ERG’nin çalışmaları, öğretmen eğitimi, ölçme ve değerlendirme yöntemleri, fırsat eşitliği, hak temelli yaklaşım ve uluslararası eğilimler gibi alanlarda da bilgi üretiyor. Böylece eğitim politikalarının yönünün anlaşılması, güçlü ve sorunlu alanların tartışmaya açılması ve veriye dayalı değerlendirme amaçlanıyor.
Zaman Çizelgesi
Tablo: 2003’ten günümüze Millî Eğitim Bakanlarının isimleri ve görev süreleri
Yapılandırmacı Yaklaşım
2004 yılında öğretim programları yapılandırmacı yaklaşım temelinde yeniden düzenlendi. Bu değişiklik öğrenci merkezli öğrenmeyi, beceri odaklı kazanımları ve aktif yurttaşlık modelini öne çıkardı. Programlarda eleştirel düşünme, problem çözme ve işbirliği gibi beceriler yer aldı. Seçmeli dersler artırıldı, ölçme ve değerlendirmede portfolyo ve proje gibi yöntemler tanıtıldı. Öğretmenlere hizmet içi eğitimler verildi, ancak uyum sürecinde zorluklar yaşandı. Uygulama özellikle kırsal bölgelerde kaynak ve insan gücü yetersizlikleri nedeniyle sınırlı kaldı.
4+4+4
2012’de zorunlu eğitim 4+4+4 sistemiyle kademelere ayrıldı. Seçmeli derslerin kapsamı genişletildi ve din, dil, sanat alanlarında yeni seçenekler sunuldu. Düzenleme kâğıt üzerinde esneklik sağladı, fakat uygulamada okulların kapasitesi yetersiz kaldı. Erken yönlendirmeler ve çocuk işçiliği riskleri eleştirilere neden oldu.
Kademeli Sisteme Uyum
2013 yılında ilkokul ve ortaokul programları yeni kademeli sisteme uyum sağlamak için yeniden düzenlendi. Amaç 4+4+4’ün gereklerini programlara yansıtmaktı. Ancak değişiklikler aceleye getirildi ve öğretmenler hazırlıksız yakalandı. Ders materyalleri ve öğretmen desteği sınırlı kaldığı için uygulama süreci zorlu ilerledi.
Değerler Eğitimi
2017’de tüm öğretim programları kapsamlı biçimde güncellendi. Değerler eğitimi merkeze alındı, adalet, dürüstlük, saygı ve vatanseverlik gibi değerler tüm derslere entegre edildi. Kazanımlar yaklaşık yüzde 30 azaltıldı, öğretmenlere daha fazla esneklik tanındı. Evrim konusu biyoloji dersinden çıkarıldı, tarih programlarında millî vurgu artırıldı. Bu düzenlemeler bilimsel içerikte geriye gidiş olarak yorumlandı ve çoğulculuk açısından tartışmalara yol açtı. Programlar 2024 yılına kadar uygulandı.
LGS Etkisi
2018 yılında Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş (TEOG) sistemi kaldırılarak Liselere Geçiş Sınavı (LGS) getirildi. Bu sınav daha adil bir geçiş sistemi olarak tanıtıldı. Aynı yıl 2017 programları 1, 5 ve 9. sınıflarda uygulanmaya başladı. Yeni kitaplar hazırlandı ve öğretmen eğitimleri düzenlendi. Ancak materyal eksiklikleri, koordinasyon sorunları ve öğretmen uyumunda zorlanma dikkat çekti.
Yaygınlaştırma
2019 yılında 2017 programları tüm sınıf seviyelerine yayıldı. Amaç uygulamayı pekiştirmek ve eksikleri gidermekti. 2020’de COVID-19 pandemisi başladı ve programlar uzaktan eğitime uyarlandı. Eğitim Bilişim Ağı (EBA) daha etkin kullanıldı, dijital materyaller geliştirildi, öğretmenlerin teknoloji kullanımı zorunlu hale geldi. Bu dönemde Türkiye’de diğer ülkelere göre daha az olsa da öğrenme kayıpları yaşandı, uzaktan eğitim eşitsizlikleri artırdı. Aynı zamanda dijitalleşme süreci hızlandı.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli
Nisan 2024’te Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli öğretim programı taslağı kamuoyuna sunuldu. Model “yetkin ve erdemli insan” yetiştirme hedefiyle tanıtıldı ve karakter eğitimini merkezine aldı. Millî ve manevi değerlerin güçlendirilmesi vurgulandı. Ancak model bilimsel içerik, çoğulculuk ve ideolojik yönelim açısından tartışmalara yol açtı. Program taslağı hızlıca onaylandı ve okulöncesi, 1, 5 ve 9. sınıflarda kademeli olarak uygulanmaya başladı.
Ders kitapları
2024 yılında Maarif Modeli kapsamında tüm öğretim programları yeniden hazırlandı. Programlar kamuoyunun görüşüne açıldı, ders kitaplarının yeniden yazımı başlatıldı ve öğretmen eğitimleri planlandı.
Yapılandırmacı Yaklaşım
2004 yılında öğretim programları yapılandırmacı yaklaşım temelinde yeniden düzenlendi. Bu değişiklik öğrenci merkezli öğrenmeyi, beceri odaklı kazanımları ve aktif yurttaşlık modelini öne çıkardı. Programlarda eleştirel düşünme, problem çözme ve işbirliği gibi beceriler yer aldı. Seçmeli dersler artırıldı, ölçme ve değerlendirmede portfolyo ve proje gibi yöntemler tanıtıldı. Öğretmenlere hizmet içi eğitimler verildi, ancak uyum sürecinde zorluklar yaşandı. Uygulama özellikle kırsal bölgelerde kaynak ve insan gücü yetersizlikleri nedeniyle sınırlı kaldı.
4+4+4
2012’de zorunlu eğitim 4+4+4 sistemiyle kademelere ayrıldı. Seçmeli derslerin kapsamı genişletildi ve din, dil, sanat alanlarında yeni seçenekler sunuldu. Düzenleme kâğıt üzerinde esneklik sağladı, fakat uygulamada okulların kapasitesi yetersiz kaldı. Erken yönlendirmeler ve çocuk işçiliği riskleri eleştirilere neden oldu.
Kademeli Sisteme Uyum
2013 yılında ilkokul ve ortaokul programları yeni kademeli sisteme uyum sağlamak için yeniden düzenlendi. Amaç 4+4+4’ün gereklerini programlara yansıtmaktı. Ancak değişiklikler aceleye getirildi ve öğretmenler hazırlıksız yakalandı. Ders materyalleri ve öğretmen desteği sınırlı kaldığı için uygulama süreci zorlu ilerledi.
Değerler Eğitimi
2017’de tüm öğretim programları kapsamlı biçimde güncellendi. Değerler eğitimi merkeze alındı, adalet, dürüstlük, saygı ve vatanseverlik gibi değerler tüm derslere entegre edildi. Kazanımlar yaklaşık yüzde 30 azaltıldı, öğretmenlere daha fazla esneklik tanındı. Evrim konusu biyoloji dersinden çıkarıldı, tarih programlarında millî vurgu artırıldı. Bu düzenlemeler bilimsel içerikte geriye gidiş olarak yorumlandı ve çoğulculuk açısından tartışmalara yol açtı. Programlar 2024 yılına kadar uygulandı.
LGS Etkisi
2018 yılında Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş (TEOG) sistemi kaldırılarak Liselere Geçiş Sınavı (LGS) getirildi. Bu sınav daha adil bir geçiş sistemi olarak tanıtıldı. Aynı yıl 2017 programları 1, 5 ve 9. sınıflarda uygulanmaya başladı. Yeni kitaplar hazırlandı ve öğretmen eğitimleri düzenlendi. Ancak materyal eksiklikleri, koordinasyon sorunları ve öğretmen uyumunda zorlanma dikkat çekti.
Yaygınlaştırma
2019 yılında 2017 programları tüm sınıf seviyelerine yayıldı. Amaç uygulamayı pekiştirmek ve eksikleri gidermekti. 2020’de COVID-19 pandemisi başladı ve programlar uzaktan eğitime uyarlandı. Eğitim Bilişim Ağı (EBA) daha etkin kullanıldı, dijital materyaller geliştirildi, öğretmenlerin teknoloji kullanımı zorunlu hale geldi. Bu dönemde Türkiye’de diğer ülkelere göre daha az olsa da öğrenme kayıpları yaşandı, uzaktan eğitim eşitsizlikleri artırdı. Aynı zamanda dijitalleşme süreci hızlandı.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli
Nisan 2024’te Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli öğretim programı taslağı kamuoyuna sunuldu. Model “yetkin ve erdemli insan” yetiştirme hedefiyle tanıtıldı ve karakter eğitimini merkezine aldı. Millî ve manevi değerlerin güçlendirilmesi vurgulandı. Ancak model bilimsel içerik, çoğulculuk ve ideolojik yönelim açısından tartışmalara yol açtı. Program taslağı hızlıca onaylandı ve okulöncesi, 1, 5 ve 9. sınıflarda kademeli olarak uygulanmaya başladı.
Ders kitapları
2024 yılında Maarif Modeli kapsamında tüm öğretim programları yeniden hazırlandı. Programlar kamuoyunun görüşüne açıldı, ders kitaplarının yeniden yazımı başlatıldı ve öğretmen eğitimleri planlandı.
Yapılandırmacı Yaklaşım
2004 yılında öğretim programları yapılandırmacı yaklaşım temelinde yeniden düzenlendi. Bu değişiklik öğrenci merkezli öğrenmeyi, beceri odaklı kazanımları ve aktif yurttaşlık modelini öne çıkardı. Programlarda eleştirel düşünme, problem çözme ve işbirliği gibi beceriler yer aldı. Seçmeli dersler artırıldı, ölçme ve değerlendirmede portfolyo ve proje gibi yöntemler tanıtıldı. Öğretmenlere hizmet içi eğitimler verildi, ancak uyum sürecinde zorluklar yaşandı. Uygulama özellikle kırsal bölgelerde kaynak ve insan gücü yetersizlikleri nedeniyle sınırlı kaldı.
4+4+4
2012’de zorunlu eğitim 4+4+4 sistemiyle kademelere ayrıldı. Seçmeli derslerin kapsamı genişletildi ve din, dil, sanat alanlarında yeni seçenekler sunuldu. Düzenleme kâğıt üzerinde esneklik sağladı, fakat uygulamada okulların kapasitesi yetersiz kaldı. Erken yönlendirmeler ve çocuk işçiliği riskleri eleştirilere neden oldu.
Kademeli Sisteme Uyum
2013 yılında ilkokul ve ortaokul programları yeni kademeli sisteme uyum sağlamak için yeniden düzenlendi. Amaç 4+4+4’ün gereklerini programlara yansıtmaktı. Ancak değişiklikler aceleye getirildi ve öğretmenler hazırlıksız yakalandı. Ders materyalleri ve öğretmen desteği sınırlı kaldığı için uygulama süreci zorlu ilerledi.
Değerler Eğitimi
2017’de tüm öğretim programları kapsamlı biçimde güncellendi. Değerler eğitimi merkeze alındı, adalet, dürüstlük, saygı ve vatanseverlik gibi değerler tüm derslere entegre edildi. Kazanımlar yaklaşık yüzde 30 azaltıldı, öğretmenlere daha fazla esneklik tanındı. Evrim konusu biyoloji dersinden çıkarıldı, tarih programlarında millî vurgu artırıldı. Bu düzenlemeler bilimsel içerikte geriye gidiş olarak yorumlandı ve çoğulculuk açısından tartışmalara yol açtı. Programlar 2024 yılına kadar uygulandı.
LGS Etkisi
2018 yılında Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş (TEOG) sistemi kaldırılarak Liselere Geçiş Sınavı (LGS) getirildi. Bu sınav daha adil bir geçiş sistemi olarak tanıtıldı. Aynı yıl 2017 programları 1, 5 ve 9. sınıflarda uygulanmaya başladı. Yeni kitaplar hazırlandı ve öğretmen eğitimleri düzenlendi. Ancak materyal eksiklikleri, koordinasyon sorunları ve öğretmen uyumunda zorlanma dikkat çekti.
Yaygınlaştırma
2019 yılında 2017 programları tüm sınıf seviyelerine yayıldı. Amaç uygulamayı pekiştirmek ve eksikleri gidermekti. 2020’de COVID-19 pandemisi başladı ve programlar uzaktan eğitime uyarlandı. Eğitim Bilişim Ağı (EBA) daha etkin kullanıldı, dijital materyaller geliştirildi, öğretmenlerin teknoloji kullanımı zorunlu hale geldi. Bu dönemde Türkiye’de diğer ülkelere göre daha az olsa da öğrenme kayıpları yaşandı, uzaktan eğitim eşitsizlikleri artırdı. Aynı zamanda dijitalleşme süreci hızlandı.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli
Nisan 2024’te Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli öğretim programı taslağı kamuoyuna sunuldu. Model “yetkin ve erdemli insan” yetiştirme hedefiyle tanıtıldı ve karakter eğitimini merkezine aldı. Millî ve manevi değerlerin güçlendirilmesi vurgulandı. Ancak model bilimsel içerik, çoğulculuk ve ideolojik yönelim açısından tartışmalara yol açtı. Program taslağı hızlıca onaylandı ve okulöncesi, 1, 5 ve 9. sınıflarda kademeli olarak uygulanmaya başladı.
Ders kitapları
2024 yılında Maarif Modeli kapsamında tüm öğretim programları yeniden hazırlandı. Programlar kamuoyunun görüşüne açıldı, ders kitaplarının yeniden yazımı başlatıldı ve öğretmen eğitimleri planlandı.
Haber ve Duyurular
SEÇBİR’le yürüttüğümüz Ders Kitapları Araştırması kapsamında, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli çerçevesinde 2024-2025 eğitim-öğretim yılında okutulmaya başlanan 1., 5., Hazırlık ve 9. sınıf kitaplarını öğretmenlerle inceledik. Gönüllü öğretmenler kitaplardan eleştirel düşünme, yaşlılık, cinsiyet, engellilik temsilleri ve ekolojiyle ilgili örnekleri derledi. SEÇBİR’in desteğiyle oluşturulan veri setinden seçilen örneklerle, uzmanlar ve sivil toplum örgütlerinin katkısıyla üç politika notu hazırladık:
Ders Kitaplarında Eleştirel Düşünme Politika Notu
Politika notunda; bilimsel süreçlerin, veri okuryazarlığının ve çok yönlü düşünme tekniklerinin ders kitaplarında nasıl yer bulduğuna dair olumlu örneklerin yanı sıra, normatif yargıların bilgi gibi sunulması, yönlendirici ifadeler, kaynak eksiklikleri ve tek yönlü anlatımlar gibi eleştirel düşünmeyi sınırlayan unsurlar da ele alınıyor. Bilginin sorgulanmadan tüketildiği bir ortamda öğrencilerin yanıltıcı yönlendirmelere açık hale gelebileceği, bu nedenle de eğitim materyallerinde eleştirel düşünmeyi destekleyecek içeriklerin artırılması gerektiği vurgulanıyor.
Politika notu, ders kitaplarının bu beceriyi geliştiren içeriklerle zenginleştirilmesini, öğretmenlere yönelik destekleyici materyaller sunulmasını ve kitap içeriklerinin düzenli olarak değerlendirilmesini öneriyor. Böylece, bilgiye bilinçli ve çok yönlü yaklaşan bireylerin yetişmesi için eğitim ortamlarında güçlü bir zemin oluşturulması hedefleniyor.
Ders Kitaplarında Kapsayıcılık Politika Notu

Politika notunda; engelli bireylerin, yaşlıların ve farklı cinsiyetlerin temsiline ilişkin olumlu örneklerin yanı sıra kapsayıcılığı sınırlayan anlatılara da dikkat çekiliyor. Engellilik temsillerinde yardım temelli bakış açısının baskınlığı, yaşlı bireylerin pasif rollerde sunulması ve kadınların toplumsal hayattaki katkılarının görünmez kılınması gibi sorunlara yer veriliyor ve bu alanlarda dönüşüm ihtiyacı vurgulanıyor. Ders kitaplarının toplumsal eşitliği destekleyen içeriklerle zenginleştirilmesi gerektiğinin altı çiziliyor; hak temelli, çoğulcu ve çeşitliliği esas alan bir eğitim ortamının inşası için somut öneriler sunuluyor. Bu öneriler; temsilde çeşitliliğin artırılmasını, önyargı üreten anlatıların ayıklanmasını ve ders kitaplarının hazırlanma süreçlerinde izleme-değerlendirme mekanizmalarının güçlendirilmesini içeriyor.
Ders Kitaplarında Ekoloji Politika Notu
SEÇBİR, ÇEKÜL, Doğa Derneği, Doğa Oyunları Evi, Roots & Shoots Türkiye, WWF Türkiye ve alandan uzmanların desteğiyle hazırlandı. Politika notu, ders kitaplarında afet bilinci, biyolojik çeşitlilik, geri dönüşüm ve atık yönetimi, ekolojik krizlerde insan etkisi ve ekolojik sorunların toplumsal boyutlarına dair olumlu örneklerin yanı sıra geliştirilmesi gereken alanlara da dikkat çekiyor. Doğanın insanın dışında pasif bir unsur ya da yalnızca bir kaynak olarak sunulması, ekolojik krizlerin yapısal nedenlerinin yeterince işlenmemesi; tüketimin azaltılmasına ilişkin vurguların sınırlı kalması ve afetlerdeki insan etkisinin geri planda bırakılması gibi ekolojiye eleştirel ve bütüncül bakmayı engelleyen unsurları ele alıyor. Politika notu, ders kitaplarının insanı doğanın bir parçası olarak konumlandıran, ekolojik krizler ve afetlerdeki sistemsel nedenleri görünür kılan, sürdürülebilirlik yaklaşımını derinleştiren içeriklerle geliştirilmesini öneriyor. Böylece, öğrencilerin ekolojik krizleri yalnızca bireysel sorumluluklarla değil, etik, toplumsal ve politik boyutlarıyla kavrayabilmeleri, doğayla bütüncül ve hak temelli bir ilişki kurabilmeleri amaçlanıyor.
İzleme Göstergeleri
ÖĞRENCİLERİN TEMEL BECERİLERDEKİ PERFORMANSI
Öğrencilerin temel yeterliklere sahip olması geleceğin becerilerini edinmenin ön koşuludur. Sosyal ve duygusal beceriler, yaratıcılık ve dijital beceriler gibi becerilerdeki yetkinliklerin daha etkili kullanılabilmesi için Türkiye’de öncelikle temel yeterliklere sahip olmayan, yani 2. seviye altında performans gösteren öğrencilere odaklanılması gerekiyor. Önceki yıllara kıyasla temel yeterliklere sahip olmayan öğrenci oranında düşüş görülmesine rağmen Türkiye hâlâ önemli oranda öğrenci temel yeterliklere sahip değildir.
Tablo: Temel becerilere sahip olmayan öğrenci oranları



