
2020-21, salgın koşulları altında tamamlanan ilk eğitim-öğretim yılı olacak. Dosyada salgınla birlikte gündeme gelen acil ihtiyaçlar ile üst politika belgelerinde yer alan hedefler arasındaki ilişkinin önemine dikkat çekiliyor ve salgın döneminde ortaya çıkan belirsizlik nedeniyle artan paydaşlar arası güven ihtiyacı inceleniyor. Ayrıca, maliyet-etkililik analizi çerçevesinde eğitime ayrılan kaynakların nasıl daha etkili, hakkaniyetli ve kapsayıcı kullanılabileceği, salgın koşullarının ortaya çıkardığı acil ihtiyaçlar da göz önünde bulundurularak tartışılıyor.
Bu yayına şu şekilde referans veriniz: Korlu, Ö., Bakioğlu, M. ve Gencer, E. G. (2021). Eğitim izleme raporu 2021: Eğitim yönetişimi ve finansmanı. Eğitim Reformu Girişimi.
https://www.egitimreformugirisimi.org/egitim-izleme-raporu-2021-egitim-yonetisimi-ve-finansmani/
Eğitim Yönetişimi
Eğitim Finansmanı
Eğitim Yönetişimi
Eğitimde iyi yönetişim, eğitim hizmetleri sağlanırken çocuğun yüksek yararını ve iyi olma hâlini odağa alır. Bu alanda izleme ve değerlendirme, karar ve politikaların içeriklerinin yanı sıra uygulama süreçlerinin incelenmesini de kapsar. İzleme çalışmaları eğitim sistemindeki hedeflerin ve kaydedilen iyileşmelerin takip edilmesi, hesap verebilirliğin sağlanması bakımından önem taşır.
Üst Politika Belgeleri
2020-21 eğitim-öğretim yılı süresince On Birinci Kalkınma Planı (2019-2023) ve doğrultusunda hazırlanan Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) 2019-2023 Stratejik Planı uygulanmaya devam etti.
COVID-19 salgını, üst politika belgelerinin birbirleriyle bağlantılarında mevcut olan sınırlılıkları daha görünür kıldı. Stratejik planlar ve performans programlarında yer almayan, COVID-19 salgını gibi acil durumların ortaya çıkardığı yeni koşul, akut ihtiyaç ve sorunlar için ek politika tedbirleri gerektiğinde uygulamada zorluklar yaşanabiliyor. Bu nedenle, koşullar gerektirdiğinde esneklik sağlayacak ara formüllerin oluşturulması önem taşıyor.
Eğitim sistemindeki acil ihtiyaçların karşılanmasına yönelik uygulamalarla orta ve uzun vadeli hedeflere yönelik hedeflerin birlikte yönetilmesine ihtiyaç duyuluyor.
Üst politika belgelerine yönelik ihtiyaçlar:
Salgın Sürecinde Güven İlişkileri
COVID-19 salgını gibi dış etkenlerle belirsizliğin arttığı dönemlerde eğitim paydaşlarında güven ihtiyacı oluşuyor.
Eğitim yönetişimi bakımından okulların açılma-kapanma kararının hangi parametrelere göre verildiğinin net olmaması ve kararların sık değişmesi paydaşlar için farklı zorluklar oluşturdu ve paydaşlar arası güven ilişkileri üzerinde olumsuz bir etki yarattı. Odak grup çalışmasına katılan öğrenciler okullarından teyit gelmeden otoriteler tarafından açıklanan kararlara “inanmamayı tercih ettiklerini” ve eyleme geçmediklerini belirtiyorlar. Görüşmeye katılan yönetici ve öğretmenler ise alınan kararları basından, sosyal medyadan ve çevrimiçi yazışma platformlarından takip ettiklerini ifade ediyorlar. Ayrıca, bazı öğretmenlerin “teyitçi” olarak görev yaptıkları dile getiriliyor.
Öğretmenler İçin Dijital Okuryazarlık Projesi
Öğretmen Ağı ve teyit.org işbirliğinde başlayan projede öğretmenlerin eleştirel dijital okuryazarlıklarının güçlendirilmesi amaçlanıyor. Eleştirel dijital okuryazarlık bilgiye erişme, bilgiyi işleme, anlamlandırma, güvenilir kaynaklara ulaşabilme, nitelikli kaynakları tespit edebilme, dijital çağda etkin olarak katılım gösterebilme, çevrimiçi güvenlik, dijital esenlik gibi kavramları tanıyabilme gibi pek çok beceriyi beraberinde getiriyor.
https://teyit.org/ekipten-elestirel-dijital-okuryazarlik-icin-ogretmenlerle-birlikte
Dosya kapsamında yapılan odak grup görüşmelerine göre COVID-19 döneminde güven ihtiyacının artmasının nedenleri ve çözümü için ihtiyaçlar

Türkiye’de eğitimle ilgili neredeyse tüm kararlar merkezi teşkilat tarafından belirleniyor.
Bu durum OECD ülkeleri karşılaştırmalarına da yansıyor; Türkiye %72,9’la merkezi olarak alınan karar oranının en yüksek olduğu ülkelerden biri. Türkiye’de resmi ortaokullara ilişkin alınan kararların yalnızca %8,3’ü okullarda alınıyor.
COVID-19 salgını sürecinin doğası gereği kararların parçalı olarak ve yerelde alınması, özellikle salgının seyri boyunca eğitime erişimin ve öğrenmenin etkin bir şekilde sürdürülmesinde önemli bir işleve sahip. İl, ilçe ve okul bazlı alınan kararlar, özellikle 2020-21 eğitim-öğretim yılı başlangıcı itibarıyla MEB tarafından da vurgulanıyor. Bu durum okul özerkliğinin tekrar gündeme alınmasını anlamlı kılıyor.
Resmi Ortaokullardaki Kararların Alındığı Yönetim Düzeyine Göre Dağılımı, 2017
Okul özerkliğinin öğrencilerin akademik ve sosyal-duygusal gelişimlerinin iyileştirilmesi için gereken yenilikçi ve özelleşmiş uygulamaların hayata geçirilmesini kolaylaştıracağı öngörülüyor. Ancak, okulların farklı akademik, idari ya da altyapısal ihtiyaçları bulunuyor ve bu ihtiyaçlara cevap üretebilmek için kapasitelerini güçlendirmeleri gerekiyor. Okullara özgü durum ve ihtiyaçların tespit edilmesi, bu ihtiyaçların giderilmesi ve sonuçların takip edilmesinde Okul Gelişim Modeli ve Okul Profili Değerlendirme Projesi çalışmalarının okulu odağa alması iyi bir başlangıç teşkil ediyor.
MEB’in 2019 yılında kamuoyuyla paylaştığı Okul Profili Değerlendirme Projesi, okul özerkliğinin geliştirilmesi için önemli bir başlangıç noktası teşkil ediyor. Okul Profili Değerlendirme Projesi’nin temelinde 2023 Eğitim Vizyonu’nda çerçevesi çizilen Okul Gelişim Modeli bulunuyor. Okul Gelişim Modeli, okulların yıllık Okul Gelişim Planı hazırlaması ve bu planların merkezi teşkilatla birlikte izlenmesine dayanıyor. Okul Profili Değerlendirme Projesi’nin amacı ise eğitim sisteminin bütününde iyileşmenin sağlanması olarak konumlanıyor.
Eğitimin Finansmanı
Çocuk hakları çerçevesinde her koşulda tüm çocukların nitelikli eğitime erişiminin sağlanması ve bu amaç doğrultusunda eğitime ayrılan kaynakların adil kullanılması eğitim hakkı gereğidir. Bu hakkın güvence altına alınmasına yönelik eğitim finansmanı açısından en büyük engel kaynakların kısıtlılığı. Dolayısıyla, mevcut kaynaklar hem etkin bir şekilde kullanılmalı hem de adil bir şekilde dağıtılmalı. Tüm çocukların nitelikli eğitime erişimi için ihtiyaçlar dikkate alınarak kaynakların adil dağıtılmasıyla eşitlik, hakkaniyet ve kapsayıcılık ilkeleri doğrultusunda en fazla katkı sağlayan uygulamaların belirlenmesi, mevcut kaynakların etkin kullanılmasını sağlayabilir.
Maliyet-Etkililik Analizi Çerçevesinde Eğitime Ayrılan Kaynaklar
Eğitime ayrılan kaynakların durumunun verimlilik, hakkaniyet ve etkililik gibi ilkelere göre değerlendirilmesi önemli. Kaynakların sınırlı olduğu ve COVID-19 salgınıyla birlikte kaynak ihtiyacının arttığı düşünüldüğünde maliyet-etkililik analizi çerçevesinde planlama yapılması ihtiyacı bulunuyor.
Maliyet-etkililik analizi çerçevesinde PISA 2018’e göre başarılı eğitim sistemlerin ortak özelliklerinin eğitim finansmanı bakımından incelenmesi, eğitim harcamalarının hangi alanlara yapıldığında daha etkili olabileceğine ilişkin bir fikir verebilir
Maliyet-Etkinlik Analizi
Program ve politika alternatiflerinin kaynak kullanımına göre etkililiğinin değerlendirilebilmesi için uygun çıktı ölçütlerini maliyetlerle birleştiren bir yöntemdir. Genel yaklaşım, alternatiflerin sonuçlarının etkililiğine göre en düşük maliyetli olanın benimsenmesidir.
(Kaynak: Levin, H. (2001). Waiting for Godot: cost‐effectiveness analysis in education. New Directions for Evaluation, 2001(90), 55-68. https://www.researchgate.net/publication/227624965_Waiting_for_Godot_Cost-Effectiveness_Analysis_in_Education )
Eğitim Harcamaları
Kamu Harcamaları
Türkiye’de 2021’de kamunun eğitime ayırdığı toplam bütçe 211.933.156.000 TL’ye yükseldi. Önceki yıla göre toplam eğitim bütçesinin gayri safi yurtiçi hasılaya (GSYH) oranının arttığı, merkezi yönetim bütçesine oranının ise azaldığı görülüyor. 2021’de toplam eğitim bütçesinin GSYH’ye oranı ise 0,1 yüzde puan artarak %3,8’e yükseldi.
Toplam eğitim bütçesinin merkezi yönetim bütçesi içindeki payı 2016’dan bu yana azalıyor. 2016’da %19,2 olan bu oran 2021’de 3,5 yüzde puan azalarak %15,8’e geriledi. Toplam eğitim bütçesi gibi MEB bütçesinin de merkezi yönetim bütçesi içerisindeki payı 2016’dan beri azalıyor. 2021 itibarıyla MEB bütçesinin merkezi yönetim bütçesine oranı %10,9, GSYH’ye oranı ise %2,6. Hem toplam eğitim bütçesi hem de MEB bütçesinin miktarlarındaki artışa karşın merkezi yönetim bütçesine oranlarının azalması kamu kaynaklarında yaşanan artışın eğitime ayrılan kaynaklara eşit düzeyde yansıtılmadığına işaret ediyor. 2021’de merkezi yönetim bütçesi %22,6 artarken, toplam eğitim bütçesindeki artış %19,4’tür.
Toplam Eğitim Bütçesinin ve MEB Bütçesinin Yıllar İçindeki Değişimi

Hanehalkı Harcamaları
2017 verilerine göre OECD ülkeleri arasında özel eğitim harcamaları en yüksek ülke %34,8’le Kolombiya’dır. Kolombiya’yı sırasıyla Türkiye (%26,7), Avustralya (%18,8) ve Şili (%17,3) takip ediyor. OECD ülkelerinin genel ortalaması %10,0’dır. OECD genelinde özel harcamaların ağırlıklı olarak hanehalkı harcamaları olduğu görülüyor.
Hanehalkı harcamaları sadece özel öğretim kurumlarına yapılmıyor. Kamu okullarının kaynaklarında özel harcamalarının payının artması sosyoekonomik durumun eğitime etkisini artırıyor. Örneğin, okulların finansmanında veli bağışlarının payının artması okullar arası imkân farklılıklarını artırabilir. Bunun bir sonucu resmi okullarda öğrencilerin sosyoekonomik durumuna göre ayrışması olabilir.

Ortaöğretimde okuldan ayrılma riski en yüksek grup, kırsalda yaşayan, sosyal güvenliği olmayan, anne ve babasının eğitim düzeyi düşük, kalabalık ve yoksul ailelerde yaşayan kız çocuklarıdır.
19 Aralık 2020’de 2021 Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu teklifi TBMM’deki oylamanın ardından kabul edildi.
Eğitim İzleme Raporu 2021: Eğitim Yönetişimi Ve Finansmanı Paneli
Eğitim İzleme Raporu 2021: Eğitim Yönetişimi ve Finansmanı dosyasının bulgularını ERG YouTube kanalında canlı yayımlanan etkinlikte kamuoyuyla paylaştık.

