>U.T tableti, üzerinden okulunun online derslerine katılıyor. Ayrıca okul sonrası zamanlarda devam ettiği Bilim ve Sanat Merkezi de online olarak derslere devam ediyor. “Uzaktan eğitim süreci bir şeyleri nasıl araştıracağımızı daha iyi öğretti. Bilgisayar üzerinden sorunlar nasıl çözülür onu öğrendim.” diyor.</p><p>Örnekleri çoğaltmak da mümkün.</p><p>Onlar farklı sosyo-ekonomik koşullara sahip, farklı okul türlerinden, sınıflardan çocuklar. Her birinin uzaktan eğitim deneyimi de evindeki imkânları da farklı.</p><p>Normal şartlarda da öğrencinin gelişimini, başarısını etkileyen ebeveynin eğitim durumu, evdeki kitap sayı gibi pek çok sosyo-ekonomik etkenin eğitime etkisi uzaktan eğitim sürecinde daha da arttı. Bu süreçte<a href="https://www.egitimreformugirisimi.org/uzun-hikaye-karsi-pencere/"> okullar arasındaki imkân ve öğrenme farklılıkları</a> yerine evler arasındaki imkân ve öğrenme farklılıkları daha görünür. <a href="https://www.egitimreformugirisimi.org/uzun-hikaye-ayse-ve-elif-arasindaki-ucurum/">Hanehalklarının eğitime ayırdığı bütçe</a> arasında uçurumun olduğu Türkiye’de, uzaktan eğitim sürecinde etkisini daha fazla hissettiren bir eşitsizlik var; <a href="https://www.egitimreformugirisimi.org/koronavirusun-egitime-etkileri-iv-dijital-ucurum-uzaktan-egitimi-nasil-etkiliyor/">Dijital uçurum.</a> Yani farklı sosyo-ekonomik koşullardaki bireylerin bilgi iletişim teknolojilerine (BİT) erişiminde ve bunları kullanımında yaşadığı eşitsizlik.</p><p>Yazı dizimizin<a href="https://www.egitimreformugirisimi.org/turkiyede-koronavirusun-egitime-etkileri-iii-uzaktan-egitimin-ilk-iki-haftasi-nasil-gecti/"> üçüncü bölümünde </a>öğretmenler, sosyo-ekonomik olarak elverişsiz koşullara sahip öğrencilerin, mülteci çocukların, internete erişimi kısıtlı olan, bilgisayar, tableti olmayan, ana dili Türkçe olmayan öğrencilerinin yaşadığı sıkıntıyı dile getiriyordu. İstanbul’daki bir öğretmen 41 kişilik sınıfında EBA web sitesi üzerinden verdiği ödevlere sadece 7 öğrencinin ulaşabildiğini söylüyordu. Van’da bir lisede çalışan bir öğretmen de, evde bilgisayarı ve interneti olmayan öğrencilerin babalarının cep telefonunu kullanmak için akşam eve gelmesini beklediklerini anlatmıştı.</p><p>ERG Gözlemevi Koordinatörü Burcu Meltem Arık <a href="https://www.egitimreformugirisimi.org/koronavirusun-egitime-etkileri-iv-dijital-ucurum-uzaktan-egitimi-nasil-etkiliyor/">“Dijital Uçurum Uzaktan Eğitimi Nasıl Etkiliyor?” </a>yazısında ise dijital uçurumun diğer eşitsizliklerden ayıranın, eşitsizlikleri daha da derinleştirebilme potansiyeli olduğunu vurguluyor. Uçurumun kapanması için neler yapılması gerektiğini de anlatıyordu.</p><p>Bu bölümümüzde de farklı sosyo-ekonomik koşullara sahip çocuklarla görüşüp, dijital uçurumun uzaktan eğitimi ve çocukların bu süreçteki öğrenmelerini nasıl etkilediğini daha yakından ortaya koymaya ve anlamaya çalıştık. Ortak noktaları okulu, öğretmenlerini özlemiş olmaları ve öğretmenleriyle konuşabildikleri, onlara soru sorabildikleri canlı derslere ihtiyaçlarının olması. Deneyimleri ise farklı farklı. Öğrencilerin anlattıkları uzaktan eğitim sonrasında yapılacak telafi eğitimlerine dair de önemli ipuçları içeriyor.</p><h4><b>3 öğrenci, bir cep telefonu, olabildiği kadar uzaktan eğitim</b></h4><p>TÜİK’in<a href="http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=30574"> Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması’na </a>göre Türkiye’de hanelerde masaüstü bilgisayar bulunma oranı, yüzde 17, 6, taşınabilir bilgisayar bulunma oranı, yüzde 37,9, tablet bulunma oranı yüzde 26,7; cep telefonu bulunma oranı ise yüzde 98,7. Tokat’ın bir köyünde yaşayan 4.,6. ve 7. sınıfa giden üç kardeş cep telefonu olan hane verisine dahil. Evlerinde, bilgisayar ya da tabletleri yok. EBA TV’deki dersleri takip ediyorlar. Bir de annelerinin telefonuna öğretmenleri tarafından Whatsapptan atılan ödevlerini takip etmeye çalışıyorlar. Tek bir telefon olduğu için sıra beklemekten ve ödevlerinde gecikmekten yakınıyorlar.</p><p>Anneleri ev kadını, babaları inşaat işçisi olan üç kardeşin en küçüğü 4. sınıfa giden K. İ “Öğretmen annemin telefonuna ödev gönderiyor. Defterime yapıp, öğretmene fotoğrafını yolluyoruz. Ablamlardan bana sıra gelmiyor bazen. Ödevlerimde gecikiyorum.” diyor. 7. sınıfa giden Ç.İ de tek telefonu üç kişi paylaşmaktan yakınıyor: <i>“Branş öğretmenlerimden ödevler, testler geliyor. Defterime geçiriyorum ve yapıyorum. Ama telefonu kardeşlerimle paylaşmakta sıkıntı yaşıyoruz. Ödev için araştırma yapmam gerektiğinde kardeşlerim telefonu istiyor. Ayrıca anlamadığım konu ve soru olduğunda öğretmene soramıyorum.”</i></p><h4><em><b>“Devlet keşke tablet dağıtsa”</b></em></h4><p>EBA’da 8.sınıfların yanı sıra lise hazırlık ve 12. sınıflar için de canlı dersler başladı. Ancak canlı dersler henüz tüm sınıfları kapsamıyor. Anne N.İ bu süreçte elinden geldiğince çocuklarına destek olduğunu ama en büyük sıkıntının televizyondan dinledikleri konular hakkında soru soramamaları, sadece dinleyerek eğitime devam etmeleri olduğunu anlatıyor:</p><blockquote><p><span style="color: #232526;"><i>Televizyondaki derslerde de, öğretmenin telefonuma attığı ödevlerde de çocukların anlamadıkları oluyor. Keşke soru sorabilsek. Üçü de EBA TV izliyor ama bence ders saati yetersiz. Telefonumun interneti de ancak yetişiyor. Ödevler için internete araştırmada yapıyorlar. Canlı ders yapabilenler var, duyuyorum. Ne güzel. Gerçi bunun içinde evde yeterli imkân olması lazım. Devlet ihtiyacı olan her aileye tablet dağıtsa keşke. Okulda öğretmenleri her şeyi anlatıyordu, şimdi benim gösterdiğimle kalıyorlar.”</i></span></p></blockquote><h4><b>Elverişsiz koşullardaki öğrencilerin öğrenme kaybı artabilir</b></h4><p>Anne N.İ’nin anlattıkları uzaktan eğitim süreci öncesinde yaşanan öğrenme kayıplarının bu süreci de olumsuz etkilediğini, sosyo-ekonomik olarak elverişsiz koşullara sahip öğrencilerin öğrenme kayıplarının daha fazla artırabileceğini de gösteriyor:</p><blockquote><p><span style="color: #232526;"><i>4. sınıfa giden oğlumun bugüne kadar sık sık öğretmeni değişti. Temeli çok sağlam değil. O yüzden uzaktan eğitimde daha çok zorlanıyor. 6. sınıfa giden kızım ilkokulu boyunca tek öğretmenle okudu. Temeli kuvvetli. İlkokulu iyi okuyunca çocuk alıyor bilgiyi, ortaokul etkilenmiyor. Şimdi birkaç ders görmemiş çok da fark etmiyor. Telafisi daha kolay.”</i></span></p></blockquote><p>Aynı ilin başka bir köyünde yaşayan 5. sınıf öğrencisi N.M daha şanslı. Kendine ait bir bilgisayarı ve tableti var. Televizyondan EBA TV’yi takip ediyor. Öğretmeninin EBA web sitesi ve Whatsapp üzerinden yolladığı ödevleri yapıyor. Okulda öğretmenin anlattığı gibi yüz yüze eğitimin yerini tutmasa da geri kalmadığı için memnun olduğunu söylüyor:</p><blockquote><p><span style="color: #232526;"><i>Ödevlerim için araştırma yaparken evdeki kaynaklarım yetmeyince bilgisayarımdan ya da tabletten de araştırma yapıyorum. Bazı arkadaşlarımızın interneti yok, uzakta oturuyorlar. İnterneti olmayanların derslerinde kopukluk oluyor. ” </i></span></p></blockquote><p>Tokat merkezde yaşayan ve özel bir okulda 5. sınıf öğrencisi Z.A’nın uzaktan eğitim deneyimi imkânları ve ailesinden aldığı destek nedeniyle daha farklı. Evde iki bilgisayar ve bir tableti var. Haftanın üç günü arka arkaya dört dersin anlatıldığı canlı derslere katıldığını anlatıyor:</p><h4><em><b>“Matematik öğretmenimin esprilerini özledim”</b></em></h4><blockquote><p><i><span style="color: #232526;">Tüm beşinci sınıflar, 78 kişinin katıldığı dersler oluyor. Öğretmenler bizim sesimizi ve görüntümüzü kapatıyorlar, ders başında ve sonunda soru sorabiliyoruz. Bir de bu derslerin ödevlerini veriyorlar. Okulun yerini tutmuyor ama en azından öğretmenlerimiz anlatıyor. Okulu çok özledim, matematik öğretmenimizin esprilerini özledim. Online derste vakit gitmesin diye espri yapmıyor.”</span></i></p></blockquote><p>Öğrencilerin ve öğretmenlerin dijital okuryazarlığı da dijital uçurumu etkiliyor. Babası bilişim teknolojileri öğretmeni olan Z.A bilgisayar kullanırken babasının kendisine çok destek olduğunu söylüyor:</p><blockquote><p><span style="color: #232526;"><i>Okulumuzdaki öğretmenlerimiz de çok şey biliyormuş, bu süreçte onu anladım. Çok aktifler, süslü, eğlenceli yazılar yolluyorlar. Bilgisayarın, uygulamaların benim bilmediğim bir sürü özelliği biliyorlarmış. Okulda da kodlama dersimiz vardı. Oyunlar tasarlamıştık, akıllı tahtamızı da aktif olarak kullanıyorduk. Bu süreçte zorlanmadım o yüzden”</i></span></p></blockquote><p>İstanbul’daki özel bir okulda 5. sınıfta burslu okuyan U.T’nin deneyimi sayısal, sözel becerilerin yanı sıra problem çözme becerilerinin de teknoloji okuryazarlığında ne kadar önemli olduğuna dair bir örnek.</p><p>Evde bilgisayarı, tableti ve telefonu olan U.T, tableti üzerinden okulunun online derslerine katılıyor. Ayrıca okul sonrası zamanlarda devam ettiği Bilim ve Sanat Merkezi’nde de (BİLSEM) online olarak derslere devam ediyor.</p><blockquote><p><span style="color: #232526;"><i>Canlı derslerin yanı sıra farklı uygulamalardan ödevlerimizi paylaşıyor öğretmenlerimiz. Yapıp, o uygulamalar üzerinden geri gönderiyoruz. Hatalarımız varsa geri dönüş yapıyorlar. Bazen de canlı derslerimizde ödev kontrolünü birlikte yapıyoruz. Anlamadıklarımızı ya da yanlışlarımızı anlatıyorlar. Sabah 09.00’da genelde dersler başlıyor. Aralar, öğle yemeği zamanı da oluyor. Bazen 13.40’ta bazen de 14.40’ta bitiyor. Sonra ödevlerimi yapıyorum. Akşam 18.00’de de BİLSEM dersime giriyorum online olarak. Canlı derslerin olması bence bir avantaj. Çevremde online dersleri olmayan arkadaşlarım da var. En çok buna ihtiyaç duyduklarını anlatıyorlar.”</i></span></p></blockquote><h4><b>Dijital okuryazarlığı yüksek öğrenciler için süreç daha verimli </b></h4><p>Teker, online kaynakları uzaktan eğitimden önce de çok kullandığını anlatıyor:</p><blockquote><p><span style="color: #232526;"><i>EBA’yı çok zamandır kullanıyordum mesela. Her şey var; konu anlatımları, alıştırmalar, testler. Eğitsel oyunları güzeldi. Öğrenmemi en iyi sağlayan yer. EBA’nın yanı sıra ilkokul zamanımdan bu yana pek çok online platform kullanıyorum. Dinleyerek öğrenme gücüm var, sanal kaynakları daha çok kullanıyorum. Sınavlara çalışmak için araştırırken bu platformları keşfettim. İlkokulda akıllı tahta kullanırken öğretmenin faydalandığı kaynaklara da baktım. BİLSEM’de maker yarışmalarına katıldık. Kodlamayla yaptığımız ürünleri sunduk. Ortaokulda da şimdi kodlama dersi alıyorum. Babam da bilgisayarla ilgili bilgili. Onunla araştırma yaparken bilgisayardan çok şey keşfettik. Uzaktan eğitim süreci bir şeyleri nasıl araştıracağımızı daha iyi öğretti. Sorumluluklarımı planlamayı öğrendim, bilgisayar üzerinden sorunlar nasıl çözülür onu daha iyi öğrendim. EBA’da da daha fazla canlı ders olursa bu eşitsizlik ortadan kalkar.”</i></span></p></blockquote><h4><em><b>“Sınava hazırlık uzaktan eğitimle zor, imkânı olmayana haksızlık”</b></em></h4><p>İzmir’de bir özel okulda 8.sınıf öğrencisi olan T.A, sadece okuldaki dersleri değil, dershanedeki sınava hazırlığı da canlı derslerle yapıyor. EBA’daki canlı dersleri değil, okulunun canlı derslerini takip ediyor. Uzaktan eğitim deneyimini şöyle anlatıyor:</p><blockquote><p><span style="color: #232526;"><i>09.00’dan 16.00’a kadar 15 dakika arayla okul derslerini online olarak yapıyoruz. Kardeşim de okul öncesi eğitimde. O da günde iki saat online ders yapıyor. Allahtan evde iki bilgisayar, bir de benim tabletim var. Sabah kalkar kalmaz bilgisayarı açıyorum. Okuldaki canlı derslerim bittikten sonra da dershanenin 40’ar dakikalık online derslerine giriyorum. Akşamları da ödev yapıyorum. Hafta sonu online <span class="glossaryLink " data-cmtooltip="deneme">deneme</span> sınavları oluyor. Okuldaki dersler online derslerden daha az verimli. Sınıfta olmadığımız için birbirimizi göremiyoruz. Ancak yine de istediğimiz zaman mikrofonu açıp soru sorabiliyoruz. Sınava hazırlık uzaktan eğitimle daha zor.  TV’den takip edemeyen, telefonu, tableti, bilgisayarı olmayan öğretmenine bile ulaşamaz, haksızlık olduğunu düşünüyorum.”</i></span></p></blockquote><h4><b>Erişim var ama…</b></h4><p>Dijital uçurum sadece bilgi, iletişim teknolojilerine erişimle de ilgili değil. BİT’lere erişimi olduğu halde uzaktan eğitim sürecinde yeteri kadar yararlanmayan öğrenciler de var. Kullanım becerileri, ebeveyn desteği de uzaktan eğitim sürecini etkiliyor.</p><p>İstanbul Gaziosmanpaşa’da bir imam hatip ortaokulunda 5. sınıfa giden F. A çoğunlukla EBA TV’den derslerini takip ettiğini anlatıyor:</p><h4><em><b>“Öğretmenimle görüşmemek, konuşmamak öğrenme heyecanımı düşürüyor”</b></em></h4><blockquote><p><i><span style="color: #232526;">Annem ve babam çalışıyor. Babaannemleyim evde genelde. EBA TV’den takip ediyorum dersleri ama bazen de babaannemin o saatte televizyonda izlediği programları varsa izleyemiyorum. Babamın bilgisayarı var evde, internet bağlantımız da var. Ancak EBA’yı öğretmenin dediği saatlerde hiç açamadım, giremiyorum. Yapamadım. Farklı branş derslerinden Whatsapp grupları var. Oraya ödevleri atıyorlar öğretmenler. Onları takip edip yapmaya çalışıyorum. Tuhaf geliyor uzaktan eğitim. Anlamadığım şeyleri hocama soramıyorum. Ev halkına soruyorum. Bazen bilmiyorlar. O zaman internetten bakmaya çalışıyorum. Kardeşim ikinci sınıf o da benim gibi televizyondan takip ediyor. Görüntülü olarak öğretmenlerimle hiç görüşmedim, hiç de konuşmadım. Bu beni kötü etkiliyor. Öğrenme heyecanımı düşürüyor.”</span></i></p></blockquote><p>Meslek lisesinde 9. sınıf öğrencisi B.Y “Uzaktan eğitime televizyondan bakabildiğim kadar bakıyorum. Bilgisayarım, tabletim ve telefonum da var ama EBA web sitesine hiç girmedim. Gerek duymuyorum. Ailede 4 kişiyiz. Ağabeyim üniversitede, 7. sınıfa giden bir kardeşim var. O Whatsapp’tan gelen ödevlerini yapıyor.” diye deneyimini anlatıyor.</p><p>Öğrencilerin hikâyeleri dijital uçurumun pek çok nedenden etkilendiğini gösteriyor; erişim, bilgi iletişim teknolojilerini kullanma becerileri, öğretmenin ve ebeveynin dijital okur yazarlığı, ebeveyn desteği, sosyo-ekonomik koşullar, eğitimin niteliği, problem çözme ve analitik düşünme becerilerinin verilebildiği bir eğitim sistemi… Bu süreçte, dijital uçurumun var olan eşitsizlikleri, öğrenme farklılıklarını daha da derinleştirmemesi için farklı ihtiyaçlara göre eşitlikçi ve kapsayıcı çalışmaların artmasına ihtiyaç var. Etkisi bugün daha görünür olsa da uzaktan eğitim sonrasında da var olmaya devam edecek dijital uçurumun kapanması için hayata geçirilen ve geçirilecek uygulamalarda sorunun sadece teknolojik donanım ve erişimle ilgili olmadığını da unutmamak gerekiyor.</p><p>Son söz meslek lisesinde Bilişim Teknolojileri Öğretmeni olan M.A’nın:</p><blockquote><p><span style="color: #232526;"><i>Mevcut teknolojiyi kullanmak mesele değil. Tüm gençler teknolojiye yetişkinlerden daha fazla uyum sağlıyor. Teknolojiyi üretmek için kullanabilenler ise analitik düşünebilen, matematik okuryazarlığı olan, okuduğunu anlama düzeyi yüksek çocuklar. Yani okulların teknolojik donanımının yanı sıra öğretmen niteliği ve öğretmenin desteklenmesi, veli desteği çok önemli”</i></span></p></blockquote>						</div>
				</div>
					</div>
				</div>
				</div>
		]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dijital Uçurum Uzaktan Eğitimi Nasıl Etkiliyor?</title>
		<link>https://egitimreformugirisimi.org/turkiyede-koronavirusun-egitime-etkileri-iv-dijital-ucurum-uzaktan-egitimi-nasil-etkiliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eğitim Reformu Girişimi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Apr 2020 13:23:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye'de Koronavirüsün Eğitime Etkileri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egitimreformugirisimi.org/turkiyede-koronavirusun-egitime-etkileri-iv-dijital-ucurum-uzaktan-egitimi-nasil-etkiliyor/</guid>

					<description><![CDATA[Koronavirüs nedeniyle eğitim yüz yüze değil uzaktan devam ediyor. Uzaktan eğitim, ülkelerde dijital teknolojilerin etkisini ve durumunu da ortaya çıkardı. Farklı sosyo-ekonomik koşullardaki bireylerin bilgi iletişim teknolojilerine (BİT) erişiminde ve bunları kullanımında yaşanan eşitsizlik -yani dijital uçurum- artık daha görünür. ERG Eğitim Gözlemevi Koordinatörü Burcu Meltem Arık, dijital uçurumun eğitime etkisini ve uçurumun kapanması için atılması gereken adımları yazdı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="34288" class="elementor elementor-34288" data-elementor-post-type="post">
				<div data-particle_enable="false" data-particle-mobile-disabled="false" class="elementor-element elementor-element-30de0428 e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="30de0428" data-element_type="container">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-2744bae7 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="2744bae7" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<p>Koronavirüs nedeniyle, <a href="https://en.unesco.org/covid19/educationresponse">14 Nisan itibarıyla 192 ülkede yaklaşık 1 milyar 382 milyon öğrenci,</a> ilköğretim ve ortaöğretim kademelerinde <a href="http://www.teachersforefa.unesco.org/v2/index.php/en/ressources/file/470-response-to-the-covid-19-outbreak-call-for-action-on-teachers">63 milyon öğretmen</a> okulların ülke genelinde kapatılmasından etkilendi. Okulların bir kısmı zorunlu uzaktan eğitim sürecini başlattı.<b> </b></p><p>Dijital teknolojilerin hızı, farklı alanlara etkisi, topluma yansımaları uzun süredir özellikle “<a href="https://tusiad.org/tr/yayinlar/raporlar/item/8671-turkiyenin-sanayi-40-donusumu">Sanayi 4.0</a>” bağlamında tartışılıyordu. Bu süreçte bireyler, topluluklar ve ülkeler arasında oluşan, koronavirüs sürecinde de derinleşme riski taşıyan “dijital uçurum”a dikkatle eğilmek gerekiyor. “Dijital uçurum”, farklı sosyoekonomik düzeylerdeki bireylerin ve toplulukların bilgi iletişim teknolojilerine (BİT) erişimde ve bunların kullanımında yaşadığı eşitsizlik olarak tanımlanıyor. Dijital uçurumu var olan diğer eşitsizliklerden ayıran, eşitsizlikleri daha da derinleştirebilme potansiyeli.</p><p>Dijital uçurumu ortadan kaldırmak için öncelikle ölçebilmek gerekiyor. Ölçmek için de çeşitli göstergelerden yararlanılıyor. Kişisel bilgisayar varlığı, özelliği ve sayısı, internete erişim olanağı, internete erişim hızı ve internette kalma süresi, telefon varlığı, özelliği ve sayısı, televizyon hizmetleri, bireylerin dijital okuryazarlığı bu göstergeler arasında yer alıyor. Bu göstergeler değerlendirilirken bölgeler arasındaki farklılıklara eğilmek, toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifini benimsemek gerekiyor.</p><p>Bilimsel ve teknolojik gelişmeler gençler ve yaşlılar, kadınlar ve erkekler, kentte ve kırsalda yaşayanlar arasında dijital uçurum oluşturmamalı. Çocukların, özel gereksinimi olan birey ve toplulukların, anadili hakim dilden farklı olanların dijitalleşme süreçlerinden ve ilgili gelişmelerden olumsuz etkilenmesinin önüne geçilmeli. Siber ortamların kapsayıcı ve herkes için erişilebilir olması önemli. Dijital teknolojiler çokdilli ve çokkültürlü ortamlara erişimi sağlamalı ve kolaylaştırmalı; kapsayıcı BİT yaklaşımı ile toplumun tüm üyelerinin tam katılımı hedeflenmeli.</p><h4><strong>Hanelerde internete erişim ve bilişim teknolojileri bulunma oranları </strong></h4><p>Dijital uçurumun farklı boyutları bulunuyor. Birinci boyutu erişimle ilgili. Öğrencilerin dijital teknolojiye okulda ulaşabilmeleri erişime dair durumun sadece bir kısmını yansıtır. Hanedeki durum ise başka bir kısmını. Uzaktan eğitimin uygulandığı bu dönemde hanedeki durumun önemi çok arttı. Mevcut durumu anlamak, halihazırda eşitsizliğin olduğu yerlerde o yere özgü müdahale programları yürütmek, eşitsizliklerin uzaktan eğitim sürecinde derinleşmesini önlemek öncelikli hedef olmalı.</p><p>TÜİK’in <a href="http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=30574">Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması</a>na göre 2018 yılında Türkiye genelinde %83,8 olan İnternete erişim imkânı olan hane oranı, 2019 yılında %88,3’e ulaştı. İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflaması Düzey 1’e göre erişim oranının en yüksek olduğu bölge İstanbul (%95,6), en düşük olduğu bölge ise Batı Marmara (%79,7). Erişimde geçen yıla göre artış olması olumlu olarak değerlendirilebilir. Ancak, dijital uçurumun erişim boyutunu tam olarak anlayabilmek için düzenli İnternet kullanan bireylerin oranına da bakmak gerekir. Buna göre, 16-74 yaş arasında düzenli İnternet kullanan bireylerin Türkiye genelinde oranı %72,7. Ek olarak bölgeler arasındaki farklılıklara bakmak duruma dair tabloya bir katman daha ekleyebilmemizi sağlıyor. Nitekim, düzenli İnternet kullanan bireylerin oranının en yüksek olduğu bölge İstanbul (%85,2). En düşük olduğu bölgeler ise Güneydoğu Anadolu (%53,1), Kuzeydoğu Anadolu (%58,5) ve Ortadoğu Anadolu (%59,3). Bölgeler arasındaki uçurum oldukça büyük. Cinsiyetler arasındaki farklılıklar da çarpıcı. Düzenli İnternet kullanan bireylerde erkeklerin oranı %79,1 iken kadınlarda %66,4.</p><p>İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflaması 1. Düzey’e ve cinsiyete göre bireylerin internet kullanım oranı ise erkekler için %81,8 iken kadınlar için %68,9. <a href="https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/399689">Emel Baştürk Akça ve Buket Kaya</a>’ya göre Türkiye’de İnternet kullanımı hızla artsa da “dijital toplumsal cinsiyet uçurumu” hala keskin bir biçimde sürüyor. Dünyada da kadın ve erkekler arasındaki fark sürüyor. <a href="https://plan-international.org/publications/digital-empowerment-of-girls">Plan International’ın raporuna</a> göre, dünyada cinsiyetler arası internete erişim ve internet kullanımı farkı 2013’te %11 iken 2017’de %11,6 oldu. Bu fark, az gelişmiş ülkelerde %31’e kadar çıkıyor.</p><p>Erişime dair duruma bir katman daha ekleyebilmek için yukarıda paylaşılan göstergelere ek olarak yüksek hız sağlayan genişbant ile İnternete erişim sağlayan hanelerin oranına da bakmak gerekiyor. Türkiye genelinde bu oran 2018’e göre 5,4 yüzde puan artarak %87,9 oldu. Ancak burada da bölgeler arasında farklılıklar var. Oranın en yüksek olduğu bölge yine İstanbul (%95,5). En düşük olduğu bölge ise Batı Marmara (%79,4). Hanelerin %49,1’i ADSL, kablolu İnternet, fiber vb. sabit genişbant bağlantıyla, %86,9’u ise mobil genişbant bağlantıyla İnternete erişim sağlıyor. Sabit genişbanta sahip hanelerin oranının en düşük olduğu bölgeler Ortadoğu Anadolu (25,6), Kuzeydoğu Anadolu (25,8) ve Güneydoğu Anadolu (27,2).</p><p>İnternete erişimin olması, uzaktan eğitim sürecinde EBA web sitesi aracılığıyla paylaşılan içeriklere erişildiği anlamına yine de gelmeyebilir. Bu nedenle, TÜİK’in <a href="http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=30574">Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması</a> kapsamında paylaştığı, hanelerde bilişim teknolojileri bulunma oranına da bakmak yararlı olur. Türkiye’de masaüstü bilgisayar bulunan hane oranı oldukça düşük (%17,6); taşınabilir bilgisayar bulunan hane oranı da (%37,9). Tablet bulunan hane oranı %26,7; cep telefonu bulunan hanelerin oranı ise %98,7.</p><p>Yukarıdaki tüm veriler birlikte değerlendirildiğinde ve hanelerin büyük oranda televizyonu olduğu göz önünde bulundurulursa, EBA TV dışındaki uzaktan eğitim platformlarına erişimin özellikle belirli bölgeler ve risk altındaki bazı gruplar (Roman çocuklar, mevsimlik gezici tarım işçisi ailelerin çocukları, sosyoekonomik düzeyi farklı çocuklar, mülteci çocuklar vb.) için daha zor olduğu görülebilir. Üstelik, televizyon sahipliği olsa dahi içinde bulunulan koşullar nedeniyle EBA TV de etkili izlenmiyor olabilir. Örneğin Suriyeli aileler Türksat yerine Arapça kanalları izleyebilecekleri başka bir uydu kullanıyorlar ve bu nedenle de EBA TV’ye erişimleri kısıtlı. Evde bilgisayar gibi araçların az olmasına rağmen internete bağlanma oranının yüksek olması, cep telefonu gibi mobil araçların daha çok kullanıldığını gösteriyor olabilir. Ancak çocukların cep telefonu ve televizyon kullanım durumlarına ve sürelerine yönelik herhangi bir bilgi bulunmuyor.</p><p>Türkiye’nin <a href="https://hgm.uab.gov.tr/uploads/pages/ulusal-genisbant-stratejisi/ulusal-genis-bant-stratejisi-ve-eylem-plani-2017-2020-b9d0c25d-328c-4eda-a2aa-d374ffacd91a.pdf">Ulusal Genişbant Stratejisi ve Eylem Planı (2017-2020)</a> “Heryerden Herkese Genişbant” hedefine odaklanıyor. “Engelliler, düşük gelirliler ve sosyal desteğe ihtiyacı olan grupların genişbant hizmetlerinden azami şekilde ve toplumun diğer kesimleri ile eşit koşullarda faydalanmalarını temin etmek üzere ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca çalışmalar yürütüldüğü” de paylaşılıyor. Bununla birlikte, doğrudan risk altındaki gruplar ve bölgesel farklılıklara yönelik hedeflerin güçlendirilmesi ve önceliklendirilmesi gereksinimi devam ediyor.</p><h4><strong>Eğitimde dijital teknoloji becerileri ve FATİH Projesi</strong></h4><p>Dijital uçurumun bir diğer boyutu ise dijital teknoloji ile ilişkili becerilerin güçlenmesi ile ilgili. Dijital uçurumun azalması ile ilişkili çalışmalara en önemli örnek olarak MEB’in yürüttüğü FATİH Projesi verilebilir. FATİH Projesi ile hem dijital teknolojilere erişimin artması hem de öğrenci ve öğretmenlerin dijital teknoloji ile ilgili becerilerinin güçlenmesi hedeflendi.</p><p>Dijital teknolojilerin odağa alındığı ilk proje FATİH olmasa da önceki çalışmaların kapsamı aynı ölçüde büyük değildi. 2011 yılında başlatılan <a href="http://fatihprojesi.meb.gov.tr/etahta.html">Fırsatları Artırma ve Teknolojiyi İyileştirme Hareketi (FATİH) Projesi </a>kapsamında bugüne kadar 1 milyon 437 bin 800 tablet, 432 bin 288 akıllı tahta dağıtıldı. 15 bin 103 okulda altyapı iyileştirme çalışmaları yürütüldü ve İnternet altyapısı kuruldu; 13 bin 650 okula FATİH Projesi için özel olarak oluşturulan VPN hizmeti sağlandı.</p><p>Proje kapsamında yüz yüze veya uzaktan eğitim yoluyla eğitim alan öğretmen sayısı ise 963 bin 179. <a href="https://www.ntv.com.tr/egitim/bakan-selcuk-fatih-projesine-3-4-milyar-lira-harcandi,OMa5kyapwUu2EjzSvxYs0A">Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un 2019 yılı için TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yaptığı açıklama</a>ya göre FATİH Projesi için 2011-2018 yılları arasında yaklaşık toplam 3,4 milyar TL harcama yapıldı. Açıklamaya göre tabletler toplam harcamanın %22’sini, ağ altyapısı %30’unu, akıllı tahta kurulumu ise %48’ini oluşturdu.</p><p>FATİH Projesi’nde yapılan yatırımların büyüklüğü ve proje kapsamında EBA dahil olmak üzere yürütülen çalışmalara 2011 yılında başladığı düşünüldüğünde, bir ayını tamamlamak üzere olan uzaktan eğitimde mevcut altyapının daha güçlü, kamuoyunda tartışmaya yol açan eğitim materyallerinin ise daha etkili olması beklenebilirdi. Ancak, proje kapsamında yapılan yatırımlar <a href="https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/146225">öğrenci ve öğretmenlerin güçlenmesi yerine büyük oranda altyapıya ve etkin kullanılıp kullanılmadığı çok tartışmalı olan donanıma ayrıldı</a>. Bu da, FATİH Projesi kapsamında dijital teknoloji ile ilişkili becerilerin güçlenmesi hedefine erişilemediği izlenimi oluşturuyor.</p><h4><strong>Dijital teknolojiler ve öğretmenler</strong></h4><p>Dijital teknolojilerdeki değişimler eğitim ve öğretim tasarımını değiştiriyor; öğrenci ve öğretmen arasındaki etkileşim biçimlerini farklılaştırııyor. Türkiye’nin uzaktan eğitime geçtiği sürecin başında <a href="https://www.ogretmenagi.org/">Öğretmen Ağı</a> uzaktan eğitim sürecinde öğretmenlerin ihtiyaçlarını tespit etmek için bir anket düzenledi. Anketin sonuçlarına göre öğretmenler meslektaş dayanışmasına, dijital okuryazarlık ve dijital araçlara hakimiyet becerilerinin güçlenmesine, meslektaşlarının internet bağlantısı olmayan öğrencilerle iletişim kurmak için geliştirdiği stratejilerin yaygınlaşmasına ihtiyaç duyuyorlar.</p><p>OECD tarafından yürütülen, Türkiye’nin de katılımcılarından biri olduğu TALIS 2018 araştırması da, öğretmen ve okul yöneticilerinin beyanına dayalı olarak BİT alanında önemli bulgulara işaret ediyor. <a href="https://read.oecd-ilibrary.org/education/talis-2018-results-volume-ii_19cf08df-en#page13">TALIS 2018</a> sonuçlarına göre,[1] OECD ülkeleri arasında “özel gereksinimi olan öğrencilere yönelik öğretim” alanında profesyonel gelişim ihtiyacı %22 ile ilk sırada. Bu ihtiyacı, yaklaşık %18 ile BİT becerilerine yönelik eğitim ihtiyacı takip ediyor. Türkiye’den araştırmaya katılan öğretmenler arasında BİT ihtiyacını önceliklendirenlerin oranı (%7,5) ise şaşırtıcı ölçüde az.</p><p>OECD genelinde öğretmenlerin %53’ü ve Türkiye’de %66’sı, öğrencilerinin sıklıkla ya da her zaman BİT kullanmalarına izin verdiklerini belirtiyor. TALIS 2018’e göre bu sonuç, hem dijitalleşme eğilimindeki artışa ve BİT’in yaygınlaşmasına hem de öğretmen işgücünde yenilenme ihtiyacına işaret ediyor. Yeni mezun öğretmenler, mesleğinin ileri yıllarında olanlara göre yeni teknolojilere daha aşina olabiliyor. OECD genelinde öğretmenlerin yaklaşık %56’sı, Türkiye’de de yaklaşık %74’ü hizmet öncesi eğitimleri sırasında BİT kullanımı alanında eğitim aldıklarını belirtiyorlar. Mezun olduğunda BİT alanında kendini “iyi ya da çok iyi hazırlıklı” hissedenlerin oranı OECD genelinde yaklaşık %43 iken, Türkiye’de bu oran yaklaşık %71. Bu oranın yüksek olması dikkat çekici ve değerlendirme ihtiyacı bulunuyor.</p><p>OECD genelinde okul yöneticilerinin yaklaşık %25’i, Türkiye’de de %22’si okullarında “öğretimde dijital teknoloji kullanımına yönelik” eksiklik ya da yetersizlik olduğunu belirtiyor. Öğretmenlerin %35’i BİT’e yapılacak yatırımların “yüksek önemde” olması gerektiğini belirtiyor. <a href="http://www.oecd.org/education/talis/TALIS2018_CN_TUR.pdf">TALIS 2018 Sonuçları Türkiye Ülke Notu</a>na göre Türkiye’deki öğretmenler “ileri düzey” BİT becerileri alanında daha fazla eğitime ihtiyaçları olduğunu ifade ediyorlar.</p><p>BİT’in öğretimde etkili kullanılması ve iyi uygulamaların yaygınlaştırılması için okula/bölgeye/ülkeye özgü çözümler ve destekler gerekiyor. <a href="https://idus.us.es/bitstream/handle/11441/87990/1-s2.0-S0747563216308068-main.pdf;jsessionid=81EEDBAA1EE6BECC791F1BD6852E6997?isAllowed=y&amp;sequence=1">Araştırmalara göre</a>, BİT’in etkili kullanımı ve sınıf içindeki uygulamalara entegrasyonunda önemli rol oynayan etkenler arasında öğretmenlerin BİT alanında aldıkları eğitim, meslektaşlarla işbirliği, öğretmenlerin özyeterlik kanaatleri, BİT’in öğretimde kullanılma amaçları ve destek altyapısının ulaşılabilirliği yer alıyor. Bu doğrultuda, TALIS 2018’de önerilen politika öncelikleri arasında, öğretmenlerin gerekli becerileri edinmelerine yardımcı olmanın ötesine geçerek, işbirliğine dayalı öğrenme ve öğretim biçimlerine odaklanılması, meslektaşların kollektif bir biçimde çalışılabilmelerine alan sunulması yer alıyor. Böylece, hem teknolojik ve dijital yetkinlikler güçlenebilir hem de öğrenciye/sınıfa/okula/bölgeye özgü ve ihtiyaç odaklı, meslektaş işbirliğine dayalı çözümler geliştirilmesine olanak sağlanabilir.</p><p>İçinde bulunduğumuz uzaktan eğitim sürecinde, meslektaş dayanışmasına ve kolektif çözüm önerilerine yönelik yararlı çalışmalar bulunuyor ve bunların sayısı artıyor. Bu bağlamda, “köylerde yaşayan çocukların eğitimleri devam etmeleri ve gelişimlerinin desteklenmesi için içerik üretme ve geliştirme çalışmaları yapan” Köy Okulları Değişim Ağı’nın “<a href="https://www.kodegisim.org/cozum-masasi">KODA Çözüm Masası”</a>, “eğitimcilerin mesleki ve kişisel gelişimlerine katkı sunmak için” Öğretmen Akademisi Vakfı’nın kurduğu uzaktan eğitim platformu “<a href="https://www.ekampus.orav.org.tr/">eKampüs</a>”; Öğretmen Ağı’nın öğretmenlerin ve eğitimin paydaşlarının uzaktan eğitim sürecine yönelik ihtiyaçlarına ve değerlendirmelerine odaklanan düzenli anket çalışmaları ile Eğitim Reformu Girişimi ve Öğretmen Ağı’nın ortaklaşa çıkardığı “<a href="https://www.ogretmenagi.org/koronavirus_ve_egitim_3_04_2020">ARKA PLAN</a>” bülteni gibi çalışmalar önem kazanıyor.</p><h4><strong>Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin dijitali </strong></h4><p>Toplumsal cinsiyet eşitliği, BİT’e erişim ve kullanım pratiklerini etkileyen en önemli değişkenlerden biri. “<a href="https://www.kureselamaclar.org/">Sürdürülebilir Kalkınma için Küresel Amaçlar</a>”ın beşincisi “<a href="https://www.kureselamaclar.org/amaclar/toplumsal-cinsiyet-esitligi/">Toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak ve tüm kadınlar ile kız çocuklarını güçlendirmek</a>”. Bu hedefler doğrultusunda, kadınlar ve kız çocuklara karşı her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılması ve yeni ayrımcılık biçimlerinin ortaya çıkmasının önlenmesi kritik önem taşıyor. Var olan toplumsal cinsiyet eşitsizliğine ek olarak bu sorunu derinleştiren “dijital toplumsal cinsiyet uçurumu” <a href="https://w20japan.org/pdf/digital_equity%20_policy_biref_w20%20Japan_final.pdf">beşinci hedefe ulaşılmasının önündeki engellerden biri olarak kabul ediliyor</a>. Dijitalleşmenin etkisinin ne boyutta olacağı henüz tam bilinmemekle birlikte bu dönüşüm sürecinin yararlarının eşitlikçi bir yaklaşım temelinde sağlanması garanti altına alınmalı.</p><p>Dijital toplumsal cinsiyet uçurumunun üç boyutu bulunuyor. Dijital teknoloji ve İnternete erişim; dijital teknolojileri kullanmak için gerekli becerilerin gelişmesi ve bu teknolojilerin tasarım ve üretimine katılım; dijital teknoloji alanında karar alma ve üretim süreçlerine kadınların aktif katılımı. Bugün hala kızlar ve oğlanlar arasında bilgisayara erişim, bilgisayar kullanımı, elektronik alet kullanımı, bilgisayara dayalı testlerde başarı vb. göstergelerde farklılıklar olduğu <a href="http://www.oecd.org/publications/pisa-2018-results-volume-ii-b5fd1b8f-en.htm">görülüyor</a>. Bu farklılıkların giderilmesine yönelik STEM vb. alanlardaki çalışmalarda kız çocuklara daha etkin odaklanılmalı ve halihazırda birçok çalışmanın odağında olan kodlamanın ötesine geçilmeli. Dijital uçurumun kapatılması toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik çalışmaların ayrılmaz ve önemli bir parçası olmalı.</p><h4><strong>Dijital uçurumun kapanması için neler yapılmalı?  </strong></h4><p>Koronavirüsün eğitime etkisinin azaltılması, ülke genelinde eğitime erişimin devam etmesi amacıyla başlatılan uzaktan eğitim sürecinde dördüncü haftaya girildi. Bu aşamada, <a href="https://www.egitimreformugirisimi.org/turkiyede-koronavirusun-egitime-etkileri-iii-uzaktan-egitimin-ilk-iki-haftasi-nasil-gecti/">Umay Aktaş’ın yazısı</a>nda da görüldüğü üzere içinde bulunduğu koşullar nedeniyle uzaktan eğitime hala erişemeyen, erişme imkânı olsa bile yine içinde bulunduğu koşullar nedeniyle uzaktan eğitim araçlarını etkin kullanamayan öğrenciler var. <a href="https://piktes.gov.tr/Haberler/Details/267">Risk altındaki belirli gruplara yönelik uygulamalar artırılsa da</a>, uzaktan eğitim öncesinde de eğitime erişimde zorluk yaşayan, mevsimlik gezici tarım işçisi ailelerin çocukları gibi gruplara yönelik müdahale programları belirsizliğini koruyor. Öğrenciler, ekonomik, sosyal, kültürel, beşeri ve bireysel farklılıklar vb. farklı değişkenlere göre bu süreçten farklı etkileniyor. Daha uzun süre devam etme ihtimali bulunan uzaktan eğitime erişebilme veya erişememe durumu, erişebilenler ve erişemeyenler arasında var olan uçurumların derinleşmesi riskini artırıyor.</p><p>Uzaktan eğitim, dijital eğitim araçları yoluyla fırsat eşitliğini riske sokmamalı, aksine kolaylaştırmalı. Oysa koronavirüs nedeniyle eğitimin bireysel çabaya daha çok bağlı olması, ev ortamına taşınması halihazırda var olan dijital uçurumun derinleşmesi riskini artırıyor. Dijital uçurum, okulların ve öğrencilerin bilgisayar, telefon, televizyon gibi araçları temin etmesi ile çözülebilecek bir sorun olmaktan oldukça uzak. Bu sorunun çözümü, hem okulda hem evde gerçekleşen öğrenmenin niteliği ile yakından ilişkili. Öğrencinin kendi kendine öğrenme becerisi, özellikle de bağımsız öğrenme becerisi oldukça önemli bir etken. Dijital uçurumun kapanmasına yönelik politikalar eğitim yöntemlerini de hedeflemeli; eğitim yöntemlerini öğretmek yerine öğrencilerin öğrenmeyi öğrenmelerine odaklanmalı.</p><p>Teknolojinin çeşitlendiği, yaygınlaştığı ve yoğunlaştığı ortamlarda sözel ve sayısal beceriler ile problem çözme becerileri kritik öneme sahip. Bu temel becerilerin güçlü olmadığı durumda, dijital araçlara erişim olsa dahi etkili kullanım olmayabilir; öğrenenler, bilgi alma ve iletişim kurmanın ötesine geçemeyip bilgiyi bulma, anlama, analiz etme, üretme ve paylaşabilme aşamalarına gelmeyebilir. Bu nedenle temel becerilerin, çocuğun iyi olma hali için kritik önemde olan erken çocukluk döneminden başlayarak geliştirilmesi ve ilerleyen kademelerde birbirinin üstüne inşa edilerek güçlendirilmesi, bununla eşzamanlı olarak da sosyal duygusal becerilerin desteklenmesi gerekiyor. Sosyal duygusal beceriler, “<a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/12/egitimde-sosyal-duygusal-beceriler-nasil-desteklenir/">mutlu ve sağlıklı çocuklar ve kutuplaşmadan, ayrımcılıktan arınmış toplumlar için son derece önemli</a>”. Bu beceriler, “öğrencilerin kendileri ile bağlantı kurabilmeleri, duygularını anlayıp ifade edebilmeleri, duygularını kontrol edebilmeleri, başkalarını dinleyebilmeleri, anlayabilmeleri ve diyalog kurabilmeleri ile de ilgili”.</p><p>Uzaktan eğitim sürecinde öğretmenlerin, öğrencilerin ve velilerin her birinin ayrı ayrı önemi daha farklı bir biçimde görünür hale geldi. Her üç grubun da hem psikososyal hem de teknik destek alabilmesi önemli olacaktır. Destekler ilgili gruba uygun, etkili, sürekli olmalı. Böylece, hem öğrenmenin devamlılığı sağlanabilir hem de uzaktan eğitim süreci sona erdiğinde yürütülecek telafi süreci daha hızlı ve etkili biçimde hayata geçirilebilir. Destekler, sadece merkezi ve yerel kamu kurumları tarafından değil, okullar, öğretmenler, veliler arasında işbirliği ve kolektif çalışma yoluyla da hayata geçirilebilir.</p><p>Yüz yüze de olsa uzaktan eğitimle de olsa, eğitimin en önemli paydaşlarından biri öğretmendir. Öğretmenlerin desteklenmesi ve motivasyonlarının güçlenmesi bu süreçte daha fazla önem kazandı. Ancak bunu yaparken öğretmenin “özne olma hali” odağa alınmalı, okul/il/bölge/ülke ölçeğinde yürütülen tüm süreçlere etkin katılımları sağlanmalı.</p><p>Dijital beceriler insanların yaşamına olumlu etki sağlayabildiği gibi, riskleri de çeşitlendirebilir, derinleştirebilir. Dijital eşitsizlikleri şekillendiren farklı etkenler bulunuyor: erişim, kullanım ve beceriler. Dijital uçurumun kapanmasına yönelik hedefler her üçünü de dikkate almalı ve eşzamanlı ilerlemeli. İnternete erişim artsa da bölgesel farklılıklar olduğu gözetilmeli ve toplumsal cinsiyet eşitliği ana odaklardan biri olmalı. Erişim, nitelikli erişim anlamına da gelmeyebilir. Okullar, öğretmenler ve öğrenciler güncel ekipmanlara ve yazılımlara sahip olmayabilir. Sahip olsalar dahi dijital teknoloji becerileri arasında önemli farklılıklar olabilir. Bu bağlamda, dijital uçurumun kapatılmasına yönelik tüm hedefler kapsayıcılığı temel almalı. Öğretmen Ağı’nın yaptığı anketin sonuçlarına göre, öğretmenler uzaktan eğitimde kapsayıcılığı nasıl sağlayabileceklerine ilişkin stratejilere ihtiyaç duyduklarını belirtiyorlar. Özel gereksinimli çocuklara erişilse dahi var olan içerikler uygun olmayabiliyor. Anadili Türkçe olmayan velilerin bu sürece nasıl dahil edilebileceği bilinemeyebiliyor.</p><p><a href="https://www.wider.unu.edu/news/press-release-covid-19-fallout-could-push-half-billion-people-poverty-developing-countries">BM Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırmaya</a> göre COVID-19 kaynaklı küresel pandeminin ekonomik sonucu olarak gelişmekte olan ülkelerdeki yarım milyar insan küresel yoksulluk riskiyle karşı karşıya kalabilir. Bu da 2030 yılına kadar yoksulluğun ve açlığın ortadan kaldırılması amaçlarına ulaşılamaması; var olan dijital uçurumun artması anlamına gelebilir. Uzaktan eğitim sürecinde eğitimden kopma durumundan kaçabilme kapasitesi riske girebilir. Dolayısıyla, uzaktan eğitim süreci öğrencilerin ve öğretmenlerin yapabilirliğini artıracak biçimde tasarlanmalı ve sürdürülmeli.</p><p>Risk altındaki öğrencilere yönelik destek programları gereksinimi sürüyor. Bu öğrencileri en yakından tanıyanlar ise e-okul üzerinden veriyi değerlendiren uzmanlar değil, öğrencinin sınıfına giren öğretmenler ve öğrenci profilini bilen okul yöneticileri. Okullar kendi öğrencileri için bireysel eylem planları hazırlamalı; kamu kurumları bu eylem planlarının hayata geçmesini garanti altına almalı ve bu doğrultuda okullarla ve risk altındaki gruplara yönelik çalışmalar yürüten sivil toplum kuruluşları ile etkin işbirliğine girilmeli.</p><p>Özetle, uzaktan eğitim sürecinin var olan dijital uçurumun açılmasına değil kapanmasına etken olması için eşitlik ve kapsayıcılık temelinde, ihtiyaca dönük ve işbirliğine dayalı çözümler geliştirmek gerekiyor.</p><p><sub>[1]  Burada paylaşılan veriler ortaokul kademesinde görev yapan öğretmen ve müdürlere ilişkindir.</sub></p>						</div>
				</div>
					</div>
				</div>
				</div>
		]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzaktan Eğitimin İlk İki Haftası Nasıl Geçti?</title>
		<link>https://egitimreformugirisimi.org/turkiyede-koronavirusun-egitime-etkileri-iii-uzaktan-egitimin-ilk-iki-haftasi-nasil-gecti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eğitim Reformu Girişimi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Apr 2020 09:00:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye'de Koronavirüsün Eğitime Etkileri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egitimreformugirisimi.org/turkiyede-koronavirusun-egitime-etkileri-iii-uzaktan-egitimin-ilk-iki-haftasi-nasil-gecti/</guid>

					<description><![CDATA[Uzaktan eğitimin ikinci haftasında ERG Araştırmacısı Umay Aktaş, öğretmen, öğrenci ve veli deneyimlerini araştırdı. Kimi öğretmenler öğrencileriyle daha sık iletişim halinde, kiminin öğrencileriyle iletişimi sınırlı. EBA’yı kullanan da var, ayrı bir sistemle adeta okuldaymış gibi canlı ders anlatımı yapan da… Uzaktan eğitime hiç erişemeyen çocuklar var. Kimi veliler, okuldan gelen yoğun yönlendirmelerden bunalmış “çocuğumun öğretmeni olmak istemiyorum” diyor, kimileri “ödev verin” diyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="34290" class="elementor elementor-34290" data-elementor-post-type="post">
				<div data-particle_enable="false" data-particle-mobile-disabled="false" class="elementor-element elementor-element-3202e08b e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="3202e08b" data-element_type="container">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-5e882f6f elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="5e882f6f" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<p>Tüm dünyada yaşanan ve etkisi gün geçtikçe artan yeni tip koronavirüs nedeniyle 31 Mart itibarıyla 185 ülkede, okullarda eğitime ara verildi. <a href="https://www.egitimreformugirisimi.org/turkiyede-koronavirusun-egitime-etkileri-i/">Türkiye, </a>okullarda eğitime ara veren ülkelerden biri. 23 Mart’tan bu yana ise uzaktan eğitim uygulanıyor.</p><p>Uzaktan eğitim süreci EBA (Eğitim Bilişim Ağı) web sitesi (<a href="http://www.eba.gov.tr/">www.eba.gov.tr</a>) ve televizyon (TRT EBA TV İlkokul, TRT EBA TV Ortaokul, TRT EBA TV Lise) aracılığıyla <a href="https://www.egitimreformugirisimi.org/turkiyede-koronavirusun-egitime-etkileri-ii-uzaktan-egitim-nasil-olacak-ve-bu-surecte-neler-dikkate-alinmali/">yürütülüyor. </a>Televizyonda, gönüllü olan öğretmenler müfredata göre her sınıf düzeyinde konu anlatımı yapıyor. EBA web sitesinde ise tüm kademeler için konu anlatım videoları, testler, ek kaynaklar, öğretmenlerin oluşturduğu yüzlerce içerik bulunuyor. Web sitesi üzerinden öğretmenler kendi sınıfına konu anlatımı videoları gönderebiliyor, ödev verebiliyor; içerik hazırlayıp, yükleyebiliyor.</p><h4><b>EBA’da pilot canlı dersler </b></h4><p>Uzaktan eğitimin ikinci haftasında, ilk hafta gözlemlenen eksikler de tamamlanmaya çalışıldı. Örneğin, özel gereksinimli çocuklar için EBA TV’ye “Bilişsel Beceriler” dersi eklendi. Suriyeli çocukların Türkçe öğrendiği uyum sınıflarının derslerinin yayını da EBA TV’de başladı. Ayrıca, 8 ve 12. sınıflar için canlı dersler pilot olarak başladı. Ancak görme engelliler için EBA TV’deki içeriklerin, özellikle şekillerin ve grafiklerin sesli anlatımı yok. İşitme engelli öğrencilerin dersleri takip etmesi için alt yazı ya da işaret dili yok.</p><p>Bunun yanı sıra, bazı devlet okulları ile özel okullar farklı uzaktan eğitim sistemlerini kullanıyor. Kimi okullar çeşitli dijital araçları kullanarak canlı dersler yapıyor. Müfredata uygun konu anlatımları, videolar, ders içeriklerinin yer aldığı online platformlar kullanılıyor. Öğretmenler ders anlattıkları videolar hazırlıyor. Dijital okuryazarlığı daha yüksek olan öğretmenler sürece daha kolay uyum sağlarken, bu konuda eksikleri olan öğretmenler zorlanıyor. Bazı özel okullar ders programının tamamını canlı derslerle devam ettiriyor. Devlet okullarında canlı ders yapmaya çalışan öğretmenler de, EBA web üzerinden öğrencilerine çeşitli içerik ve ödev gönderenler de var. Ancak bu sürecin sadece öğretmenin inisiyatifine kaldığı okullar da var. Bu da öğretmenlerde baskı yaratıyor; desteğe, meslektaşlarıyla, okullarıyla iletişim halinde olmaya, geliştirilen stratejileri paylaşmaya ihtiyaç duyuyorlar. Bu durum, özellikle ortaöğretimde kimi zaman çocukların öğretmenleri tarafından yeteri kadar desteklenmemesine neden olabiliyor. <b> </b>Velilerin deneyimlerini sosyo-ekonomik durumları, çalışıp çalışmadıkları ve dijital okuryazarlıkları da şekillendiriyor. Çocukları ortaöğretimde olan veliler, onları motive etmekte zorlandığını söylüyor. Çocuğu anaokulda ya da ilkokulda olanların ise süreci yönlendirmesi ve takibi şart.</p><h4><b>Uzaktan eğitimi deneyimleyenler anlatıyor</b></h4><p>Fatih’teki bir devlet okulunda 39 kişilik bir ikinci sınıf okutan G.B. bu süreçte, öğrencilerinin akademik gelişimlerini gözetse de hep birlikte zor zamanlardan geçildiğine, öğretmen, öğrenci ve velilerin de psikolojik durumunun önemli olduğuna vurgu yapıyor. İlkokullara getirilen kısıtlama nedeniyle EBA’yı kullanamadığını anlatan G.B. farklı bir yol izliyor. Anlattıkları öğretmenlerin çocukların ihtiyaçlarına ve koşullarına odaklanarak geliştirdikleri stratejilerin ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor:</p><h4><em><b>“Öğrencilerimle önce ders dışında bir bağlantı kurup kitap okudum”</b></em></h4><blockquote><p><span style="color: #232526;"><strong><i>Çocukların öğretmene ihtiyacı var ama benim de onlara ihtiyacım var. Sınıftaki günlük rutinlerimi kimseyi zora sokmadan devam ettirmeye ve ihtiyaca göre düzenlemeye çalışıyorum. Çocuklara normalde kitap okuyordum, bu süreçte de kitap okuyup ses kaydı yollamaya başladım. Önce ders dışında bir şeyle bağlantı kuralım istedim. Çocuklar sonra ‘biz de kitap okumak’ istiyoruz dediler, sonra veliler de okumak istedi. Her gün saat 12.00 ve 16.00’da ‘radyo tiyatrosu zamanı’ diyor, ses kayıtlarını paylaşıyorum. Ders akışı hazırladım, online derse başladık. İlk gün 20’şer dakikadan Matematik ve Hayat Bilgisi yaptım. 29 öğrencim katılabildi. Diğerlerinin anne-babası çalıştığı için katılamadılar. Ama dersleri kaydedip onlara da yollayacağım. Çocukların gidişatına göre bakacağım. Hem bunaltmak istemiyorum hem de ailelerin cep telefonlarındaki ya da evdeki internet kotalarını doldurmak istemiyorum. Rutinlerinin olması çocuklara iyi geliyor ama yolumuzu birlikte çizeceğiz, bir sürü şeyi gözetmek durumundayız. Aile ortamı huzurlu olmayanlar var mesela. Benim için önemli olan çocuklardaki süreklilik duygusunu kaybetmemek. ‘Bu süreç bitecek. Okulum orada, öğretmenim orada desinler’.”</i></strong></span></p></blockquote><h4><b><em>“Öğrencilerim dersleri takip etmiyor”</em></b></h4><p>İzmir’de devlet ortaokulunda çalışan Türkçe öğretmeni S.Ö. öğrencilerinden geri dönüş almakta zorlandığını anlatıyor:</p><blockquote><p><span style="color: #232526;"><i>Ö</i><i>ğrencilerim 5 ve 6. sınıf olduğu için çoğu anne-babalarının telefonunu kullanıyor. Online olarak EBA ve Whatsapp aracılığıyla etkinlikler gönderebildim ama dönüt alma noktasında sorunlar yaşıyorum. Çocuklarla görüştüğümde EBA TV’deki derslerden keyif almadıklarını belirtiyorlar, ayrıca çocukların bir kısmı dersleri takip etmediğini söylüyor. Bu öğrencilerimizle sınıfta yüz yüzeyken de bazı sorunlar yaşıyorduk ama bir şekilde çözme yolunda adımlar atıyorduk. Şimdi sorumluluk sadece kendilerinde olduğu için hiçbir şekilde takip etmemeye başladılar. Evde anne-babalardan en az biri olan ailelerin çocukları EBA TV’yi takip ederken, evde yalnız kalan çocukların takibi ise tamamen kendi inisiyatiflerinde. Özel okullar ise daha organize, oradaki öğretmenler de içerik üretme telaşında. Online eğitime başladılar.”</i></span></p></blockquote><h4><b>Çalışma saatimiz 23.00’e kadar uzadı</b></h4><p>Bir özel okulda çalışan sınıf öğretmeni T.E., okulunun sürecin kontrol ve koordinasyonunu öğretmenlere bıraktığını ve haftalık raporlarla süreci değerlendirmelerinin istendiğini anlatıyor:</p><blockquote><p><span style="color: #232526;"><i>Tüm velilerin listesini çıkardım ve gruplara ayırdım. Her gün 8 kişiyi arıyorum. Böylelikle tüm velilerle haftada 2 gün değerlendirme konuşması yapıyorum. Haftada bir iki gün de öğrencilerle görüntülü grup konuşmaları yapıyoruz. Ödevlendirmeleri kitaplar üzerinden yaptım ancak ikinci haftadayız ve ödevlerimiz tükendiği için her gün Matematik dersinden problem gönderiyorum. Sonra kağıda problemleri çözüp video olarak gönderiyorum. Fen dersinde elimde bulunan imkânlarla yeni konuları videoya çekip paylaşıyorum. Türkçe dersini de her gün bir hikâye yazarak tamamlıyoruz. Kontrol edip geri dönüş yapıyorum. Biraz yoğun ve yorucu bir süreç oluyor ancak çocukların psikolojik olarak boşluğa düşmesini engelliyor. Zor olsa da vazgeçmediğimiz bir süreç oldu. Eskiden 09.00-16.00 arası çalışırdık ama şu an bazen 23.00’a kadar çalışıyoruz.”</i></span></p></blockquote><p>İstanbul’da bir devlet okulunda üçüncü sınıfları okutan bir diğer öğretmen Ç.C., ilk hafta EBA TV’deki ders anlatımlarını destekleyecek şekilde öğrencilerine metin yolladığını anlatıyor:</p><blockquote><p><span style="color: #232526;"><strong><i>39 öğrencimden 12 kişi EBA web’e girmiş. Oysa velilerimin hepsinin cep telefonu, tableti ya da bilgisayarı var. EBA web’te 3. sınıf içerikleri yeterli. 4. sınıflar için içerikler daha fazla. YouTube’da bazı akademiler var. Oradan kısa 4-5 dakikalık videolar yolladım öğrencilerime izlemeleri için. Ne kadarının izlediğini takip edemiyorum. Üç tane kitap önerdim. <span class="glossaryLink " data-cmtooltip="deneme">Deneme</span> olarak Zoom’dan online görüşme yapacağım. Bu sene okul olmasa bile 4. sınıfa başlarken telafi ederiz. Çocukların kayıpları olmayacak. Öğretmen olarak anne-babaların evde öğretmenlik yapmasını gerektirecek herhangi bir şey vermiyorum.”</i></strong></span></p></blockquote><h4><b><em>“EBA TV’de meslektaşlarımı izlemek iyi geldi”</em></b></h4><p>Ç.C. EBA TV’yi izlemenin bir öğretmen olarak meslektaşlarının anlatımlarını görme fırsatı verdiği için kendisine iyi geldiğini söylüyor:<i> “Başka meslektaşlarımı izlerken, nasıl anlatıyor, ben nasıl anlatıyordum diye gözlemleme şansım oldu. Ortaokul öğretmenlerinin bazılarını çok beğendim mesela.”</i></p><h4><em><b>“Hocam Zoom varmış, biz de yapalım mı?”</b></em></h4><p>6. sınıfa giden bir oğlu olduğunu ve aynı zamanda veli olduğunu anlatan Ç.C., “Uzaktan öğrenme çok olabilecek bir şey değil. EBA benzeri ders anlatımı gönderiyorlar. Yönerge gönderiyorlar. Her gün iki saat oğlumla etüt yapıyoruz.  ‘Zoom varmış, şu etkinliği de yapsanız. Şu okul şu yöntemi yapıyormuş, biz de yapalım mı? Ek kaynak alalım mı?’ diyen veliler var. Olağanüstü durumdan geçiyoruz, öncelik sağlık.” diye konuşuyor.</p><h4><em><b>“Öğretmenler dijital okuryazarlığın gerekliliğini gördü”</b></em></h4><p>Öğretmenler, bu süreçte teknoloji kullanımı konusunda eksiklerini gördüklerini de söylüyor. Özel bir okulda biyoloji öğretmeni olarak çalışan B.F. bu sürecin genel olarak öğretmenlerin bilgisayarı ya da diğer elektronik araçları sadece yazı yazma, sınav sorusu hazırlama ve sosyal medyaya girme amacı olarak kullandığını gösterdiğini söylüyor:</p><h4><em><b>“Öğrencinin aktif katılımını sağlayan içerik üretmek lazım”</b></em></h4><blockquote><p><span style="color: #232526;"><strong><i>Senkron derslerin sadece canlı yayın, asenkron derslerin ise video yayını olarak anlaşılıp sadece video ürettirilmeye çalışılan bir grup öğretmen olduk. Oysa, senkron ve asenkron dersler, önemli bir tasarım sürecinden geçmeli; öğrenciyi derse daha aktif katılır hale getirmeli. Aksi takdirde bu derslerin hiçbirinden fayda elde edilemez. Hatta bazı okullar, senkron derslerde öğrencilerin mikrofonlarını kapatıp ‘Sınıftan daha sessiz duruyorlar’ diyor. Bu nedenle bu sürecin çok iyi anlatılması gerekiyor. ”</i></strong></span></p></blockquote><h4><b>Uzaktan eğitim her çocuğu kapsıyor mu?</b></h4><p>Öte yandan, eğitimde var olan fırsat eşitsizlikleri uzaktan eğitim sürecinde de devam ediyor. Yazı dizimizin daha önceki<a href="https://www.egitimreformugirisimi.org/turkiyede-koronavirusun-egitime-etkileri-ii-uzaktan-egitim-nasil-olacak-ve-bu-surecte-neler-dikkate-alinmali/"> bölümünde</a> internet erişimi olmayan, erişse bile uzaktan eğitim araçlarını etkin kullanamayan öğrencilerin göz önünde bulundurulması gerektiğini vurgulamıştık. Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un verdiği <a href="https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2020/03/29/bakan-selcuk-ogrencilerin-yuzde-20sinin-internete-erisimi-yok/">bilgiye göre </a>Türkiye’deki öğrencilerin yüzde 20’sinin internete, yüzde 5’inin de televizyona erişimi yok. Evlerde yaşanan gerçeklik ve öğretmenlerin anlattıkları ise erişimin sadece televizyon ve internetin var olmasıyla sınırlı olmadığını ortaya koyuyor. Ayrıca, erişilebilir olsa bile uzaktan eğitimin etkin kullanılamadığı durumlar olduğunu gösteriyor.</p><h4><em><b>“Ancak babası eve gelince onun cep telefonundan internete girenler var”</b></em></h4><p>Van’da bir Anadolu lisesinde İngilizce öğretmeni olarak çalışan C.Ç. EBA web sitesindeki içerikleri görebilmek için bazı öğrencilerinin telefon, tablet ya da bilgisayarı olmadığını anlatıyor. Bu durumda olan öğrencilerinin ancak akşam eve gelen ağabeyinin, babasının telefonunu kullanabildiğini ama o zaman da öğrencinin sınıfının EBA’ya giriş saati değilse içeriklerden yararlanamadığını anlatıyor. C.Ç. “Açıkçası şu anda öğretim kısmını ön plana almadım. Öğrencinin iyi hissetmesi için ulaşabildiklerimle iletişim kuruyorum.” diyor.</p><h4><em><b>“41 kişilik sınıfta sadece 7 öğrencim online olabildi”</b></em></h4><p>C.K. İstanbul Küçükçekmece’de 3 bin 500 mevcutlu bir ilkokulda öğretmenlik yapıyor. EBA web sitesi üzerinden 41 kişilik sınıfıyla paylaştığı video içeriğe sadece 7 öğrencisinin erişim sağladığını anlatıyor:</p><blockquote><p><span style="color: #232526;"><i>Öğrencilerimin 13’ü de Suriyeli. Onların yaşam koşulları zaten çok sıkıntılı. Sınıfımdaki tüm öğrencilerimi düşündüğümde 20’si sisteme giriş yapacak donanıma sahip. Diğerlerinin evinde bilgisayarı, tableti yok. TV’den ders izleyebilerler ama testlere ulaşamazlar. Whatsapp üzerinden çocuklara test, fotokopi gönderiyorum. Ancak bu yolla bile 30’una ulaşabiliyorum. 11 öğrencime asla ulaşamıyorum.”</i></span></p></blockquote><p>Bu süreçte niyetinin ödev vermek olmadığını anlatan C.K. üzerinde baskı olduğunu söylüyor:</p><blockquote><p><span style="color: #232526;"><i>Yan şubenin öğretmeni kitaptan konunun işlenmesini istiyor. Kimi ‘ben konuları bitirip seneye gelecek sınıfın müfredatını takip edeceğim’ diyor. Benim ilkokula giden çocuklarım da bir özel okulda. Online ders yapıyorlar, ödevler veriliyor. Sanki olağandışı bir durum yaşamıyoruz. Benim öğrencilerimin imkânları çok kısıtlı. Tüm bunları görüp duydukça, öğrencilerim için bir şey yapmıyor muyum psikolojisine girdim. Evde çocuklara aşırı yüklenilmesini doğru bulmuyorum. Veli olarak da deneyimliyorum. Ailede biri işsiz mi kaldı, hasta mı var? Önemli olan duygusal anlamda destek olabilmek, hiçbir eksik kapanmaz diye bir şey yok. Her dersten kalmış iki ünite, telafisi yapılır. Çocukların da, ailelerin de zorlanmasına karşıyım. ”</i></span></p></blockquote><h4><b>Ayın EBA öğretmeni!</b></h4><p>C.K., EBA web sitesi kullanımının da öğretmenler üzerinde bazı yöneticiler tarafından baskıya dönüştüğünü anlatıyor:</p><blockquote><p><span style="color: #232526;"><i>Öğretmenler, EBA’ya kaç kere girdi, kaç dakika kaldı, neleri kullandı gibi istatistikler tabloya dökülüyor. Kimi okul müdürleri tüm öğretmenlerin olduğu Whatsapp gruplarında giriş yapmayanlar var diye o öğretmenleri açıklıyor. Ya da en çok giren öğretmenler ilan ediliyor.”</i></span></p></blockquote><p>İzmir’de ortaokul öğretmeni olan S.Ö. de EBA’nın baskıya dönüşebildiğini söylüyor:</p><blockquote><p><span style="color: #232526;"><i>Müdürümüz, EBA’dan görevlendirme yapılması için baskı yapıyor. Çünkü birçok arkadaş ya yazlığına ya memleketine giderek tatil moduna geçti. Kendince baskı yaparak çözüme ulaşmak istiyor. Bu durum arkadaşları daha da geriyor. EBA’ya girmeyle bir şey olamayacağını savunanlar bir tarafta, EBA’dan hazır etkinlikleri gönderince öğrenciye ulaştığını savunanlar bir tarafta. Açıkçası EBA’dan görev kontrollerini yaptığımızda öğrencilerimizin çoğu çalışmaları açmamış oluyor.”</i></span></p></blockquote><h4><b>Birleştirilmiş sınıflar ve uzaktan eğitim</b></h4><p>Uzaktan eğitime erişim ya da etkili kullanım sorunun olduğu yerlerden biri de köyler. Diyarbakır’ın bir köyünde birleştirilmiş sınıf okutan G.G.’nin sınıfında 6’sı Suriyeli 10 öğrenci var. Suriyeli öğrencilerin aileleri tarlaları sulayarak geçindikleri için köylerden uzak barakalarda yaşıyorlar. G.G. deneyimlerini şöyle aktarıyor:</p><blockquote><p><span style="color: #232526;"><i>Önceliğim çocuklarla iletişim kurmaktı. Köydeki velileri aradım, çocuklarla telefonda konuştum. Neler yaptıklarını sordum. Televizyondan başlayacak süreci anlattım velilere de. Ayrıca, Kürtçe video çekip EBA web sitesini de anlattım. Sekiz kişiye ulaştım. Televizyondan EBA TV’yi nasıl ayarlayacaklarına dair arkadaşım bir video çekmişti, onu da yolladım. Veliler televizyondan ayarlama yapamadı. Bir öğrencim ‘olmuyor’ diye panik oldu. EBA’ya girmezse kötü şeyler olacakmış gibi hissetmiş. ‘Önemli değil, ben ara ara size etkinlik yollarım, haftada bir de birbirimize ses edelim’ diye sakinleştirdim. PDF kitap linkleri atıyorum, en sevdiğiniz karakteri yazın, döndüğümüzde konuşuruz diyorum. Sonuçta ailelerinin telefonunu kullandıkları için kullanımları da sınırlı. ‘Şarjını bitirme’ diye ellerinden alınabiliyor telefonlar. Şu an iletişimi koparmadan gözlemliyorum. Önemli olan kaygı hallerinin artmaması, kaygı olursa öğrenme zaten yürümez. Bir süre gözlemleyip ihtiyaçlara ve olabileceklere göre ilerleme gibi bir niyetim var.”</i></span></p></blockquote><h4><b>Türkçe bilmedikleri için EBA’daki içerikleri anlama ihtimalleri düşük</b></h4><p>Öğrencilerinin dil problemi olduğunu, EBA TV’deki içeriklerin yüzde 80’nini anlamayacaklarını anlatan G.G “Çocuklar Türkçe bilmiyorlar. Sınıfta anlamadığını yüz ifadesinden anlıyordum. Hemen Kürtçe açıklıyordum. EBA’da çok dilli eğitim verilebilir, bu çok önemli.” diye konuşuyor.</p><h4><em><b>“Televizyonu bile ona öncelik verilirse izleyen çocuklar var”</b></em></h4><p>Tokat’ın bir köyünde öğretmenlik yapan sınıf öğretmeni Z.B. de deneyimini şöyle anlatıyor:</p><blockquote><p><span style="color: #232526;"><i>Birinci sınıf okutuyorum. Okuma yazmaya geçtik ama akıcı bir şekilde değildi. EBA TV’deki derslerde çocukların tamamen akıcı okuma yazmayı kavradığı kabul ediliyor. Hızlı geldi öğrencilerime. Bir de köyde tüm aileler bir arada, kalabalık ev nüfusu. Ona öncelik verirlerse EBA TV’yi izleyebilir.”</i></span></p></blockquote><p>Bu arada Köy Okulları Değişim Ağı (KODA) köylerdeki çocukların eğitimden kopmamaları için içerik üretme ve geliştirme çalışmaları yapılması için <a href="https://www.facebook.com/1574038992907919/posts/2476772005967942/">KODA Çözüm Masası’nı </a>kurdu. Hem öğretmenlerden gelen hem de araştırıp buldukları örnekleri paylaşarak köy okulu öğrencilerine öğretmenleri aracılığıyla ulaştırmak istiyorlar.</p><h4><b>“Sistem doğal gelişim gösteren çocuklara odaklanıyor” </b></h4><p>Uzaktan eğitim sürecinde sıkıntı yaşayanlardan biri de özel gereksinimli çocuklar. Özel gereksinimli çocuklar ve aileleri için durum daha da zorlayıcı. EBA web’de özel gereksinimli çocuklar için içerikler olsa da, EBA TV’de de “Bilişsel Beceriler” dersleri başlasa da uzmanlar bunların yetersiz olduğu görüşünde. Ayrıca, çocukların özel eğitim aldıkları özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri de kapandığı için, oradan aldıkları eğitime de erişilemiyor.</p><p>Tipik gelişim gösteren akranlarıyla birlikte 12. sınıfta kaynaştırma eğitimi alan otizmli bir oğlu olan H.S., okuldan bir geri dönüş, bir öğretmenden iletişim kurma çabası görmediklerini anlatıyor:</p><blockquote><p><span style="color: #232526;"><i>12. sınıf dersleri EBA’da var. Ama onun seviyesine hitap eden bir sistem değil. Sistem doğal gelişim gösteren çocuklara odaklandığı için benim çocuğum zorlanıyor. Mandala boyuyor, EKPPS’ye (Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavı) hazırlanıyor. Dışarı çıkmak istiyor, öfke krizi geçiriyor.”</i></span></p></blockquote><p>Asperger sendromlu 11. sınıf Nazım Özgün İpek ise, düzenin bozulmasının kendini etkilendiğini söylüyor:</p><blockquote><p><span style="color: #232526;"><i>Uzaktan eğitim fena gitmiyor ama okulu özlüyorum. Özel bir okulda okuyorum. Online ders yapıyoruz. Ödevlerimiz veriliyor. Akşam sekizde bile ders var. Online <span class="glossaryLink " data-cmtooltip="deneme">deneme</span> sınavı bile olduk. Düzenimin bozulması beni etkiledi. Derslerin okuldaki düzen gibi olmasını isterdim.”</i></span></p></blockquote><h4><b>Kaynaştırma öğrencileri için dersler çok hızlı </b><i> </i></h4><p>İstanbul Otizm Gönüllüleri Derneği’nden İrem Afşin, hem tüm özel gereksinimli hem de otizmli çocukların gelişimleri için rehabilitasyon merkezlerinde aldıkları özel eğitimin çok önemli olduğunu hatırlatıyor:</p><blockquote><p><span style="color: #232526;"><i>Bu eğitim, rehabilitasyon merkezleri kapandığı anda durdu. Çocukların, özellikle küçük yaş grubunun tam ilerleme sağlayacakları zamanda eğitimleri kesintiye uğradı. Otizmde belirli bir yaş grubu çocuğu televizyondan uzak tutmaya çalışırız. EBA TV’yi izleyemezler. Evde bu özel eğitim sürecini yürütemeyecek çok ailemiz var. Konuşmayan, iletişim kuramayan çocuklara durumu anlatmak çok daha zor. Kaynaştırma eğitimi alan öğrenciler sınıflarına göre ders içeriklerine bakıyor ama çocuklar için çok hızlı. Yapabilen aile dersi durdura durdura takip ettirebiliyor. Maaşını almayan özel eğitimciye ‘evden bağlan, terapi yap’ nasıl denecek ? Büyük şehirlerdeki özel eğitimcilerden bazıları gönüllü olarak ders yapmaya çalışıyorlar. </i><i>Ailelerin psikolojik desteğe de ihtiyacı var. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ailelere destek olacak çalışmalar yapmalı.”</i></span></p></blockquote><p>Özel eğitim öğretmeni Fırat Keser ise “Özel eğitimde yoğun eğitim vermeniz gerekiyor. Ailelerin davranış kontrolünü nasıl yapacakları konusunda desteklenmeye ihtiyacı var. Herkesin özel gereksinimi farklı, bireyselleştirilmiş eğitim önemli” diyor.</p><p>Bu süreçte <a href="http://egeozelcocuklarvakfi.com/index.php/tr/">Ege Özel Çocuklar Vakfı</a>, başlattığı projeyle, gönüllü özel eğitim öğretmenlerinin özel gereksinimli çocuklara online eğitim vermesini sağlıyor. Eğitim Sen de rehabilitasyon merkezi çalışanlarının ücretli izinli sayılması için çağrı yapıyor.</p><p>Ayrıca tarımsal üretim için mevsimlik göçün başladığı bu dönemde mevsimlik gezici tarım işçilerinin çocukları ve çocuk işçiler sağlık risklerinin yanı sıra uzaktan eğitime de erişemeyecek.</p><p>Sonuç olarak öğretmenlerin uzaktan eğitim deneyimleri, çalıştıkları kademe ve branşlara, dijital okuryazarlıklarına göre değişiyor. Konuştuğumuz öğretmenlerin yanı sıra yürütücülüğünü üstlendiğimiz Öğretmen Ağı da bu süreçte öğretmenlerin ihtiyaçlarını anlamak ve deneyimlerini paylaşmak için çeşitli anketler yaptı. Anketlere Ağ’daki farklı illerden, kademelerden ve branşlardan hem Değişim Elçisi öğretmenler hem de 20 ilden 58 öğretmen katıldı. Ankete katılan öğretmenler de yazımızdaki benzer sorunlardan bahsediyor: EBA’nın kapsayıcı olmaması, öğrencilerin motivasyonunun düşük olması, ulaşılamayan öğrenciler, öğretmenlerin çalışma yoğunluğu ve velilerin koşullarının öğretmenleri doğrudan etkilemesi…</p><p>Öte yandan  ankete katılan öğretmenlerin büyük çoğunluğu, uzaktan eğitim sürecinin dijital içerik hazırlamak, online ders programları hakkında daha fazla bilgi edinmek, velilerle okul dışındaki iletişimin önemini kavramak, online olarak da çocukların hayatına dokunmayı öğrenmek gibi kişisel ve mesleki gelişimlerine çeşitli kazanımlar kattığını da düşünüyor.</p>						</div>
				</div>
					</div>
				</div>
				</div>
		]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzaktan Eğitim Nasıl Olacak ve Bu Süreçte Neler Dikkate Alınmalı?</title>
		<link>https://egitimreformugirisimi.org/turkiyede-koronavirusun-egitime-etkileri-ii-uzaktan-egitim-nasil-olacak-ve-bu-surecte-neler-dikkate-alinmali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eğitim Reformu Girişimi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Mar 2020 12:41:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye'de Koronavirüsün Eğitime Etkileri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egitimreformugirisimi.org/turkiyede-koronavirusun-egitime-etkileri-ii-uzaktan-egitim-nasil-olacak-ve-bu-surecte-neler-dikkate-alinmali/</guid>

					<description><![CDATA[ERG Eğitim Gözlemevi, koronavirüsten etkilenen eğitim sistemini izlemeye aldı. Eğitim Gözlemevi Koordinatörü Burcu Meltem Arık, ikinci bölümde uzaktan eğitimin nasıl gerçekleştirildiğini anlatıyor. Arık, bu süreçte öğretmenlerin EBA’nın kullanımıyla ilgili desteklenmesi, koşulları nedeniyle uzaktan eğitime erişemeyen, uzaktan eğitim araçlarını etkin izleyemeyen öğrenciler için planlama yapılması gerektiğine ve yayınların çocuk hakları temelinde, çocukların gelişimsel özelliklerine uygun, “çoğulcu” ve “kapsayıcı” olması gerektiğine vurgu yapıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="34292" class="elementor elementor-34292" data-elementor-post-type="post">
				<div data-particle_enable="false" data-particle-mobile-disabled="false" class="elementor-element elementor-element-55961e6c e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="55961e6c" data-element_type="container">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-fecb213 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="fecb213" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<p>ERG Eğitim Gözlemevi olarak, tüm dünyada yaşanan ve etkisi gün geçtikçe artan yeni tip koronavirüsten etkilenen eğitim sistemini bu bağlamda izlemeye aldık ve “Koronavirüsün Eğitime Etkileri” başlıklı bir yazı dizisine başladık. Amacımız, Türkiye’nin ve yeni tip koronavirüsle (COVID-19) mücadele eden diğer ülkelerin eğitim sistemlerinde olan değişimi izlemek, bu değişimin eğitimin paydaşlarına ve eğitim politikalarına olan etkisini tartışabilmek. Serimizde, eğitim sisteminin geleceğine, dönüşümüne dair yeni olasılıkları da tartışmaya açabilmeyi istiyoruz.</p><p>İkinci yazımızda, Millî Eğitim Bakanlığı’nın yeni tip koronavirüs salgını kapsamında başlattığı uzaktan eğitim sürecinin detaylarını, dikkate alınması önemli olabilecek bazı konuları ve diğer ülkelerden bazı örnekleri ele alıyoruz.</p><h4><b>Eğitimde acil durum </b></h4><p>COVID-19 ilk olarak Çin’in Hubei Eyaleti’nin Vuhan kentinde Aralık 2019’da fark edildi ve 13 Ocak 2020’de tüm dünyaya hızla yayılan yeni bir virüs olarak tanımlandı. Çin hükümeti virüsün yayılmasını yavaşlatmak amacıyla Şubat ayında önce Hubei bölgesindeki bazı kentlerde, kısa süre içinde de tüm ülke genelinde okulları kapattı. Çin’i Moğolistan (ülke geneli), İtalya (bölgesel), İran (ülke geneli) ve ardından çok sayıda ülke takip etti. Eğitim, COVID-19 nedeniyle yaklaşık üç ay içerisinde tüm dünyada ‘acil durum’ koşullarına taşınmış oldu. UNESCO’nun paylaştığı verilere göre 1 Mart’ta sadece 4 ülke tüm okulları kapatma kararı almışken <a href="https://en.unesco.org/themes/education-emergencies/coronavirus-school-closures">23 Mart itibarıyla bu sayı 124 oldu.</a> Bu, tüm dünyada 1.254.315.203 öğrencinin okula gitmediği, kayıtlı öğrenci nüfusunun %72,9’unun durumdan etkilendiği<a href="https://en.unesco.org/themes/education-emergencies/coronavirus-school-closures"> anlamına geliyor.</a> COVID-19 nedeniyle eğitim alanında yaşananların ölçeği ve hızı eğitim hakkını tehdit ediyor; var olan eşitsizlikleri artırma, derinleştirme riski barındırıyor. Ülkelere ve bölgelere göre farklılık göstermekle birlikte eğitim hakkının korunmasına yönelik önlemler alınmaya ve uygulamalar geliştirilmeye başlandı. Bunların başında öğretimin uzaktan eğitim yoluyla devam etmesi geliyor.</p><h4><b>Türkiye’de uzaktan eğitimin yeni süreci</b></h4><p>Uzaktan eğitim, <a href="http://sgb.meb.gov.tr/meb_iys_dosyalar/2019_11/22154626_Milli_EYitim_BakanlYYY_2019-2023_Stratejik_PlanY.pdf">Millî Eğitim Bakanlığı 2019-2023 Stratejik Planı</a>’nda hayat boyu öğrenme ve özel öğretim kurumları kapsamında ele alınıyor. <a href="http://2023vizyonu.meb.gov.tr/doc/2023_EGITIM_VIZYONU.pdf">2023 Eğitim Vizyonu</a>’nda ise bunlara ek olarak öğretmen ve okul yöneticilerinin mesleki gelişimlerinin yeniden yapılandırılması hedefi kapsamında da değerlendiriliyor. Vizyonda, doğrudan uzaktan eğitime yönelik bu hedeflerin yanı sıra, “Öğrenme Süreçlerinde Dijital İçerik ve Beceri Destekli Dönüşüm” amacı da yer alıyor. Bu amaç doğrultusunda, dijital içerikler kullanılarak kişiselleştirilmiş öğrenme deneyimlerinin yaşanabildiği platformlar hazırlanması, öğretmenlerin istedikleri zaman faydalanabilecekleri içerik videoları geliştirilmesi ve çevrimiçi atölyeler düzenlenmesi benzeri hedefler yer alıyor. MEB, vizyon çerçevesinde bu hedeflere yönelik çalışmalarını bir süredir devam ettiriyor. Bu kapsamda, uzaktan eğitimin ana araçlarından biri olan Eğitim Bilişim Ağını (EBA) da 2020’nin başında güncelledi.</p><p>2010 yılında Fırsatları Artırma ve Teknolojiyi İyileştirme Hareketi “<a href="http://fatihprojesi.meb.gov.tr/">Fatih Projesi</a>”nin bir parçası olarak geliştirilen, 2011 yılında altyapısı hazırlanarak 2012’de test yayını başlatılan EBA, 2015 ve 2020 yıllarında değişen ihtiyaçlar çerçevesinde yenilendi. EBA’nın 2020’de yenilenmesinin başlıca nedeni içinde bulunduğumuz acil durum değil, “<a href="http://www.meb.gov.tr/turkiye-egitim-sisteminin-yeni-slogani-egitimde-firsat-adaleti/haber/20281/tr">okullar arası fırsat adaletini sağlama</a>” amacıydı. MEB 10 Şubat’ta EBA’nın yeni dönem lansmanını yaptı. “Eğitimde Fırsat Adaleti” amacı doğrultusunda EBA’nın içeriğinin yenilendiğini, güncellendiğini paylaştı. Arayüzü değiştirilen EBA’da yapay zekadan da yararlanılacağı açıklanarak ağ yükseköğretim öncesi kademelerdeki tüm öğrenci, öğretmen ve velilerin kullanımına açıldı. MEB bu çalışmalar sayesinde, yaklaşık 10 gün içerisinde ülke genelinde uygulanacak uzaktan eğitim deneyimine görece hızlı hazırlanabildi.</p><h4><b>Uzaktan eğitim hangi araçlarla gerçekleştiriliyor? </b></h4><p>1 hafta zorunlu tatilin ardından 23 Mart’ta uzaktan eğitime başlandı. İlk dersi Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk vererek velilere ve öğrencilere hitap etti. Uzaktan eğitim süreci EBA web sitesi (<a href="http://www.eba.gov.tr/">www.eba.gov.tr</a>) ve televizyon (TRT EBA TV İlkokul, TRT EBA TV Ortaokul, TRT EBA TV Lise) aracılığıyla yürütülüyor. Özel okullar ise bunların yanı sıra kendi uzaktan eğitim sistemlerini kullanıyorlar. Paylaşılan dersler <a href="https://twitter.com/tcmeb/status/1241788212676345856?s=20">TRT EBA TV kanalları</a>ndan, <a href="https://www.trt.net.tr/anasayfa/uygulamalar.aspx#os_android">TRT İzle uygulaması</a>ndan ve EBA web sitesi üzerinden takip edilmeye başlandı. EBA için ayrı bir uygulama bulunsa da bu uygulamanın kullanımına yönelik açıklama yapılmadı.</p><h4><b>EBA web sitesi ve TRT EBA TV kanalları ile ilgili öğretmen, öğrenci ve velilerin bilmesi gerekenler</b></h4><p>EBA web sitesi ve kullanımına yönelik tüm detaylara “<a href="http://www.eba.gov.tr/">Eğitim Bilişim Alanı Nasıl?</a>” bölümü üzerinden erişilebiliyor. Bu bölümde 8 kısa video bulunuyor: 7 Adımda EBA’yla İlgili Bilmen Gerekenler, EBA’da Şifre Nasıl Alınır?, EBA Şifreni Kendin Al, Veli Öğretmen Yardımıyla Şifre Alma, Veliler İçin EBA Kullanımı, Canlı Sınıf Oluşturma, Canlı Ders Nasıl Başlatırım?, Öğrenciler İçin EBA Kullanımı. Bu videolara ek olarak öğretmenler, öğrenciler ve veliler için “EBA Kullanım Simülasyon Örnekleri” video olarak paylaşılıyor. Öğretmenler derslerini EBA üzerinde yürütebiliyorlar. Öğrenciler ise öğretmenlerinin EBA’ya yüklediği derslerin dışında “EBA Kütüphane”de yer alan ve kendi seviyelerine uygun başka içeriklere de erişebiliyorlar.</p><p>TRT EBA TV’de, ilkokul, ortaokul ve lise için 3 farklı kanal bulunuyor. EBA TV İlkokul, EBA TV Ortaokul ve EBA TV Lise adlı bu üç kanalda, HD ve SD olmak üzere toplam 6 kanal üzerinden yayın yapılıyor. Yayın akışlarına eba.gov.tr ana sayfasından ve TRT internet sitesinden ulaşılıyor. <a href="https://www.meb.gov.tr/meb_iys_dosyalar/2020_03/22160216_v7.pdf">Sınıflara ve derslere göre düzenlenmiş program</a> MEB tarafından geçtiğimiz hafta paylaşıldı.</p><p>Derslere, 1-8. sınıflarda her sınıf için günde yaklaşık 1, 9-12. sınıflarda her sınıf için günde yaklaşık 1,5 saat ayrıldı. Bu süre içerisinde 20 dakikalık dersler yapılıyor. Derslerin arasında ise kısa videoların, hareket önerilerinin, çizgi filmlerin, tanıtım filmlerinin gösterildiği “Etkinlik Kuşağı” yer alıyor. Sabah saatlerinde paylaşılan derslerin tekrarı öğleden sonra ve akşam gösteriliyor. MEB, öğrencilerin öncelikle TRT EBA TV kanallarını, ders tekrarları, konu eksikleri ve sorular için ise EBA web sitesini kullanmalarını öneriyor. Sisteme aynı anda çok sayıda kullanıcının girmesi nedeniyle hafta sonu ve uzaktan eğitimin ilk günü yaşanan sorunlar nedeniyle önümüzdeki günlerde sınıf seviyelerine göre <a href="http://www.eba.gov.tr/eba-sinif-bazli.html">EBA kullanım saatleri </a>belirlenip paylaşıldı.</p><p>8 ve 12. sınıflar için EBA web sitesinde ayrıca “Canlı Sınıf” uygulaması yer alıyor. Öğrenciler “Canlı Sınıf” bilgilerine “EBA Sayfam” alanından ulaşabiliyorlar. Bu sınıflara yönelik açıklamalarda sınav tarihlerinde ertelemenin tercih edilmediği, sınavda sadece yüzyüze eğitim sırasında işlenen konuların yer alacağı da belirtildi. 11 ve 12. sınıflar için ise EBA Akademik Destek Programı paylaşıldı.</p><p><a href="http://www.meb.gov.tr/koronavirusun-travmatik-etkilerini-azaltmak-icin-psikososyal-destek-paketi/haber/20538/tr">MEB tüm bunlara ek olarak</a>, COVID-19 nedeniyle oluşan travmatik etkileri azaltmak amacıyla öğrencilere EBA üzerinden psikososyal destek de vermeye hazırlanıyor. Bu kapsamda özellikle okul öncesi ve ilkokul öğrencilerine yönelik destek paketi MEB’in ulusal psikososyal destek ekibi tarafından alan uzmanları ile birlikte geliştiriliyor. Ortaokul ve lise için herhangi bir bilgi henüz paylaşılmadı. Zorunlu uzaktan eğitim süreci bittiğinde ise tüm sınıflarda telafi eğitimi yapılacak.</p><h4><b>Bu süreçte neler dikkate alınmalı? </b></h4><p>Öğretmen, öğrenci ve velilerin psikososyal desteğe erişebilmeleri bu sürecin en kritik adımı olacaktır. Bunun için, MEB’in geliştirildiğini paylaştığı psikososyal destek kitine erişimin yanı sıra uzmanlara erişim olanağı da sağlanması sürecin daha sağlıklı ilerlemesine yardımcı olacaktır. Bu zor süreçte çocuklar yaşadıkları duygularını anlayamayabilir ya da ifade olanağı bulamayabilir. Çocuklara duygularını paylaşabilecekleri alanlar da açılmalıdır.</p><p>Uzaktan eğitimin ilk haftasının nasıl geçtiğine dair deneyimler yazı dizimizin üçüncü bölümü, Umay Aktaş Salman tarafından kaleme alınacak. Ancak ilk izlenimler, öngörüldüğü gibi sistemde giriş yoğunluğu yaşandığına işaret ediyor. MEB bu yoğunluğun azaltılması amacıyla EBA web sitesine girişleri her sınıf için belirli saatlerle sınırlandırdı. Bu süreçte öğretmenlerin öğrencileri ile iletişime geçerek kolaylaştırıcı rol oynamaları da yararlı olabilir.</p><p><a href="https://www.ogretmenagi.org/">Öğretmen Ağı</a>’nın uzaktan eğitim sürecinde öğretmenlerin ihtiyaçlarını tespit etmek için düzenlediği, Değişim Elçisi öğretmenlerin katıldığı anketin sonuçlarına göre öğretmenler yalnız olmadıklarını hissetmek istiyorlar. Meslektaş dayanışmasına, dijital okuryazarlık ve dijital araçlara hakimiyet becerilerinin güçlenmesine, meslektaşlarının internet bağlantısı olmayan öğrencilerle iletişim kurmak için geliştirdiği stratejilerin yaygınlaşmasına ihtiyaç duyuyorlar. EBA, bu ihtiyaçların karşılanması bakımından önemli bir platform rolü üstlenebilir. Öğretmenlerin bu platformu etkin kullanabilmesi için destek mekanizmalarının devreye sokulmasında yarar vardır.</p><p>Çeşitli koşullar nedeniyle uzaktan eğitime erişemeyen, erişme imkânı olsa bile uzaktan eğitim araçlarını etkin kullanamayan öğrencilerin de olduğu göz önünde bulundurularak risk altındaki gruplara yönelik yürütülecek çalışmaların hızla planlanması ve paylaşılması önemli olacaktır. Halihazırda özel gereksinimi olan öğrencileri ve öğretmenleri kapsamayan uygulamanın özel gereksinim gözetilerek düzenlenmesi de önceliklendirilmelidir.</p><p>Öne çıkan amacı bu kriz döneminde eğitimden kopuşu engellemek olsa dahi, uzaktan eğitim yalnızca eğitime erişime etkisi açısından değil eğitimin içeriği bakımından da hassasiyetle ele alınmalıdır. Her çocuğun tüm yönleriyle “gelişme hakkı”nın garanti altına alınması ve insan haklarından yana tutumlar geliştirebilmesi için eğitim vazgeçilmez bir araçtır. Bu doğrultuda da, uzaktan eğitim sürecindeki yayınların ve EBA web sitesinde paylaşılan materyallerin içeriği çocuk hakları temelinde, çocukların gelişimsel özelliklerine uygun, “çoğulcu” ve “kapsayıcı” olmalı; endoktrinasyondan arındırılmış bir biçimde, “çocuğun yüksek yararının gözetilmesi” ilkesi doğrultusunda hazırlanmalıdır. Psikolojik olarak zorlayıcı bu süreçte eğitimin içeriği çocuk hakları temelinde gözden geçirilmelidir. Pedagojik bakımdan ve çocuk hakları temelinde sorun teşkil eden içeriklere maruz kaldıkları durumlarda ise bunun çocuklar üzerindeki etkisi değerlendirilmeli, onarım süreçleri hızla uygulanmalıdır.</p><h4><b>Diğer ülkelerde yürütülen uzaktan eğitim çalışmaları*</b></h4><p>Uzaktan eğitim sürecinde, uzaktan eğitimi daha önce uygulamaya başlayan ülkelerdeki deneyimleri anlamak önemli olacaktır. Bu doğrultuda farklı ülkelerden ebeveynlerle iletişime geçerek deneyimlerini öğrendik.</p><p>Finlandiya Eğitim Bakanlığı’nın kararı doğrultusunda, erken çocukluk eğitimi ve bakımı birimleri ile okul öncesi kurumları açık kalmaya devam ediyor. Bu sayede, kamu görevi yapan ve kritik öneme sahip alanlarda çalışan ebeveynlerin çalışmalarını sürdürebilmeleri öngörülüyor. Ancak mümkünse bu yaş grubu için de evde bakımın tercih edilmesi öneriliyor. İlkokul ve ortaokullar ise 13 Nisan 2020’ye kadar kapalı olacak. Kritik öneme sahip alanlarda çalışan ebeveynlerin 1-3. sınıflara devam eden çocukları ile özel gereksinimi olan öğrenciler ise okullarına devam edebilecekler. Evden çalışan ancak bu sırada çocukların bakımını üstlenemeyen ebeveynler istedikleri takdirde çocuklarını okula gönderebiliyorlar. Bu süreçte, okullar öğrencilerin her birinin ihtiyaçlarını ayrı ayrı dikkate alarak planlama yapmakla yükümlü tutuldu. Ortaöğretim, yükseköğretim, kültür ve spor kurumları ile gençlik merkezleri de 13 Nisan’a kadar kapalı olacaklar. Bu süre içinde öğretime uzaktan eğitim yoluyla devam edilecek. Finlandiya’da okullarda verilen ücretsiz yemek özellikle bazı aileler için kritik önemde. Ancak uzaktan eğitim alan çocuklar için okullar ve devlet bu hizmeti sağlamayacak.</p><p>Amerika’nın farklı kentlerinde farklı uygulamalar hayata geçirildi. Boston’da ilkokul öğrencileri için günlük okuma önerileri veriliyor. Eğitim materyalleri, işleyiş bilgileri ve ödevler okulun ve öğretmenin tercihine göre çeşitli uzaktan eğitim araçları üzerinden öğrencilerle ve velilerle paylaşılıyor. Resim, sanat ve beden eğitimi projeleri de veriliyor. Ödevler ve projeler notla değerlendirilmiyor. Ortaöğretimde ise öğrencilerin birbirleri ve öğretmenleri ile iletişiminin devam etmesine odaklanılıyor. Okul binaları, kahvaltı ve öğle yemeğini indirimli veya ücretsiz yiyen öğrencilerin velileri için sabahları birkaç saat açık tutuluyor. Boston’da okul hemşireleri de ayrıca bir araya gelerek özel bir ağ kurdular. Öğrenciler ve veliler her türlü sağlık soruları için bu ağa danışabiliyor.</p><p>Almanya’da tüm okullar 19 Nisan’a kadar kapatıldı ve sınavlar ertelendi. İlkokul öğretmenleri e-posta aracılığıyla ödevleri ve çalışma notlarını öğrencilere gönderiyor. Belçika’da ise evde kalamayacak olan çocuklar için açık tutulan kreşler dışında tüm okullar kapandı. Danimarka’da okullar kendi uzaktan eğitim sistemlerini uyguluyorlar.</p><p>Okulları kapatmayan az sayıda ülkeden biri de Avustralya. Ülkede birkaç hafta içinde ara tatil olacak. Öğretmenler ise kendilerinin ve öğrencilerinin tehlikeye atıldığını belirterek okulların kapatılması için imza kampanyası başlattılar.</p><p>Türkiye’de öğrenci, öğretmen ve veli iseniz uzaktan eğitim deneyiminizi öğrenmek isteriz. Bize <a href="mailto:erg@sabanciuniv.edu">erg@sabanciuniv.edu</a> adresinden ulaşabilirsiniz.</p><h6> </h6><p><sub>*Bu örnekler ülke genelini temsil etmeyebilir. Farklı ülkelerdeki deneyimleri paylaştıkları için Leslie Krespin, Ceren Arık Beğen, Burcu Tekin, Özgenur Korlu, Ayça İnce’ye teşekkür ederiz.</sub></p>						</div>
				</div>
					</div>
				</div>
				</div>
		]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye’de Koronavirüsün Eğitime Etkileri – I</title>
		<link>https://egitimreformugirisimi.org/turkiyede-koronavirusun-egitime-etkileri-i/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eğitim Reformu Girişimi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Mar 2020 12:11:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye'de Koronavirüsün Eğitime Etkileri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egitimreformugirisimi.org/turkiyede-koronavirusun-egitime-etkileri-i/</guid>

					<description><![CDATA[Yeni tip koronavirüs nedeniyle dünya genelinde Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 124 ülkede tüm okullarda, 11 ülkede ise belirli bölgelerdeki okullarda örgün eğitime ara verildi. ERG Eğitim Gözlemevi, koronavirüsten etkilenen eğitim sistemini izlemeye aldı. Eğitim Gözlemevi Koordinatörü Burcu Meltem Arık, ilk bölümde eğitim alanında yaşananları anlatıyor. Yeni tip koronavirüs ile ilgili eğitim paydaşlarının yararlanabileceği kaynakları paylaşıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="34294" class="elementor elementor-34294" data-elementor-post-type="post">
				<div data-particle_enable="false" data-particle-mobile-disabled="false" class="elementor-element elementor-element-4dfce33 e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="4dfce33" data-element_type="container">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-5a8f21ac elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="5a8f21ac" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<p>ERG Eğitim Gözlemevi olarak, tüm dünyada yaşanan ve etkisi gün geçtikçe artan yeni tip koronavirüsten etkilenen eğitim sistemini bu bağlamda izlemeye aldık. Bu yazıyla birlikte “Koronavirüsün Eğitime Etkileri” başlıklı bir yazı dizisine başlıyoruz. Amacımız, Türkiye’nin ve yeni tip koronavirüsle mücadele eden diğer ülkelerin eğitim sistemlerinde olan değişimi izlemek, bu değişimin eğitimin paydaşlarına ve eğitim politikalarına olan etkisini tartışabilmek. Bu dönem, eğitim sisteminin geleceğine, dönüşümüne dair yeni olasılıkların doğmasını ve tartışılmasını da beraberinde getirecektir. Bu ilk yazımızda, Millî Eğitim Bakanlığı’nın yeni tip koronavirüs salgını kapsamında kamuoyuna yönelik paylaşımlarına, eğitime dair alınan son kararlara ve yürütülen çalışmalara, bu süreçteki bazı önemli sorulara, önemli bilgileri aktaran bazı kurumların paylaşımlarına işaret edeceğiz.</p><p>11 Mart 2020’de Türkiye’de yeni tip koronavirüs tanılı bir hastanın olduğu bilgisi <a href="https://twitter.com/drfahrettinkoca/status/1237496748718899201?s=20">Sağlık Bakanı Fahrettin Koca tarafından kamuoyuyla paylaşıldı</a>. Aynı gün Dünya Sağlık Örgütü (WHO) koronavirüsü pandemik bir hastalık olarak ilan etti.</p><p>Bu açıklamanın ardından, eğitimin bundan nasıl etkilenebileceğine yönelik tartışmalar hız kazandı. 2018-19 verilerine göre, Türkiye’de okul öncesi kademede 1 milyon 564 bin 813, ilkokulda 5 milyon 267 bin 378, ortaokulda 5 milyon 437 bin 321, ortaöğretimde 4 milyon 259 bin 657 öğrenci bulunuyor. Resmi ve özel yükseköğretimdeki öğrenci sayısı ise 3 milyon 777 bin 114.[1]<h4><b>MEB’in koronavirüse karşı aldığı önlemler </b></h4><p>Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), koronavirüsle ilgili ilk paylaşımını 3 Şubat’ta “<a href="http://www.meb.gov.tr/solunum-yolu-enfeksiyonlarindan-nasil-korunuruz/haber/20234/tr">Koronavirüs Bilgilendirme Notu</a>” başlıklı bir broşürle yaptı. 26 Şubat’ta sosyal medya aracılığıyla “<a href="https://twitter.com/tcmeb/status/1232666662559789056?s=20">Koronavirüsten Nasıl Korunuruz?</a>” videosunu yayınladı. 3 Mart’ta ise “çocukların gelişim sürecinde etkin rol model olan velileri pratik bilgilerle daha aktif şekilde desteklemek” amacıyla hazırladığını belirttiği “Bizden” adlı aylık bülteninde “<a href="http://www.meb.gov.tr/koronavirusten-korunma-yollari-ve-zeka-oyunlari-mart-ayinda/haber/20434/tr">Koronavirüsten Korunmanın Yolları</a>” başlıklı bir bilgilendirme yazısı paylaştı. 6 Mart’ta “<a href="https://twitter.com/tcmeb/status/1235924858393026560?s=20">Koronavirüsten Nasıl Korunuruz?</a>” videosunu işitme ve görme engelli vatandaşlar için yeniden düzenledi ve paylaştı. Aynı gün, Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, <a href="https://twitter.com/ziyaselcuk/status/1235864767937392642?s=20">koronavirüse karşı okullarda hijyen uygulaması</a> başlatıldığını ve okullarda eğitim dışındaki zamanlarda özel dezenfektanlarla temizlik yapıldığını açıkladı. Gerekli olan hijyen solüsyonun ise <a href="https://twitter.com/ziyaselcuk/status/1235865016852594691?s=20">8 ilde bulunan 26 meslek lisesinde üretildiği</a>ni açıkladı.</p><h4><b>Önce etkinlikler iptal edildi, sonra okullar zorunlu tatil edildi</b></h4><p>10 Mart’ta Millî Eğitim Bakan Yardımcısı Mustafa Safran imzasıyla illere gönderilen <a href="http://www.meb.gov.tr/ogretmen-ve-ogrencilere-koronavirus-uyarisi/haber/20476/tr">yazıyla</a> yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle, öğrenci, öğretmen ve Bakanlığa bağlı personelden zorunlu olmadıkça proje, uluslararası toplantı ve benzeri etkinlikler kapsamında yurt dışına seyahat etmemeleri istendi. 12 Mart’ta Millî Eğitim Bakan Yardımcısı Mustafa Safran imzasıyla illere gönderilen <a href="http://www.meb.gov.tr/koronavirus-onlemleri-kapsaminda-okullardaki-sosyal-etkinlikler-iptal-edildi/haber/20488/tr">yeni bir yazıyla</a> ise koronavirüs önlemleri kapsamında resmi ve özel okul ve kurumlarda sosyal etkinlikler iptal edildi. Aynı gün <a href="https://twitter.com/tcbestepe/status/1238134578029555712?s=20">Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın</a>, ilkokullar, ortaokullar ve liseler için 16 Mart itibarıyla 1 hafta, üniversite öğrencileri için ise 3 hafta zorunlu tatil ilan edildiğini açıkladı. MEB’e bağlı kurumlar için 16 Mart haftası başlayacak olan zorunlu tatil, normal şartlar altında 6 Nisan’da başlaması öngörülen ara tatilin öne çekilmesi olarak ifade edildi. İlkokul, ortaokul ve lise öğrencilerinin 23 Mart’tan itibaren 1 hafta süreyle evden Eğitim Bilişim Ağı (EBA) ve TRT aracılığıyla eğitimlerine devam edecekleri belirtildi.</p><h4><b>Eğitim internet ya da televizyondan devam edecek </b></h4><p>Bu açıklamanın hemen ardından Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk da sürecin nasıl işleyeceğine ilişkin detayları paylaştığı <a href="https://twitter.com/tcmeb/status/1238163265462710272?s=20">canlı yayın</a>da bugüne kadar okullarda ve sosyal medyada bilgilendirme çalışmaları yapıldığını, velilere bilgilendirici bülten gönderildiğini, eğitim dışı saatlerde eşzamanlı hijyen çalışmaları yapıldığını ve ücretsiz olarak erişilebilen uzaktan eğitim altyapısı hazırlandığını açıkladı. Bunlara ek olarak, uzaktan eğitim sürecine yönelik 7 gün 24 saat destek ve yönlendirme hizmetine 444 0 632 numaralı MEBİM Çağrı Merkezi üzerinden devam edileceğini, EBA kullanımında bütün operatörlerden ücretsiz 3 GB internet erişimi imkânı olacağını da belirtti. Öğrencilerin öğrenime devam edebilmeleri için uzaktan eğitime erişim seçenekleri çeşitlendirilecek. Buna göre öğrenciler imkân ve tercihlerine göre internet ya da televizyon kanalları aracılığıyla öğrenimlerine devam edebilecek, EBA uygulamasını cep telefonlarına indirerek kullanabilecekler.</p><p>13 Mart’ta MEB, 21-22 Mart’ta 3 milyon öğrencinin gireceği, 400 binden fazla öğretmenin görev alacağı <a href="https://twitter.com/ziyaselcuk/status/1238487479256330240?s=20">Açık Öğretim Kurumları</a> sınavlarının ertelendiğini duyurdu. Açıklamaya göre ertelenen sınav, yurtdışı da dahil olmak üzere Eylül 2020’de yapılacak ek sınavla birleştirilecek. Uzaktan eğitim sürecine yönelik, öğretmen ve okul yöneticileri için <a href="https://www.meb.gov.tr/meb_haberayrinti.php?ID=20512">hizmet içi eğitimler</a> ise 16-20 Mart’ta uzaktan eğitim sistemiyle EBA üzerinden yapılacak. Hizmet içi eğitimlerde uzaktan eğitim süreci simülasyonlar ve örnek videolarla anlatılacak. Uzaktan eğitim sürecine dair sık sorulan soruların yanıtları ise 13 Mart’ta “<a href="https://twitter.com/tcmeb/status/1238508784387055616?s=20">Okullara Koronavirüs Arası</a>” başlıklı bir video ile yayımlandı.</p><h4><b>Tüm okullarında eğitime ara veren 124 ülkede 1,5 milyardan fazla öğrenci var</b></h4><p>20 Mart itibarıyla aralarında Türkiye’nin de bulunduğu <a href="https://en.unesco.org/themes/education-emergencies/coronavirus-school-closures">124 ülkede tüm okullarda ve 11 ülkede belirli bölgelerdeki okullarda</a> örgün eğitime ara verildi. UNESCO’nun paylaştığı verilere göre, ülke çapında örgün eğitime ara veren ülkelerde yükseköğretim öncesi eğitimde 1 milyar 560 milyon 687 bin 40 çocuk eğitim görüyor.[2] Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 31 OECD üyesi ülkede de, ülke genelinde örgün eğitime ara verildi. Türkiye bu ülkeler arasında üniversite öncesinde öğrenci sayısı en fazla olan ülkedir.[3] 2018-19 verilerine göre, yükseköğretim öncesinde Türkiye’de örgün eğitimde 16 milyon 529 bin 169 öğrenci, açıköğretimde ise 1 milyon 579 bin 691 öğrenci bulunuyor.</p><h4><b>Uzaktan eğitimde öğrenci ve öğretmen motivasyonu önemli</b></h4><p>Önümüzdeki günlerde MEB’in detaylarını paylaşacağı uzaktan eğitim planlama ve uygulama sürecinde, okullarda zorunlu tatil ve uzaktan eğitime geçişi Türkiye’den önce yaşayan Çin gibi ülkelerin deneyimlerini anlamak önemli olabilir. Ani bir kararla uzaktan eğitime geçen öğrenciler şaşkınlık yaşayabilir ve kamuoyunda ya da çevrelerinde oluşan panik nedeniyle derse odaklanmaları zor olabilir. Bu nedenle, uzaktan eğitim teknolojileri kadar öğrenci, öğretmen ve veli motivasyonuna da odaklanmak da önemli olacaktır. Bir diğer önemli konu ise oluşabilecek yalnızlık hissi. <a href="https://twitter.com/CerenJilan/status/1238155821516644352?s=20">Çin deneyimini yaşayan uzmanlar</a>, uzaktan eğitim sürecinde, öğrencilerin öğretmenleri ve sınıf arkadaşları ile zaman zaman da olsa canlı bağlantı kurabilmesinin daha verimli olabileceğine işaret ediyor. Bu durum öğretmenler için de geçerli.</p><p>Türkiye dahil pek çok ülke uzun süredir dijital dönüşümün eğitime olan etkisini tartışıyordu. Yeni tip koronavirüs dijital dönüşüm, uzaktan eğitim ve eğitim sisteminde değişim ihtiyacı tartışmalarını hızlandırmış oldu. Tüm dünya test aşamasında. Bu test, teknoloji yoluyla erişimi sağlamanın yanı sıra öğretmenler, öğrenciler ve veliler için bir kültürel dönüşüm gerekliliğini de içeriyor.</p><p>MEB’in paylaştığı tüm olanaklara karşın içinde bulunduğu koşullar nedeniyle uzaktan eğitime dahi erişemeyen, erişme imkânı olsa bile yine içinde bulunduğu koşullar nedeniyle uzaktan eğitim araçlarını etkin izleyemeyen öğrenciler olabilir. Risk altındaki bu grubun izlenmesi ve telafi eğitimi benzeri uygulamalarla desteklenmesi sağlanmalı. Benzer şekilde özel gereksinimi olan öğrenciler ve öğretmenler için seçeneklerin olması da önemli. İzlenmesi ve tedbir alınması gereken bir konu da uzaktan eğitim sürecinin ardından sınıfta yaşanabilecek okula uyum ve devamsızlık riski. Uzaktan eğitimin getirdiği yenilikler, fırsatlar ve doğabilecek riskler yazı dizimizin ikinci konusu olarak ele alınacak.</p><p>MEB tarafından uzaktan eğitim sürecine yönelik detaylar önümüzdeki günlerde paylaşılacak. Bu detaylar öncesinde yeni tip koronavirüse dair eğitimin paydaşlarını ilgilendirebilecek önemli kaynakları aşağıda derledik.</p><h4><b>Yeni Koronavirüs (COVID-19) ile ilgili doğru bilgilere nereden erişilebilir? </b></h4><p>Teyit ekibi tarafından hazırlanan <a href="https://teyit.org/covid-19-postasi-yolda-virusle-sogukkanli-mucadele-icin-takip-edin/">COVID-19 Postası</a>, Sağlık Bakanlığı’nın <a href="https://hsgm.saglik.gov.tr/tr/covid19-videolar">Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü</a>’nün web sayfası ve Millî Eğitim Bakanlığı’nın <a href="http://www.eba.gov.tr/saglik">EBA</a> üzerinden yaptığı paylaşımlar takip edilebilir.</p><h4><b>Ebeveynlerin bilmesi gerekenler neler? </b></h4><p><a href="https://www.unicef.org/turkey/koronavir%C3%BCs%C3%BC-hastal%C4%B1%C4%9F%C4%B1-covid-19-anne-babalar%C4%B1n-bilmesi-gerekenler">UNICEF</a> çocuklar, aile ve arkadaşlarla yeni tip koronavirüs hakkında konuşurken yapılması ve yapılmaması gerekenleri detaylı bir şekilde paylaştı. Web sayfasında çevrimiçi ortamda paylaşılan çok sayıda bilgi ile ilgili ne yapılmalı, enfeksiyon riski nasıl önlenebilir, seyahatte nasıl önlemler alınabilir, ailede bir bireye tanı konursa ne yapılabilir, zorbalık vb. sorunlarla nasıl başa çıkılabilir gibi çok sayıda sorunun yanıtı bulunuyor.</p><h4><b>Ruh sağlığını nasıl destekleyebiliriz? </b></h4><p>Dünya Sağlık Örgütü’nün 6 Mart tarihinde yayınladığı “<a href="https://teyit.fra1.cdn.digitaloceanspaces.com/wp-content/uploads/2020/03/who-mental-health-considerations-1.pdf?utm_source=Covid-19+Postas%C4%B1&amp;utm_campaign=521553b91f-COVID-19-POSTASI-%233-13-03-2020&amp;utm_medium=email&amp;utm_term=0_d0820ca754-521553b91f-129062846">Covid-19 Salgını Sırasında Ruh Sağlığı ile İlgili Dikkate Alınacak Hususlar</a>” başlıklı notu Serdar Avunduk ve Sinem Ayan tarafından Türkçe’ye çevrildi.</p><p>Türk Psikiyatri Derneği <a href="http://www.psikiyatri.org.tr/2147/koronavirus-hastaligi-salgini-sirasinda-ruh-sagligi-ve-stresle-bas-etme">Koronavirüs Hastalığı Salgını Sırasında Ruh Sağlığı ve Stresle Baş Etme</a> başlıklı, Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK) ise “<a href="https://www.klimik.org.tr/koronavirus/koronavirus-hastaligi-salgini-sirasinda-ruh-sagligi-ve-stresle-bas-etme/">Koronavirus Hastalığı Salgını Sırasında Ruh Sağlığını Koruma ve Stresle Baş Etme</a>” başlıklı bir yazı paylaştı.</p><h4><b>Öğretmenin güçlenmesi için neler yapılabilir? </b></h4><p>Öğretmenin güçlenmesine yönelik çalışmalar yürüten kurumlardaki öğretmenlerle sosyal mesafelenme ilkesine dikkat ederek bir araya gelinebilir.</p><h4><b>Yeni tip koronavirüs vakaları haritasına nasıl ulaşılabilir ? </b></h4><p><a href="https://experience.arcgis.com/experience/685d0ace521648f8a5beeeee1b9125cd">Birleşmiş Milletler</a> web sayfasında düzenli olarak güncelleme yapıyor.</p><h4><b>Yaşlılar ne yapmalı ve nasıl desteklenmeli?</b></h4><p>Yaşlı Hakları Derneği Twitter hesabı aracılığıyla yaptığı <a href="https://twitter.com/65YHD">paylaşım</a> izlenebilir.</p>						</div>
				</div>
					</div>
				</div>
		<div data-particle_enable="false" data-particle-mobile-disabled="false" class="elementor-element elementor-element-d64318b e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="d64318b" data-element_type="container">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-74c2eec elementor-view-default elementor-widget elementor-widget-wgl-toggle-accordion" data-id="74c2eec" data-element_type="widget" data-widget_type="wgl-toggle-accordion.default">
				<div class="elementor-widget-container">
			<div class="wgl-accordion icon-plus" id="wgl-accordion-74c2eec" data-type="accordion"><div class="wgl-accordion_panel"><h4 id="wgl-accordion_header-1221" class="wgl-accordion_header" data-default=""><span class="wgl-accordion_title">Dipnotlar</span><i class="wgl-accordion_icon elementor-icon "></i></h4><div class="wgl-accordion_content">[1] Ortaokul ve ortaöğretim kademesinde açıköğretim öğrencileri dahil edilmedi. Yükseköğretim kademesindeki sayı ise önlisans, lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimi alan, örgün öğretimdeki ve ikinci öğretimdeki öğrencileri gösteriyor. Uzaktan eğitim ve açıköğretim öğrencileri dahil edilmedi.</p>[2] Yazının yayım tarihi itibarıyla güncel sayıyı gösteriyor. Hesaplamaya okul öncesi eğitim, ilköğretim ve ortaöğretim öğrencileri dahil edildi. Yazı yayımlandıktan sonra başka ülkelerde de örgün eğitime ara verilmiş olabilir.</p>[3] 20 Mart 2020 tarihi itibarıyla, OECD üyesi ülkeler ABD ve Kanada’da bölgesel olarak eğitime ara verildi. Avusturalya, Meksika ve Yeni Zelanda’da ise bu tarih itibarıyla ülke genelinde eğitime devam ediliyor.</p></div></div></div>		</div>
				</div>
					</div>
				</div>
				</div>
		]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
