<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Okul Hâli/Hayali &#8211; ERG</title>
	<atom:link href="https://egitimreformugirisimi.org/category/okul-hali-hayali/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://egitimreformugirisimi.org</link>
	<description>Eğitim Reformu Girişimi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 02 Jun 2026 13:46:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2024/05/cropped-erg_logo1-1-32x32.png</url>
	<title>Okul Hâli/Hayali &#8211; ERG</title>
	<link>https://egitimreformugirisimi.org</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Zorbalıkla Mücadelede Merkeze Neyi Koyuyoruz?</title>
		<link>https://egitimreformugirisimi.org/zorbalikla-mucadelede-merkeze-neyi-koyuyoruz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[gulbeyaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Apr 2026 11:09:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Okul Hâli/Hayali]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egitimreformugirisimi.org/?p=48453</guid>

					<description><![CDATA[Eğitim Reformu Girişimi’nin 2025 ve 2026’da odaklandığı konulardan biri okul. Bu odaklanmanın ilk adımı olarak, geçtiğimiz yıl yirmincisini düzenlediğimiz Eğitimde İyi Örnekler Konferansı’nı da (İÖK 2025) okul temasıyla gerçekleştirdik ve <a href="https://egitimreformugirisimi.org/category/okul-hali-hayali/">Okul Hâli/Hayali</a> yazı dizisine başladık. “Okul nasıl?” diye sormaya ve düşünmeye devam ediyoruz. Yazı dizisinin dokuzuncu bölümünde Çocuk ve Gençlik Çalışmaları Uzmanı Ceren Suntekin, çocukların güvenli bir sınıfı nasıl tarif ettiklerini anlatıyor; bu tariflerden yola çıkarak zorbalıkla mücadelede sorumluluğu çocuklara indirgeyen bakış açısını sorguluyor ve meseleyi ortaya çıkaran yapısal nedenlere dikkat çekiyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="48453" class="elementor elementor-48453" data-elementor-post-type="post">
				<div data-particle_enable="false" data-particle-mobile-disabled="false" class="elementor-element elementor-element-c5f65de e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="c5f65de" data-element_type="container">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-e2afb54 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="e2afb54" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<p><span style="font-weight: 400;">Zorbalık üzerine konuşurken çoğu zaman hızlıca bir sonuca varıyoruz: “Zorba çocuklar var.” Bu cümle sorunu bir kişiye indiriyor. Ama aynı zamanda bizi en önemli sorudan uzaklaştırıyor: Bu davranışlar nasıl ortaya çıkıyor? Ve daha önemlisi, bu davranışların ortaya çıkmasına kimler zemin hazırlıyor?</span></p><p><span style="font-weight: 400;">Bugün elimizdeki araştırmalar, zorbalığın yalnızca bireysel bir mesele olmadığını açıkça gösteriyor. Okul ortamı, yetişkinlerin tutumları, kültür ve çocukların içinde bulunduğu ilişki ağı belirleyici rol oynuyor. Yani zorbalık, bir çocuğun “kötü” olmasıyla açıklanabilecek bir durum değil; çoğu zaman yetişkinler tarafından kurulan, sürdürülen ya da görmezden gelinen bir ilişkiler sisteminin sonucu.</span></p><p><span style="font-weight: 400;">Bu noktada rahatsız edici bir gerçekle karşılaşıyoruz: Zorbalıkla mücadele ederken sorumluluğu çocuklara yüklemek, yetişkinlerin sorumluluktan kaçmasının en yaygın yollarından biri. Oysa çocuklar, içinde bulundukları dünyayı yeniden üretir; şiddeti, dışlamayı, alay etmeyi ya da güç kullanmayı çoğu zaman deneyimledikleri ilişkilerden öğrenirler. Bu yüzden “zorba çocuk” ifadesi, gerçekte olanı gizleyen bir etiket hâline gelir.</span></p>						</div>
				</div>
				<div class="elementor-element elementor-element-f629f56 elementor-widget elementor-widget-image" data-id="f629f56" data-element_type="widget" data-widget_type="image.default">
				<div class="elementor-widget-container">
													<img fetchpriority="high" decoding="async" width="2560" height="1810" src="https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/04/sucu-cocuklara-scaled.png" class="attachment-full size-full wp-image-48458" alt="" srcset="https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/04/sucu-cocuklara-scaled.png 2560w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/04/sucu-cocuklara-300x212.png 300w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/04/sucu-cocuklara-1024x724.png 1024w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/04/sucu-cocuklara-768x543.png 768w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/04/sucu-cocuklara-1536x1086.png 1536w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/04/sucu-cocuklara-2048x1448.png 2048w" sizes="(max-width: 2560px) 100vw, 2560px" />													</div>
				</div>
				<div class="elementor-element elementor-element-402d334 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="402d334" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<p><span style="font-weight: 400;">Bu etiketin yarattığı başka bir problem de sorunu bireyselleştirerek sistemsel nedenleri görünmez kılması. Oysa zorbalığın ortaya çıktığı ortamlara baktığımızda, çocukların kendini güvende hissetmediği, söz hakkının sınırlı olduğu, yetişkinlerin tutarsız ya da cezalandırıcı olduğu gibi benzer dinamikleri görürüz. Nitekim çocuk koruma uzmanı olarak görev aldığım Save the Children’ın yaptığı İstanbul’da Güvenli, Kapsayıcı ve Dayanıklı Okullar Araştırması kapsamında, 9–12 yaş arası çocuklarla yaptığımız odak görüşmeler, çocukların okul deneyimini yalnızca derslerle değil; güvenlik, adalet ve ilişki kalitesiyle birlikte değerlendirdiğini ortaya koyuyor. Çocuklar okulda mutlu olmak istediklerini söylerken, aynı zamanda korku, güvensizlik ve huzursuzluk duygularının yaygın olduğunu ifade ediyor.</span></p><h4><b>Çocuklar güvenli bir sınıfı nasıl tarif ediyor?</b></h4><p><span style="font-weight: 400;">Bu bulgular, sahadaki çalışmalarla da örtüşüyor. CultureCIVIC (Kültür Sanat Destek Programı) desteğiyle yürüttüğüm “Zorbalıkla Mücadelede Şefkatli Sınıflar” projesi kapsamında 6–9 yaş arası çocuklarla sanatsal ifade yöntemleri kullanarak yaptığım atölyelerde çocuklar, güvenli bir sınıfın neye benzediğini oldukça açık bir şekilde tarif etti. Ekim ayında Urla’daki Aryom Kültür Merkezi’nde 20 çocukla yapılan kavramsal ve sanatsal içerik geliştirme çalışmasında da benzer ihtiyaçlar dile getirildi: Rahatlık, eğlence, dostluk, barış, hareket (özellikle spor), sanat, merak, sakinlik, eşitlik, adalet, doğayla temas, şiir, müzik, yazı yazmak, sevdiklerinin yanında olması ve saygı.</span></p>						</div>
				</div>
				<div class="elementor-element elementor-element-1fa404e elementor-widget elementor-widget-image" data-id="1fa404e" data-element_type="widget" data-widget_type="image.default">
				<div class="elementor-widget-container">
													<img decoding="async" width="2560" height="1810" src="https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/04/okulda-nasil-hissetmek-scaled.png" class="attachment-full size-full wp-image-48459" alt="" srcset="https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/04/okulda-nasil-hissetmek-scaled.png 2560w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/04/okulda-nasil-hissetmek-300x212.png 300w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/04/okulda-nasil-hissetmek-1024x724.png 1024w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/04/okulda-nasil-hissetmek-768x543.png 768w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/04/okulda-nasil-hissetmek-1536x1086.png 1536w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/04/okulda-nasil-hissetmek-2048x1448.png 2048w" sizes="(max-width: 2560px) 100vw, 2560px" />													</div>
				</div>
				<div class="elementor-element elementor-element-3319cbf elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="3319cbf" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<p><span style="font-weight: 400;">Bu ifade edilenler aslında oldukça çarpıcı. Çünkü çocuklar, “zorbalık olmasın” demekten çok daha fazlasını söylüyor; nasıl bir ortamda iyi hissedeceklerini tarif ediyor. 1. ve 2. sınıfa giden çocukların bu konuyu konuşup çizimlerinde hayallerini yansıtması, 3. ve 4. sınıfa giden çocukların ise hem derinlemesine tartışıp hem de çizimlerine bunu aktarması, çocukların yaşları ilerledikçe deneyimlerini daha doğrudan ifade edebildiğini gösteriyor. Bu da bize çocukların yalnızca korunması gereken bireyler değil; aynı zamanda deneyimlerini analiz edebilen ve çözüm önerebilen özneler olduğunu hatırlatıyor. </span></p><p><span style="font-weight: 400;">Çocuklar; okul çıkışlarını, kalabalık alanları ve okul çevresini de riskli olarak tanımlıyor; hatta bıçakla tehdit edilme, takip edilme ya da kaçırılma korkusu gibi deneyimlerden de söz ediyorlar.Çocuklar için güvenlik, sadece okul binasının içinde sağlanan bir durum değil; okulun çevresiyle, mahalleyle ve genel olarak toplumsal ortamla doğrudan ilişkili.</span></p><p><span style="font-weight: 400;">Üstelik çocuklar yalnızca sorunları tarif etmiyor, çözümün neye benzediğini de söylüyorlar. Öğretmenlerin kendilerine inanmasını, zorbalığın önlenmesini, küfür ve şiddetin engellenmesini, yetişkinlerin aktif destek vermesini istiyorlar. Ciddiye alınmak; bu aslında çok temel bir ihtiyaç ama tam da burada bir kırılma yaşanıyor. Çocuklar çoğu zaman anlatıyorlar, fakat yetişkinler yeterince duymuyorlar.</span></p>						</div>
				</div>
				<div class="elementor-element elementor-element-dcd81f0 elementor-widget elementor-widget-image" data-id="dcd81f0" data-element_type="widget" data-widget_type="image.default">
				<div class="elementor-widget-container">
													<img decoding="async" width="2560" height="1810" src="https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/04/var-ama-yok-141-scaled.png" class="attachment-full size-full wp-image-48460" alt="" srcset="https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/04/var-ama-yok-141-scaled.png 2560w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/04/var-ama-yok-141-300x212.png 300w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/04/var-ama-yok-141-1024x724.png 1024w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/04/var-ama-yok-141-768x543.png 768w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/04/var-ama-yok-141-1536x1086.png 1536w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/04/var-ama-yok-141-2048x1448.png 2048w" sizes="(max-width: 2560px) 100vw, 2560px" />													</div>
				</div>
				<div class="elementor-element elementor-element-581d063 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="581d063" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<p><span style="font-weight: 400;">Bu durum, yetişkinlerin duyguları ifade etme ve iletişim kurma konularındaki güçlükleri de görünür kılıyor. </span><span style="font-weight: 400;">Atölye çalışmalarında dikkat çeken en önemli noktalardan biri, duygularını tanıma, ifade etme ve ihtiyaçlarını dile getirme konusunda en rahat olan grubun çocuklar olmasıydı. En çok zorlananlar ise üniversite öğrencileri ve yetişkinlerdi. Bu bulgu, sosyal duygusal öğrenmeye ne kadar ihtiyaç duyduğumuzu ve mevcut eğitim, kültür, medya ve sosyal politika koşullarının bu becerileri nasıl köreltebildiğini açıkça gösteriyor.</span></p><p><span style="font-weight: 400;">Dolayısıyla zorbalıkla mücadele, yalnızca çocuklara “doğru davranışı öğretmek” değil; yetişkinlerin kendi duygusal becerilerini ve ilişki kurma biçimlerini yeniden düşünmesini de gerektiriyor. Kendi gündemimizde neler var? Sorunlarla nasıl baş ediyoruz? Nasıl dinliyoruz? Nasıl tepki veriyoruz? Çocuğun anlattığına gerçekten inanıyor muyuz?</span></p><h4><b>Güvenli hissetmek için yetişkin desteği önemli</b></h4><p><span style="font-weight: 400;">Nitekim Güvenli, Kapsayıcı ve Dayanıklı Okullar araştırmasında da çocuklar, öğretmenlerin kendilerine inanmadığını düşündüklerinde güvensizlik hissettiklerini açıkça ifade ediyor. Buna karşılık rehberlik servisi ve öğretmenlerle temas ettikleri bazı alanları güvenli olarak tanımlamaları, yetişkin desteğinin ne kadar belirleyici olduğunu gösteriyor. Yani mesele sadece “var olmak” değil; nasıl var olduğumuz.</span></p><p><span style="font-weight: 400;">Bu noktada öğretmenlerle yapılan çalışmalar da kapsayıcı ve güvenli sınıflar için önemli ipuçları veriyor. Atölye geri bildirimlerinde öğretmenler özellikle somut ve uygulamalı örneklere, yöntemlere ihtiyaç duyduklarını söylüyorlar. Öğretmenlerin &#8220;kurtarıcı&#8221; ya da &#8220;kanka&#8221; olmadığını, her &#8220;sevilen&#8221; öğrenci varsayımının, &#8220;sevilmeyen&#8221; öğrenci varsayımına yol açtığı için çocukların haklarına erişiminde hakkaniyeti sarstığına vurgu yapıyorlar. Değişimin kendilerinden başlaması gerektiğini belirtiyorlar.</span> <span style="font-weight: 400;">Zorbalıkla mücadelede rolün yeniden tanımlanması gerekiyor. Öğretmen ne her sorunu çözen bir figür ne de çocuklarla sınırları belirsiz bir ilişki kuran biri. Aksine güvenli alanı mümkün kılan, sınır koyabilen ve ilişkiyi sürdürebilen bir yetişkin.</span></p>						</div>
				</div>
				<div class="elementor-element elementor-element-7e8bc86 elementor-widget elementor-widget-image" data-id="7e8bc86" data-element_type="widget" data-widget_type="image.default">
				<div class="elementor-widget-container">
													<img loading="lazy" decoding="async" width="2560" height="1810" src="https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/04/saygi-buyuktur-sevgiden-scaled.png" class="attachment-full size-full wp-image-48461" alt="" srcset="https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/04/saygi-buyuktur-sevgiden-scaled.png 2560w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/04/saygi-buyuktur-sevgiden-300x212.png 300w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/04/saygi-buyuktur-sevgiden-1024x724.png 1024w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/04/saygi-buyuktur-sevgiden-768x543.png 768w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/04/saygi-buyuktur-sevgiden-1536x1086.png 1536w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/04/saygi-buyuktur-sevgiden-2048x1448.png 2048w" sizes="(max-width: 2560px) 100vw, 2560px" />													</div>
				</div>
				<div class="elementor-element elementor-element-154fe4f elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="154fe4f" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<p><span style="font-weight: 400;">Daha geniş bir sorumluluk perspektifinden bakarsak da, devletin ve kurumların çocuk haklarını koruma yükümlülüklerini yeterince yerine getirmediğini rahatlıkla çıkarabiliyoruz. Güvenli okul ortamı, erişilebilir psikososyal destek, kapsayıcı eğitim-kültür politikaları ve çocuk katılımını merkeze alan uygulamalar bir “ekstra” değil, bir lütuf değil, bir hak. orbalık bireysel bir davranış gibi görünse de, bu haklar yeterince sağlanmadığında yapısal bir ihmalin sonucu haline geliyor.</span></p><p><span style="font-weight: 400;">Zorbalık çoğu zaman yalnızca iki çocuk arasında yaşanıyormuş gibi anlatılır. Oysa her zorbalık olayının bir de izleyicileri vardır. Ve bu izleyicilerin sessizliği, zorbalığı güçlendirir. Bu sessizlik yalnızca çocuklara ait değildir; çoğu zaman yetişkinler de görmezden gelerek bu döngünün parçası olur. “Çocuklar arasında olur”, “Kendi aranızda halledin”, “Öpüşün barışın”demek, aslında müdahale etmeme kararını meşrulaştırır.</span></p><p><span style="font-weight: 400;">Öte yandan çocukların dünyasında yalnızca çatışma yok. Aynı odak çalışmasında çocukların kapsayıcılık geliştirebildiği de görülüyor. Çocuklar, farklılıklara saygı gösterdiklerini, engelli bir arkadaşlarına destek olduklarını, mülteci arkadaşları ile kurdukları ilişkileri, okulda sahiplendikleri sokak hayvanlarını, oğlanlar kızlar birlikte oynadıkları futbol maçının keyfini anlatıyorlar. Yani uygun koşullar sağlandığında dayanışmayı da kurabiliyorlar. Bu, zorbalığın “kaçınılmaz” olmadığını açıkça gösteriyor.</span></p>						</div>
				</div>
				<div class="elementor-element elementor-element-9f08375 elementor-widget elementor-widget-image" data-id="9f08375" data-element_type="widget" data-widget_type="image.default">
				<div class="elementor-widget-container">
													<img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="724" src="https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/04/cesitlilikle-mutlu-cocuk-1-1024x724.png" class="attachment-large size-large wp-image-48462" alt="" srcset="https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/04/cesitlilikle-mutlu-cocuk-1-1024x724.png 1024w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/04/cesitlilikle-mutlu-cocuk-1-300x212.png 300w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/04/cesitlilikle-mutlu-cocuk-1-768x543.png 768w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/04/cesitlilikle-mutlu-cocuk-1-1536x1086.png 1536w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/04/cesitlilikle-mutlu-cocuk-1-2048x1448.png 2048w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" />													</div>
				</div>
				<div class="elementor-element elementor-element-6d53cab elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="6d53cab" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<p><span style="font-weight: 400;">Çocukların iyi olma hâline baktığımızda da benzer bir tablo var. Oyun oynarken, spor yaparken, doğayla temas kurduklarında kendilerini daha mutlu ve huzurlu hissediyorlar. Bu bulgu, atölyelerde dile getirilen ihtiyaçlarla da birebir örtüşüyor. Ağaçsız ve sıkışık alanların huzursuzlukla ilişkilendirilmesi, fiziksel ortamın duygusal iyi oluş üzerindeki etkisini açıkça ortaya koyuyor.</span></p><p><span style="font-weight: 400;">Tüm bunlar bizi şu soruya getiriyor: Zorbalığın yerine ne koyacağız? Zorbalığı istemiyoruz, peki ama nasıl bir dünya inşa etmek istiyoruz?</span></p><h4><b>Şefkatli iletişimin önemi</b></h4><p><span style="font-weight: 400;">Eğer yalnızca yasaklar ve cezalar üzerinden ilerlersek, davranışı geçici olarak durdurabiliriz ama ilişkileri dönüştüremeyiz. Bu yüzden alternatiflere odaklanmak gerekiyor. Şefkatli iletişim bunlardan biri. Şefkat, sınırların ortadan kalkması değil; tam tersine, zarar veren davranışlara net sınırlar koyarken ilişkiyi koparmamayı mümkün kılar. Bu yaklaşım hem zarar göreni korur hem de zarar verenin sorumluluk alabileceği bir alan açar.</span></p><p><span style="font-weight: 400;">Güvenli ve kapsayıcı alanlar oluşturmak da aynı derecede önemli. Çocukların kendilerini ve duygularını ifade edebildiği, hata yaptığında dışlanmadığı, farklılıklarıyla kabul edildiği ortamlar zorbalığın zeminini daraltır. Aidiyet duygusunun güçlü olduğu gruplarda zorbalığın daha az görülmesi tesadüf değildir.</span></p><h4><b>Ceza yerine onarıcı yaklaşım</b></h4><p><span style="font-weight: 400;">Onarıcı yaklaşımlar da burada kritik bir rol oynar. Ceza vermek yerine, zarar görenin ihtiyaçlarını merkeze almak ve ilişkiyi güvenli biçimde onarmak, tekrar eden zorbalığı azaltmada daha etkilidir. Çünkü bu yaklaşım, sorunu bastırmak yerine anlamaya ve dönüştürmeye çalışır.</span></p><p><span style="font-weight: 400;">Sonuçta zorbalıkla mücadele, hızlı çözümlerle ilerleyen bir süreç değildir. Ama yönü nettir:  Çocukları suçlamak yerine onları koruyan sistemler kurmak, sessiz kalmak yerine sorumluluk almak, cezalandırmak yerine ilişkiyi onarmak ve en önemlisi çocukları gerçekten duymak.</span></p><p><span style="font-weight: 400;">Bu mücadelede en kritik değişim zorbalığı “çocukların sorunu” olarak görmekten vazgeçip, onu yetişkinlerin kurduğu dünyanın bir yansıması olarak ele almak. Çünkü çocuklar bu dünyanın içinde büyüyor. Ve biz neyi mümkün kılıyorsak, onlar da onu öğreniyor.</span></p>						</div>
				</div>
					</div>
				</div>
		<div data-particle_enable="false" data-particle-mobile-disabled="false" class="elementor-element elementor-element-0cbe7ee e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="0cbe7ee" data-element_type="container">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-62c671a elementor-view-default elementor-widget elementor-widget-wgl-toggle-accordion" data-id="62c671a" data-element_type="widget" data-widget_type="wgl-toggle-accordion.default">
				<div class="elementor-widget-container">
			<div class="wgl-accordion icon-plus" id="wgl-accordion-62c671a" data-type="accordion"><div class="wgl-accordion_panel"><h4 id="wgl-accordion_header-1031" class="wgl-accordion_header" data-default=""><span class="wgl-accordion_title">Kaynaklar</span><i class="wgl-accordion_icon elementor-icon "></i></h4><div class="wgl-accordion_content"><p><span style="font-weight: 400;">CultureCIVIC: Yerel Hibeler Programı kapsamında desteklenen “Zorbalıkla Mücadelede Şefkatli Sınıflar Projesi ve Rehberi,</span><a href="https://www.culture-civic.org/projeler/zorbalikla-mucadelede-sefkatli-siniflar"> <span style="font-weight: 400;">https://www.culture-civic.org/projeler/zorbalikla-mucadelede-sefkatli-siniflar</span></a></p><p><span style="font-weight: 400;">Save The Children, İstanbul’da Güvenli, Kapsayıcı ve Dayanıklı Okullar Araştırması, https://www.savethechildren.net/turkiye</span></p><p><span style="font-weight: 400;">Şefkatli sınıf yaklaşımı hakkında:</span><a href="https://www.baskabirokulmumkun.org/yayinlar/sefkatli-sinif/"> <span style="font-weight: 400;">https://www.baskabirokulmumkun.org/yayinlar/sefkatli-sinif/</span></a></p><p><span style="font-weight: 400;">Empati ve sosyal beceriler:</span><a href="https://www.sabancivakfi.org/i/content/Fark-yaratan-beceriler-empati.pdf"> <span style="font-weight: 400;">https://www.sabancivakfi.org/i/content/Fark-yaratan-beceriler-empati.pdf</span></a></p><p><span style="font-weight: 400;">İnsan hakları temelli okul yaklaşımı:</span><a href="https://www.amnesty.org/en/human-rights-education/human-rights-friendly-schools/"> <span style="font-weight: 400;">https://www.amnesty.org/en/human-rights-education/human-rights-friendly-schools/</span></a></p><p><span style="font-weight: 400;">Çocuk katılımı üzerine:</span><a href="https://www.gencsesler.org/cocuk-katilimi/nedir/"> <span style="font-weight: 400;">https://www.gencsesler.org/cocuk-katilimi/nedir/</span></a></p><p><span style="font-weight: 400;">Sosyal Duygusal Öğrenme Akademisi</span><a href="https://www.sdoakademi.com/"> <span style="font-weight: 400;">https://www.sdoakademi.com/</span></a></p></div></div></div>		</div>
				</div>
					</div>
				</div>
				</div>
		]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Öğretmen için Okul Nasıl?</title>
		<link>https://egitimreformugirisimi.org/ogretmen-icin-okul-nasil/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[gulbeyaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Mar 2026 10:46:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Okul Hâli/Hayali]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egitimreformugirisimi.org/?p=48389</guid>

					<description><![CDATA[Eğitim Reformu Girişimi’nin 2025 ve 2026’da odaklandığı konulardan biri okul. Bu odaklanmanın ilk adımı olarak, geçtiğimiz yıl yirmincisini düzenlediğimiz Eğitimde İyi Örnekler Konferansı’nı da (İÖK 2025) okul temasıyla gerçekleştirdik ve <a href="https://egitimreformugirisimi.org/category/okul-hali-hayali/">Okul Hâli/Hayali</a> yazı dizisine başladık. “Okul nasıl?” diye sormaya ve düşünmeye devam ediyoruz. Yazı dizisinin sekizinci bölümünde ERG Kıdemli Politika Analisti Ekin Gamze Gencer, okulun öğretmenin işyeri olduğunu hatırlatarak, onların iyi olma hâline etkisini sorguluyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="48389" class="elementor elementor-48389" data-elementor-post-type="post">
				<div data-particle_enable="false" data-particle-mobile-disabled="false" class="elementor-element elementor-element-81a1c9d e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="81a1c9d" data-element_type="container">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-132ca16 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="132ca16" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<p><i><span style="font-weight: 400;">“[E]ğitimin en önemli aktörü hiç kuşkusuz öğretmenlerdir”¹</span></i></p><p><i><span style="font-weight: 400;">“Öğretimin ilerlemesinin büyük ölçüde öğretmen kitlesinin niteliklerine ve yeteneğine…bağlı olduğu kabul edilmelidir.”²</span></i></p><p><i><span style="font-weight: 400;">“[E]ğitimin niteliğine doğrudan ve en önemli etkiyi öğretmenler yapmaktadır.”³</span></i></p><p><i><span style="font-weight: 400;">“Öğretmenler, öğrenci öğrenimini etkileyen okulla ilgili en önemli faktördür.”⁴</span></i><i><span style="font-weight: 400;"> </span></i></p><p><i><span style="font-weight: 400;">“Nitelikli Eğitim İçin ‘Güçlü’ Öğretmen Şart”⁵</span></i></p>						</div>
				</div>
				<div class="elementor-element elementor-element-8b2e3ba elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="8b2e3ba" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<p><span style="font-weight: 400;">Öğretmen; alanyazında, politikalarda, basında ve kamuoyunda nitelikli eğitimin olmazsa olmazı olarak konumlanıyor. Zira öğretmenler, öğrencilerle sınıfta birebir vakit geçiren özneler olarak, eğitim politikalarını, öğretim programlarını öğrencilere aktarma gücüne ve inisiyatifine sahipler. Dolayısıyla, öğretmenlerin iyi olma hâlleriyle doğrudan ilişkili olan mesleğe dair ilgileri ve öğretmeye dair motivasyonları, eğitim için hayati önem taşıyor. Fakat, öğretmenin eğitimin yapıtaşlarından yalnızca biri olduğunu ve okulun öğretmenin işyeri olduğunu unutmamak gerekiyor. </span></p><p><span style="font-weight: 400;">ERG’nin 2025 ve 2026’da okulun yanı sıra odaklandığı bir diğer konu öğretmenler. Öğretmenlerle ilgili derinleşme çalışmalarımız kapsamında yaptığımız görüşmelerde köy okulunda çalışan bir öğretmenin dediği gibi: “Öğretmen de bir insan. Okuldaki hademeden okul parkına kadar her şey [eğitimin] bir parçası.” Bu yüzden “Öğretmen için okul nasıl?” diye sormak; okulu eğitim ortamı olarak kurgularken okulda geçirilen sürenin, okuldaki “müşterek yaşam”ın⁶</span><span style="font-weight: 400;"> bir uzantısı olduğunu göz önünde bulundurmak gerekir. </span></p><p><span style="font-weight: 400;">Öğretmenlerin nasıl bir okul istediğini öğretmen derinleşme çalışmalarımız kapsamında gelecek dönemde başlayacağımız yazı dizimizde, öğretmenlerin anlatıları üzerinden kaleme alacağız; bu yazıda ise soruyu </span><b>okulda iyi olma</b><span style="font-weight: 400;"> bağlamında sormanın önemine işaret ediyor ve öğretmenlerin okul memnuniyetlerine dair </span><b>TALIS 2024’</b><span style="font-weight: 400;">te yer alan verileri değerlendiriyoruz.</span></p><h4><strong>Okulda iyi olma hâli </strong></h4><p><span style="font-weight: 400;">Tıpkı öğrenciler gibi öğretmenler de temiz, şiddetsiz, demokratik, işbirlikçi, saygılı ve yeterli kaynaklara sahip bir okul ortamına ihtiyaç duyuyorlar. Kamu idaresinin öğrenciye olduğu gibi istihdam ettiği öğretmene karşı da sorumlulukları bulunuyor.⁷</span><span style="font-weight: 400;"> Okulun öğretmenin işyeri olduğunu hatırlamak bu bakımdan çok önemli; öğretmenin okula karşı olduğu kadar okulun da öğretmene karşı ödevleri bulunuyor. Öğretmenlik Mesleği Kanunu’nda idarecilerin görevleri arasında da “[e]ğitim öğretim faaliyetlerinin sağlıklı, güvenli ve huzurlu bir ortamda yürütülmesi için gerekli tedbirleri alır”⁸</span><span style="font-weight: 400;"> ifadesi yer alıyor. Öğretmenin sorumluluğunun nerede bitip öğretmene karşı sorumlulukların nerede başladığını tanımlamak öğretmenlerin okuldaki iyi olma hâli için önem taşıyan bir ihtiyaç. </span></p><p><span style="font-weight: 400;">Öğretmen derinleşme çalışmalarımız kapsamında öğretmenlerle yaptığımız görüşmelerde bazı okulların işyeri olarak tanımlanmak için gereken en temel ihtiyaçları dahi karşılamadığını gördük. Okula dair en çok duyduğumuz sorunlardan biri okullardaki fiziksel eksikliklerdi. Öğretmenlerden, okulun donanım ve temizlik personeli gibi eksiklerini bizzat öğretmenlerin giderdiklerini duyduk. Bir devlet okulunda okulöncesi öğretmeni olan C.Ç. şöyle diyor: “<em>Temizlikleri de biz yapıyoruz, tuvalet temizliyoruz yani.</em>” Bir devlet okulunda rehber öğretmen olan Ö.D. de benzer bir örnek veriyor: “<em>Okulda da sular kesiliyor, öğrenciler onu çok düşünmüyor, kullanıyorlar. Biz öğretmeniz girmiyoruz kesik olunca. Üç gün gelen bir görevli var, diğer iki gün gelmesini biz karşılıyoruz, öğretmenler kendi aralarında topluyorlar mecburen.</em>” İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu işverene “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla” ilgili yükümlülükler veriyor. Ancak bu örneklerde öğretmenlerin sağlığının gözetilmediği, çocukların sağlığının ise öğretmenlerin çabasıyla korunmaya çalışıldığı görülüyor. Bunların yanında, özellikle kırsala ve kent çeperine yeni atanan öğretmenlerin ısınma sorunları yaşadığını, öğretmenlere görev tanımlarında yer almayan duvar boyama gibi işler verildiğini duyduk. Bir öğretmenin sınıfını kendi imkânlarıyla donattığını öğrendik: “<em>[okulu] sosyal medyada paylaştım, yardım etmek isteyen varsa diye. Derken oradan uzadı gitti, arkadaşlarım çok destek oldu kitaplar vs.</em>” Bu durum, özellikle yeni atanan öğretmenlerin okulda iyi olma hâlinden bahsedebilmek için öncelikle uygulamada öğretmene devredilmiş temizlik, sınıf donanımı gibi bazı sorumlulukların merkezi ve yerel yönetimler ile okul idarelerine iade edilmesinin aciliyet taşıdığını gösteriyor.</span></p><h4><b>Öğretmenler okullarında mutlu mu? TALIS 2024 ne diyor?</b></h4><p><span style="font-weight: 400;">OECD’nin hayata geçirdiği Uluslararası Öğretme ve Öğrenme Anketi (TALIS), öğretmenlerin ve okul idarecilerinin⁹</span><span style="font-weight: 400;"> demografik özelliklerini, çalışma koşullarını, mesleki memnuniyetlerini, kariyer niyetlerini ve okul iklimini inceleyen, ülkelerarası karşılaştırmalı bir araştırma. TALIS’te öğretmenlerin okullarının çalışma ortamlarına dair düşünceleri de inceleniyor. Bu bağlamda, öğretmenlere başka okula geçme istekleri, okuldan memnuniyetleri ve okulu bir işyeri olarak tavsiye edip etmeyecekleri soruluyor. TALIS 2024’te Türkiye’den öğretmenlerin çalışma ortamlarından memnuniyetlerinin, ankete katılan diğer ülkelerdeki meslektaşlarına kıyasla düşük olduğu görülüyor (Tablo 1).</span></p><p dir="ltr" style="line-height: 1.38; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: 13pt; font-family: 'Open Sans',sans-serif; color: #000000; background-color: transparent; font-weight: bold; font-style: normal; font-variant: normal; text-decoration: none; vertical-align: baseline; white-space: pre-wrap;">Tablo 1. TALIS 2024’te öğretmenlerin mevcut çalışma ortamlarından memnuniyetleri¹⁰</span></p>						</div>
				</div>
				<div class="elementor-element elementor-element-38c6e06 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="38c6e06" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<p><b>(I) Mümkün olsa başka bir okula geçmek isterdim</b></p>						</div>
				</div>
				<div class="elementor-element elementor-element-6761469 elementor-widget elementor-widget-image" data-id="6761469" data-element_type="widget" data-widget_type="image.default">
				<div class="elementor-widget-container">
													<img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="724" src="https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/03/I-Mumkun-olsa-baska-bir-okula-gecmek-isterdim-1024x724.png" class="attachment-large size-large wp-image-48391" alt="" srcset="https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/03/I-Mumkun-olsa-baska-bir-okula-gecmek-isterdim-1024x724.png 1024w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/03/I-Mumkun-olsa-baska-bir-okula-gecmek-isterdim-300x212.png 300w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/03/I-Mumkun-olsa-baska-bir-okula-gecmek-isterdim-768x543.png 768w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/03/I-Mumkun-olsa-baska-bir-okula-gecmek-isterdim-1536x1086.png 1536w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/03/I-Mumkun-olsa-baska-bir-okula-gecmek-isterdim-2048x1447.png 2048w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" />													</div>
				</div>
				<div class="elementor-element elementor-element-1ca0f10 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="1ca0f10" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<p><b>(II) Bu okulda çalışmaktan memnunum</b></p>						</div>
				</div>
				<div class="elementor-element elementor-element-36b2ca8 elementor-widget elementor-widget-image" data-id="36b2ca8" data-element_type="widget" data-widget_type="image.default">
				<div class="elementor-widget-container">
													<img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="724" src="https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/03/II-Bu-okulda-calismaktan-memnunum-1024x724.png" class="attachment-large size-large wp-image-48392" alt="" srcset="https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/03/II-Bu-okulda-calismaktan-memnunum-1024x724.png 1024w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/03/II-Bu-okulda-calismaktan-memnunum-300x212.png 300w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/03/II-Bu-okulda-calismaktan-memnunum-768x543.png 768w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/03/II-Bu-okulda-calismaktan-memnunum-1536x1086.png 1536w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/03/II-Bu-okulda-calismaktan-memnunum-2048x1448.png 2048w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" />													</div>
				</div>
				<div class="elementor-element elementor-element-8eba6b6 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="8eba6b6" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<p><b>(III) Bu okul iyi bir işyeri olduğu için burada çalışmayı tavsiye ederdim</b></p>						</div>
				</div>
				<div class="elementor-element elementor-element-836c17d elementor-widget elementor-widget-image" data-id="836c17d" data-element_type="widget" data-widget_type="image.default">
				<div class="elementor-widget-container">
													<img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="724" src="https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/03/III-Bu-okul-iyi-bir-isyeri-oldugu-icin-burada-calismayi-tavsiye-ederdim-1024x724.png" class="attachment-large size-large wp-image-48394" alt="" srcset="https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/03/III-Bu-okul-iyi-bir-isyeri-oldugu-icin-burada-calismayi-tavsiye-ederdim-1024x724.png 1024w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/03/III-Bu-okul-iyi-bir-isyeri-oldugu-icin-burada-calismayi-tavsiye-ederdim-300x212.png 300w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/03/III-Bu-okul-iyi-bir-isyeri-oldugu-icin-burada-calismayi-tavsiye-ederdim-768x543.png 768w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/03/III-Bu-okul-iyi-bir-isyeri-oldugu-icin-burada-calismayi-tavsiye-ederdim-1536x1086.png 1536w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/03/III-Bu-okul-iyi-bir-isyeri-oldugu-icin-burada-calismayi-tavsiye-ederdim-2048x1447.png 2048w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" />													</div>
				</div>
				<div class="elementor-element elementor-element-1ccf045 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="1ccf045" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<p><span style="font-weight: 400;">Tabloda, TALIS’in Türkiye örnekleminde, öğretmenlerin yüzde 39,5’inin “mümkün olsa başka bir okula geçmek isterdim” dediğini görüyoruz. Bu değer tüm ortalamaların oldukça üzerinde. Türkiye, 49 ülke içinde Güney Afrika ve Fas’tan sonra “mümkün olsa başka bir okula geçmek isterdim” diyen öğretmen oranının en yüksek olduğu üçüncü ülke. “Bu okulda çalışmaktan memnunum” diyen öğretmenlerin oranı ise yüzde 78,3; Türkiye bu kategoride Japonya ve Güney Afrika’dan sonra en düşük orana sahip. “Bu okul iyi bir işyeri olduğu için burada çalışmayı tavsiye ederdim” diyen öğretmenlerin oranı ise yüzde 72. Bu soruya olumlu yanıt veren öğretmen oranı en düşük ülke Japonya, ikinci ülke ise Türkiye. Her üç soru için de durum TALIS 2018’e kıyasla kötüleşmiş. Ortaya çıkan tablo, öğretmenlerin çalışma ortamı özelinde iyi olma hâllerinin öğretmen politikalarında göz ardı edilmemesi gerektiğine işaret ediyor.</span></p><p><span style="font-weight: 400;">Öğretmenin iyi olma hâlinin desteklenebilmesi için okul genelinde değişim gerekiyor. “Kısa dönemli, yüzeysel ya da ayrık uygulamalar fayda sağlamıyor. Bir günlük, tek bir kişinin verdiği tek bir etkinlik öğretmenin okulda iyi olma hâlini olumlu etkilemez; bu tür yaklaşımlar okuldaki öğretmenler arasındaki farklılıkları da görmezden gelir.”¹¹</span><span style="font-weight: 400;"> Öğretmenin iyi olma hâline ilişkin okul düzeyindeki çalışmalara yönelik öğretmen değerlendirmelerini inceleyen bir araştırmaya göre de iyi olma hâlini desteklemekte en etkisiz girişimler mevcut bir soruna tepki veren, sorunun nedenini ele almaya çalışmayan uygulamalar.¹²</span><span style="font-weight: 400;"> Araştırmaya göre, ortaya çıkan sorunlara yönelik düzenlenen tepeden inme ve tek seferlik etkinlikler öğretmenlerin zamanından çalıyor ve iş yüklerini artırıyor. Öğretmenler, kalıcı değişimi teşvik etmeye elverişli okul politikaları ve uygulamaları talep ediyorlar. </span></p><p><span style="font-weight: 400;">“Öğretmen olmadan eğitim olmaz” ifadesi bir yandan öğretmenin önemine dikkat çekiyor, diğer taraftan da “öğretmen olunca eğitim hallolur”a dönüşüp eğitimin tüm sorunlarını öğretmenin omzuna yükleme potansiyeli barındırıyor. Eğitim sistemine ilişkin problemler tümüyle öğretmen politikalarında yapılan değişikliklerle çözülmeye çalışılabiliyor; “[p]ek çok sorunun çözümünde öğretmenlerin bir kahraman, kurtarıcı olması beklenebiliyor.”¹³</span><span style="font-weight: 400;"> Örneğin, özel eğitim öğrencilerinin eğitimi için sınıflara gölge/asistan öğretmen kadrosu açmaktansa yalnızca mevcut öğretmenlere özel eğitimle ilgili hizmetiçi eğitim verilebiliyor. Öğretim programları dönüştürülürken öğretmenin iş yükü göz ardı edilebiliyor.¹⁴</span><span style="font-weight: 400;"> Ya da öğretmenlerin okulun hijyeninin sağlanmasında bizzat yer alması gerekebiliyor.¹⁵</span><span style="font-weight: 400;"> Oysa ki “[ö]ğretmeni öğrenci için tükenmeyi göze alan bir figür olarak değil”¹⁶</span><span style="font-weight: 400;"> iyi oldukça öğrenciyi de iyileştiren bir denklemde düşünmek gerekiyor. Öğretmenin okulda iyi olma hâlini birey ölçeğinde; öğretmenin kişisel duygu durumuna, motivasyonuna ya da zorluklarla mücadele kapasitesine yönelik uygulamalarla sağlamaya çalışmak “öğretmenlik mesleğinin yapısal sorunlarının”¹⁷</span><span style="font-weight: 400;"> görmezden gelinmesi riskini barındırıyor. Bunun yerine okulu yetişkinler için bir işyeri yapan sosyal ilişkiler (öğretmen-öğrenci, öğretmen-öğretmen, öğretmen-idareci, öğretmen-veli vb.) ile okulun imkânları, kapasitesi ve potansiyeli göz önünde bulundurularak, okula dair iyi olma/refah/esenlik standartlarının belirlenmesi ve bu standartların yerine getirilmesi için yalnızca öğretmenlerin değil en başta okulun güçlendirilmesi önemli adımlar olacaktır. </span></p>						</div>
				</div>
					</div>
				</div>
		<div data-particle_enable="false" data-particle-mobile-disabled="false" class="elementor-element elementor-element-6ca5655 e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="6ca5655" data-element_type="container">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-66f39ab elementor-view-default elementor-widget elementor-widget-wgl-toggle-accordion" data-id="66f39ab" data-element_type="widget" data-widget_type="wgl-toggle-accordion.default">
				<div class="elementor-widget-container">
			<div class="wgl-accordion icon-plus" id="wgl-accordion-66f39ab" data-type="accordion"><div class="wgl-accordion_panel"><h4 id="wgl-accordion_header-1071" class="wgl-accordion_header" data-default=""><span class="wgl-accordion_title">Dipnotlar</span><i class="wgl-accordion_icon elementor-icon "></i></h4><div class="wgl-accordion_content"><p dir="ltr" style="line-height: 1.2; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial,sans-serif; color: #000000; background-color: transparent; font-weight: 400; font-style: normal; font-variant: normal; text-decoration: none; vertical-align: baseline; white-space: pre-wrap;">¹ Adalet ve Kalkınma Partisi TBMM Grup Başkanlığı (2024, 26 Haziran). Öğretmenlik Mesleği Kanunu<br />teklifi ve gerekçesi. Sayı: 41. Ekim 2024, https://cdn.tbmm.gov.tr/KKBSPublicFile/D28/Y2/T2/<br />WebOnergeMetni/48b39fc1-3ada-4ff7-8ec9-4392eac77642.pdf</span></p><p dir="ltr" style="line-height: 1.2; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="color: #000000; font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: 13.3333px; white-space-collapse: preserve;">² </span></span><span style="background-color: transparent; color: #000000; font-family: Arial, sans-serif; font-size: 10pt; font-style: normal; font-weight: 400; white-space-collapse: preserve; text-align: var(--text-align);">ILO ve UNESCO (1966). Öğretmenlerin statü tavsiyesi. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası.<br />https://www.ihd.org.tr/wp-content/uploads/2020/10/OgretmenlerinStatusuTavsiyesi.pdf <br /></span></p><div><span style="background-color: transparent; color: #000000; font-family: Arial, sans-serif; font-size: 10pt; font-style: normal; font-weight: 400; white-space-collapse: preserve; text-align: var(--text-align);">³</span><span style="background-color: transparent; color: #000000; font-family: Arial, sans-serif; font-size: 10pt; font-style: normal; font-weight: 400; white-space-collapse: preserve; text-align: var(--text-align);"> MEB ÖYGM (2017). Öğretmenlik mesleği genel yeterlikleri. Ocak 2026, https://oygm.meb.gov.tr/meb_iys_dosyalar/2017_12/11115355_YYRETMENLYK_MESLEYY_GENEL_YETERLYKLERY.pdf </span><br /><span style="background-color: transparent; color: #000000; font-family: Arial, sans-serif; font-size: 10pt; font-style: normal; font-weight: 400; white-space-collapse: preserve; text-align: var(--text-align);">⁴</span><span style="background-color: transparent; color: #000000; font-family: Arial, sans-serif; font-size: 10pt; font-style: normal; font-weight: 400; white-space-collapse: preserve; text-align: var(--text-align);"> Rivkin, S.G., Hanushek, E.A. ve Kain, J.F. (2005). Teachers, schools, and academic achievement. Econometrica,<br />73(2), 417-458. https://doi.org/10.1111/j.1468-0262.2005.00584.x<br /></span></div><div><span style="background-color: transparent; color: #000000; font-family: Arial, sans-serif; font-size: 10pt; font-style: normal; font-weight: 400; white-space-collapse: preserve; text-align: var(--text-align);">⁵ ERG (2017, 23 Kasım). Nitelikli eğitim için güçlü öğretmen şart. Ocak 2026, https://egitimreformugirisimi.org/basin_yansimalari/erg-nitelikli-egitim-icin-guclu-ogretmen-sart/ </span></div><div><span style="background-color: transparent; color: #000000; font-family: Arial, sans-serif; font-size: 10pt; font-style: normal; font-weight: 400; white-space-collapse: preserve; text-align: var(--text-align);">⁶ Köse, Ayşen (2025, 29 Eylül). Herkesin ait hissettiği bir okul nasıl mümkün olabilir? Ocak 2026, https://egitimreformugirisimi.org/herkesin-ait-hissettigi-bir-okul-nasil-mumkun-olabilir/</span><span style="background-color: transparent; color: #000000; font-family: Arial, sans-serif; font-size: 10pt; font-style: normal; font-weight: 400; white-space-collapse: preserve; text-align: var(--text-align);"> </span></div><div><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial, sans-serif; color: #000000; background-color: transparent; font-weight: 400; font-style: normal; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; white-space-collapse: preserve;">⁷ İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (2012, 30 Haziran). Resmi Gazete (Sayı: 28339). https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=6331&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5</span></div><div><span style="background-color: transparent; color: #000000; font-family: Arial, sans-serif; font-size: 10pt; font-style: normal; font-weight: 400; white-space-collapse: preserve; text-align: var(--text-align);">⁸ Öğretmenlik Mesleği Kanunu (2024, 18 Ekim). Resmî Gazete (Sayı: 32696).<br />https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2024/10/20241018-1.htm</span><br /><span style="background-color: transparent; color: #000000; font-family: Arial, sans-serif; font-size: 10pt; font-style: normal; font-weight: 400; white-space-collapse: preserve; text-align: var(--text-align);">⁹</span><span style="background-color: transparent; color: #000000; font-family: Arial, sans-serif; font-size: 10pt; font-style: normal; font-weight: 400; white-space-collapse: preserve; text-align: var(--text-align);"> Aksi belirtilmediği sürece ortaokul öğretmen ve idarecilerine ilişkin veriler paylaşılıyor.</span><br /><span style="background-color: transparent; color: #000000; font-family: Arial, sans-serif; font-size: 10pt; font-style: normal; font-weight: 400; white-space-collapse: preserve; text-align: var(--text-align);">¹⁰</span><span style="background-color: transparent; color: #000000; font-family: Arial, sans-serif; font-size: 10pt; font-style: normal; font-weight: 400; white-space-collapse: preserve; text-align: var(--text-align);"> OECD (2025). Results from TALIS 2024: The state of teaching. OECD Publishing. https://doi.org/10.1787/90df6235-en.</span><br /><span style="background-color: transparent; color: #000000; font-family: Arial, sans-serif; font-size: 10pt; font-style: normal; font-weight: 400; white-space-collapse: preserve; text-align: var(--text-align);">¹¹</span><span style="background-color: transparent; color: #000000; font-family: Arial, sans-serif; font-size: 10pt; font-style: normal; font-weight: 400; white-space-collapse: preserve; text-align: var(--text-align);"> Santoro, D. ve Price, O. (2021). Structural supports to promote teacher well-being. EdResearch for Recovery Project. Ocak 2026, https://annenberg.brown.edu/sites/default/files/EdResearch_for_Recovery_Brief_19.pdf</span><br /><span style="background-color: transparent; color: #000000; font-family: Arial, sans-serif; font-size: 10pt; font-style: normal; font-weight: 400; white-space-collapse: preserve; text-align: var(--text-align);">¹²</span><span style="background-color: transparent; color: #000000; font-family: Arial, sans-serif; font-size: 10pt; font-style: normal; font-weight: 400; white-space-collapse: preserve; text-align: var(--text-align);"> Brady, J. ve Wilson, E. (2021). Teacher wellbeing in England: Teacher responses to school-level initiatives. Cambridge Journal of Education, 51(1), 45–63. https://doi.org/10.1080/0305764X.2020.1775789</span></div><div><span style="background-color: transparent; color: #000000; font-family: Arial, sans-serif; font-size: 10pt; font-style: normal; font-weight: 400; white-space-collapse: preserve; text-align: var(--text-align);">¹³</span><span style="background-color: transparent; color: #000000; font-family: Arial, sans-serif; font-size: 10pt; font-style: normal; font-weight: 400; white-space-collapse: preserve; text-align: var(--text-align);"> Aktaş Salman, U. (2020, 14 Ocak). Uzun hikâye: kahraman değil, öğretmenim. Eğitim Reformu Girişimi. Ocak 2026, https://www.egitimreformugirisimi.org/uzun-hikaye-kahraman-degil-ogretmenim/<br /></span></div><div><span style="font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial, sans-serif; color: #000000; background-color: transparent; font-weight: 400; font-style: normal; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; white-space-collapse: preserve;"> ¹⁴ Eğitim-İş (2025, 27 Aralık). Gelişim raporları uygulaması bir angaryadır! Ocak 2026, https://www.egitimis.org.tr/sendika-haberleri/gelisim-raporu-uygulamasi-bir-angaryadir-27-12-2025</span></span><br /><span style="font-weight: normal;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial, sans-serif; color: #000000; background-color: transparent; font-weight: 400; font-style: normal; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-variant-alternates: normal; font-variant-position: normal; font-variant-emoji: normal; white-space-collapse: preserve;">¹⁵ DHA (2025, 1 Temmuz). Öğretmenler okulu boyayıp, sıraları yeniliyor. Ocak 2026, https://www.dha.com.tr/foto-galeri/ogretmenler-okulu-boyayip-siralari-yeniliyor-2669848/2</span></span><br /><span style="background-color: transparent; color: #000000; font-family: Arial, sans-serif; font-size: 10pt; font-style: normal; font-weight: 400; white-space-collapse: preserve; text-align: var(--text-align);">¹⁶</span><span style="background-color: transparent; color: #000000; font-family: Arial, sans-serif; font-size: 10pt; font-style: normal; font-weight: 400; white-space-collapse: preserve; text-align: var(--text-align);"> Köse, Ayşen (2025, 29 Eylül). Herkesin ait hissettiği bir okul nasıl mümkün olabilir? Ocak 2026, https://egitimreformugirisimi.org/herkesin-ait-hissettigi-bir-okul-nasil-mumkun-olabilir/</span></div><div><span style="background-color: transparent; color: #000000; font-family: Arial, sans-serif; font-size: 10pt; font-style: normal; font-weight: 400; white-space-collapse: preserve; text-align: var(--text-align);">¹⁷</span><span style="background-color: transparent; color: #000000; font-family: Arial, sans-serif; font-size: 10pt; font-style: normal; font-weight: 400; white-space-collapse: preserve; text-align: var(--text-align);"> Wilkins, A. W., Olmedo, A., Gobby, B. ve Karnovsky, S. (2025). The teacher wellbeing turn: neuropolitics, education and the psy-complex. Critical Studies in Education, 1–21. https://doi.org/10.1080/17508487.2025.2605266</span></div></div></div></div>		</div>
				</div>
					</div>
				</div>
				</div>
		]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Krizler Çağında Okulu Yeniden Düşünmek: Okul Duvarları Ne Kadar Kalın?</title>
		<link>https://egitimreformugirisimi.org/krizler-caginda-okulu-yeniden-dusunmek-okul-duvarlari-ne-kadar-kalin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[gulbeyaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Feb 2026 07:16:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Okul Hâli/Hayali]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egitimreformugirisimi.org/?p=48360</guid>

					<description><![CDATA[Eğitim Reformu Girişimi’nin 2025 ve 2026’da odaklandığı konulardan biri okul. Bu odaklanmanın ilk adımı olarak, bu yıl yirmincisini düzenlediğimiz Eğitimde İyi Örnekler Konferansı’nı (İÖK 2025) okul temasıyla düzenledik ve <a href="https://egitimreformugirisimi.org/category/okul-hali-hayali/">Okul Hâli/Hayali</a> yazı dizisine başladık. “Okul nasıl?” diye sormaya ve düşünmeye devam ediyoruz. Yazı dizisinin yedinci bölümünde ERG Kıdemli Politika Analisti Özgenur Korlu, okulun koruyucu rolünün hangi şartlarda, hangi desteklerle hayata geçebileceğini kaleme aldı.  ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="48360" class="elementor elementor-48360" data-elementor-post-type="post">
				<div data-particle_enable="false" data-particle-mobile-disabled="false" class="elementor-element elementor-element-980320a e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="980320a" data-element_type="container">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-926ce1c elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="926ce1c" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<p><span style="font-weight: 400;">İlk defa gittiğimiz bir sokakta bile hangi binanın okul olduğunu ayırt edebiliriz, değil mi? Bahçesi, bayrağı, Atatürk büstü, kapısı, duvarları… Bu duvarlar, okulun mekânsal sınırlarını belirlerken aynı zamanda güçlü bir algı da yaratır: Okulun içindekini içeride, dışındakini dışarıda tutabildiğini, tutamıyorsa da görevinin bunu yapmak olduğunu düşünürüz. Sihirli bir kapıdan geçer gibi, okulun kapısından giren çocukların yaşadıkları hayatı, karşılaştıkları riskleri ve taşıdıkları yükleri bu duvarların dışında bırakabileceklerine inanmak isteriz. Halbuki bu hayal ne gerçeği ne de olması gerekeni yansıtıyor. </span></p><p><span style="font-weight: 400;">Öncelikle bir noktada anlaşalım: Okulların duvarları geçirgendir. Okulun dışı okulun içiyle, okulun içi de dışarıyla sürekli temas eder. Yoksulluk, bakım yükü, güvencesizlik, zorbalık, beslenme sorunları ya da tam tersi destekleyici ilişkiler, güvenli mahalleler ve kamusal hizmetler okul kapısından içeri girer. Okuldan çıkan ise yalnızca akademik bilgi, beceriler değildir; çocukların kendileri ve başkalarıyla ilişki biçimleri, dünyayı anlama, belirsizlikle baş etme, haklarını ve sınırlarını fark etme yolları da okuldan sokaklara dağılır. Bu nedenle okulu yalnızca derslerin yapıldığı bir eğitim ortamı olarak değil, çocukların dayanıklılığını mümkün kılan ya da zayıflatan geniş bir sosyal ekosistemin parçası olarak düşünmek gerekir.</span></p><p><span style="font-weight: 400;">Bu ekosistemde okul, eğitim politikaları dışında istihdamdan sağlığa, sosyal hizmetlerden adalete kadar pek çok alanla karşılıklı bir ilişki içindedir. Çoklu krizler çağında bu ilişki daha görünür hâle geliyor: Ekonomik krizler, salgınlar, afetler ve toplumsal eşitsizlikler çocukların hayatına çoğu zaman okul dışından giriyor, ancak etkileri görünür bir biçimde okulda ortaya çıkıyor. Bu tablo, okulun bu sorunları tek başına çözebilecek bir güce sahip olmadığını, ancak okul olmadan da bu sorunlarla etkili biçimde baş etmenin mümkün olmadığını gösteriyor.</span></p><h4><b>Dayanıklılık bireysel bir özellik değil, bir ağdır</b></h4><p><a href="https://egitimreformugirisimi.org/yayinlar/egitim-izleme-raporu-2025/"><span style="font-weight: 400;">Eğitim İzleme Raporu (EİR) 2025</span></a><span style="font-weight: 400;">’in “Okul” başlıklı bölümünde, okulun bu çok katmanlı ve ilişkisel durumunu “Dayanıklılığın Sosyal Ekolojisi” çerçevesinden ele aldık. Bu çerçeve, yanlış bir şekilde, bireysel bir özellik olarak değerlendirilen dayanıklılığı, okul ve bağlı bulunduğu ekosistemin geliştirmesi gereken bir ağ olarak ele alıyor. Özellikle çoklu krizler çağında bu çerçeve, okulları riskler karşısında çocukların dayanıklılığını ne ölçüde ve hangi koşullarda destekleyebildiği üzerinden değerlendirmeyi sağlıyor. </span></p><p><span style="font-weight: 400;">“Dayanıklılık neden bir özellik değildir?” sorusunu yanıtlamaya, çoğu zaman “dayanıklı” olduğunu varsaydığımız çocukları nasıl betimlediğimize bakarak başlamak gerekir. Bu yaklaşım, Eğitimde İyi Örnekler Konferansı (İÖK) 2025’te </span><a href="https://inee.org"><span style="font-weight: 400;">Acil Durumlarda Eğitim için Uluslararası Ortaklık Ağı (INEE)</span></a><span style="font-weight: 400;"> işbirliğiyle düzenlediğimiz atölyenin de başlangıç noktasını oluşturdu. Atölyede öğretmenler ve sivil toplum örgütlerinden katılımcılarla birlikte tahtaya çizdiğimiz bir öğrenci figürünü, yapışkan notlardan oluşan bir “zırhla” kaplamaya başladık. İlk aşamada bu zırhı; “güçlü”, “uyum sağlayabilen”, “sorumluluk alan”, “zor koşullarda bile vazgeçmeyen” gibi bireysel özelliklerle doldurduk. Ancak tartışma ilerledikçe, bu özelliklerin öğrencinin kurduğu ilişkilerle, okulda edindiği deneyim ve öğrendikleriyle, okulun sunduğu olanaklarla ve öğretmenler ile velilerin çabalarıyla devreye giren desteklerle inşa edildiği konusunda anlaştık.</span></p>						</div>
				</div>
					</div>
				</div>
		<div data-particle_enable="false" data-particle-mobile-disabled="false" class="elementor-element elementor-element-b960e5f e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="b960e5f" data-element_type="container">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-70e7ea3 elementor-widget elementor-widget-image" data-id="70e7ea3" data-element_type="widget" data-widget_type="image.default">
				<div class="elementor-widget-container">
										<figure class="wp-caption">
										<img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="684" src="https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/02/iok-ozgenurArtboard-1@2x-1024x684.png" class="attachment-large size-large wp-image-48371" alt="" srcset="https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/02/iok-ozgenurArtboard-1@2x-1024x684.png 1024w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/02/iok-ozgenurArtboard-1@2x-300x200.png 300w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/02/iok-ozgenurArtboard-1@2x-768x513.png 768w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/02/iok-ozgenurArtboard-1@2x-1536x1026.png 1536w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2026/02/iok-ozgenurArtboard-1@2x.png 1745w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" />											<figcaption class="widget-image-caption wp-caption-text">“Uluslararası İyi Örnekten Sınıf Pratiğine: INEE Minimum Standartları ile Eğitimde Acil Durumlara Hazırlık” Atölyesi, İÖK 2025</figcaption>
										</figure>
							</div>
				</div>
					</div>
				</div>
		<div data-particle_enable="false" data-particle-mobile-disabled="false" class="elementor-element elementor-element-92eeb12 e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="92eeb12" data-element_type="container">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-2bb7ef8 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="2bb7ef8" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<p><span style="font-weight: 400;">Atölyedeki çalışmamız, dayanıklılığın bireysel bir özellik olmadığını ve bireysel çabalarla da sürdürülemeyeceğini gösterdi. Bu noktada, öğretmenlerin bireysel çabalarıyla sağlanan ve çocuk yoksulluğunu hafifletmeyi amaçlayan uygulamalara özel bir alan açtık. Çocuğun yaşadığı sosyoekonomik sorunların okula yansımasıyla doğrudan karşı karşıya kalan öğretmenler, ekosistem bu ihtiyaca cevap verecek yeterlilikte olmasa da çözüm üretmek istiyorlar. Çünkü birincil elden, ihtiyaçlarına cevap verilmeyen her ânın, çocuk için ne kadar hayati olduğunu görüyorlar. Kendi imkânları, parçası oldukları ağlar, kurdukları bağlantılar bu çözümlerde onların temel dayanak noktaları. </span></p><p><span style="font-weight: 400;">Öte yandan, çocuğun acil ihtiyaçlarına kısa vadede yanıt verilmesini mümkün kılan bu çaba, okulun kurumsal kapasitesi ile onu desteklemesi gereken sosyal politika araçları arasındaki boşluğu görünür kılıyor. Dayanıklılığın öğretmenlerin kişisel imkânları ve anlık müdahaleleri üzerinden kurulması, kısa vadede bazı çocuklar için koruyucu sonuçlar doğurabilse de, eşitlik ve süreklilik üretmiyor. Bu nedenle okulun çocuk yoksulluğu ve krizlerin etkileri karşısında koruyucu bir alan olabilmesi, okul temelli, herkes için erişilebilir ve öngörülebilir sosyal politika araçlarına dayanmalı. Okul yemeği, okul temelli sosyal hizmet ve yönlendirme mekanizmaları bu bağlamda pedagojik desteklerin tamamlayıcısı değil, okulun dayanıklılığı destekleme kapasitesinin yapısal bileşenleri olarak ele alınmalı.</span></p><h4><em><b>“Etiketleyen” değil, kapsayan okul yemeği</b></em></h4><p><span style="font-weight: 400;">Okul yemeği, okulun koruyucu rolünü somutlaştıran en güçlü politika alanlarından biri. Ücretsiz ve sağlıklı okul yemeği çoğu zaman yalnızca bir beslenme müdahalesi olarak ele alınıyor. Oysa bu uygulama, çocukların okulla bağını güçlendiren, sosyoekonomik eşitsizlikleri azaltan ve çocukların psikososyal dayanıklılığını destekleyen, yapısal bir sosyal politika aracı.</span></p><p><span style="font-weight: 400;">Düzenli ve nitelikli bir öğüne erişim, okula devamlılığı artırıyor ve çocukların derslere odaklanmasını kolaylaştırıyor. Aynı zamanda hane bütçesi üzerindeki gıda temelli ekonomik baskıyı azaltarak ailelerin refahını dolaylı biçimde destekliyor. Ayrıca, okul yemeğinin bir parçası olan “birlikte yemek yeme deneyimi”, çocuklara bir topluluğun parçası oldukları hissini kazandırarak okul aidiyetine de katkı sağlıyor.</span></p><p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de okul yemeğinin halen yalnızca belirli öğrenci gruplarıyla sınırlı olması ve artan gıda fiyatları, bu koruyucu mekanizmanın etkisini zayıflatıyor. MEB’in okul yemeğine ilişkin </span><a href="https://basinmus.meb.gov.tr/www/bakan-yusuf-tekin-cnn-turk-canli-yayininda-sorulari-yanitladi/icerik/124"><span style="font-weight: 400;">en son 2024 yılında yaptığı açıklamasında</span></a><span style="font-weight: 400;"> hizmetin yalnızca “ihtiyaç sahibi” öğrencilere sunulacağının vurgulanması, bu sınırlılığı daha da görünür kılıyor. Bu yaklaşım, çocukların etiketlenmesine yol açarak zorbalık riskini artırabiliyor ve bazı öğrencilerin sunulan hizmetten yararlanmak istememesine neden olabiliyor.</span></p><p><span style="font-weight: 400;">Bu noktada, özellikle taşımalı eğitim hizmetlerinden yararlanan öğrencilerin devam ettiği taşıma merkezi okullar, Türkiye’de tüm öğrencilere ücretsiz ve sağlıklı okul yemeği sağlanması için önemli bir başlangıç noktası sunuyor. Bu okullarda halihazırda taşımalı eğitim kapsamındaki öğrencilere okul yemeği verilmesi, hizmetin tüm okula yaygınlaştırılmasını hem idari hem de mali açıdan daha uygulanabilir kılıyor. Yemeğin yalnızca belirli bir gruba değil, tüm öğrencilere sunulması, ayrımcılık ve etiketlenme risklerini azaltarak okul iklimini güçlendirebilir. 6 Şubat depremleri öncesinde, taşıma merkezi okullarda tüm öğrencilere okul yemeği sağlanması MEB’in </span><a href="https://www.meb.gov.tr/6-subattan-itibaren-okul-oncesi-egitimdeki-tum-okullarda-ucretsiz-yemek-uygulamasi-basliyor/haber/28536/tr#:~:text=%C4%B0mza%20t%C3%B6reninde%20konu%C5%9Fan%20Mill%C3%AE%20E%C4%9Fitim,ve%20pansiyonu%20bulunan%20okullardaki%20t%C3%BCm"><span style="font-weight: 400;">gündeminde yer alıyordu.</span></a><span style="font-weight: 400;"> </span></p><h4><b>Koruyucu kapasite nerede güçleniyor?</b></h4><p><span style="font-weight: 400;">EİR 2025’te de yer verdiğimiz araştırmalar, okulun çocuklar için en güçlü koruyucu alanlarından birinin ilişkisel düzey olduğunu işaret ediyor. Öğretmenle kurulan güven ilişkisi, destekleyici akran bağları ve okul aidiyeti, çocukların hem akademik hem de duygusal dayanıklılığını güçlendiriyor. Öğretmen-öğrenci ilişkileri bu açıdan kilit bir rol oynuyor. Öğrencinin kendini duyulmuş, adil biçimde değerlendirilmiş ve önemsenmiş hissetmesi, okulla kurduğu bağı derinleştiriyor. Aynı zamanda öğretmenin de öğrenciler tarafından değer gördüğünü hissetmesi, bu ilişkinin çift yönlü bir dayanıklılık üretmesini sağlıyor. Ancak bu ilişkilerin kurulabilmesi de politika düzeyinde okula verilecek desteklerle yakından ilgili: Kalabalık sınıflar, ikili eğitim, öğretmenlerin artan iş yükü ve rehberlik hizmetlerinin yetersizliği bu ilişkisel alanı zayıflatabiliyor.</span></p><p><span style="font-weight: 400;">İÖK 2025’te yaptığımız atölyede öne çıkan önemli kavramlardan biri de “kriz repertuarının genişletilmesiydi”. Katılımcılar, çocukların farklı afet ve kriz türleriyle karşılaştıklarında ne yapacaklarını bilememelerinin, endişeyi derinleştirdiğini paylaştı. Buradaki mesele, çocukları sürekli alarm hâlinde tutmak değil. Asıl ihtiyaç, okulun çocuklara belirsizlik karşısında düşünme, yardım isteme ve birlikte hareket etme becerilerini kazandırabilmesi. Bu beceriler, ancak sosyal-duygusal becerilerin önceliklendirildiği bir öğretim programı, güvenli ilişkiler ve olumlu okul iklimi içinde gelişebiliyor. Çocukların duygularını ifade edebildiği, sorular sorabildiği ve yetişkinlerden tutarlı yanıtlar alabildiği okullar, kriz repertuarının sağlıklı biçimde genişlemesine alan açıyor.</span></p><h4><b>Duvarları kalınlaştırmak mı, bağları güçlendirmek mi?</b></h4><p><span style="font-weight: 400;">Okullarda artan güvenlik tartışmaları, çoğu zaman güvenlik kameraları gibi fiziki önlemler etrafında şekilleniyor. Oysa araştırmalar ve öğretmen deneyimleri, çocukların kendilerini güvende hissetmelerinin en güçlü belirleyicisinin ilişkiler olduğunu gösteriyor. Adil kurallar, tutarlı yetişkinler ve onarıcı yaklaşımlar, güvenlik hissini fiziki önlemlerden çok daha kalıcı biçimde destekliyor. Okulun duvarlarını kalınlaştırmak, dışarıdaki riskleri tamamen durdurmuyor. Buna karşılık okul ile çevresi arasındaki koruyucu bağları güçlendirmek, çocukların riskler karşısında okuldan kopmasını önleyebiliyor. </span></p><p><span style="font-weight: 400;">Okulun koruyucu kapasitesi, ancak güçlü ilişkilerle, kapsayıcı kurumlarla ve bütüncül politikalarla sürdürülebilir hâle gelir. Yani okulun ne kadar koruyucu olduğu, okulun tek başına ne yaptığıyla değil, hangi desteklerle çevrelendiğiyle belirlenir. Eğer okulu gerçekten çocuklar için güvenli bir yer ve onları krizlere hazırlayan bir alan hâline getirmek istiyorsak, okulu yalnız bırakmamalıyız. Duvarlara değil, bağlara yatırım yapan bir yaklaşım benimsendiğinde okul, yalnızca eğitimin değil, çocukların iyi olma hâlinin de merkezi olabilir.</span></p>						</div>
				</div>
					</div>
				</div>
				</div>
		]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Eğitime Erişim Çocuk Koruma Meselesidir”</title>
		<link>https://egitimreformugirisimi.org/egitime-erisim-cocuk-koruma-meselesidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[gulbeyaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2025 07:27:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Okul Hâli/Hayali]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egitimreformugirisimi.org/?p=47721</guid>

					<description><![CDATA[Günümüzde okullar, yalnızca eğitim programlarının yürütüldüğü mekânlar olmanın ötesine geçip; çocukların  güvenli, destekleyici ve kapsayıcı bir ortamda büyüdükleri temel yaşam alanları hâline geldi. Çocukların  büyük bölümünün günün önemli bir kısmını geçirdiği bu alan, onların kendilerini güvende hissetmeleri,  değer görmeleri, akranlarıyla etkileşim kurmaları ve toplumsal yaşamı deneyimlemeleri açısından önemli  bir role sahiptir. Eğitim İzleme Raporu 2025, okulu bu geniş çerçevesiyle ele alarak, eğitimin yalnızca bilgi  aktarımına indirgenemeyecek ölçüde çok katmanlı bir ekosistem olduğunu vurguluyor. Aynı zamanda,  okulların çocuk koruma sisteminin önleyici hedeflerini uygulamada kritik bir işlev üstlendiğini ortaya koyuyor. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="47721" class="elementor elementor-47721" data-elementor-post-type="post">
				<div data-particle_enable="false" data-particle-mobile-disabled="false" class="elementor-element elementor-element-48739cd e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="48739cd" data-element_type="container">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-2b008ba elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="2b008ba" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<p><span style="font-weight: 400;">Çocuk hakları alanında uluslararası belgeler ve ulusal mevzuat, çocukların her türlü riskten korunmasını anne babaların, devletlerin ve toplumların ortak sorumluluğu olarak tanımlıyor. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 19. ve 27. maddeleri, her çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal ve toplumsal gelişimini güvence altına alacak yaşam koşullarına sahip olma hakkını düzenler. Çocuğun gelişimi için gerekli şartları sağlamak; anne babaların, devlet kurumlarının, eğitim sisteminin ve toplumun tüm kesimlerinin ortak yükümlülüğüdür. Bu yükümlülük yalnızca hakların sağlanmasını değil, ihmal ve istismar da dâhil olmak üzere çocukların maruz kalabileceği her tür riskin önlenmesini de kapsar. İşte paradigma değişikliği tam da bu noktada ortaya çıkıyor: Çocuk koruma yalnızca müdahaleci bir yaklaşım değildir; önleme odaklı, riskleri erken fark etmeye dayalı, bütüncül bir sistemdir.</span></p><p><span style="font-weight: 400;">Bu çerçevede devletler, eğitimden sağlığa tüm temel hizmetleri yalnızca erişilebilir kılmakla değil, bu hizmetleri çocukların güvenliğini önceleyecek bir anlayışla sunmakla da yükümlüdür. Çocuğa hizmet sunan kurumlar bu nedenle çocuk koruma sisteminin bir parçasıdır. Bu kurumlar içinde en istikrarlı ve sürekli temas alanını oluşturan okullar, çocukların iyi olma hâlinin izlenmesi açısından benzersiz bir öneme sahiptir. TC Anayasası’nın “Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır” hükmü de bu yükümlülüğü pekiştirir. Aynı doğrultuda Türk Medeni Kanunu, çocuğun güvenliğinin tehlikeye düştüğü durumlarda devletin müdahale yetkisini tanımlar ve çocuğun gelişiminin risk altında olduğuna dair bildirimi, çocukla temas hâlindeki herkesin sorumluluğu olarak düzenler. Okulların çocuk koruma sistemi içerisindeki yeri, bu hukuki arka planla somutlaşır.</span></p><p><span style="font-weight: 400;">Eğitim İzleme Raporu 2025, bu anlayıştan hareketle, çocuk koruma kavramını eğitimin merkezine yerleştiriyor. Örgün eğitim hizmetlerine erişimin kendisi bir çocuk koruma meselesidir. 1.470.694 çocuğun örgün eğitim dışında kalması, yalnızca öğrenme hakkından mahrumiyetle açıklanamaz; aynı zamanda çocukların korunma hakkını destekleyen gözetim mekanizmalarından uzak kalmaları anlamına gelir. Bu sayıların dahi tam olarak tespit edilememesi, sistemin riskleri tanıma ve izleme kapasitesindeki zayıflıklara işaret eder. Bu nedenle erişim, devam, devamsızlık, kayıt dışılık gibi göstergeler aynı zamanda birer çocuk koruma göstergesidir.</span></p><p><span style="font-weight: 400;">Raporun örgün eğitime erişimi ele alan bölümleri, eğitim dışına itilen çocukların karşı karşıya oldukları risk alanlarını görünür kılarak adeta bir bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmesine katkı sunuyor. Bu risklerin tespiti ve çocukların sisteme geri kazandırılması, yalnızca eğitim politikalarının değil, çocuk koruma politikalarının da temel konusudur. Okulların bu riskleri artırma veya azaltma potansiyeli ise, onları çocuk koruma sisteminin en etkili bileşenlerinden biri hâline getirir.</span></p><p><span style="font-weight: 400;">Raporun okul odağındaki bölümü, eğitim ortamının çocuk koruma kapasitesini belirleyen unsurları kapsamlı bir biçimde ele alıyor. Okul binalarının fiziksel koşullarından güvenlik politikalarına; müfredat ve sosyal programlardan öğretmen-öğrenci-veli ilişkilerine; rehberlik hizmetlerinden okul iklimine kadar geniş bir alanda değerlendirme yapılıyor. Bu değerlendirmeler, okulun yalnızca akademik değil, koruyucu bir kurum olarak güçlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.</span></p><p><span style="font-weight: 400;">Okulların çocuk koruma sorumluluğu iki temel düzlemde ele alınmalıdır. Birinci düzlem, okulun kendi sınırları içinde güvenli bir ortam oluşturmasıdır. Çocuğun okulda fiziksel, duygusal ve psikolojik açıdan güvende olması; mekân düzenlemelerinden personel seçimlerine, akran ilişkilerinin yönetişiminden ayrımcılıkla mücadele politikalarına kadar birçok sürecin çocuk merkezli bir anlayışla tasarlanmasını gerektirir. Okullar, yalnızca krizlere müdahale eden değil, riskleri ortaya çıkmadan fark edebilen kurumlar olmalıdır.</span></p><p><span style="font-weight: 400;">İkinci düzlem ise, okulun çocuğun okul dışındaki yaşamına ilişkin riskleri tanıma ve ilgili kurumlarla işbirliği içinde harekete geçme kapasitesidir. Eğitimciler, çocukla düzenli temas hâlinde oldukları için ihmal, istismar veya diğer riskleri en erken gözlemleyebilecek konumdadır. Bu nedenle her okulun işleyen bir bildirim mekanizmasına, bu alanda yetkin personele ve düzenli olarak güncellenen bir çocuk koruma politikasına sahip olması esastır. Okulların bu yükümlülüğü yerine getirmesi, hem çocukların güvenliğini hem de eğitim kalitesinin sürdürülebilirliğini doğrudan etkiler.</span></p><p><span style="font-weight: 400;">Önleme odaklı bir çocuk koruma yaklaşımı, tüm okul topluluğunun -öğretmenlerden yöneticilere, velilerden öğrencilere- ortak bir sorumluluk bilinci geliştirmesiyle mümkün olur. Çocuğun sesine değer veren, duygularına duyarlı, ihtiyaçlarını gözeten bir okul iklimi yalnızca koruyucu değil, aynı zamanda onarıcı bir toplumsal yapının temelini oluşturur.</span></p><p><span style="font-weight: 400;">Bugün eğitim sistemleri ekonomik, çevresel, sosyal ve teknolojik pek çok krizin gölgesinde sınanıyor. Bu değişken koşullar altında okul, çocukların hayatındaki en güvenilir dayanak noktalarından biri olmayı sürdürmek zorundadır. Bu nedenle çocuk koruma yaklaşımının planlamadan uygulamaya, bütçelemeden ölçme değerlendirmeye kadar eğitimin tüm alanlarına içselleştirilmesi zorunludur.</span></p><p><span style="font-weight: 400;">Çocuk koruma bir ek sorumluluk değil, eğitimin özüdür. Öğretmenlerden yöneticilere, rehberlik uzmanlarından destek personeline kadar tüm okul topluluğunun bu sorumluluğu üstlenmesi, eğitim ortamlarını çocuk güvenliğinin tesis edildiği ortamlar olarak tasarlanmalıdır. Öte yandan çocuk koruma sisteminin, çocuğun edilgen olduğu bir sistem olarak tasarlanamayacağına da dikkat etmek gerekir. Koruyucu okul iklimi, mevzuatla sınırlı olmayan; çocuğun görüldüğü, duyulduğu ve değer verildiği bir kültürün hakim olduğu iklimdir.</span></p><p><span style="font-weight: 400;">Bu nedenle her okulun bu beklentileri nasıl karşılayacağını, uygulamalarına nasıl yansıtacağını tarif ettiği bir çocuk koruma politikasına ve bu politikayı hayata geçirecek bir ekibe ihtiyacı bulunuyor.</span></p><p><span style="font-weight: 400;">Eğitim İzleme Raporu 2025, çocuk koruma ve eğitim ilişkisini yalnızca çocuğa yönelik riski fark etme ve bildirme sorumluluğundan ibaret olmadığını, somut göstergeler ve politika analizleri üzerinden ortaya koyarak önemli bir izleme alanı sunuyor. Bu süreç, eğitimin çocuk merkezli bir yaklaşımla nasıl güçlendirilebileceğini anlamamıza yardımcı olur. Çünkü koruyucu bir okul iklimi paylaşılan bir sorumluluğun ve ortak bir kültürün ürünüdür.</span></p><p><span style="font-weight: 400;">Her çocuğun güvenli, destekleyici ve umut veren bir okulda öğrenme hakkı vardır. Bu hakkın yaşama geçirilebilmesi için çocuk koruma politikalarının, bu politikalar ile uyumlu okul uygulamalarının, okul paydaşlarının ve okulu destekleyen çocuk koruma çalışanlarının ortak çabasının sürekliliği gereklidir. Eğitim İzleme Raporu 2025, bu ortak sorumluluğu görünür kılmayı, iyi örnekleri paylaşmayı ve çocuk koruma yaklaşımının eğitim sisteminin ayrılmaz bir parçası hâline gelmesine katkı sunmayı amaçlıyor.</span></p>						</div>
				</div>
					</div>
				</div>
				</div>
		]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Ekosistem Sorunu Olarak Akran Zorbalığı</title>
		<link>https://egitimreformugirisimi.org/bir-ekosistem-sorunu-olarak-akran-zorbaligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[gulbeyaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Nov 2025 12:39:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Okul Hâli/Hayali]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egitimreformugirisimi.org/?p=47641</guid>

					<description><![CDATA[Eğitim, toplumun kendi değerlerini, ilişkilerini ve adalet anlayışını yeniden ürettiği bir sosyal sistemdir. Bu sistemin en belirleyici halkalarından biri okuldur. Okul, çocuk için hem ilk sosyal mikrokozmos hem de birlikte yaşamanın; adalet, güven ve dayanışma duygularının ilk kez deneyimlendiği ve bu kavramların işleyişine dair ilk gözlemlerin yapıldığı kamusal alandır. Bu yüzden çocuğu korumanın en somut adımlarından biri, okulları güvenli hâle getirmektir. Eğitim Reformu Girişimi’nin bu yılki odağında yer alan “okul”, toplumu bir arada tutan ilişkiler, değerler ve güven bağlarının sürekliliği açısından yaşamsal bir konudur.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="47641" class="elementor elementor-47641" data-elementor-post-type="post">
				<div data-particle_enable="false" data-particle-mobile-disabled="false" class="elementor-element elementor-element-ddb930d e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="ddb930d" data-element_type="container">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-89ad67b elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="89ad67b" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<p><span style="font-weight: 400;">Bu yıl yaptığımız Türkiye temsili araştırmamızın bulguları, toplumsal dokunun en önemli mikro modeli olan okulda ciddi bir aşınma yaşandığını gösteriyor. </span><span style="font-weight: 400;">Araştırmaya katılan velilerin paylaşımlarından, çocukların %95’inin zorbalık deneyimini okul sınırları içinde yaşadığını; dört çocuktan üçünün ya zorbalığa maruz kaldığını ya tanıklık ettiğini ya da zorbalık yapan konumunda bulunduğunu anlıyoruz. Okula giden her dört çocuktan üçünün</span><span style="font-weight: 400;"> zorbalığın gölgesinde yaşadığına işaret eden bu oran, okulun çocuğun korunması konusunda risk üreten bir alan hâline geldiğini göstermektedir. Zorbalığı bireylerin ahlaki eksikliği ya da ergenlik dönemi davranışlarıyla açıklamak kolaydır, ancak eksik olur. Akran zorbalığı, bir çocuğun diğerine yaptığı tekil bir eylem olmaktan çok daha fazlasıdır. Okulun ilişkisel dokusundaki kırılmaların, güven kaybının, güç dengesizliklerinin ve onarım mekanizmalarının yetersizliğinin dışavurumudur. Dolayısıyla çözüm de bireylerin davranışlarını değiştirmekten daha ötesini, okulun sosyal ekosistemini yeniden düzenlemeyi gerektirir. Ancak şunu da unutmamak gerekir: Okul, toplumun kendini küçük ölçekte yeniden ürettiği bir alandır. Toplumdaki yapısal gerilimlerin, eşitsizliklerin ve güvensizliklerin ilk yansıma noktalarından biri okuldur. Toplumsal yapıdaki değerler ve davranış kalıpları okulun gündelik işleyişinde yeniden üretilir. Bu perspektiften bakıldığında, okulda görülen zorbalık vakaları, salt okul içi bir sosyal sorun değil; toplumun ilişkisel dokusunda biriken gerilimlerin ve dayanışma kültüründeki aşınmanın yansımasıdır; onarımı da yalnızca okulda değil, toplumun tamamında başlamak zorundadır.</span></p><p><span style="font-weight: 400;">Araştırmamız, bu dokusal değişikliğin okuldaki yansımasının sadece öğrenciler arası ilişkide değil, öğretmen ve öğrenci ilişkilerinde de ortaya çıktığını göstermektedir. Veriler, öğretmen-öğrenci arasındaki güç dengesinin öğretmen aleyhine değişerek öğretmen otoritesini aşındırdığını, zor şartlarda çalışan öğretmenlerin öğrencilerin iyi oluşunu gözetecek adımlar atmak için yeterli motivasyona sahip olmadıklarını ortaya koymaktadır. Okul yöneticileri ise öğretmenlerin çalışma şartlarının zorlaştığını ve bu nedenle okulda gözlemledikleri akran zorbalığı vakalarını ele almak konusundaki isteklerinin azaldığını belirtmektedir. Bu tablo, koruma mekanizmasının merkezinde yer alan yetişkinlerin kendi iyi olma hâllerinin zayıfladığına ve bu durumun okul iklimini akran zorbalığı için daha elverişli bir yer hâline getirdiğine işaret etmektedir. Bu nedenle öğretmen destek programları, çocuk koruma stratejisinin önemli bir parçası olarak ele alınmalıdır. Araştırma bulguları, velilerin ve öğrencilerin, öğretmen-rehberlik-idare hattındaki müdahale zincirinin tutarlılığını ve etkisini zayıf bulduğunu, çocukların önemli bir bölümünün “yardım istesem de işe yaramaz” düşüncesini taşıdığını, yani okulun koruyucu kapasitesine güven duymadığını göstermektedir. Okulun koruyuculuğundan, çocuğun kendini güvende hissettiği ölçüde bahsedilebilir. Bu nedenle çocuk koruma politikaları, sadece olay gerçekleştikten sonra devreye giren reaktif mekanizmalar değil, okulun kendi iç dinamiklerini yeniden yapılandırmaya dönük önleyici stratejiler içermelidir. </span></p><p><span style="font-weight: 400;">Bir okulun çocuğun korunması bağlamında sağlıklı işlemesi üç temel sütuna dayanır: Güven, adalet ve onarım. Güven, çocuğun psikolojik ve fizyolojik iyi oluşunun gözetilip önceleneceğine dair öğretmene, okul yönetimine ve kuruma karşı duyduğu inançtır; okuldaki tüm ilişkilerin en güçlü zemini budur. Adalet, okulun içinde alınan kararların, uygulamaların ve disiplin süreçlerinin yapılandırılmış, öngörülebilir, tutarlı, açık ve herkes için eşit bir biçimde yürütülmesidir. Onarım ise hataların ve çatışmaların, cezalandırma değil; sorumluluk, telafi ve yeniden bağ kurma süreçleriyle ele alınmasıdır. Araştırmamız, akran zorbalığının okullar tarafından etkin bir şekilde önlenemeyişi sebebiyle çocukların zorbalığı hayatın doğal bir dinamiği gibi algılama ve normalleştirme eğiliminde olduğunu, okulda güvende hissetmeyişlerinin de okula gitmenin doğal bir parçası gibi kabul görmeye başladığını, toplumda ve dünyada adaletin nasıl işlediğine dair yanlış kanılar edinildiğini göstermiştir. Okullarda yaşandığı paylaşılan vakaların %67’sinde disiplin süreçlerinin işletilmediği görülmekte, çocuğunun zorbalığa uğradığını belirten velilerin %31’i okulun konuyu ciddiye almadığını belirtmekte, vakaların %32’sinde ailelerin durumdan haberdar dahi edilmediği </span><span style="font-weight: 400;">ifade</span><span style="font-weight: 400;"> edilmektedir. Akran zorbalığına uğrayan çocuklar okulda gözlemledikleri bu işleyişten hareketle toplumun ve dünyanın genel işleyiş biçimlerine dair güven kırıcı çıkarımlar yapmakta, kendilerini topyekûn adaletsiz bir iklimin içinde hissetmektedir. Dolayısıyla okullarda güven, adalet ile onarımın tesis edilmesi; çocukların, toplumu ve dünyayı da adil, öngörülebilir ve haksızlıkların onarılabildiği bir yer olarak algılamalarını ve buna göre davranmalarını sağlar. Bu nedenle, okulun içindeki bu üç sütun -güven, adalet ve onarım- çocuğun yalnız bugünkü iyi oluşunu değil, yarının vatandaşlık bilincini, başkalarıyla sağlıklı ilişki kurma becerisini, ortak iyiyi gözetme tutumunu ve topluma katkı isteğini de biçimlendirir ve belki de en önemlisi, dünyada haksızlık gördüğünde susmamayı öğretir. Bugün birçok okulda rehberlik sistemi, sorun ortaya çıktıktan sonra devreye giren bir mekanizma olarak çalışmaktadır. Oysa, çağdaş çocuk koruma yaklaşımları (UNICEF, Çocuk Koruma Stratejisi 2021 &#8211; 2030), rehberliğin temel görevinin yalnızca müdahale değil, önleme, erken fark etme ve güçlendirme olduğunu vurgular. Rehberlik sistemi, yalnızca kriz çözücü değil, okul iklimini iyileştirici ve öğrencinin duygusal dayanıklılığını artırıcı bir aktör olmalıdır.</span></p><p><span style="font-weight: 400;">Okullarda güvenin, adaletin ve sağlıklı işleyen bir onarımın tesis edilmesi için öncelikle okulun içinde zorbalığa geçit vermeyen bir kültür oluşturulmalı, veliler de dahil olmak üzere tüm paydaşlar düzenli bir biçimde süreklilik içeren zorbalık karşıtı eğitimlere tabi tutulmalıdır. Önleme odaklı yaklaşımlar, okulun rutin faaliyetlerine entegre edilmeli, günlük akışın doğal ve sürekli bir parçası hâline getirilmelidir. Araştırmamıza göre, her dört çocuktan ikisinin akran zorbalığı davranışlarına şahit olduğu düşünüldüğünde, çocukların şahit oldukları vakaları okul yönetimine bildirebilmesini sağlayacak gizlilik, erişilebilirlik ve güven esasına dayalı mekanizmalar kurmak da bu sürecin önemli bir parçası olacaktır. Çocukların birbirini koruduğu ve dayanışma kültürünün yeşerdiği bir okul iklimi için vakaların okula bildirilmesi özendirilmeli, erken uyarı ağının yaratacağı dönüşüm çocuklara aktarılmalıdır. Yaşanan vakaların okullar tarafından ele alınış biçimlerini standardize etmek için net ve somut adımlar içeren, yapılandırılmış süreç yönergeleri hazırlanmalı ve okullar vaka bazlı karar verici konumundan uygulayıcı konumuna getirilmelidir. Bu yönergelerin uygulanış biçimleri düzenli bir şekilde denetlenmeli ve böylece ülkedeki tüm vakaların tutarlılık içerisinde ve etkin bir biçimde ele alınması sağlanmalıdır.</span></p><p><span style="font-weight: 400;">Ayrıca, toplumda artan şiddet, kutuplaşma ve adalet duygusundaki aşınmanın okullara kaçınılmaz olarak yansıdığı düşünüldüğünde; zorbalığı besleyen “güç” dili yerine dayanışma, saygı, özen ve nezaket kültürünün makro düzeyde yeşertilmesinin de acil bir ihtiyaç olduğu ortaya çıkmaktadır. Güç ve nezaket arasında seçim yapması gerektiğinde nezaketi seçebilen kuşakların olması, toplumun sağlıklı geleceğini tesis etmek için her birimizin etik ve ahlaki sorumluluğudur.</span></p>						</div>
				</div>
					</div>
				</div>
				</div>
		]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayatı Öğreten Değil, Yaşatan Okul</title>
		<link>https://egitimreformugirisimi.org/hayati-ogreten-degil-yasatan-okul/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[gulbeyaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Oct 2025 12:55:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Okul Hâli/Hayali]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egitimreformugirisimi.org/?p=47422</guid>

					<description><![CDATA[Eğitim Reformu Girişimi’nin 2025 ve 2026’da odaklanacağı konulardan biri okul. Bu odaklanmanın ilk adımı olarak, bu yıl 20.’sini düzenlediğimiz Eğitimde İyi Örnekler Konferansı’nı da (İÖK 2025) okul temasıyla düzenledik. <a href="https://egitimreformugirisimi.org/category/okul-hali-hayali/">Okul Hâli/Hayali</a> yazı dizisinin dördüncü bölümünde konferansta sunulan yaratıcı uygulamalardan yola çıkarak, okul potansiyeline uygun bir şekilde kurgulandığında nelerin değişebildiğine tanıklık ediyoruz.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="47422" class="elementor elementor-47422" data-elementor-post-type="post">
				<div data-particle_enable="false" data-particle-mobile-disabled="false" class="elementor-element elementor-element-0a72715 e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="0a72715" data-element_type="container">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-73af445 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="73af445" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<p><span style="font-weight: 400;">“Okul nasıl?”&nbsp;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu soruya verilen cevap, okulun nasıl gittiğine dair de olabilir, okulun nasıl bir yer olması gerektiğine dair de. Her iki cevap da bizleri okulun potansiyelini, nasıl bir yer olduğunu düşünmeye götürüyor. Çocuğun iyi olma hâlini şekillendiren yerlerden biri olan okul nasıl bir yer gerçekten?&nbsp;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu yıl 20’ncisini düzenlediğimiz Eğitimde İyi Örnekler Konferansı’nda da bu soruyu sorduk. 18 Ekim’de Sabancı Üniversitesi’nde, Türkiye’nin dört bir yanından gelen yüzlerce öğretmen, eğitimci, sivil toplum uzmanı, bir arada bu sorunun yanıtını aradı, tartıştı. 12 ilden 34 iyi örneğin sunulduğu konferansta, okullarda, sınıflarda hayata geçen uygulamalar, okulun sosyal duygusal öğrenmenin gerçekleştiği; çocukların sosyalleştikleri, oyun oynadıkları, korundukları, ihtiyaç duydukları yardımı alabildikleri, birey olmayı ve toplumsal yaşamı tecrübe ettikleri bir mekân olma potansiyelini yeniden ortaya koydu, hatırlattı.&nbsp;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Okul kavramını yeniden düşündüren örneklerden biri, 25 yıllık sınıf öğretmeni Sümeyra Şenligil’in bambaşka bir sınıf ortamı yarattığı uygulamasıydı. Sümeyra Öğretmen, atandığı okulda sınıfındaki öğrencilerde sosyal, duygusal ve akademik açılardan yetersizlikler gözlemledi. Öğrencilerin sorgulama becerilerinin sınırlı olduğunu fark etti. Çocukların birbirleriyle ilişkileri de, sınıf ortamına aidiyetleri de zayıftı. Sümeyra Öğretmen, kendine şu soruyu sordu:&nbsp;</span></p>
<blockquote>
<p><em><strong>Ben de çocukken bu sıralarda oturuyordum. Aradan 36 yıl geçmesine karşın hâlâ aynı şekilde kurgulanmış sınıflardayız… İçinde farklı birçok öğrenme alanlarını taşıyan, değişip dönüşebilen modüler sınıflar tasarlanamaz mı?”</strong></em></p>
</blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu sorunun ardından Sümeyra Öğretmen, Ankara’daki Şehit Muhammed İsmail Kaya İlkokulu’nda “Yenilikçi Sınıf Ortamı ile İlgili Öğrenci, Veli ve Öğretmen Görüşlerinin İncelenmesi” projesini başlattı. Camları tam olarak açılmayan, renksiz ve hareket imkânı sınırlı bu sınıf ortamı, öğrencilerin ve velilerin katılımıyla dönüşmeye başladı.&nbsp;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sümeyra Öğretmen’in anlattıkları, sınıfın yalnızca fiziksel değil, duygusal bir alan olarak da nasıl dönüştüğünü gösteriyor:</span></p>
<h4><b>Bir sınıf nasıl dönüşür?&nbsp;</b></h4>
<blockquote>
<p><strong><i>Sınıfımızda Web 2.0 araçlarının aktif kullanıldığı sosyal, duyuşsal ve akademik öğrenmeleri destekleyecek öğrenme alanları oluşturduk; ‘Merak Duvarı’, ‘Salıncak’ ve ‘Heybende Ne Var?’ Köşeleri bunlardan birkaçı. Öğrenme alanları işbirliği, tartışma, birlikte düşünme gibi eylemleri tetikleyerek bir öğretmen rolü üstleniyor. Sınıfımdaki masa ve sıraları hareket eden masalarla değiştirdim. Toplantı odası şeklinde ayrıl-birleş konseptine uygun bir sınıf düzenimiz oldu. Ayrıca, küçük grup çalışmaları için minik masalar ve taburelerimiz var. Burası sosyalleşmeyi ve işbirliğini artıran bir bölüm. Burada minderler ve halı da var ve okuma köşesi olarak da kullanıyoruz. Bir salıncak yaptık. Kimi zaman öğrenci tek başına salıncakta, kimi zaman grupla birlikte minik taburelerde olabiliyor. Dikkat eksikliği ve öğrenme güçlüğü olan çocuğum sınıfta yerinde oturamıyordu. Salıncak sayesinde bu öğrencimle yol aldım. ‘Öğretmenim iyi hissetmiyorum salıncağa gidebilir miyim’ diyen, ‘Beni üzen bir durum var. Teneffüste salıncak bana bırakılabilir mi?’ diye soran öğrencilerim var. Çocuklar duygularını da ifade etmeye başladı. </i></strong></p>
</blockquote>						</div>
				</div>
				<div class="elementor-element elementor-element-36b3b97 elementor-widget elementor-widget-image" data-id="36b3b97" data-element_type="widget" data-widget_type="image.default">
				<div class="elementor-widget-container">
													<img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="768" src="https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2025/10/IMG_8484-1024x768.jpg" class="attachment-large size-large wp-image-47425" alt="" srcset="https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2025/10/IMG_8484-1024x768.jpg 1024w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2025/10/IMG_8484-300x225.jpg 300w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2025/10/IMG_8484-768x576.jpg 768w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2025/10/IMG_8484-1536x1152.jpg 1536w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2025/10/IMG_8484-2048x1536.jpg 2048w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" />													</div>
				</div>
				<div class="elementor-element elementor-element-9f3b76d elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="9f3b76d" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<h4><em><b>“Okul yaşamın içine aktı” </b></em></h4><blockquote><p><strong><i>Sınıfta dersi işlerken, her derse özel planlanmış ders kurguları yapıyorum. Matematik dersinde paralarla konu mu işledik, pazar alışverişine dönüşüyor o konu. Pazar alışverişlerini fotoğraflıyor bana yolluyorlar, onların dijital duvarına koyuyordum. </i><i>Okul yaşamımızın içine akıyor. </i><i>Merak sorularımızı meraklı defterlerimize yazdık, onları araştırıp üzerinde derinleştiğimiz konuyla ilgili Merak Duvarı hazırladık. Sınıfta düzenli olarak nefes terapisi, odaklanma, duygularla tanışma çalışmaları yaptık. Ivır zıvır köşesine kocaman etek ve pantolon astım, cepler taktırdım. ‘Doğanın size fısıldadıklarını ceplere koyun’ dedim. O cepler doldu; biriktirdiğimiz şeyler, Türkçe dersinde hikâye oldu bize.”</i></strong></p></blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Sümeyra Öğretmen, tüm bunları hayata geçirirken veliler ve öğrencileriyle işbirliği ve fikir alışverişi yaptı. Öğrenme alanlarının işlevleri ve çalışma şekillerini kurguladı, ders planlarını yaptı. Hikâyeleştirme, oyunlaştırma gibi teknikleri kullanarak, çocukların ekip olarak aktif olabilecekleri ve öğrendiklerini yaşama taşıyabilecekleri bir planlama yaptı. </span></p><h4><em><b>“Öğretmenim iyi ki sınıfı böyle yaptık”</b></em></h4><p><span style="font-weight: 400;">“<em>Bence okul hayatı öğreten yer olmamalı, hayatın ta kendisi olmalı</em>” diyen Sümeyra Öğretmen, bu iyi örneği öğrencileri 3 ve 4. sınıftayken uygulayarak onları mezun etti. Öğrencilerinin “öğretmenim iyi ki bu sınıfı böyle yaptık” dediği uygulamanın etkisini de izleyen Sümeyra Öğretmen, öğrenci, öğretmen ve velilerle görüşmeler yaptı. Öğrenciler yeni sınıf düzeninin arkadaşlık ilişkilerini geliştirdiğini, oluşturulan öğrenme alanlarının akranlarıyla öğrenmelerine fırsat sunduğunu, yaratıcı okuma çalışmalarının kitap okuma sevgisi kazandırdığını söyledi. Sümeyra Öğretmen çocukların okula aidiyetlerinin de arttığını gözlemledi. Veliler ise çocuklarının okuma seviyesinin arttığını, okula “koşarak” geldiklerini ve sorumluluk bilinçlerinin, akran ilişkilerinin, sorun çözme becerilerinin arttığını düşündüklerini belirttiler. Sümeyra Öğretmen bu eğitim yılına başka bir okulda başladı. Bu iyi örneği orada da hayata geçirmeyi hedefliyor. </span></p><p><span style="font-weight: 400;">Sümeyra Öğretmen’in uygulaması, okulun akademik becerilerin kazandırıldığı bir mekân olmanın ötesindeki potansiyelini, çocukların refahının temelini oluşturan bütüncül bir yaşam alanı olduğunu ortaya koyuyor.</span></p><h4><em><b>“Oyunsuz bir eğitimin nitelikli olduğunu söylemek mümkün değil” </b></em></h4><p><span style="font-weight: 400;">Bu yaşam alanı içinde çocukların en temel haklardan biri de oyun. Okul çocukların oyun oynayabildiği, oyun hakkının korunduğu bir yer olabilmeli. Oyun Hareketi Derneği’nin Bursa Osmangazi Sabri Katırcı İlkokulu’nda “Oyuncu Okul” ismiyle hayata geçirdirdiği iyi örnek buna işaret ediyor. Oyuncu Okul Projesi’nin Koordinatörü ve Oyun Hareketi Derneği kurucularından Esra Güneş, oyun hakkının, matematiğin veya başka bir dersin oyunla öğretilmesiyle ilgili/sınırlı olmadığını söylüyor. Okullarda akademik kaygılar ve oyuna bakış açısı nedeniyle oyunun çoğunlukla eğitsel amaçla kullanıldığını anlatan Güneş, “Derste oyunla matematiğin öğretilmesi de çok değerli olmakla birlikte, bu çocuğun oyun hakkını korumuyor. Oyun hakkı, çocuğun kendinin başlattığı ve sonlandırdığı gönüllü bir eylem. Oyunsuz bir eğitimin nitelikli bir eğitim olduğunu söylemek mümkün değil” diyor. </span></p><p><span style="font-weight: 400;">Göçmen, düşük ve orta sosyoekonomik gruptan yaklaşık 800 öğrencinin eğitim gördüğü okulda oyun hakkını koruyarak uyguladıkları çalışmayı ise şöyle anlatıyor: </span></p><blockquote><p><strong><i>Okul bahçesine yerleştirdiğimiz “Oyunbaz Kulübe” adlı konteyneri okulun tüm paydaşları ile atık, sürdürülebilir, esnek malzemelerle donattık. Mesela lastik, borular, ahşap merdiven, meyve-sebze kasaları, boş makaralar… Çocukların malzemeleri çıkararak dilediği şekilde, dilediği kişiyle oyun oynamasını sağlayan bir düzen kurduk. Okuldaki tüm öğretmenler “Oyun Sağlayıcı Öğretmen Eğitim Programı”nı tamamladı, “Oyunbaz Öğretmen” rolünü üstlendiler. Bu sayede çocuklar, yetişkin müdahalesi olmadan kendi başlattıkları oyunlarda aktif rol aldı. Okuldaki serbest etkinlik saatinde genellikle başka dersler yapılıyormuş, bu ders saati oyuna ayrıldı. Öğretmenlerin uygulamalarında yaşadıkları zorluklara destek olmak adına proje mentörleri öğretmenleri yıl boyu desteklemeyi sürdürdü. </i><a href="https://www.oyunhareketidernegi.com/oyuncu-okul/#"><i>Okullarda Esnek Oyun Uygulama Kılavuzu</i></a><i> ile oyuncu okulun nasıl hayata geçirilebileceği anlatıldı. Okulda oyun şenliği düzenlendi. Velilere &#8220;Oyun ve Risk&#8221; konulu seminer verildi, oyun kültürüne velilerin de ortak olması sağlandı.”</i></strong></p></blockquote>						</div>
				</div>
				<div class="elementor-element elementor-element-f17d867 elementor-widget elementor-widget-image" data-id="f17d867" data-element_type="widget" data-widget_type="image.default">
				<div class="elementor-widget-container">
													<img loading="lazy" decoding="async" width="1280" height="434" src="https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2025/10/oyuncuokul.png" class="attachment-full size-full wp-image-47427" alt="" srcset="https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2025/10/oyuncuokul.png 1280w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2025/10/oyuncuokul-300x102.png 300w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2025/10/oyuncuokul-1024x347.png 1024w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2025/10/oyuncuokul-768x260.png 768w" sizes="(max-width: 1280px) 100vw, 1280px" />													</div>
				</div>
				<div class="elementor-element elementor-element-c35a72d elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="c35a72d" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<h4><b>Okula oyun girince neler değişti? </b></h4><p><span style="font-weight: 400;">Proje bir yıl boyunca uygulandı ve öğretmenlerin, öğrencilerin oyuna bakışı değişti. Çocuklar birlikte oynayarak paylaşmayı, bir arada olmayı, inşa etmeyi, hayal kurmayı ve risk almayı, keşfetmeyi deneyimlediler. Güneş’e göre çocukların tasarım yapabilme, çözüm üretebilme gibi sosyal becerileri arttı. Öğretmenler, oyunu yalnızca öğretim aracı değil, temel bir çocuk hakkı olarak görmeye başladılar. Proje sürecinde öğretmenler oyun hakkını destekleyen yeni oyunlar da hayata geçirdi. Koridorlarda oynanmak üzere taşınabilir sokak oyun setleri oluşturuldu, oyun temalı renklendirme çalışmaları yapıldı. Böylece okul, oyunbaz öğretmenleri ve çocuklarıyla birlikte gerçek bir oyuncu okula dönüştü. </span></p><p><span style="font-weight: 400;">Güneş, Oyuncu Okul’un öğrenci öğretmen ilişkilerinin yanı sıra çocukların birbirleriyle olan ilişkilerine olumlu katkılar yaptığını anlatıyor:</span></p><blockquote><p><strong><i>Öğretmenler oyunun kendilerini de rahatlattığını söylediler. Çocukların oyuncağa bakışı değişti, esnek oyun malzemelerini oyuncak olarak görmeye başladılar. Bazı malzemeleri paylaşmada çatışmalar olması, o çatışmaları kendi aralarında çözme çabaları çocukların birbiriyle diyaloglarını zorunlu kıldı. Bir arada oynamayı öğrendiler. Okulda Suriyeli çocuklar var, onlar da kendi kültürlerini oyun yoluyla anlatabildiler akranlarına. Birlikte aynı ortamı korumayı öğrendiler. Oyunbaz Kulübe hâlâ okulda ve tüm okul bunu sürdürecek deneyime sahip artık. Derneğin amacı ise Oyuncu Okul’un daha fazla okula yayılmasını sağlamak.”</i></strong></p></blockquote><h4><b>Toplumsal yaşamın tecrübe edildiği bir mekân olarak okul </b></h4><p><span style="font-weight: 400;">Okul çocukların bir arada yaşamı öğrendikleri, toplumsal yaşamı tecrübe ettikleri de bir mekân. Okul çocuğun kendi alıştığı ortamdan çıkıp, kendi gibi olmayanla, yeni fikirlerle, davranış kalıplarıyla, kurallarla da tanıştığı yer.</span><span style="font-weight: 400;"> 19 yıllık Türkçe öğretmeni Sevilay Eş Şengül de çocukların önyargıları, ayrımcılıkları fark edebilecekleri, konuşabilecekleri ve hak temelli düşünebilecekleri bir ders ortamı yarattı. Çalıştığı okulda “Yaşım Benim” isimli bir çalışma yaptı. Şengül, bu çalışmayı nasıl yürüttüklerini ve öğrencilerdeki etkisini şöyle anlatıyor: </span></p><blockquote><p><strong><i>Kitapta okuduğumuz bir metin yaşlılıkla ve yaşlılarla ilgili kalıp yargılar barındırıyordu. Öğrencilere “yaşlılık deyince aklınıza neler geliyor?” sorusunu yönelttim. Akıllarına gelenleri tahtaya yazdım. Ardından tahtaya gençlerle ilgili kalıp yargıları dökmeye başladım. Gençlerle ilgili olanlara itiraz etmeye başladılar. Gençlerle ilgili olanlara ‘böyle değil’ dediler. ‘Peki, yaşlılıkla ilgili söyledikleriniz de böyle değildir belki, olamaz mı’ diye sordum. Böylelikle kalıp yargı kavramını sorgulamalarını sağladım. Sonra öğrencileri 5&#8217;li gruplara ayırdım. Yaşçılığa dikkat çekmek için gerçek yaşamdan alınan 3 durumun yazılı olduğu metni dağıttım; örneğin biri, yaşından dolayı işe alınmayan bir kişinin hikâyesiydi. Sorular sordum, küçük gruplarda yanıtladılar, tartıştılar. ‘Yaşçılık’ ile ilgili hazırlanan bilgilendirici metni gruplara dağıttım. Makaleyi okumalarını ve makalede önemli gördüklerini, dikkatlerini çeken bölümleri belirlemelerini istedim. Daha sonra kitaptaki metinde yaşlılıkla ilgili hangi kalıp yargıların olduğu, neden yazarın bu kalıpyargıları sıklıkla kullandığını sordum öğrencilere. ‘Siz metnin bir bölümünü değiştirseniz veya metni yeniden yazacak olsanız kurguyu nasıl yapardınız?’ sorusunu yönelttim. </i></strong></p></blockquote><h4><em><b>“Karşılaştıkları ayrımcılıkları fark etmeye başladılar”</b></em></h4><blockquote><p><strong><i>Öğrencilere çeşitli görseller gösterdim ve sorular sorarak yazma çalışması yaptırdım. Süreç sırasında öğrenciler kendi yaşantılarından ayrımcılık örnekleri de taşıdı derse. Babasının iş yerinde, kadın olduğu için işten çıkarılan biri olduğunu anlattı bir öğrenci, hentbol seçmeleri için boyu kısa olduğu için seçilmeyen kişinin ayrımcılığa uğrayıp uğramadığını sordu bir diğeri. İkiz öğrencim vardı, biri kız biri oğlan. Kız olan sofrayı hep kendisinin topladığını ve hazırladığını söyledi. Yaşa ve cinsiyete dayalı ayrımcılık da konuşuldu. Engellilerin yaşadığı ayrımcılığa dair örnek verenler oldu. Öğrenciler tartışma ortamında serbest bir şekilde tartıştı. Amacım kendi yaşamında karşılaştıkları ayrımcılık örneklerini ve hakim kalıp yargıları ortaya döküp fark etmelerini sağlamaktı. Buradan yola çıkarak benzer ayrımcılıklara düşmemek için veya önlemek için neler yapılabileceğini de tartıştık. Okul yaşayan bir yer, hayatla paralel bir akışı var. Okulun gerçek yaşamla bağının olduğunu göstermek önemli.”</i></strong></p></blockquote><h4><b>Gezegendeki tüm canlılarla bir arada yaşadığımızı hatırlamak </b></h4><p><span style="font-weight: 400;">Peki bir arada yaşamın öğrenildiği, tecrübe edildiği bir mekân olan okulda, sadece insanların bir aradalığını mı kastediyoruz? Bir arada yaşamın içine gezegendeki tüm canlılarla bir arada yaşamak da dahil. Bunu en güzel gösteren örneklerden biri de, bireyin yalnızca öğrenen değil yeryüzüyle birlikte var olmayı öğrenen bir bireye dönüşmesini amaçlayan “Biyomimikri ile Doğadan Öğrenerek Değerler Geliştirmek; Yeryüzü Eğitimi Temelli Drama Müdahale Programı”. Darüşşafaka Eğitim Kurumları’nda ortaokulda uygulanan programı öğretim tasarımcısı ve drama eğitmeni Öykü Erinç Küçüköz üç yıldır hayata geçiriyor. Okuldaki kulüplerle bu çalışmayı yürüten Küçüköz, bütün bir yıla yayılan çalışmasını şöyle anlatıyor: </span></p><h4><em><b>“Doğayla bağlar kurarak yaratıcı bir yolculuğa çıkıyoruz”</b></em></h4><blockquote><p><strong><i>Doğa ile kişisel bağlarımız üzerine düşünerek başlıyoruz. Bunun için doğadaki deneyim, duygu ve çağrışımlarımıza odaklanan zihin haritalarıyla başlıyoruz. Sonra doğayı bir karakter olarak hayal edip derinleşiyoruz; doğa bir karakter olsa kişilik özellikleri, mesleği ne olurdu, dış görünüşü neye benzerdi, nerede yaşardı? gibi pek çok boyuta odaklanıyor ve bir doğa karakteri yaratıyoruz. Bu karakterler üzerine doğaçlama ve canlandırmalarla derinleşiyoruz. Bireysel ilişkimizin ardından büyük resme geçiyoruz. Çağlar içinde doğa &#8211; insan ilişkisine odaklanıyoruz. Sanat tarihinden yararlanarak paleolitik çağdan, neolitik çağa, oradan 21. yüzyıla dek, insan doğa ilişkisini yansıtan resimler ve sanat eserleriyle yapıyoruz bunu. Kutsal doğadan insanın egemenliğine girmiş doğayı inceliyoruz. Neden biz doğanın bir parçasıyken şimdi doğanın parçası değiliz? Bunu konuşuyoruz. Sonra doğadan ilham alarak insan yapımı sistemleri, ürünleri ve süreçleri tasarlamak olan biyomimikriyi anlatıyorum. Yusufçuğun kanadından rüzgara dayanıklı sistemler, doğadan öğrenerek yaşamımızı nasıl kolaylaştırıyoruz? Karıncalar, kunduzlar gibi farklı canlıların yaşam becerilerini, stratejilerini konuşuyoruz, canlılardan öğrenerek doğaçlama yapıyoruz. Ormana çıkıyoruz. Doğanın kalbinden kopan varoluşumuzu, doğadan öğrenerek, yeniden doğayla bağlar kurarak yaratıcı bir yolculuğa çıkıyoruz.”</i></strong></p></blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Bu çalışma sayesinde çocukların doğadan öğrenme ve çözüm üretme kapasiteleri gelişti. Doğayla empati kurmayı öğrendiler. Küçüköz, “Tüm canlıların insan için var olduğunu düşünen anlayış değişiyor. Ortak yaşam ve işbirliği anlayışı gelişiyor çocukların. ‘Her şey benim hakkım’ anlayışını sorguluyor çocuklar” diye konuştu. </span></p><h4><em><b>“Öğrencilerin iletişim kurma, strateji geliştirme ve karar verme becerileri gelişti”</b></em></h4><p><span style="font-weight: 400;">Okul, çocukların yapabilirliklerinin artıracak şekilde müfredatın esnek olarak uygulanabileceği bir yer de olabilmeli. Darüşşafaka Eğitim Kurumları’nda girişimcilik dersinde uygulanan “Fiyat Oyunu” okulun bu potansiyelini gösteren güzel bir örnek. Girişimcilik öğretmeni Sibel Sunay, 10. sınıflarda verilen girişimcilik dersi içerisinde ekonomi ünitesini işlerken, öğrencilerin arz-talep dengesi, fiyat oluşumu ve piyasa mekanizmaları gibi soyut konuları anlamakta zorlandığını fark etti. Bunun üzerine parçaların değil, bütünün ve ilişkiler ağının görülmesini sağlayan eğitimde sistem düşüncesi yaklaşımını temel alarak “Fiyat Oyunu”nu geliştirdi. Sibel Öğretmen, oyunu şöyle anlatıyor: </span></p><blockquote><p><strong><i>Oyun, alıcı ve satıcı rollerine dayalı basit bir pazar ortamını simüle edecek şekilde kurgulandı. Her öğrenci alıcı ya da satıcı rolünü üstleniyor. Her öğrenci alıcı ya da satıcı rolünü üstleniyor. Satıcılara üretim maliyetlerini (minimum satış fiyatı), alıcılara ise ödemeye razı oldukları değerleri (maksimum ödeme isteği) içeren kartlar veriyoruz. Diyelim ki biri 5 liraya mal edip 6 liraya satmış, karşısındaki 7 lira ödemeye razıymış. Bunları kaydediyoruz. Kâr mı edildi, zarar mı? Nasıl pazarlık yaptılar? Stratejilerini nasıl geliştirdiler? Satış yapamayan neden zorlandı? Bunları tartışıyoruz. Fiyat Oyunu, öğrencilerin yalnızca ekonomi kavramlarını değil; ikna etme, iletişim kurma, strateji geliştirme ve karar verme gibi becerilerini de geliştirmelerini sağladı. Bu oyuna sadece ekonomi öğretmek için değil, öğrencilerin düşünme biçimlerini dönüştürmek için de ihtiyacımız vardı.”</i></strong></p></blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Sunay, oyunun temel ilham kaynağının, davranışsal ve deneysel ekonomi alanındaki </span><span style="font-weight: 400;">çalışmalarıyla tanınan, 2002 Nobel Ekonomi Bilimleri Anma Ödülü’nü Daniel Kahneman </span><span style="font-weight: 400;">ile paylaşan Amerikalı ekonomist Vernon Smith olduğunu belirtiyor:</span></p><blockquote><p><strong><i>“Oyunu geliştirirken Vernon Smith’in pazar deneylerinden ilham aldık. Oyun, onun </i><i>çalışmalarına benzer şekilde, pazar fiyatlarının alıcı ve satıcıların etkileşiminden nasıl </i><i>ortaya çıktığını göstermeyi amaçlıyor. Dersin arka planında sistem düşüncesi yaklaşımı yer alıyor. Bu yaklaşım, öğrencilerin soyut kavramları somutlaştırmasını ve arz-talep-fiyat arasındaki döngüsel ilişkiyi kavramasını sağladı.”</i></strong></p></blockquote><h4><b>Okul öğrencilerin ilgi ve yeteneklerini keşfetmelerine alan açmalı </b></h4><p><span style="font-weight: 400;">Çocukların gözünden okulu anlattığımız </span><a href="https://egitimreformugirisimi.org/sicak-bir-yuva-ile-yalnizlik-arasinda-cocuklarin-gozunden-okul/"><span style="font-weight: 400;">saha çalışmasında</span></a><span style="font-weight: 400;"> bir 12. sınıf öğrencisi “Okul kendimizi keşfetmemize pek olanak sağlamıyor. Şu dersten şu notu almalısın… Hayat bundan mı ibaret?” demişti. Okul, aynı zamanda çocukların ilgi ve yeteneklerini de keşfedecekleri yer olabilmeli. </span></p><p><span style="font-weight: 400;">Okulun bu potansiyeline işaret eden çalışmalardan biri ise Sanko Okulları’nda uygulanan “Değişen Kariyer Planlaması: Yeni Değerler ve Yetkinlikler”. Okulun psikolojik danışmanları Kübra Akbulut, Sezin Gören Eryiğit ve Dicle Direkci’nin uyguladığı çalışma, öğretmenlerin ifadesiyle “öğrencilerin erken yaşta kendilerini tanımalarına, ilgi alanlarını keşfetmelerine ve 21. yüzyıl becerileriyle donanmalarına olanak sağlayacak bütüncül bir planlama modeline duyulan gereksinim”den ortaya çıktı. Dijital dönüşümle birlikte iş dünyasında yaşanan hızlı değişimin, öğrencileri sadece akademik değil, kişisel ve teknolojik açıdan da donanımlı bireyler olarak yetişmelerini gerekli kıldığı düşünülerek, çalışma okulun 10. sınıf öğrencileriyle uygulanmaya başlandı. </span></p><p><span style="font-weight: 400;">Kübra ve Sezin Öğretmen çalışmayı nasıl uygulandıklarını şöyle anlatıyor: </span></p><blockquote><p><strong><i>Programın tasarımı iki ana eksen üzerine kurulu. İlki kendini tanıma ve mesleki yönelim süreci. Bu süreç öğrencilerin kişisel özelliklerini ve mesleki yönelimlerini daha iyi anlamalarını sağlamak için çeşitli psikoeğitsel etkinlikleri içeriyor. Kariyer genogramıyla öğrenciler, aile üyelerinin meslek geçmişlerini inceleyerek kariyer seçimlerinin ailevi ve kültürel bağlamda nasıl şekillendiğini keşfediyorlar. Bu etkinlik, öğrencilerin kişisel değerlerini tanımalarına yardımcı oluyor. Kişilik envanteri çalışması da yapıyoruz. Kişilik özelliklerine göre meslek seçimleri yapmalarını teşvik ediyoruz. Mesleki ilgi alanları anketiyle de mesleklerin gerektirdiği değer ve becerilerle öğrencilerin kişisel özellikleri eşleştiriliyor. Programın ikinci ekseninde ise ders programlarına ‘21. Yüzyıl Yetkinlik Programı’ entegre edildi. Öğrencilere oyun teorisi, strateji, dijital okuryazarlık, Excel ile modelleme, ‘design for change’, sunum teknikleri ve takım çalışması gibi başlıklarda içerikler sunuyoruz. Her yetkinlik alanı uygulamalı ödevler ve etkileşimli çalışmalarla destekleniyor. Daha sonra ise öğrenciler &#8220;Hayata Hazırlama Projesi&#8221; kapsamında iki haftalık mesleki gözlem çalışmasına yönlendiriliyor. Bu gözlem sürecinde öğrenciler, seçmeyi düşündükleri meslek dallarına dair gerçek deneyimler elde ediyorlar.”</i></strong></p></blockquote>						</div>
				</div>
				<div class="elementor-element elementor-element-52ad4b7 elementor-widget elementor-widget-image" data-id="52ad4b7" data-element_type="widget" data-widget_type="image.default">
				<div class="elementor-widget-container">
													<img loading="lazy" decoding="async" width="2560" height="1920" src="https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2025/10/IMG_8460-scaled.jpg" class="attachment-full size-full wp-image-47428" alt="" srcset="https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2025/10/IMG_8460-scaled.jpg 2560w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2025/10/IMG_8460-300x225.jpg 300w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2025/10/IMG_8460-1024x768.jpg 1024w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2025/10/IMG_8460-768x576.jpg 768w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2025/10/IMG_8460-1536x1152.jpg 1536w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2025/10/IMG_8460-2048x1536.jpg 2048w" sizes="(max-width: 2560px) 100vw, 2560px" />													</div>
				</div>
				<div class="elementor-element elementor-element-9838332 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="9838332" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<p><span style="font-weight: 400;">Rehber öğretmen ve psikolojik danışmanlar, okulda sadece akademik başarısı yüksek çocuklar değil, hayat başarısı yüksek çocuklar yetiştirmeyi hedeflediklerini belirterek, çalışma sonrasında öğrencilerinden çok güzel geri dönüşler aldıklarını anlatıyorlar: </span></p><blockquote><p><strong><i>Aktif vatandaşlık dersinde sosyal sorumluluk projeleri geliştirmekten büyük keyif alıyorlar. Yaz döneminde yaptıkları mesleki gözlem süreci ise alan seçimi öncesinde onlar için oldukça faydalı bir deneyim oluyor. Dünya değişse de öğrenciler genellikle öğretmen, avukat, doktor olmayı hedefliyor. Ancak, mesleki gözlem sayesinde bu kalıplaşmış tercihler değişebiliyor. Örneğin, bir fabrikayı ziyaret ettiklerinde yalnızca mühendis olarak değil, sürdürülebilirlik biriminde de görev alınabileceğini görüyorlar. Bu sayede farklı iş tanımlarını keşfediyor, mesleklerin tek bir yönü olmadığını fark ediyorlar. Aynı şekilde tüm avukatların aynı işi yapmadığını, farklı uzmanlık alanlarının bulunduğunu öğreniyorlar. İlkokuldan beri tıp isteyen bir öğrencimiz, gözlem sonrasında fikrini tamamen değiştirdi ve ‘İyi ki bunu şimdiden fark ettim’ dedi. Bu tür deneyimler öğrencilerin kendilerini ve meslekleri daha gerçekçi bir bakış açısıyla değerlendirmelerine büyük katkı sağlıyor.”</i></strong></p></blockquote><h4><b>Okul çocukların güvenli ilişkiler kurabildiği bir mekân olabilir</b></h4><p><span style="font-weight: 400;">Okul aynı zamanda, gençlerin sosyalleşebildiği, arkadaşlıklar kurabildiği ve öğretmenlerinden rehberlik alabildiği en önemli sosyal ortam. </span><span style="font-weight: 400;"> Okulda iyi bir rehberlik servisi, olumlu bir okul iklimi olduğunda okul, çocukların hayatı için dönüştürücü olacak desteği aldıkları, yol gösterici güvenli ilişkiler kurdukları yer olabilir. Bu bakımdan okul, yalnızca eğitim politikalarının değil, çocuğu merkeze alan sosyal politikaların da uygulandığı bir alan olarak düşünülebilir.</span><span style="font-weight: 400;"> Sakarya’da bir köy okulu olan Erenler Mehmet Gölhan Ortaokulu’nda rehber öğretmen ve psikolojik danışman olarak çalışan Merve Çalık, olumlu bir okul iklimi yaratmak için, yaratıcı drama ve forum tiyatro yöntemiyle akran zorbalığını ele aldığı bir uygulama hayata geçirdi. Çalık, 7. sınıf öğrencileriyle yaptığı çalışmayı şöyle anlatıyor: </span></p><blockquote><p><strong><i>Okulumda akran zorbalığı en büyük sıkıntılardan biriydi. Çocuklar akran zorbalığı yaptığının bile farkında değillerdi. Dışlama, kavga, dedikodu, alay etme… Seminer yapıyorum, farkındalıklarını artırmaya çalışıyorum. Zorbalık türlerinden bahsediyorum. Daha etkili olması için yaratıcı drama ve forum tiyatro yöntemini kullandım. Forum Tiyatro, belirlenen bir problemin çözümlerinin araştırılarak sahne üzerinde deneyimlenmesine dayalı bir Ezilenlerin Tiyatrosu pratiği. İlk olarak 6 oturumluk bir yaratıcı drama çalışmasının ardından katılımcılarla belirlenen ve akran zorbalığının fiziksel, sözel, duygusal ve siber zorbalık türlerinin ele alındığı 6 sahne sergilendi. Katılımcılar problem durumuyla ilgili çözümlerini sahneye gelerek denedi ve bu çözüm yolları izleyicilerle beraber değerlendirdi. Mesela lafla sataşmanın, dış görünüşle alay edilmesinin, çevrimiçi ortamlarda dalga geçilmesinin örneklerini canlandırdılar. Çözümleri de seyirci ile birlikte düşünüp yine sahnede uyguladılar.”</i></strong></p></blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Tüm bu örnekler ve konferanstaki diğer pek çok örnek, okulun yalnızca akademik becerilerin kazandırıldığı bir yer değil, çocukların yaşamı deneyimledikleri, ilişki kurdukları, duygularını tanıdıkları ve kendilerini keşfettikleri bir alan olduğunu bir kez daha gösterdi. 20. Eğitimde İyi Örnekler Konferansı’nda okulun sosyal politika alanı olarak da düşünülmesi gerektiğini bir kez daha gördük. Okul potansiyeline uygun bir şekilde kurgulandığında nelerin değişebildiğine tanıklık ettik. Okul, çocukların ve öğretmenlerin iyi olma hâlini destekleyen, güçlendiren ve çocukları koruyan bir yer olduğunda, hem çocuklar hem toplum için dönüşüm mümkün olabilir. Bu nedenle, eğitimin tüm paydaşlarını okulun bu potansiyelini birlikte düşünmeye ve hayata geçirmeye davet ediyoruz.</span></p>						</div>
				</div>
					</div>
				</div>
				</div>
		]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Herkesin Ait Hissettiği Bir Okul Nasıl Mümkün Olabilir?</title>
		<link>https://egitimreformugirisimi.org/herkesin-ait-hissettigi-bir-okul-nasil-mumkun-olabilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[gulbeyaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Sep 2025 11:26:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ERG Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Okul Hâli/Hayali]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egitimreformugirisimi.org/?p=47072</guid>

					<description><![CDATA[Eğitim Reformu Girişimi’nin 2025 ve 2026’da odaklanacağı konulardan biri okul. Bu odaklanmanın ilk adımı olarak, bu yıl 20.’sini düzenleyeceğimiz Eğitimde İyi Örnekler Konferansı’nın (İÖK 2025) temasını da okul etrafında örüyoruz. İÖK 2025’e giden yolda <a href="https://egitimreformugirisimi.org/category/okul-hali-hayali/">Okul Hâli/Hayali</a> yazı dizisiyle sormaya ve düşünmeye başlıyoruz: Okul nasıl? Dizinin üçüncü bölümünde Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ayşen Köse okul ikliminin göz ardı edilen boyutlarını ve pozitif bir okul ikliminin neleri değiştirebileceğini anlatıyor. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="47072" class="elementor elementor-47072" data-elementor-post-type="post">
				<div data-particle_enable="false" data-particle-mobile-disabled="false" class="elementor-element elementor-element-39a5d37 e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="39a5d37" data-element_type="container">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-f32036f elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="f32036f" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<p><span style="font-weight: 400;">Öğrencisinden öğretmenine, velisinden yöneticisine herkesin severek gitmek isteyeceği bir okul ortamı mümkün mü? Bu soruya verilecek yanıtların çok boyutlu olduğu açık. Yine de okula dair duygularımızla yakından ilişkili bir kavram, ‘okul iklimi’ bu tartışmayı açmak için iyi bir çıkış noktası sunuyor.</span></p><p><span style="font-weight: 400;">Okul iklimi güvenlik, ilişkiler, öğretme-öğrenme süreçleri, kurumsal ortam ve okulun kendini geliştirme kapasitesi gibi çok katmanlı alanları içeriyor. Araştırmalar, olumlu okul ikliminin zorbalığı, devamsızlığı ve disiplin sorunlarını azalttığını; akademik başarıyı, okul bağlılığını, öğrenme motivasyonunu artırdığını ve öğretmen esenliğini güçlendirdiğini gösteriyor (Thapa ve ark., 2013).</span></p><p><span style="font-weight: 400;">Olumlu okul ikliminin önemini ortaya koyan araştırmaların sayısı giderek artsa da, bu güçlü kanıtlar mevcut eğitim politikalarına yeterince yansımıyor. Politika ile uygulama arasındaki boşluk, okulların değerlendirmesinin hâlâ büyük ölçüde akademik performans üzerinden yapılmasından kaynaklanıyor (Cohen ve ark., 2009). Türkiye’de bu durum, merkezi sınav sisteminin baskın etkisiyle daha da derin. Standardize edilmiş testlerle ölçülen sınav başarısına atfedilen önem, okul ikliminin güven, aidiyet, kapsayıcılık ve ilişkisel destek gibi doğrudan ölçülmesi zor unsurlarının önüne geçiyor. Hatta bazı okullarda öğrenciler sınav performanslarına göre A, B, C gibi kategorilere ayrılıyor ve sınıf yerleşimleri buna göre yapılıyor. Bu tür uygulamalar, eğitimde hesap verebilirliği yalnızca standart test skorları üzerinden tanımlayan dar bir anlayışı pekiştirirken, okul iklimi gibi daha karmaşık, ilişkisel ve bağlamsal boyutları ise göz ardı ediyor.</span></p><h4><b>Okul iklimini neler etkiliyor?</b></h4><p><span style="font-weight: 400;">Böyle bir sistem, açıkça ifade edilmese de, çocuklara birbirlerinin rakibi oldukları yönünde örtük mesajlar veriyor. Rekabetçi bireycilik okulun kültürel dokusuna yerleşerek işbirliği yerine yarışmayı, dayanışma yerine bireyciliği istemeden de olsa teşvik ediyor. Bu durum, okulun; aidiyet, destek ve ilişki bağlarının kurulabileceği bir topluluk olma kapasitesini aşındırıyor. Eğitimciler ise bu sistem içinde ikircikli bir yük taşıyorlar: Bir yandan çocukların öznel ve sosyal esenliğini desteklemeyi etik bir sorumluluk olarak hissederken, diğer yandan akademik başarıyı yücelten sistem ve özellikle merkezi sınavların yarattığı normatif, ölçülebilir ve müdahaleci beklentileri yerine getirme baskısı altında mesleklerini icra ediyorlar.</span></p><p><span style="font-weight: 400;">Okul iklimini zedeleyen anlayışlardan biri de iyilik hâlinin bireysel bir meseleymiş gibi ele alınması (Watson ve ark., 2012). Oysa, iyi oluşu yalnızca çocukların, öğretmenlerin ya da ailelerin bireysel çabalarına indirgemek; yoksulluk, ayrımcılık ve eşitsizlik gibi sistemsel etkenleri görmezden gelmek anlamına gelir. Bu indirgemeci yaklaşım, çocuğun iyi oluş ve psikolojik dirençliliğini, okul yaşamını şekillendiren sistemsel faktörleri göz ardı ederek değerlendirir. Eğitim sisteminin tıp biliminden ödünç aldığı bu “eksiklik temelli bakış açısı”, çocukların duygusal ve sosyal zorluklarını kişisel yetersizlik ya da bozukluk olarak çerçeveleyerek onları patolojikleştirme riskini doğurur. Bu çerçeve, normatif kalıplara uymayan çocukları yönetilmesi gereken “sorunlar” olarak etiketleme ve güçlü yönlerini görünmez kılma riski taşır. Oysa pozitif bir okul iklimi, çocukların güçlü yanlarının, özgün kimliklerinin ve farklılıklarının değer gördüğü; okulu çevreleyen sistemlerin çocuğun iyi olma hâline olan etkisinin göz ardı edilmediği bir ortamda gelişir.</span></p><h4><b>Okul iklimi neleri kapsar?</b></h4><p><span style="font-weight: 400;">Ayrıca, okullarda </span><i><span style="font-weight: 400;">“sorun dile getirilmiyorsa sorun yoktur”</span></i><span style="font-weight: 400;"> anlayışı, okul iklimine dair çoğu zaman yanıltıcı bir iyimserlik yaratır. Bu sessizlik, genellikle öğrencilerin olumsuz deneyimlerini dile getirememesiyle ilgilidir ve özellikle hiyerarşik yapısı katı olan okullarda bu durum daha belirginleşir. Örneğin, araştırmalar, çocukların maruz kaldıkları zorbalığı çoğunlukla yetişkinlerle paylaşmadığını gösteriyor. Yalnızlık duygusu da benzer şekilde sessiz yaşanan bir gerçeklik. PISA verilerine göre Türkiye’de öğrencilerin %28’i okulda kendini yalnız hissediyolarr ve bu oran OECD ortalamasının üzerinde (OECD, 2022). Tüm bu bulgular bize şunu hatırlatıyor: Okul iklimini sadece devamsızlık oranı ya da sınav başarısı gibi istatistiklerle değerlendirmek yeterli değil. Gerçekten “iyi” bir okul ikliminden söz edebilmek için aidiyet, kapsayıcılık ve güven gibi görünmeyen ama çocukların eğitim deneyimini derinden etkileyen boyutlara da bakmamız gerekiyor.</span></p><p><span style="font-weight: 400;">Peki, baştaki sorumuza geri dönelim: “Herkesin içten bir bağlılıkla gittiği türden bir okul iklimi nasıl yaratılabilir?” Eleştirel pedagoji literatürü, bunun “bakım etiği” ve “bakım odaklı topluluk” anlayışının eğitim politikalarına entegre edilmesiyle mümkün olabileceğini söylüyor (Watson ve ark., 2012; Noddings, 2013). Bir başka ifadeyle, “bakım odaklı pedagojik bir yaklaşım” öneriliyor. Bakım Kolektifi’nin (2020) kaleme aldığı Bakım Manifestosu’na göre bu toplulukların dört temel özelliği var: Karşılıklı destek, ortak mekân, paylaşım pratikleri ve demokratik ortam. Bu bağlamda, topluluk ruhunu yansıtan bir okul iklimi, okulu oluşturan tüm aktörlerin empati, duyarlılık, şefkat ve anlamlı ilişkilerden doğar. Yalnızca öğrencinin değil öğretmenin de esenliğini gözetir; öğretmeni “öğrenci için tükenmeyi göze alan” bir figüre indirgemez. Topluluk inşası açısından ortak mekânları (bahçeler, kütüphaneler, oyun alanları vb.) okuldaki müşterek yaşamı besleyen araçlar olarak görür; çocukların, öğretmenlerin ve ailelerin keyfi sosyallikler kurabileceği, ortak deneyimlere alan açan buluşma ve kolektif varoluş alanları olarak tasarlar. Paylaşım kültürü ise çeşitli yollarla, örneğin eşya ve beceri paylaşımı ya da takasını mümkün kılan uygulamalarla okulun fiziksel ve sosyal yaşamının dokusuna dahil edilir. Son olarak, bakım odaklı pedagojik yaklaşıma göre, eğitim deneyimlerinde öğrencilerin aktif katılımını teşvik eden, onların öznel seslerini tanıyan demokratik ortamlar, dışlayıcı politikaların yerine kapsayıcı uygulamalar olumlu bir okul iklimi için vazgeçilmezdir.</span></p><p><span style="font-weight: 400;">Özetle, okul iklimi, eğitim ortamının teknik bir bileşeni değildir. Okulu çevreleyen sistemlerle, görünmeyen ilişkisel bağlarla ve duyulmamış seslerle şekillenen; çocukların, öğretmenlerin ve ailelerin birlikte var olma biçimlerini etkileyen bir atmosferdir. Bu atmosferin iyileşmesi, bireysel başarıyı önceleyen rekabetçi anlayışın ötesine geçerek, paylaşım, dayanışma, katılım ve eşitlik ilkeleriyle örülmüş okul topluluğu inşa etmeyi gerektirir. Herkesin severek gittiği bir okul, bu değerlerin eğitim politikalarına ve okul pratiklerine içtenlikle entegre edilmesiyle daha mümkün olabilir. Bu bağlamda, okul iklimini iyileştirmek, eğitimde adaletin, kapsayıcılığın ve kolektif esenliğin eşdeğeridir.</span></p>						</div>
				</div>
					</div>
				</div>
		<div data-particle_enable="false" data-particle-mobile-disabled="false" class="elementor-element elementor-element-b104b51 e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="b104b51" data-element_type="container">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-d4b2749 elementor-view-default elementor-widget elementor-widget-wgl-toggle-accordion" data-id="d4b2749" data-element_type="widget" data-widget_type="wgl-toggle-accordion.default">
				<div class="elementor-widget-container">
			<div class="wgl-accordion icon-plus" id="wgl-accordion-d4b2749" data-type="accordion"><div class="wgl-accordion_panel"><h4 id="wgl-accordion_header-2231" class="wgl-accordion_header" data-default=""><span class="wgl-accordion_title">Referanslar</span><i class="wgl-accordion_icon elementor-icon "></i></h4><div class="wgl-accordion_content"><p><span style="font-weight: 400;">Bakım Kolektifi. (2020). Bakım Manifestosu: Karşılıklı Bağımlılık Politikası, Ankara, Dipnot Yayınları.</span></p><p><span style="font-weight: 400;">Cohen, J., McCabe, E. M., Michelli, N. M., &amp; Pickeral, T. (2009). School climate: Research, policy, practice, and teacher education. </span><i><span style="font-weight: 400;">Teachers College Record</span></i><span style="font-weight: 400;">, </span><i><span style="font-weight: 400;">111</span></i><span style="font-weight: 400;">(1), 180-213.</span><a href="https://doi.org/10.1177/016146810911100108"> <span style="font-weight: 400;">https://doi.org/10.1177/016146810911100108</span></a></p><p><span style="font-weight: 400;">Noddings, N. (2013). </span><i><span style="font-weight: 400;">Caring: A relational approach to ethics and moral education</span></i><span style="font-weight: 400;">. Univ of California Press.</span></p><p><span style="font-weight: 400;">Thapa, A., Cohen, J., Guffey, S., &amp; Higgins-D’Alessandro, A. (2013). A review of school climate research. </span><i><span style="font-weight: 400;">Review of Educational Research</span></i><span style="font-weight: 400;">, </span><i><span style="font-weight: 400;">83</span></i><span style="font-weight: 400;">(3), 357-385.</span><a href="https://doi.org/10.3102/003465431348390"> <span style="font-weight: 400;">https://doi.org/10.3102/003465431348390</span></a></p><p><span style="font-weight: 400;">Watson, D., Emery, C., &amp; Bayliss, P. (2012). </span><i><span style="font-weight: 400;">Children's social and emotional wellbeing in schools: A critical perspective</span></i><span style="font-weight: 400;">. Policy Press.</span></p><p><span style="font-weight: 400;">OECD (2022). </span><i><span style="font-weight: 400;">PISA 2022 Türkiye Raporu.</span></i><span style="font-weight: 400;"> Milli Eğitim Bakanlığı &amp; OECD.</span><a href="https://pisa.meb.gov.tr/"> <span style="font-weight: 400;">https://pisa.meb.gov.tr</span></a></p></div></div></div>		</div>
				</div>
					</div>
				</div>
				</div>
		]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çoklu Kriz Döneminde Egemen Eğitim Paradigmasını Sorgulamak: Çocuğun İyi Olma Hâlinin Merkezi Olarak Okul</title>
		<link>https://egitimreformugirisimi.org/coklu-kriz-doneminde-egemen-egitim-paradigmasini-sorgulamak-cocugun-iyi-olma-halinin-merkezi-olarak-okul/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[gulbeyaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Sep 2025 11:31:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ERG Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Okul Hâli/Hayali]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egitimreformugirisimi.org/?p=47037</guid>

					<description><![CDATA[Eğitim Reformu Girişimi’nin 2025 ve 2026’da odaklanacağı konulardan biri okul. Bu odaklanmanın ilk adımı olarak, bu yıl 20.’sini düzenleyeceğimiz Eğitimde İyi Örnekler Konferansı’nın (İÖK 2025) temasını da okul etrafında örüyoruz. İÖK 2025’e giden yolda Okul Hâli/Hayali yazı dizisiyle sormaya ve düşünmeye devam ediyoruz: Okul nasıl? Dizinin ikinci bölümünde İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Emre Erdoğan ve Prof. Dr. Pınar Uyan Semerci, araştırmalarından yola çıkarak mevcut sistemde okulun işlevini ve potansiyelini değerlendiriyor. Okulun toplumsal rolünü yeniden düşünmeye davet ediyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="47037" class="elementor elementor-47037" data-elementor-post-type="post">
				<div data-particle_enable="false" data-particle-mobile-disabled="false" class="elementor-element elementor-element-b69ec06 e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="b69ec06" data-element_type="container">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-ccb7616 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="ccb7616" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<p><span style="font-weight: 400;">Sosyal politika, okulu çocukların refahını ve iyi olma hâlini şekillendiren birincil ekosistemlerden biri olarak konumlandırıyor. Bu yaklaşım, okulun yalnızca akademik gelişimin sağlandığı bir kurum olmaktan çıkarılıp, çocuğun sosyal, duygusal ve fiziksel olarak refahının temelini oluşturan bütüncül bir yaşam alanı olarak görülmesini zorunlu kılıyor. Bu yıl tamamladığımız</span><a href="https://cocuguniyiolmahali.bilgi.org.tr/"> <span style="font-weight: 400;">“Krizler Çağında Çocuk Olmak: Türkiye&#8217;de Pandemi Sonrasında Çocukların İyi Olma Halini Yeniden Düşünmek” Projesi</span></a><span style="font-weight: 400;">[1], tam da bu noktada kritik bir uyarıda bulunuyor: Türkiye&#8217;deki eğitim sisteminin acil olarak sorgulanması gerekiyor. Akademik başarı odaklı geleneksel bakış açısı, çoklu krizler ortamında birçok çocuk için okul ekosistemini tehlikeli bir biçimde işlevsizleştiriyor.</span><b> Okullar, bireylerin sosyal kimliklerini şekillendiren, onları geliştiren, kültürel ve sosyal sermaye kazandıran bir merkez olmak yerine, çocukları yoğun bir performans baskısı altına alan, sosyo-duygusal gelişimlerini ihmal eden ve geleceklerine dair derin bir kaygıya sevk eden yapılara dönüşüyor.</b></p><h4><b>Okulun sosyal politikalar bağlamındaki gerçekleştirilemeyen potansiyeli</b></h4><p><span style="font-weight: 400;">Oysa, özellikle içinde bulunduğumuz çoklu krizler çağında okulun işlevi çok katmanlı, potansiyeli çok boyutludur. Eğitimin içinde bulunduğu mevcut durum, bu işlevin ve potansiyelin ne denli boşa harcandığını gösteriyor:</span></p><p><span style="font-weight: 400;">Eğitimin öncelikle eşitleyici rolü maalesef çok kısıtlıdır. İçinde bulunulan eğitim sistemi aileler arasında var olan eşitsizlik koşullarını aşmayı sağlayamıyor, hatta pekiştiriyor. Eğitim, farklı sosyo-ekonomik arka planlardan gelen çocuklara fırsat eşitliği sunmada kilit bir rol oynayabilecekken, var olan sistemde düşük sosyo-ekonomik koşullardan gelen çocuklar açısından yalnızca tüm olumsuzluklara rağmen yapabilen “yılmaz, dayanıklı, çok başarılı çocuklar” sınırlı imkânları zorlayarak, nitelikli eğitime erişebiliyor. Toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini gidermede de alınması gereken önemli bir yol var.</span></p><p><span style="font-weight: 400;">Eğitim, bireyler için kültürel, sosyal ve sembolik sermaye oluşturmanın bir aracıdır. Farklı insanlarla bir araya gelmeyi, farklı bilgilere erişmeyi ve eleştirel düşünme kapasitelerini artırmayı sağlar. Yapay zekâ kullanımının öngörülemeyecek şekilde yaygınlaştığı ve bilgiye erişimin çok daha kolay olduğu, ancak bilginin kaynağının sorgulanması, doğruluğunun teyit edilmesi gereken günümüzde eleştirel ve analitik düşünme, en temel yeti olarak eğitimin ana hedeflerinden biri hâline gelmelidir. Eğitim, bireylerin bilişsel mobilizasyonunu sağlayarak yaşam kalitesini artırır ve bireylerin yapabilirliklerini genişletir. Bu noktada her bir bireyin sahip olduğu becerilerin farklılığı göz önüne alınarak, çocuğun kendisinin yapabilirliklerini artıracak şekilde müfredatın esnekliği hayatidir.</span></p><p><span style="font-weight: 400;">Okul, gençlerin sosyalleşebildiği, arkadaşlıklar kurabildiği ve öğretmenlerinden rehberlik alabildiği en önemli sosyal ortamdır. Çocukların, gençlerin özgüvenli hissetmeleri ve kendi ayakları üzerinde durmaları için eğitim önemli bir araçtır. Hem kendilerini tanımaları hem de hayatlarını kendi istedikleri şekilde kurabilmeleri için gereklidir. Okul ortamlarında hem dersler hem de ders dışı faaliyetler öğretmenlerin de yardımı ile çocukların, gençlerin yeteneklerini keşfetmelerinde ve uygun alanlara yönlendirmelerinde paha biçilmez bir rol oynayabilir.</span></p><p><a href="https://cocuguniyiolmahali.bilgi.org.tr/arastirma-projesi-sonuc-raporu/"><span style="font-weight: 400;">Araştırmamızın</span></a><span style="font-weight: 400;"> hem nicel hem de nitel bulgularında ise eğitimin yukarıda sıralanan imkânlarından oldukça uzakta olduğu görülüyor. Öncelikle en sık tekrarlanan ve tüm paydaşlar tarafından dillendirilen tema “akademik başarı baskısı” şeklinde özetlenebilir. LGS ve YKS gibi merkezi sınavlar, çocukların ve ailelerin yaşamlarını tamamen domine eden, eğitimi kendi özünden koparan bir rol oynuyor. Bu sınav odaklı sistem, çocukları sadece &#8220;başarı odaklı&#8221; olmaya itmekle kalmıyor, aynı zamanda kendilerini sürekli &#8220;yetersiz&#8221; hissetmelerine de neden oluyor. Sınıflar hatta okullar “başarılı, çalışkan” öğrencilerin sınavlara daha iyi hazırlanmasını sağlamayı öncelikli hedef olarak belirlerken, akademik alanda bu performansı gösteremeyen çocukların gelişimi göz ardı edilebiliyor, “yaramaz, haşarı, işe yaramaz, tembel, kafası almıyor” gibi olumsuz sıfatlar hem WhatsApp gruplarında hem de çocukların kendi aralarında kullanılabiliyor. Öğretmenlerin de belirttiği gibi, bu sınavlar çocukların tek başarı kriteri hâline gelerek onların insani değerlerini ölçen bir araca dönüşebiliyor. Sistem, okulları da &#8220;nitelikli&#8221; ve &#8220;niteliksiz&#8221; olarak etiketleyerek derin bir eşitsizlik yaratıyor ve bu durum çocukların ruh sağlığı üzerinde yıkıcı etkiler bırakıyor. Genç yaşlardan itibaren başlayan bu maratonun yarattığı yoğun stres ve kaygı, aşağıya alıntıladığımız örnekte de olduğu gibi çocuklar tarafından birçok kez ifade edilmiştir:</span></p><blockquote><p><strong><i>Sınav benim için öcü. Evet öcü. Hayatımı aldı. Benim bu yılımı çok aldı sınav. Çok zarar verdi bana bu yıl. Çünkü ben çok uykusuz kaldım. Gece, geceye kadar ders çalışıp sabah erkenden uyanıp yine ders çalışmak… İnşallah kazanırım çünkü ben seneye de aynı şeyleri yaşamayı hiç istemiyorum. Biraz yıprattı beni sınav yılı, hatta bayağı.”</i></strong></p></blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Ailelerin &#8220;iyi bir meslek sahibi olma&#8221; beklentisi de, doğrudan bir baskı olmasa bile, çocukları kendilerini yıpratacak kadar ders çalışmaya yöneltebiliyor. Bu baskının doğal bir sonucu olarak eğitim, öğrenmenin heyecanı yerine sınavlardan alınan sonuçlara odaklanılan bir sisteme dönüyor ve anlamını yitiriyor. Çocuklar, öğrendiklerinin hayata katkısını sorguluyor ve sistemi &#8220;hayata değil, sınava hazırlıyorlar&#8221; şeklinde özetliyor. Bu anlamsızlık hissi, motivasyon kaybına ve eğitimden kopuşa zemin hazırlarken, bir yandan da dershanecilik ve &#8220;hayalet okullar&#8221; gibi paralel, piyasalaşmış bir eğitim sistemini besliyor. Bu durum okulu işlevsiz hâle getirirken, eşitsizliği de kurumsallaştırıyor. Bu tabloya işsizlik, düşük maaşlar, sosyal medyanın pompaladığı &#8220;kolay para kazanma&#8221; algısı da eklendiğinde, bazı gençlerin &#8220;okuyacağım da ne olacak?&#8221; düşüncesine kapılması ve eğitimden beklentilerini tamamen yitirmesi kaçınılmaz hâle gelebiliyor.</span></p><h4><em><b>“Başarı odaklılık temel sorunları maskeliyor ve derinleştiriyor”</b></em></h4><p><span style="font-weight: 400;">Bu tek boyutlu başarı odaklılık, okul ekosisteminin diğer tüm temel sorunlarını ya maskeliyor ya da derinleştiriyor. Araştırmamızın verileri, her 10 çocuktan 4’ünün dersleri takip etmekte zorlandığını (yüzde 42,3), yaklaşık olarak her beş çocuktan birinin ise öğretmenlerinden olumsuz muamele gördüğünü (yüzde 17,4) belirttiğini gösteriyor. Okul binalarının fiziki güvensizliği, hijyen koşullarının yetersizliği, kalabalık sınıflar ve zorbalık gibi temel sorunlar, öğrenmenin ön koşulu olan güvenlik ve aidiyet ihtiyacının tüm çocuklar için karşılanmadığına işaret ediyor.</span></p><p><span style="font-weight: 400;">Bu boğucu atmosferin sosyo-ekonomik sonuçları ise son derece ciddidir. Araştırmamıza katılan çocuklardan okulu bıraktığını belirten 112 çocuğun yüzde 54&#8217;ü akademik başarısızlığı okulu bırakma nedeni olarak belirtmiştir. Benzer biçimde, nitel sahada da okuldaki akademik başarısızlığın okula devam ve okul bırakmada önemli bir rol oynadığı tüm paydaşlarca farklı vurgularla belirtildi. Eğitim masrafları, istihdam kaygısı ve aile bütçesine katkı sağlama zorunluluğu gibi ekonomik faktörler, çocukları eğitimden kopararak güvencesiz işlere ve çocuk işçiliğine itiyor. Araştırmamızda 15-18 yaş grubundaki çocukların yüzde 19&#8217;unun düzenli olarak çalışıyor olması, eğitim sisteminin fırsat eşitliği yaratma ve sosyal mobilite aracı olma misyonunu yerine getirmedeki sınırlılığını kanıtlıyor.</span></p><h4><b>Bu çok katmanlı krizden nasıl çıkılır?</b></h4><p><span style="font-weight: 400;">Bu çok katmanlı krizden çıkış, palyatif çözümlerden ziyade, &#8220;yapabilirlikler yaklaşımı&#8221;nı temel alan tüm paydaşların kendi algılarını, davranışlarını sorguladığı, bütüncül bir zihniyet dönüşümünü ve somut adımlarla desteklenen yapısal reformları zorunlu kılıyor:</span></p><ol><li><b>Kapsamlı, katılımcı ve yaşamla bütünleşik eğitim modelleri:</b><span style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;"> Araştırmamızda okulda öğrenilenlerin hayattaki işlevine dair kaygılar tüm paydaşlarca aktarıldı. Ayrıca eğitimin, sınav odaklı yapısı mutlaka sorgulanmalı. Müfredatın teknolojik gelişmeler başta olmak üzere çağın ihtiyaçları çerçevesinde yeniden gözden geçirilmesi gerektiği ortada. Mevcut sistemin çocukları, ilgi ve yeteneklerine göre yönlendirmek yerine &#8220;vasat” olmaya zorladığı gerçeği dikkate alınarak, uygulamada daha esnek, ihtiyaçlara cevap verebilecek bir müfredatın geliştirilmesi hayati. Sosyal etkinlikler ve kulüp faaliyetlerinin artırılması ve erişilebilir kılınması da öğrencilerin gelişimi için önemli etkenlerden. Bu dönüşümün merkezinde yer alan öğretmenlerin motivasyonu yükseltilmeli, mesleki gelişimleri desteklenmeli, ekonomik koşulları iyileştirilmeli ve iş yükleri azaltılarak öğrencilere daha fazla bireysel ilgi göstermeleri sağlanmalı.</span></span><p> </p></li><li><b>Kapsayıcı ve güvenli okul ortamlarının tesis edilmesi:</b><span style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;"> Okullar, öncelikle fiziksel, sosyal ve psikolojik açıdan güvenli, destekleyici ortamlar olarak yeniden tasarlanmalı. Bu, sadece soyut bir hedef değil, somut müdahaleler gerektiren acil bir ihtiyaçtır. Araştırmamız, çocukların farklı zorbalık türlerine maruz kaldığını gösteriyor. Okul aidiyetini ve pozitif akran ilişkilerini güçlendiren, sanal zorbalığı da kapsayan kanıta dayalı programlar hayata geçirilmeli. Aynı zamanda, öğrencilerin yüzde 15&#8217;inin binaları güvensiz bulduğu, her iki çocuktan birinin ise tuvaletlerin hijyeninden şikâyetçi olduğu fiziki koşullar ve kış aylarındaki ısınma sorunları acilen iyileştirilmeli. Öğrenmeyi imkânsız kılan kalabalık sınıflar (yüzde 37) ve okul dışında madde kullanımı, çeteleşme gibi güvenlik riskleri de bu bütüncül yaklaşımın bir parçası olarak ele alınmalı.</span></span><p> </p></li><li><b>Finansal destek ve fırsat eşitliği:</b><span style="font-weight: 400;"> Araştırmamızda sosyo-ekonomik koşulların okul içi ve dışı faaliyetler de d</span><span style="font-weight: 400;">â</span><span style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">hil olmak üzere nitelikli eğitime erişimde çok hayati bir rol oynadığını gösteriyor. Düşük sosyo-ekonomik koşullarda yaşayan ailelerin çocuklarının yalnızca yüzde 38’i okul gezisine katılabildiğini belirtmiştir. Benzer bir biçimde tüm eğitime destek hizmetlerine erişimde de ailenin sosyo-ekonomik statüsü etkilidir. Burs, barınma, beslenme ve ulaşım gibi konularda sunulan kamusal destek programları, evrensel ve koşulsuz bir anlayışla yeniden yapılandırılmalı ve genişletilmeli.</span></span><p> </p></li><li><b>Demokratik katılım ve rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesi:</b><span style="font-weight: 400;"> Öğrencilerin okul yönetimine aktif katılımı teşvik edilmeli ve bu, göstermelik mekanizmaların ötesine geçmeli. Araştırmamıza katılan öğrencilerin sadece yüzde 37&#8217;sinin sınıf içi düzenlemelerde, yüzde 28&#8217;inin ise ders dışı etkinliklerde fikirlerinin alındığını belirtmesi, katılımın ne kadar sınırlı olduğunu ortaya koyuyor. Dilek kutularının dahi açılmadığı bir ortamda, çocukların şikâyetlerini ve önerilerini iletebilecekleri, görüşlerinin ciddiyetle ele alındığı gerçek demokratik yapılar oluşturulmalı. Aynı zamanda, kariyer planlamasından psikolojik desteğe kadar geniş bir yelpazede, erişilebilir ve etkin rehberlik hizmetleri sunulmalı.</span></li></ol><p><span style="font-weight: 400;">Sonuç olarak, çocukların geleceğini güvence altına almanın yolu, başarının tanımını sınav sonuçlarının ötesine taşımaktan ve okulun toplumsal rolünü yeniden düşünmekten geçiyor. Bireylerin sahip oldukları potansiyelleri gerçekleştirebilmelerini sağlayacak; onların mutlulukları, merak duyguları ve eleştirel düşünme kapasiteleriyle değer gören yeni bir eğitim paradigması inşa etmek, politika yapıcılar için ertelenemez bir görevdir. Bu, sadece bir eğitim reformu değil, aynı zamanda daha adil ve demokratik bir toplumsal gelecek vizyonudur.</span></p>						</div>
				</div>
					</div>
				</div>
		<div data-particle_enable="false" data-particle-mobile-disabled="false" class="elementor-element elementor-element-8239d86 e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="8239d86" data-element_type="container">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-e364b82 elementor-view-default elementor-widget elementor-widget-wgl-toggle-accordion" data-id="e364b82" data-element_type="widget" data-widget_type="wgl-toggle-accordion.default">
				<div class="elementor-widget-container">
			<div class="wgl-accordion icon-plus" id="wgl-accordion-e364b82" data-type="accordion"><div class="wgl-accordion_panel"><h4 id="wgl-accordion_header-2381" class="wgl-accordion_header" data-default=""><span class="wgl-accordion_title">Dipnotlar</span><i class="wgl-accordion_icon elementor-icon "></i></h4><div class="wgl-accordion_content"><p><span style="font-weight: 400;">[1] İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin 1 Nisan 2023-1 Ocak 2025 tarihleri arasında yürüttüğü 122K860 No’lu “Krizler Çağında Çocuk Olmak: Türkiye'de Pandemi Sonrasında Çocukların İyi Olma Halini Yeniden Düşünmek” Projesi, TÜBİTAK1001-Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini̇ Destekleme Programı tarafından desteklenmiştir. Proje faaliyetleri ve sonuç raporları için bkz.</span><a href="https://cocuguniyiolmahali.bilgi.org.tr/"><span style="font-weight: 400;"> https://cocuguniyiolmahali.bilgi.org.tr/</span></a></p></div></div></div>		</div>
				</div>
					</div>
				</div>
				</div>
		]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Okul&#8221;a Dönüş</title>
		<link>https://egitimreformugirisimi.org/okula-donus/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serdar Güneri]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2025 14:49:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ERG Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Okul Hâli/Hayali]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://egitimreformugirisimi.org/?p=46774</guid>

					<description><![CDATA[Eğitim Reformu Girişimi’nin 2025 ve 2026’da odaklanacağı konulardan biri okul. Bu odaklanmanın ilk adımı olarak, bu yıl 20.’sini düzenleyeceğimiz Eğitimde İyi Örnekler Konferansı’nın (İÖK 2025) temasını da okul etrafında örüyoruz. İÖK 2025’e giden yolda sormaya ve düşünmeye başlıyoruz: Okul nasıl?]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="46774" class="elementor elementor-46774" data-elementor-post-type="post">
				<div data-particle_enable="false" data-particle-mobile-disabled="false" class="elementor-element elementor-element-d12caef e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="d12caef" data-element_type="container">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-648a66c elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="648a66c" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<p><span>Hayatımızın -şanslıysak- on yıldan fazlasını geçirdiğimiz, koridorlarını ezbere bildiğimiz, bazen eğlenerek bazen sıkıntıdan patlayarak saatler geçirdiğimiz yer, okul. “Okul” hemen hemen herkesin kanıksayacak kadar iyi bildiği bir kavram; bir o kadar da didiklemeye müsait, çok katmanlı, herkes için farklı farklı anlamlar taşıyabiliyor.</span></p><p><span>Konumuz eğitim politikaları olunca, elbette ERG’de birçok çalışmamız doğrudan ya da dolaylı olarak okulla ilgili. Bu yıl, okula biraz daha odaklanmaya karar verdik; 2025 ve 2026 boyunca okul, ERG’nin öncelikli çalışma alanlarından biri olacak.¹</span><span> Bu odaklanmanın ilk adımı olarak, bu yıl 20.’sini düzenleyeceğimiz Eğitimde İyi Örnekler Konferansı’nın (İÖK 2025) temasını da okul etrafında örüyoruz.²</span><span> İÖK 2025’e giden yolda sormaya ve düşünmeye başlıyoruz: Okul nasıl?</span></p><h1><b>Neden okul?</b></h1><p><span>Nasıl’dan önce, biz ERG’de neden okula odaklanıyoruz ve okula hangi açıdan bakmayı önemsiyoruz, bunu biraz açalım.³ </span></p><h4><b><i>Okulda geçen zaman: Gelecek ve şimdi</i></b></h4><p><span>Bir çocuğun hem gününün hem de ömrünün önemli bölümü okulda geçiyor. Aynı zamanda, okulda çalışan yetişkinlerin de. Böyle baktığımızda, okul bir eğitim kurumu olmanın ötesinde, saatlerin, günlerin geçtiği bir yaşam alanı.</span></p><p><span>Eğitim genellikle gelecekte iyi bir mesleğe, mutluluğa, sosyal statüye, toplumsal refaha erişmemiz için bir yatırım gibi görülür, “hayata hazırlık” olarak algılanır. Elbette işin bu boyutu da eğitimin bir parçası. Ancak, genellikle şunu göz ardı ediyoruz: Hayat ufkun ardında, uzaklarda bir yerde değil, an itibarıyla yaşamaktayız. Dolayısıyla, okulda geçen zaman, hayatın ta kendisi.</span></p><p><span>Çocuğun iyi olma hâli yaklaşımı da gelecek ve şimdi arasındaki bu ikiliğin altını çizer. İyilik hâline veya esenliğe gelecekte erişmek elbet önemlidir; ancak çocuğun, şimdi, şu anda onu her anlamda destekleyen bir yaşam sürmesinin önemi de göz ardı edilemez. Çocukları ileride mutlu yetişkinler olmaya hazırlamanın yanı sıra bugün de mutlu, güvende ve değerli hissettikleri bir yaşamı onlara sağlamak yetişkinlerin sorumluluğundadır. </span></p><p><i><span><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-46779 size-full" src="https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2025/08/Tematiks2-13.03.25.jpg" alt="" width="2340" height="1170" srcset="https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2025/08/Tematiks2-13.03.25.jpg 2340w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2025/08/Tematiks2-13.03.25-300x150.jpg 300w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2025/08/Tematiks2-13.03.25-1024x512.jpg 1024w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2025/08/Tematiks2-13.03.25-768x384.jpg 768w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2025/08/Tematiks2-13.03.25-1536x768.jpg 1536w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2025/08/Tematiks2-13.03.25-2048x1024.jpg 2048w" sizes="(max-width: 2340px) 100vw, 2340px" />ERG ekibinin “okul” üzerine beyin fırtınasından bir kesit. Mart 2025.</span></i></p><h4> </h4><h4><b><i>Okulun özü: Keşifler ve buluşmalar</i></b></h4><p><span>Okul en özünde, çocukların kendilerini, başkalarını, çevrelerini ve dünyayı keşfetmelerine alan açmak için var. Bir yandan derslerde öğrenilenlerle, bir yandan ders dışında olan bitenlerle çocukların ilgi alanları, dağarcıkları, becerileri, hayata bakışları, kendilerine dair algıları renkleniyor ve şekilleniyor. </span></p><blockquote><p><b><i>Sorsalar bize, derim ki, okul dediğin yer hem güvenli ve hem güzel bir uykuyla gittiğin bir yer olmalı. </i></b><i><span>Okulun saatleri değişse, daha kısa olsa, din dersinde tüm dinler öğretilse mesela. Okulda yeni şeyler denemeli, ne yapmak istediğimizi bulmalıyız.</span></i></p></blockquote><p><em><strong>Umay Aktaş Salman’ın <a href="https://egitimreformugirisimi.org/sicak-bir-yuva-ile-yalnizlik-arasinda-cocuklarin-gozunden-okul/">“Sıcak bir yuva ile yalnızlık arasında: Çocukların gözünden okul”</a> başlıklı Uzun Hikâye’sinden, 10. sınıf öğrencisi M.E.’nin sözleri. </strong></em></p><p><span>Okul çoğu zaman, aileden ve yetişilen ortamdan bağımsız var olunan ilk sosyal ortam. Akranlarla ve yetişkinlerle çeşitli ilişkiler, çatışmalar, uzlaşılar okulda deneyimleniyor; sosyalleştikçe farklı duygular ve onlarla baş edebilmek de öğreniliyor. Okul bir bakıma, çocuğun kendi alıştığı ortamdan çıkıp, kendi gibi olmayanla da tanıştığı yer: Yeni fikirlerle, davranış kalıplarıyla, kurallarla, evinde olmayan imkânlarla veya rol modellerle.</span></p><p><span>Öğrendikçe ve keşfettikçe ufuklar genişliyor, hayattaki olasılıklar çoğalıyor. Okullar ideal biçimde kurgulandığında, çocukların ilgi alanlarını keşfettikleri, meraklarının peşinden gitmek için gerekli yöntemleri ve araçları edindikleri, bilmedikleri ve kendileri gibi olmayanı tanıdıkları, önyargıları kırdıkları bir yer olabiliyor. </span></p><h4><b><i>Okulun koruma, onarma ve eşitleme potansiyeli</i></b></h4><p><span>Çoklu krizler çağındayız. Pandemi, afetler, ekonomik kriz, iklim krizi, göç… Tüm bunlar  yaşanırken, hayatın devam etmesinde okulun kritik bir rolü olduğunu görüyoruz. Okulların her anlamda dirençli ve dayanıklı olmasını sağlayabilirsek, çocukların eğitim hakkını ve iyi olma hâlini her koşulda güvenceye alırız. Aynı zamanda, okullar kriz ortamında, başta çocuklar olmak üzere çevresindeki tüm topluluk için güvenli, koruyucu ve onarıcı bir alan sunabilir.</span></p><p><span>Okulun fırsat eşitsizliklerini giderme, açıkları kapatma potansiyeli de var. Örneğin, </span><span>okulda yemek imkânı sunulduğunda, bazı çocukların günün tek besleyici yemeğini </span><span>yediği yer okul olabilir. Okulda iyi bir rehberlik servisi, olumlu bir okul iklimi olduğunda okul, çocukların hayatı için dönüştürücü olacak desteği aldıkları, yol gösterici güvenli ilişkiler kurdukları yer olabilir. Bu bakımdan okul, yalnızca eğitim politikalarının değil, çocuğu merkeze alan sosyal politikaların da uygulandığı bir alan olarak düşünülebilir.</span></p><h1><b>Okul nasıl?</b></h1><p><span>Çocuklara en sık sorulan sorulardan biri: “Eee, okul nasıl?” Çoğunlukla, “günün nasıl geçti” anlamına geliyor. Havadan sudan konuşmanın ötesinde, çocuklara okulun nasıl olduğunu gerçekten sormamız lâzım. Bir de tabii, bu soruyu yalnızca çocuklara değil, kendimize, eğitimin tüm paydaşlarına ve okulu şekillendirme gücüne sahip karar vericilere de sormamız lâzım.</span></p><p><i><span><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-46780 size-full" src="https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2025/08/Screenshot-2025-08-09-at-22.57.13.png" alt="" width="782" height="344" srcset="https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2025/08/Screenshot-2025-08-09-at-22.57.13.png 782w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2025/08/Screenshot-2025-08-09-at-22.57.13-300x132.png 300w, https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2025/08/Screenshot-2025-08-09-at-22.57.13-768x338.png 768w" sizes="(max-width: 782px) 100vw, 782px" /><strong>Şermin Yaşar’ın Dedemin Bakkalı isimli kitabının kahramanı, 8 yaşındaki </strong></span></i><strong><i>Şebnem’e göre yetişkinler çocuklarla konuşmayı pek bilmiyorlar (2016, s. 10).</i></strong></p><p><span>ERG yıllardır eğitim alanındaki durumu izliyor, okulun nasıl olduğunu ve nasıl olması gerektiğini Türkiye ölçeğinde sistematik biçimde analiz ediyor ve </span><a href="https://egitimreformugirisimi.org/yayinlar/"><span>raporluyor.</span></a><span> Bunu yaparken hem kamuya açık istatistiklerden yararlanıyor hem de eğitimin paydaşlarını dinlemeye gayret ediyor.</span></p><p><span>Bu yazının ilk bölümünde, okulu neden önemsediğimizi ve okulu nasıl gördüğümüzü anlattım. Bu anlattıklarım, büyük ölçüde ideal tanımlara ve okulun potansiyeline dayanıyor. Ne yazık ki Türkiye’de mevcut durumda, tüm okulların böyle olmadığını, bu potansiyelin yaşama çoğu zaman geçmediğini biliyoruz.</span></p><p><span>Örneğin, okul bir keşif ve yeşerme alanı diyoruz; koruma, onarma, eşitleme potansiyeli var diyoruz. Bununla beraber, Uyan Semerci ve arkadaşlarının 2024 tarihli “</span><a href="https://cocuguniyiolmahali.bilgi.org.tr/wp-content/uploads/2025/03/Krizler-Caginda-Cocuk-Olmak-Arastirma-Sonuc-Raporu.pdf"><span>Krizler Çağında Çocuk Olmak: Türkiye’de Pandemi Sonrasında Çocukların İyi Olma Halini Yeniden Düşünmek</span></a><span>” araştırmaları gösteriyor ki, okullarda şiddet ve ayrımcılık yadsınamayacak kadar yoğun yaşanıyor. Özellikle akademik başarı odağının yarattığı baskı, çocukların okulu kendilerini ve gelişimlerini destekleyen bir alan olarak görmelerini engelliyor. Okullar çocukları destekleyeceği yerde, çocukları yetersiz hissettirip kendinden uzaklaştırabiliyor. Dahası, en düşük sosyoekonomik statüye sahip ailelerin çocukları, diğer çocuklara kıyasla daha olumsuz okul deneyimlerine sahipler.⁴</span></p><p><span>ERG’nin TÜSİAD işbirliğiyle geçen yıl hazırladığı </span><span>“</span><a href="https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2024/09/gelecegin-dunyasina-hazirlanirken-egitime-bakis.pdf"><span>Geleceğin Dünyasına Hazırlanırken Eğitime Bakış: PISA 2022 Bulguları Işığında Türkiye&#8217;de Eğitimin Durumu Araştırması</span></a><span>” da öğrencilerin okula aidiyet duygularının azaldığını vurguluyor; okullar arasında önemli imkân ve başarı farkı olduğuna, dezavantajlı gruplardan çocukların imkânları daha kısıtlı okullarda yoğunlaştığına işaret ediyor.⁵</span></p><p><b><i>“Dezavantajlı okullara yeterli eğitim kaynakları ve nitelikli eğitim personeli sağlandığı ve öğrenci, öğretmen ve veli gibi eğitimin öncelikli paydaşlarının karar alma süreçlerinde etkin yer aldığı okullar, ihtiyaçlara daha hızlı cevap vererek başta öğrenciler olmak üzere paydaşların kendini daha ait hissettiği kurumlar haline gelebilirler.”<span>⁶</span></i></b></p><p><a href="https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2024/09/gelecegin-dunyasina-hazirlanirken-egitime-bakis.pdf"><i><span>Geleceğin dünyasına hazırlanırken eğitime bakış</span></i></a><i><span>, s. 20.</span></i></p><p><span>Okulların fırsat eşitsizliklerini giderme potansiyeline inancımıza karşın, bunun tüm çocuklar için hayata geçmesi için daha atılması gereken çok adım olduğunu biliyoruz.</span></p><h1><b>Nasıl okul?</b></h1><p><span>Bizce okul, “</span><span>çocukların içine doğdukları şartlardan bağımsız olarak eğitim yaşamlarına akranlarıyla eşit düzeyde başlamalarını mümkün kılmalı; tüm çocuklara hayal ve hedeflerini gerçekleştirmeleri için alan açmalı.”⁷</span></p><p><span>Bunun hayata geçmesi için en önemli adımlardan biri de çocukların okulun tüm süreçlerinde söz sahibi olmaları. OECD’nin çocuk katılımına dair güncel alanyazını özetleyen </span><a href="https://www.oecd.org/en/publications/child-participation-in-decision-making_a37eba6c-en.html"><span>raporunda</span></a><span> vurgulandığı üzere, çocukların karar alma süreçlerine anlamlı katılımı sağlandığında, hem bireyler hem de topluluklar olumlu etkileniyor. Okul bağlamında, çocukların akademik başarılarından, sınıf ortamına ve okul ikliminin geneline kadar olumlu etkiler gözlemleniyor. Okullarında söz sahibi olan çocuklar, daha özgüvenli ve okula daha ait hissediyorlar; çocukların söz sahibi olduğu okullarda akran zorbalığı ve okulu terk azalabiliyor.</span><span> ⁸</span></p><p><span>Tam da burada, nasıl bir okul istediğimizin temelini atarken sözü çocuklara bırakalım.</span></p><blockquote><p><b><i>Okul, bizim için bir yerden sonra gitmemek için gün saydığımız bir yer değil, bizimle birlikte tasarlanmış bir yer olmalı. Okul inşa edilişinden müfredata kadar bizimle birlikte tasarlanmadıkça bizden uzaklaşıyor. Bizlerle tasarlansa öğrenme tamamen değişir, farklı bir boyut alır.</i></b></p></blockquote><p><strong><i>Umay Aktaş Salman’ın </i><a href="https://egitimreformugirisimi.org/sicak-bir-yuva-ile-yalnizlik-arasinda-cocuklarin-gozunden-okul/"><i>“Sıcak bir yuva ile yalnızlık arasında: Çocukların gözünden okul”</i></a><i> başlıklı Uzun Hikâye’sinden, 11. sınıf öğrencisi F.K.’nın sözleri.</i></strong></p><p><span>Bu yıl ve önümüzdeki yıl, okulun nasıl olduğunu ve nasıl olmasını istediğimizi hep birlikte irdeleyelim istiyoruz. </span></p><ul><li aria-level="1"><i><span>Çocuğun kendini güvende, değerli ve ait hissettiği bir okul nasıl mümkün olabilir? </span></i></li></ul><ul><li aria-level="1"><i><span>Tüm çocukların kapsandığı, korunduğu, gelişip yeşerdiği bir okul neye benzer?</span></i></li></ul><p><span>Önümüzdeki aylarda yayımlayacağımız &#8220;Okul Hâli/Hayali&#8221; video söyleşilerimizle, blog yazılarıyla ve 20. Eğitimde İyi Örnekler Konferansı&#8217;yla okul üzerine düşünmeye devam edeceğiz. Eğitimin tüm paydaşlarını bizimle birlikte düşünmeye ve hayal etmeye davet ediyoruz.</span></p><p><strong>Yaprak Sarıışık</strong><br /><strong>ERG Eğitim Laboratuvarı Koordinatörü</strong></p><p>¹ Öncelikli çalışma alanlarımızın diğeri de öğretmen politikaları. Bu alandaki çalışmalarımızı sizlerle önümüzdeki aylarda buluşturacağız.</p><p>² 20. Eğitimde İyi Örnekler Konferansı için 18 Ekim 2025’te Sabancı Üniversitesi Tuzla Yerkeşkesi’nde buluşuyoruz!</p><p>³ Ekip arkadaşlarım Serdar Güneri ve Özgenur Korlu’yla okul konusuna nasıl yaklaştığımızı özetleyen Eğitim 360° söyleşimizi <a href="https://medyascope.tv/2025/04/17/cocuk-haklari-icin-okul-neden-kritik-video/">buradan</a> izleyebilirsiniz.</p><p>⁴ Uyan Semerci, P., Erdoğan, E., Akkan, B. Durmuş, G. (2024). <a href="https://cocuguniyiolmahali.bilgi.org.tr/wp-content/uploads/2025/03/Krizler-Caginda-Cocuk-Olmak-Arastirma-Sonuc-Raporu.pdf">Krizler Çağında Çocuk Olmak: Türkiye’de Pandemi Sonrasında Çocukların İyi Olma Halini Yeniden Düşünmek</a>. İstanbul Bilgi Üniversitesi.</p><p>⁵ Korlu, Ö., Kesbiç, K., Gencer, E. G. ve Kotan, H. (2024). <a href="https://tusiad.org/tr/basin-bultenleri/item/11618-gelecegin-dunyasinahazirlanirken-egitime-bakis-pisa-2022-bulgulari-isiginda-turkiye-de-egitimin-durumuarastirmasi">Geleceğin dünyasına hazırlanırken </a><a href="https://egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2024/09/gelecegin-dunyasina-hazirlanirken-egitime-bakis.pdf">eğitime bakış: PISA 2022 bulguları ışığında Türkiye’de eğitimin durumu araştırması. </a>TÜSİAD ve ERG.</p><p>⁶ A.g.e., s. 20.</p><p>⁷ Gencer, E. G. &amp; Akay, S. S. (2023, 12 Eylül). <a href="https://egitimreformugirisimi.org/cocugun-iyi-olma-halini-amaclayan-bir-okul-nasil-olmali/">Çocuğun İyi Olma Hâlini Amaçlayan Bir Okul Nasıl Olmalı?</a> ERG.</p><p>⁸  Gottschalk, F. &amp; H. Borhan (2023). “Child participation in decision making: Implications for education and beyond”, OECD Education Working Papers, No. 301, OECD Publishing, Paris, <a href="https://doi.org/10.1787/a37eba6c-en">https://doi.org/10.1787/a37eba6c-en</a>, s. 13-15.</p>						</div>
				</div>
					</div>
				</div>
		<div data-particle_enable="false" data-particle-mobile-disabled="false" class="elementor-element elementor-element-9a40b5d e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="9a40b5d" data-element_type="container">
					<div class="e-con-inner">
					</div>
				</div>
				</div>
		]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
