<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yazı &#8211; ERG</title>
	<atom:link href="https://egitimreformugirisimi.org/category/yazi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://egitimreformugirisimi.org</link>
	<description>Eğitim Reformu Girişimi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 26 Aug 2025 09:11:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2024/05/cropped-erg_logo1-1-32x32.png</url>
	<title>Yazı &#8211; ERG</title>
	<link>https://egitimreformugirisimi.org</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yeni Bütçenin Önceliği Ekonomik Krizin Eğitime Etkileri Olmalıdır</title>
		<link>https://egitimreformugirisimi.org/yeni-butcenin-onceligi-ekonomik-krizin-egitime-etkileri-olmalidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[gulbeyaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Nov 2024 08:27:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egitimreformugirisimi.org/?p=46831</guid>

					<description><![CDATA[Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) 2025 Yılı Bütçe Teklifi 14 Kasım 2024’te TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’na sunuluyor. Bütçe teklifinin komisyon süreçlerinin tamamlanmasının ardından aralık ayı başında TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmesi ve onaylanması bekleniyor. Yeni bütçe ocak ayından itibaren yürürlüğe girecek. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="46831" class="elementor elementor-46831" data-elementor-post-type="post">
				<div data-particle_enable="false" data-particle-mobile-disabled="false" class="elementor-element elementor-element-1ea057d e-con-full e-flex e-con e-child" data-id="1ea057d" data-element_type="container">
				<div class="elementor-element elementor-element-9368c57 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="9368c57" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<p><span>Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) 2025 Yılı Bütçe Teklifi 14 Kasım 2024’te TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’na sunuluyor. Bütçe teklifinin komisyon süreçlerinin tamamlanmasının ardından aralık ayı başında TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmesi ve onaylanması bekleniyor. Yeni bütçe ocak ayından itibaren yürürlüğe girecek. </span></p><p><span style="font-weight: 400;">Her yıl tekrarlanan bütçe süreçleri nitelikli eğitim hakkının gerçekleşmesi için büyük bir önem taşıyor. Ekonomik krizin hanehalkları üzerindeki artan etkisi ve </span><a href="https://ms.hmb.gov.tr/uploads/2024/05/SN-BAKAN_KAMUDA-TASARRUF-VE-VERIMLILIK-PAKETI.pdf"><span style="font-weight: 400;">Kamuda Tasarruf ve Verimlilik Paketi</span></a><span style="font-weight: 400;"> nedeniyle, eğitim gibi sosyal politika alanlarına merkezi yönetim bütçesinden ne kadar bütçe ayrıldığının bu yıl daha yakından izlenmesi gerekiyor. Özellikle çoklu krizler çağında eğitimdeki ihtiyaçların ertelenmeden çözülmesi kritiktir. </span><a href="https://www.egitimreformugirisimi.org/egitim-izleme-raporu-2024/"><span style="font-weight: 400;">Eğitim İzleme Raporu 2024</span></a><span style="font-weight: 400;"> gibi eğitim izleme çalışmalarıyla tespit edilen ihtiyaçlar, ancak eğitim sistemlerine daha fazla kaynak ayrılarak karşılanabilir. </span></p><p><span style="font-weight: 400;">2025 yılı merkezi yönetim bütçesinden MEB’e 1 trilyon 451 milyar 715 milyon 540 bin TL ayrılması bekleniyor. </span><b>Bu miktarla MEB bütçesi önceki yıla göre nominal olarak %32,9 artacak.</b><span style="font-weight: 400;"> Türkiye’de kamu bütçesi “program bütçe” sistemine göre hazırlanıyor. Buna göre, harcamalar belirli programlar çerçevesinde yapılıyor ve kaynaklar programlara göre dağıtılıyor. MEB’in sorumluluğunda olan programlar arasında en fazla bütçe %52,3 ile “Temel Eğitim” programına ayrıldı. Bu programı, %29,4 ile “Ortaöğretim” ve %9,1 ile “Yönetim ve Destek” takip ediyor. </span></p><h4><b>Eğitim sisteminin öncelikli hedefi eğitim dışındaki çocuk sayısının azaltılması olmalıdır.</b></h4><p><span style="font-weight: 400;">MEB 2025 Yılı Bütçe Teklifi’ndeki “Temel Eğitim”, “Ortaöğretim” ve “Engellilerin toplumsal hayata katılımı ve özel eğitim” programları altında, bu kademeler ve programlardaki eğitim hizmetlerinin sürdürülmesine yönelik faaliyetler yer alıyor. Bu faaliyetlere ek olarak, her programda yer alan “Eğitime erişim ve fırsat eşitliği” alt programı kapsamında burs verilmesi, pansiyon hizmetleri sağlanması, destekleme ve yetiştirme kursları düzenlenmesi, parasız yatılı öğrencilere giyim, kırtasiye yardımları sağlanması ve harçlık verilmesi, taşımalı eğitim faaliyetlerinin yürütülmesi, ücretsiz ders kitabı dağıtılması gibi faaliyetler yürütülüyor. Bunlar, MEB’in uzun yıllardır yıllık planlarında yer alan, özellikle sosyoekonomik durumun eğitime etkilerini azaltmaya yönelik müdahale programlarıdır. Ancak, bu programların etki değerlendirmesine ilişkin kamuoyuyla paylaşılan bir çalışma bulunmuyor. Özellikle ekonomik krizin hanehalkı üzerindeki etkilerinin arttığı bu dönemde bu programlar, her zamankinden daha önemlidir. </span><b>MEB 2025 yılı faaliyetlerinin, çocuk yoksulluğuna ve sosyoekonomik durumun eğitime etkilerine odaklanması gerekiyor. </b></p><p><a href="https://www.egitimreformugirisimi.org/egitim-izleme-raporu-2024/"><span style="font-weight: 400;">Eğitim İzleme Raporu 2024</span></a><span style="font-weight: 400;"> kapsamında yapılan analizler, 2023-24 eğitim-öğretim yılında eğitim dışındaki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı çocukların sayısının %38,4 artarak yaklaşık 612 bin 814 olduğunu gösteriyor. Bu sayıya vatandaş olmayan; göçmen, sığınmacı veya mülteci çocuklar eklendiğinde sayı 855 bin 174’e çıkıyor. Ayrıca, zorunlu örgün eğitim hizmetlerinden yararlanabilme hakları olmasına karşın, mesleki eğitim merkezleri ile açıköğretim gibi yaygın eğitim kurumlarına kayıtlı çocuklar da var. Bu çocuklar, eğitim dışındaki çocuklarla benzer riskler (çocuk yaşta, erken ve zorla evlilik ve çocuk işçiliği gibi) altındadırlar. Bu çocukların sayısı da eklendiğinde, “örgün” eğitim dışındaki çocuk sayısı yaklaşık 1 milyon 578 bin 941’e ulaşıyor. Eğitim sistemindeki faaliyetler ve bunlara ayrılacak kaynaklar, birincil olarak eğitim dışındaki çocuk sayısının azaltılmasına odaklanmalıdır. Ayrıca, tüm çocukların, akranlarıyla adil koşullarda örgün eğitim kurumlarında eğitim görebilmeleri için önlemler alınmalıdır. </span></p>						</div>
				</div>
				<div class="elementor-element elementor-element-0413191 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="0413191" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<p>Örgün Eğitim Dışındaki Çocuk Sayısı, 2023-24</p>						</div>
				</div>
				<div class="elementor-element elementor-element-cf9fb8b elementor-widget elementor-widget-image" data-id="cf9fb8b" data-element_type="widget" data-widget_type="image.default">
				<div class="elementor-widget-container">
										<figure class="wp-caption">
										<img fetchpriority="high" decoding="async" width="861" height="435" src="https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2024/11/Sekil-2-Orgun-egitim-disindaki-cocuk-sayisi-2023-24-1.png" class="attachment-full size-full wp-image-38210" alt="" srcset="https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2024/11/Sekil-2-Orgun-egitim-disindaki-cocuk-sayisi-2023-24-1.png 861w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2024/11/Sekil-2-Orgun-egitim-disindaki-cocuk-sayisi-2023-24-1-300x152.png 300w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2024/11/Sekil-2-Orgun-egitim-disindaki-cocuk-sayisi-2023-24-1-768x388.png 768w" sizes="(max-width: 861px) 100vw, 861px" />											<figcaption class="widget-image-caption wp-caption-text">Kaynak: Eğitim İzleme Raporu 2024 <br> Açıklama: Okulöncesi eğitim çağındaki çocuklar hesaplamaya dahil edilmedi.</figcaption>
										</figure>
							</div>
				</div>
				<div class="elementor-element elementor-element-9fdd04a elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="9fdd04a" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<h4><b>Sosyoekonomik durumun eğitime etkilerini azaltmaya yönelik müdahale programlarına daha fazla kaynak ayrılmalıdır. </b></h4><p><span style="font-weight: 400;">MEB 2025 Bütçe Teklifi ekonomik dağılıma göre incelendiğinde, bütçenin %80,1’inin personele yönelik harcamalara, %8,0’inin mal ve hizmet alım giderlerine, %2,2’sinin cari transferlere, % 9,7’sinin sermaye giderlerine, %0,03’ünün ise sermaye transferlerine ayrıldığı görülüyor. </span></p><p><span style="font-weight: 400;">MEB’in sosyoekonomik durumun eğitime etkilerini azaltmaya yönelik müdahale programlarına ayırdığı kaynaklar ağırlıkla “cari transferler” kalemi içerisinde yer alıyor. MEB 2025 Bütçe Teklifi’nde bu kaleme 31 milyar 275 milyon 568 bin TL ayrıldı ve bu kalem önceki yıla göre %12,5 arttı. Öğretmen maaşlarının da karşılandığı personele yönelik harcamalara ayrılan kaynaklar ise %31,4 arttı. </span></p><p><span style="font-weight: 400;">Hem bu kalemdeki hem de genel olarak MEB bütçesindeki değişimin değerlendirilmesi için dikkat edilmesi gereken göstergelerden biri enflasyon tahminleridir. Enflasyon mal ve hizmet alımlarından personel maaşlarına bütçedeki pek çok kalemi doğrudan etkilediği için bütçe yapılırken enflasyon tahmininin gerçekleşen değerin altında kalması, hizmetlerin kesintiye uğramasına ya da niteliğinin düşmesine neden olabilir.</span></p><p><span style="font-weight: 400;">2025 yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nda, 2025 yıl sonu enflasyon hedefi %17,5 olarak </span><a href="https://www.sbb.gov.tr/wp-content/uploads/2024/11/2025-Yili-Cumhurbaskanligi-Yillik-Programi-05112024.pdf"><span style="font-weight: 400;">belirtiliyor</span></a><span style="font-weight: 400;">. </span><a href="https://www.oecd-ilibrary.org/docserver/69a0c310-en.pdf?expires=1731575990&amp;id=id&amp;accname=guest&amp;checksum=25AE8AE9D8C64F54E5A0F011D1587431"><span style="font-weight: 400;">OECD’nin 2025 yılı enflasyon tahmini</span></a><span style="font-weight: 400;"> %28,9, </span><a href="https://www.imf.org/external/datamapper/PCPIPCH@WEO/OEMDC/TUR"><span style="font-weight: 400;">IMF’</span></a><span style="font-weight: 400;">ninki ise %33,0’tür. MEB’in bütçe artışı bu oranlar üzerinden değerlendirildiğinde, %32,9’luk artışın 2025 yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı hedefi ve OECD’nin tahminlerinin üzerinde, IMF enflasyon tahminiyle ise aynı seviyede olduğu görülüyor. Benzer bir yorum, %31,4 artan personel harcamaları için de yapılabilir. </span><b>Sosyoekonomik durumun eğitime etkilerini azaltmaya yönelik müdahale programlarına ayrılan kaynakların yer aldığı cari harcamalardaki %12,5 artış ise 2025 yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nda belirtilen 2025 yıl sonu enflasyon hedefinin de altındadır. Bu durum, burslar ve öğrenci harçlıkları gibi maddi desteklerin enflasyon karşısında eriyeceği anlamına geliyor. </b><a href="https://www.egitimreformugirisimi.org/egitim-izleme-raporu-2024/"><span style="font-weight: 400;">Eğitim İzleme Raporu 2024</span></a><span style="font-weight: 400;"> kapsamında yapılan analizde, şartlı nakit yardımlarında da benzer bir durumun olduğu; 2022 ve 2023 yıllarındaki artışın, enflasyon oranının altında kaldığı belirtiliyor. </span></p><h4><b>MEB bütçesinin enflasyon karşısında erimesinin önüne geçilmelidir.</b></h4><p><b>Mali disiplin sağlanabilmesi için bütçe planlamaları, yüksek enflasyon tahmini baz alınarak yapılmalıdır. </b><span style="font-weight: 400;">Bu çerçeveden değerlendirildiğinde, 2025 MEB bütçesiyle personele yönelik harcamalardaki artışın, enflasyon riskini karşılayacak ölçüde olduğu söylenebilir. Ancak bu, sadece mevcut hizmetlerin sürdürülebilmesi için yeterlidir. </span><b>Eğitim sisteminin devam eden ihtiyaçları ve olası krizlerle ortaya çıkabilecek yeni ihtiyaçlar için MEB bütçesine daha fazla kaynak sağlanması gerekiyor. </b><span style="font-weight: 400;">Örneğin, 6 Şubat depremlerinin yaşandığı 2023’te MEB bütçesi, başlangıç ödeneğine göre %34,2 açık vermişti. Program bazında bakıldığında, başlangıç ödeneğine göre verilen açık “Engellilerin toplumsal hayata katılımı ve özel eğitim” programında %66,1’e, “Hayat boyu öğrenme” programında ise %55,2’ye kadar yükseliyordu. Mali disiplinde hedef bütçe denkliği olduğundan, bütçe açığına ilişkin bir hedef bulunmuyor ama %5 dolaylarında bir açığın, afet ve krizlerin olmadığı dönemlerde kabul edilebilir düzeyde olduğu </span><a href="https://www.mahfiegilmez.com/2020/01/turkiyede-para-ve-maliye-politikasnn.html"><span style="font-weight: 400;">söylenebilir.</span></a><span style="font-weight: 400;"> Ancak, mali disiplin sağlamak için eğitim sisteminin ihtiyaçlarından feragat edilmemeli, bu ihtiyaçları karşılayacak bir bütçe planlaması yapılmalıdır. Bu noktada önceliklerden biri, MEB bütçesinin enflasyon karşısında erimesinin önüne geçmek olmalıdır.</span></p><h4><b>MEB bütçesinin merkezi yönetim bütçesindeki payı artırılmalıdır.</b></h4><p><span style="font-weight: 400;">MEB bütçesini değerlendirmede kullanılan başka bir gösterge ise MEB bütçesinin merkezi yönetim bütçesi içerisindeki payını izlemektir. 2025 yılında bu oranın %9,9 olması bekleniyor. 2024’te oran %9,8, 2023’te ise %9,7’ydi. Bu oranlar nedeniyle MEB bütçesinin payının bir süredir %10 seviyesine sabitlendiği söylenebilir. BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne göre nitelikli eğitim hedefinin gerçekleştirilmesi için eğitime ayrılan kamu kaynaklarının kamu harcamalarının %15-20&#8217;si oranında olmalıdır. </span><b>MEB bütçesinin merkezi yönetim bütçesine oranı 2014-2018 yılları arası %12-13 seviyesindeydi. Bu oran korunabilseydi, MEB 2025 bütçesi en az yaklaşık 316 milyar TL daha fazla olacaktı. Somutlaştırmak gerekirse, bu kaynakla resmi eğitim kurumlarına kayıtlı 15 milyon 849 bin 271 çocuğa iki eğitim-öğretim yılı boyunca ücretsiz ve sağlıklı öğle yemeği sağlanabilirdi.</b> <span style="font-weight: 400;">Bu çerçevede MEB bütçesinin merkezi yönetim bütçesi içerisindeki payı, uluslararası standartlarla ve eğitim sisteminin devam eden ihtiyaçlarıyla uyumlu olmalıdır. Bu pay, kamu kaynaklarının kullanımında eğitim poltikalarına verilen önemin de bir işaretidir. </span><b>Eğitim dışındaki çocuk sayısının arttığı ve çocuk yoksulluğuna yönelik okul temelli müdahalelere ihtiyaç duyulan bu dönemde, eğitime ayrılan kaynaklar yeniden en az %12-13 seviyesine çıkarılmalıdır. </b></p><p><span style="font-weight: 400;">Kamu kurumlarındaki tasarruf faaliyetleri eğitime ayrılan kaynaklar üzerinden yapılmamalıdır. Özellikle eğitimin sosyal kalkınmaya ilişkisi düşünüldüğünde yapılacak kaynak kesintileri bugün için tasarruf sağlasa da orta vadede olumsuz sonuçlara neden olabilir. </span></p><h4><b>2024’te ulaşılamayan hedefler için 2025’te önlemler alınmalıdır.</b></h4><p><span style="font-weight: 400;">MEB 2025 Yılı Bütçe Teklifi kapsamında paylaşılan verilerle MEB 2024 yılı faaliyetleri de değerlendirilebilir. Bu kapsamda program göstergeleri incelendiğinde, ilkokul birinci sınıf öğrencilerinden en az bir yıl okulöncesi eğitim almış olanların oranı ile pansiyon doluluk oranlarının artması ve 9. sınıfta sınıf tekrarı oranının düşmesi gibi 2024 hedeflerine ulaşılamadığı görülüyor. </span><b></b></p>						</div>
				</div>
		<div data-particle_enable="false" data-particle-mobile-disabled="false" class="elementor-element elementor-element-21885ce e-con-full e-flex e-con e-child" data-id="21885ce" data-element_type="container" data-settings="{&quot;background_background&quot;:&quot;classic&quot;}">
		<div data-particle_enable="false" data-particle-mobile-disabled="false" class="elementor-element elementor-element-fffc9e8 e-con-full e-flex e-con e-child" data-id="fffc9e8" data-element_type="container">
				<div class="elementor-element elementor-element-a27336f elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="a27336f" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<p><b>2024’te en az bir yıl okulöncesi eğitim almış öğrencilerin oranı azaldı.</b></p>						</div>
				</div>
				<div class="elementor-element elementor-element-c38c873 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="c38c873" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<p><span style="font-weight: 400;">MEB 2025 Yılı Bütçe Teklifi’ne göre 2023’te ilkokul birinci sınıfa başlayan öğrencilerden %80,4’ü okulöncesi eğitim almıştı ve 2024’te bu oranın %85,0 olması hedefleniyordu. Ancak, 2024 gerçekleşme tahmini, bu hedefin 12 yüzde puan altına düşerek %73,0 oldu. Bu gerileme, 14 Ekim 2023 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’le birlikte, çocukların okulda geçirdikleri süredeki temel ihtiyaçlarını, öz bakım süreçlerini ve eğitim programının uygulanmasını desteklemek amacıyla resmi okulöncesi eğitim kurumlarının katkı payı almasıyla ilişkili olabilir. Ayrıca, bir önceki planda hedefler arasında yer almasına rağmen, MEB 2024-2028 Stratejik Planı’nda okulöncesi eğitimin zorunlu hâle getirilmesine ilişkin bir hedef de </span><a href="https://sgb.meb.gov.tr/yayinlarimiz/yayin/112"><span style="font-weight: 400;">yer almıyor.</span></a><span style="font-weight: 400;"> Okulöncesi eğitimin zorunlu eğitim kapsamına alınmaması ve eğitim dışı hizmetler için katkı payı alınmasına izin verilmesi, özellikle sosyoekonomik olarak dezavantajlı çocukların okulöncesi eğitime erişmesi önünde bir engeldir. Tüm çocukların akranlarıyla eşit koşullarda eğitime başlayabilmesi için bu engellerin ortadan kaldırılması gerekiyor. </span></p>						</div>
				</div>
				</div>
				</div>
		<div data-particle_enable="false" data-particle-mobile-disabled="false" class="elementor-element elementor-element-e84a491 e-con-full e-flex e-con e-child" data-id="e84a491" data-element_type="container" data-settings="{&quot;background_background&quot;:&quot;classic&quot;}">
		<div data-particle_enable="false" data-particle-mobile-disabled="false" class="elementor-element elementor-element-5b8426e e-con-full e-flex e-con e-child" data-id="5b8426e" data-element_type="container">
				<div class="elementor-element elementor-element-192b075 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="192b075" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<p><b>2024’te 9. sınıfta sınıf tekrarı tüm program türlerinde arttı.</b></p>						</div>
				</div>
				<div class="elementor-element elementor-element-f5b0d56 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="f5b0d56" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<p><span style="font-weight: 400;">MEB, 2023’te  liselerde sınıf tekrarının tekrar uygulamaya koyulacağı </span><a href="https://gazeteoksijen.com/egitim/milli-egitim-bakani-tekin-acikladi-liselerde-sinif-tekrari-geri-donuyor-186405"><span style="font-weight: 400;">açıklamıştı.</span></a><span style="font-weight: 400;"> 8 Eylül 2023’te MEB Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikle birlikte, okullarda sınıf tekrarı riski olan öğrencilere yönelik önleme, müdahale ve yönlendirme komisyonları oluşturuldu. 2024 yılında 9. sınıfta sınıf tekrarı oranı, tüm ortaöğretim programlarında planlananın üstünde seyretti. Bu oranın en yüksek olduğu ortaöğretim programı, %30,0 ile din öğretimidir. </span></p><p><span style="font-weight: 400;">9. sınıf, ortaöğretime uyum ve eğitimden kopmama için de kritik bir dönemdir. Bu nedenle, bu dönemde sınıf tekrarının artması dikkatle değerlendirilmelidir. PISA 2022 kapsamında yapılan başarılı eğitim sistemlerine yönelik değerlendirmeler, sınıf tekrarının öğrenciler için bir cezaya dönüşmemesi, aksine sınıf tekrarına neden olan kök nedenler tespit edilerek bunlara müdahale edilmesi gerektiğini </span><a href="https://www.egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2024/09/gelecegin-dunyasina-hazirlanirken-egitime-bakis.pdf"><span style="font-weight: 400;">ortaya koyuyor.</span></a></p>						</div>
				</div>
				<div class="elementor-element elementor-element-9814c8e elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="9814c8e" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<p>9. Sınıfta Sınıf Tekrarı Oranları</p>						</div>
				</div>
				<div class="elementor-element elementor-element-a8e5d78 elementor-widget elementor-widget-image" data-id="a8e5d78" data-element_type="widget" data-widget_type="image.default">
				<div class="elementor-widget-container">
										<figure class="wp-caption">
										<img decoding="async" width="1600" height="810" src="https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2024/11/unnamed-1.jpg" class="attachment-full size-full wp-image-38140" alt="" srcset="https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2024/11/unnamed-1.jpg 1600w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2024/11/unnamed-1-300x152.jpg 300w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2024/11/unnamed-1-1024x518.jpg 1024w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2024/11/unnamed-1-768x389.jpg 768w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2024/11/unnamed-1-1536x778.jpg 1536w" sizes="(max-width: 1600px) 100vw, 1600px" />											<figcaption class="widget-image-caption wp-caption-text">Kaynak: MEB 2025 Yılı Bütçe Teklifi</figcaption>
										</figure>
							</div>
				</div>
				</div>
				</div>
		<div data-particle_enable="false" data-particle-mobile-disabled="false" class="elementor-element elementor-element-d9c0e1d e-con-full e-flex e-con e-child" data-id="d9c0e1d" data-element_type="container" data-settings="{&quot;background_background&quot;:&quot;classic&quot;}">
		<div data-particle_enable="false" data-particle-mobile-disabled="false" class="elementor-element elementor-element-9d9df7d e-con-full e-flex e-con e-child" data-id="9d9df7d" data-element_type="container">
				<div class="elementor-element elementor-element-8644958 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="8644958" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<p><b>2024’te ilköğretim ve özel eğitimde pansiyon doluluk hedeflerine ulaşılamadı.</b></p>						</div>
				</div>
				<div class="elementor-element elementor-element-d6fe819 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="d6fe819" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<p><span style="font-weight: 400;">2023-24’ün önemli gelişmelerinden biri Taşıma Yoluyla Eğitime Erişim Yönetmeliği’nde değişiklik yapılması oldu. 1 Ağustos 2024&#8217;te Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklikle, taşıma kapsamındaki öğrencilerin yaşadığı yerle taşıma merkezi okul arasındaki azami uzaklık 50 kilometreden 30 kilometreye düşürüldü. Bu politika değişikliğinin pansiyon doluluk oranlarını artırmak için olduğu belirtilse de MEB 2025 Yılı Bütçe Teklifi kapsamında paylaşılan veriler, pansiyon doluluk oranlarının özel eğitim ve ilköğretimde hedeflenen düzeyin altında kaldığını gösteriyor. </span><b>Her ne kadar pansiyon ve taşımalı eğitim birbirlerine alternatif politikalar olarak kabul edilse de veliler ve öğrenciler, bu politikaları birbirinin alternatifi olarak görmüyor olabilir. </b><span style="font-weight: 400;">Taşımalı eğitimdeki bu kararın eğitim dışına çıkmaya neden olmaması için </span><b>pansiyonlu okulların tercih edilmeme nedenleri analiz edilmeli, </b><span style="font-weight: 400;">özellikle ilköğretim ve özel eğitim öğrencilerini pansiyona yönlendirme kararı gözden geçirilmelidir. </span></p>						</div>
				</div>
				<div class="elementor-element elementor-element-1df9ded elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="1df9ded" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<p>Pansiyon Doluluk Oranları</p>						</div>
				</div>
				<div class="elementor-element elementor-element-45d7e2b elementor-widget elementor-widget-image" data-id="45d7e2b" data-element_type="widget" data-widget_type="image.default">
				<div class="elementor-widget-container">
										<figure class="wp-caption">
										<img decoding="async" width="1600" height="811" src="https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2024/11/unnamed-2.jpg" class="attachment-full size-full wp-image-38154" alt="" srcset="https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2024/11/unnamed-2.jpg 1600w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2024/11/unnamed-2-300x152.jpg 300w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2024/11/unnamed-2-1024x519.jpg 1024w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2024/11/unnamed-2-768x389.jpg 768w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2024/11/unnamed-2-1536x779.jpg 1536w" sizes="(max-width: 1600px) 100vw, 1600px" />											<figcaption class="widget-image-caption wp-caption-text">Kaynak: MEB 2025 Yılı Bütçe Teklifi</figcaption>
										</figure>
							</div>
				</div>
				</div>
				</div>
				</div>
				</div>
		]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ekonomik Krizin Eğitimden Kopuşa Etkisi Artıyor</title>
		<link>https://egitimreformugirisimi.org/ekonomik-krizin-egitimden-kopusa-etkisi-artiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[gulbeyaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Oct 2024 07:54:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egitimreformugirisimi.org/?p=46819</guid>

					<description><![CDATA[Eğitim Reformu Girişimi (ERG), Millî Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) geçtiğimiz günlerde  yayımladığı 2023-24 eğitim öğretim yılı örgün eğitim istatistiklerine dair ilk incelemesini hazırladı. Buna göre, 2023-24’te eğitim dışındaki çocuk sayısı yüzde 38,4 artarak yaklaşık 612 bin 814’e yükseldi. Bu sayıyla eğitim dışındaki çocuk sayısı son üç yılın en yüksek seviyesine çıktı. Bu artış, Türkiye’nin eğitim sisteminin temel sorunlarından biriyle, sosyoekonomik durumun eğitime etkileriyle yakından ilişkilidir. Ekonomik krizle birlikte bu etki büyüyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="46819" class="elementor elementor-46819" data-elementor-post-type="post">
				<div data-particle_enable="false" data-particle-mobile-disabled="false" class="elementor-element elementor-element-8272fd6 e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="8272fd6" data-element_type="container">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-7973442 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="7973442" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<p><span>MEB’in 2023-24 eğitim öğretim yılı istatistiklerinden hareketle hazırlanan bu ön değerlendirmede, bir önceki eğitim-öğretim yılıyla karşılaştırmalı olarak öğrenci, öğretmen sayıları, erken çocukluk ve zorunlu eğitim kademesindeki okullulaşma oranları, bölgeler arasındaki farklar ile eğitimden erken ayrılmaya dair mevcut durum ele alınıyor. İstatistiklerin ayrıntılı analizine ise kasım ayında yayımlanacak Eğitim İzleme Raporu 2024’te yer verilecek. </span></p><h4><b>Öğrenci sayısı azaldı, öğretmen sayısı arttı</b></h4><p><span>2023-24 eğitim-öğretim yılında 17 milyon 480 bin 463 öğrenci vardır. Önceki yıla göre öğrenci sayısı 0,4 azaldı. Öğrencilerin yüzde 90,7’si resmî kurumlara, yüzde 9,3’ü ise özel öğretim kurumlarına kayıtlıdır. </span><b>Öğrenci sayısı resmî kurumlarda yüzde 0,2 azalırken, özel öğretim kurumlarında azalma oranı yüzde 2,4’tür. Öğrenci sayısındaki azalmanın ortaöğretim çağındaki çocukların okullulaşma oranlarındaki düşüşten kaynaklandığı söylenebilir.</b><span> </span></p><p><span>2023-24’teki öğretmen sayısı ise 1 milyon 168 bin 896’dır. Öğretmenlerin yüzde 96,2’si kadrolu, yüzde 3,8’i sözleşmeli olarak çalışıyor. </span><b>Önceki yıla göre sözleşmeli öğretmen sayısında büyük bir artış görüldü: 5 bin 182’den 44 bin 421’e çıktı, yani 7,6 kat arttı.<span> </span></b><span>Farkın bu kadar yüksek olması, 2022-23’te, 26 Ocak 2023 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla beraber 28 Kasım 2022’den önce sözleşmeli olarak görev yapan öğretmenlere memur kadrosuna geçme imkânı tanınmasıyla ilişkilidir. </span><b>Diğer yandan toplam öğretmen sayısı  sadece yüzde 1,0 arttı.</b><span> Bu durum özellikle kadrolu olarak çalışan öğretmenlerin sayısındaki emeklilik, istifa ve vefat gibi nedenlerden kaynaklanan düşüşün sözleşmeli öğretmenlerle kapatıldığına işaret ediyor. Sözleşmeli öğretmenler ağırlıklı olarak yeni atandığı için öğretmen kadrosunun ortalama deneyim süresi düşüyor. Bu durum, öğretmen politikalarında mesleğe hazırlık ve öğretmenler arası deneyim paylaşımı gibi yeni öğretmenlere yönelik desteklerin artırılması gerektiği anlamına geliyor. </span><b>Öğretmenlerin yüzde 15’i özel öğretim kurumlarında çalışıyor. Bu kurumlardaki öğretmen sayısı önceki yıla göre yüzde 2,4 azaldı.<span> </span></b><span>Benzer şekilde özel öğretim kurumu sayısı da aynı seviyede kaldı; önceki yıla göre 71 okul arttı. </span><span>2024 verilerine göre 71 ilde ücretli öğretmen sayısı ise </span><a href="https://turkegitimsen.org.tr/egitimde-acil-durum-alarmi-caliyor-ucretli-ogretmenlik-kaldirilmali-71-ilde-66-bin-780-ucretli-ogretmen-calistiriliyor/#:~:text=Buna%20g%C3%B6re%20%C3%BClkemizde%202023%2D2024,bin%20411%20%C3%BCcretli%20%C3%B6%C4%9Fretmen%20%C3%A7al%C4%B1%C5%9Ft%C4%B1r%C4%B1lmaktad%C4%B1r."><span>66 bin 780’dir.</span></a><span> </span></p><h4><b>Öğretmen politikalarındaki tartışmalar, toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifinden de analiz edilmeli</b></h4><p><b>Cinsiyet dağılımına göre öğretmenlere bakıldığında öğretmenlerin yüzde 61,3’ü kadın, yüzde 38,7’si erkektir. Önceki yıla göre kadınların sayısı yüzde 1,9, erkeklerin sayısı ise yüzde 0,2 arttı.</b><span> Öğretmen kadrosunun ağırlıklı olarak kadınlardan oluşması öğretmen politikalarındaki tartışmaların toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifinden de analiz edilmesi gerektiğini gösteriyor. Bu çerçevede 1 Ekim’de TBMM’nin açılmasıyla görüşülmeye başlaması beklenen Öğretmenlik Mesleği Kanununu toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifinden de değerlendirilmelidir.   </span></p><h4><b>İkili eğitim sorununa ve 6 Şubat Kahramamaraş depremlerine karşın derslik sayısı azaldı</b></h4><p><b>2023-24’te toplam derslik sayısı yüzde 1,2 azalarak 742 bin 829 oldu. Azalma resmî kurumlardansa (yüzde 0,8), özel öğretim kurumlarında (yüzde 2,6) daha yüksektir.<span> </span></b><span>Kademelere göre bakıldığındaysa </span><b>azalmanın 5 bin 635 derslik ile en fazla ortaöğretimde olduğu görülüyor.</b><span> Diğer yandan ortaöğretim programlarına göre bakıldığında azalma oranı dini öğretimde yüzde 0,7 iken, genel ortaöğretimde yüzde 2,8, mesleki ve teknik ortaöğretimde ise yüzde 3,2’tür. </span></p><p><span>Öğrencilerin tam gün eğitim yerine sabahçı ve öğlenci olarak yarım gün eğitim gördüğü ikili eğitim sorunu, derslik ihtiyacının karşılanmasıyla çözülebilir. Önceki yıl paylaşılan ikili eğitim verileri, ilkokulda öğrencilerin yüzde 42,5’inin, genel ortaokulda yüzde 35,6’sının, imam hatip ortaokulunda yüzde 11,6’sının, genel ortaöğretimde yüzde 7,0’sinin, mesleki ve teknik ortaöğretimde yüzde 1,9’unun ve dini öğretim ortaöğretimde ise yüzde 0,8’inin ikili eğitim yapılan okullara kayıtlı olduğunu </span><a href="https://www.egitimreformugirisimi.org/egitim-izleme-raporu-2023/"><span>gösteriyordu.</span></a><span> Buna göre ilkokul ve ortaokulda derslik sayısının azalması değil, artması gerekiyor. Benzer şekilde 6 Şubat Kahramanmaraş depremleri sonrası afet bölgesindeki derslik ihtiyacı arttı. Buna karşın </span><b>2023-24’te ilkokulda derslik sayısı 456 derslik, ortaokulda ise 208 derslik azaldı.  </b></p><h4><b>612 bin 814 çocuk eğitim dışında</b></h4><p><b>2023-24’te eğitim dışındaki çocuk sayısı yüzde 38,4 artarak yaklaşık 612 bin 814’e yükseldi. Bu sayıyla eğitim dışındaki çocuk sayısı son üç yılın en yüksek seviyesine çıktı.</b><span> 2023-24’te </span><b>eğitim dışındaki çocukların yüzde 53,6’sı oğlan, yüzde 46,4’ü kız çocuktur.<span> </span></b><span>Önceki yıl ise yaklaşık 442 bin 643 çocuk eğitimin dışındaydı (yüzde 49,9’u oğlan, yüzde 50,1’i kız çocuk).</span></p><p><span>Eğitim dışındaki çocuk sayısında görülen artış ve bu artışın ağırlıklı olarak oğlan çocuklarda olması </span><b>ekonomik krizin eğitimden kopuşta etkili olduğu<span> </span></b><span>anlamına geliyor. Hane dışında gelir getiren işlerde çalıştırılma oğlan çocuklarda kız çocuklardan daha yaygındır. Kızların ise çocuk yaşta erken ve zorla evlilikler ile ev içi bakım yükü nedeniyle eğitim dışına çıktığı biliniyor.</span></p><p><span>Yaş gruplarına göre bakıldığında, 6-9 yaş grubunda yaklaşık 73 bin 872 çocuğun, 10-13 yaş grubunda yaklaşık 86 bin 269 çocuğun, 14-17 yaş grubunda yaklaşık 452 bin 672 çocuğun eğitim dışında olduğu görülüyor. </span></p><h4><b>Eğitimden erken ayrılma 15 yaştan itibaren artıyor </b></h4><p><span>MEB tarafından düzenli olarak yaşa göre okullulaşma oranları paylaşıldığı için doğum yıllarına göre okullulaşma oranları hesaplamak ve bu yolla ilgili yılda doğan çocukların okullulaşma oranlarını yıldan yıla izlemek mümkündür. Bu oranlar eğitimden erken ayrılmanın özellikle hangi yaşlarda ağırlık olarak görülebileceğine ilişkin içgörü de sağlıyor. İki eğitim-öğretim yılı arasında öğrenci sayısındaki değişim en fazla 2006 doğumlularda görülüyor. Bu gruptaki çocukların net okullulaşma oranları son bir yılda 8,3 yüzde puan düştü. Bu grubunu 5,2 yüzde puan düşüşle 2007 doğumlular, 3,9 yüzde puan düşüşle 2006 doğumlular takip ediyor. Bu durum </span><b>eğitimden erken ayrılmanın özellikle 15 yaştan itibaren arttığına işaret ediyor. Türkiye’de 15 yaşın resmî çalışmaya başlama yaşı olması bunu artıran sebeplerden biri olabilir.</b></p><h4><b>Zorunlu eğitimde kademelere göre net okullulaşma oranları</b></h4><p><span>Yaşa göre net okullulaşma oranlarının aksine kademelere göre </span><b>net okullulaşma oranları, eğitim dışındaki çocukların sayısını hesaplamada kullanılamaz.</b><span> Net okullulaşma oranları, ilgili kademenin teorik yaş grubundaki öğrenci sayısının, teorik yaş grubundaki toplam çocuk sayısına bölünmesiyle elde edilir. İlkokul teorik yaş grubu 6-9 yaş, ortaokul teorik yaş grubu 10-13 yaş ve ortaöğretimdeki 14-17 yaştır. Kademelere göre net okullulaşmada 6 yaşındaki bir çocuk okulöncesi eğitimdeyse ilkokul net okullulaşma oranına dahil edilmez ama bu çocuğun eğitim dışında olduğu anlamına gelmez. Eğitimdeki tüm çocuklar, yaşlarına uygun kademede eğitim gördüklerinde kademelere göre net okullaşma ve yaş grubuna göre net okullulaşma oranları arasındaki fark olmaz. </span></p><p><b>Türkiye’de yaşa grubuna göre net okullulaşma oranları ile kademelere göre net okullulaşma oranları arasındaki farkın en yüksek olduğu kademe ortaokuldur. 10-13 yaş grubunda net okullulaşma oranı yüzde 98,3 iken, ortaokulda net okullulaşma oranı yüzde 91,5’tir.<span> </span></b><span>MEB, “4+4+4 eğitim sistemine geçiş yılı olan 2012-2013 eğitim öğretim yılında 5 yaşındaki öğrencilerin ilkokula başlaması ve daha sonraki yıllarda ise yönetmelik değişikliği ile 5 yaşındaki öğrencilerin okul öncesine yönlendirilmesinden” kaynaklandığını paylaşıyor. </span></p><p><span>TABLO 1: ZORUNLU EĞİTİMDE KADEMELERE GÖRE NET OKULLULAŞMA ORANLARI, yüzde</span></p><table><tbody><tr><td><span> </span></td><td><span> </span></td><td><b>2019-20</b></td><td><b>2020-21</b></td><td><b>2021-22</b></td><td><b>2022-23</b></td><td><b>2023-24</b></td></tr><tr><td rowspan="3"><b>İLKOKUL</b></td><td><b>Toplam</b></td><td><span>93,6</span></td><td><span>93,2</span></td><td><span>93,2</span></td><td><span>93,9</span></td><td><span>95,0</span></td></tr><tr><td><b>Kız</b></td><td><span>93,5</span></td><td><span>93,1</span></td><td><span>93,1</span></td><td><span>93,9</span></td><td><span>95,2</span></td></tr><tr><td><b>Oğlan</b></td><td><span>93,7</span></td><td><span>93,3</span></td><td><span>93,2</span></td><td><span>93,8</span></td><td><span>94,9</span></td></tr><tr><td rowspan="3"><b>ORTAOKUL</b></td><td><b>Toplam</b></td><td><span>95,9</span></td><td><span>88,9</span></td><td><span>89,8</span></td><td><span>91,2</span></td><td><span>91,5</span></td></tr><tr><td><b>Kız</b></td><td><span>96,1</span></td><td><span>88,7</span></td><td><span>89,7</span></td><td><span>91,2</span></td><td><span>91,5</span></td></tr><tr><td><b>Oğlan</b></td><td><span>95,7</span></td><td><span>89</span></td><td><span>90</span></td><td><span>91,2</span></td><td><span>91,4</span></td></tr><tr><td rowspan="3"><b>ORTAÖĞRETİM</b></td><td><b>Toplam</b></td><td><span>85</span></td><td><span>87,9</span></td><td><span>89,7</span></td><td><span>91,7</span></td><td><span>88,0</span></td></tr><tr><td><b>Kız</b></td><td><span>84,9</span></td><td><span>87,8</span></td><td><span>89,3</span></td><td><span>91,6</span></td><td><span>88,7</span></td></tr><tr><td><b>Oğlan</b></td><td><span>85,2</span></td><td><span>88,1</span></td><td><span>90</span></td><td><span>91,8</span></td><td><span>87,3</span></td></tr></tbody></table><h4><b>Ortaöğretimde cinsiyet farkı oğlanlar aleyhine açılıyor  </b></h4><p><b>Ortaöğretim, hem okullulaşma oranlarının diğer kademelere göre daha düşük olması hem de cinsiyet bazında bölgesel farklılıklar nedeniyle ayrıca izlenmesi gereken bir kademedir.</b><span> Bu kademede net okullulaşma oranları temel alınarak hesaplanan </span><b>cinsiyet farkının 0,3 yüzde puandan 1,4 yüzde puana çıktığı görülüyor.<span> </span></b><span>Önceki yılların aksine fark kızlar aleyhine değil, oğlanlar aleyhine yüksektir. Bu durum oğlan çocukların ağırlıklı olarak ekonomik sebeplerle kız çocuklarınsa ağırlıklı olarak ailevi sebeplerle eğitim dışına çıkmasından kaynaklanıyor olabilir. Buna karşın son yıllarda ekonomik krizin eğitime etkilerine yönelik müdahaleler oldukça sınırlıdır. </span><b>Bu durum eğitimde toplumsal eşitliği uygulamalarından feragat edilmeden, ekonomik müdahalelerin de artırılması gerektiğini ortaya koyuyor. Bunun yanı sıra, kayıtlı ve kayıtsız çalışan çocukların tespit edilmesi ve onlara yönelik müdahale programları geliştirilmesi önemlidir. </b></p><p><span>Bölgesel olarak bakıldığında önceki yıllarda görülen kız ve oğlanlar arasındaki farkın kız çocukların okullulaşma oranlarının daha düşük olduğu bölgede eşitlendiği, hatta kızların okullulaşma oranlarının oğlanlarınkini geçtiği görülüyor. Bölgeler arasında kız çocukların ortaöğretim net okullulaşma oranlarının oğlanlardan daha düşük olduğu tek bölge 1,2 yüzde puan farkla Güneydoğu Anadolu’dur. Öte yandan </span><b>bu, ortaöğretimde net okullulaşma oranlarının iki grup için de arttığı ya da cinsiyet farkının kapandığı anlamına<span> </span></b><b>gelmiyor</b><b>. Tüm bölgelerde hem kızların hem de oğlanların ortaöğretimde net okullulaşma oranları azaldı.</b><span> İki yıl arasında kızlarda azalmanın en yüksek olduğu bölge 4,7 yüzde puanla Batı Karadeniz, oğlanlarda 9,3 yüzde puanla Kuzeydoğu Anadolu’dur. Kızlar (0,7 yüzde puan) ve oğlanların (3,0 yüzde puan) ortaöğretim net okullulaşma oranlarındaki azalmanın en düşük olduğu bölge ise Güneydoğu Anadolu’dur. </span></p><h4><b>Okullulaşma oranlarında cinsiyet farkı oğlanlar aleyhine arttı</b></h4><p><span>2023-24’te ortaöğretimde cinsiyet farkı arttı. Fakat bu artış, önceki yılların aksine kızların değil, oğlanların net okullulaşma oranlarının daha düşük olmasından kaynaklanıyor. Farkın en yüksek olduğu bölge 5,8 yüzde puanla Kuzeydoğu Anadolu’dur. Kız çocukların okullulaşmasında yaşanan sorunlar gibi oğlan çocukların okullulaşmasında yaşanan bu gerileme de toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin bir yansımasıdır. </span></p><h4><b>5 yaşta okulöncesi eğitim net okullulaşma oranları azaldı</b></h4><p>Okulöncesi eğitimdeki öğrenci sayısı, 2023-24’te 2 milyon 55 bin 350’den 1 milyon 954 bin 202’e düştü.<span> Bu düşüşle bağlantılı olarak 5 yaşta okulöncesi eğitim net okullulaşma oranının 0,7 puan düşerek yüzde 84,3 olduğu görülüyor. </span><b>5 yaştaki düşüşü dikkatle izlemek gerekiyor.<span> </span></b><span>Önceki yıl</span><b>,<span> </span></b><span>14 Ekim 2023 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile birlikte, çocukların okulda geçirdikleri süredeki temel ihtiyaçlarını, öz bakım süreçlerini ve eğitim programının uygulanmasını desteklemek amacıyla resmî okulöncesi eğitim kurumlarının katkı payı almasına izni verilmişti. </span></p><h4><b>Erken çocukluk eğitiminde yeni kurum türleri öne çıkıyor</b></h4><p><span>3-5 yaşta (yüzde 51,9) ve 4-5 yaşta (yüzde 64,0) okulöncesi eğitim net okullulaşma oranları ise arttı. Bu artışlar, 3 ve 4 yaş net okullulaşma oranlarının bir miktar artmasından kaynaklanıyor. 3 yaş net okullulaşma oranı yüzde 16,9’dan yüzde 17,0’ye, 4 yaşta ise yüzde 41,4’ten yüzde 42,6’ya çıktı. Erken çocukluk eğitiminin zorunlu eğitim kapsamında olmamasına ve MEB’in okulöncesi eğitimi sadece 5 yaşta yaygınlaştırmaya ilişkin hedefleri olmasına karşın </span><b>3 ve 4 yaşta görülen bu artış olumludur.<span> </span></b><span>Bu artışın son yıllarda erken çocukluk eğitimi kurum türleri arasında katılan</span><span> </span><span>3-6 yaş oyun odası kurs programı, çocuk destek eğitimi kurs programı ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 191. maddesine göre açılan kurumlar nedeniyle olduğu söylenebilir. </span><b>Bu kanun doğrultusunda açılan kurumlardaki öğrenci sayısı  büyük oranda, 3,8 kat arttı</b><span>. Kanuna göre, kamu kurumlarında görev yapan memurların 0-6 yaş grubundaki çocukları için devlet kurumlarında, MEB bağlı olmayan çocuk bakım evleri açılabiliyor. Diğer yandan, Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı 4-6 yaş kurslar, belediyelerce açılan kreşler, derneklerce açılan kreşlerin yer aldığı kurum türü olan </span><b>toplum temelli kurumlara kayıtlı öğrenci sayısı ise önceki yıla göre yüzde 20,7 azaldı.</b></p><h4><b>Eğitimde çocuk yoksulluğuna ilişkin politikalar önceliklendirilmeli</b></h4><p><span>MEB’in 2023-24 eğitim öğretim yılı istatistikleri temel alan bu ön değerlendirme, öğretmenlere ve derslik sayılarına ilişkin verilerle eğitime ayrılan kaynakların artması gerektiğini, eğitim dışındaki çocuk sayısı ve eğitimden erken ayrılma bulgularıyla ise eğitim politikalarında çocuk yoksuluğuyla mücadelenin önceliklendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Bu bağlamda yaklaşan merkezi bütçe dönemi eğitim sistemi için kritik önemdedir. Okullulaşma oranlarının uzun yıllar sonra geriye gittiği bu dönemde kamu politikalarında eğitim ve çocuk yoksulluğunun bir an önce gündeme alınması gerekiyor. </span></p>						</div>
				</div>
					</div>
				</div>
				</div>
		]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
