ERG Blog

Bölünmüş Bir Dünyada Eğitimi ve Barışı Yeniden Düşünmek: CIES 2026’dan Notlar

18 Ağustos 2026 Dr. Şeyma Dağıstan Terzi8 dk okuma

Karşılaştırmalı ve Uluslararası Eğitim Topluluğu’nun (CIES)¹ 70. konferansı “Bölünmüş Bir Dünyada Eğitim ve Barışı Yeniden Düşünmek” temasıyla 28 Mart – 1 Nisan 2026 tarihleri arasında düzenlendi. ERG’yi temsilen katıldığım konferansta farklı oturumlara katılıp, Türkiye’de eğitim üzerine tartıştığımız konuların dünyanın farklı yerlerinde de bir gündem olup olmadığını, gündemlerimizin nerelerde kesişip nerelerde ayrıştığını izleme fırsatım oldu.

Bu yazıda, konferansın öne çıkan noktalarından olan, eğitim alanında neyi, nasıl ölçüp değerlendirdiğimizin önemi ve eleştirel, katılımcı yaklaşımların katkıları başlıkları üzerinden izlenimlerimi paylaşıyorum.

Eğitimde Neyi Ölçüyoruz, Neyi Göremiyoruz?

Konferansta üzerinde durulan tartışmalardan biri, eğitim araştırmalarında takip edilen yöntemlere; ölçme ve değerlendirmeye dairdi. CIES 2026 Başkanı Halla Björk Holmarsdottir, ölçme ve değerlendirmenin teknik bir sorun olarak değil, politik bir tercih olarak ele alınması gerektiği vurguladı: “Neyi ölçüyorsak ona değer veriyoruzdur.”. Ölçtüğümüz konu başlıkları ve bu başlıklar altında alınan kararları yeniden düşünmeye teşvik eden bu yaklaşım, mevcut eğitim sisteminde neyi, nasıl ölçtüğümüzü, neye dikkatimizi verdiğimizi yeniden düşünmeye davet ediyor. 

Yöntemsel tartışmaları öne çıkaran bir başka çerçeve de “2030’a Geri Sayım – Küresel Eğitim İzleme Raporu 2026: Son 20 Yılda Eğitime Erişimdeki İlerlemeyi Ne Açıklıyor?” panelinde dile getirildi. Stanford Üniversitesi Profesörü Patricia Bromley, eğitim araştırmalarında çoğu zaman dar sorular sormaya yöneldiğimizi ve bunun daha geniş çerçevede nereye gitmek istediğimizi unutmamıza sebep olabileceğini paylaştı. Bromley, eğitim araştırmalarında en kıymetli yöntemlerden biri olarak kabul edilen randomize kontrollü deneylerin “belirli bir bağlamda ve zamanda bir etkinin nedenini” ortaya koyabildiğini ancak bu deneylerin, söz konusu etkinin o bağlamda neden anlamlı olduğunu ve hangi ilişkilerin bu etkiyi mümkün kıldığını görmemiz için çoğu zaman yeterli olmadığını vurguladı. Bu yüzden zaman serileri, vaka çalışmaları ve politika raporlarının bir arada düşünülmesinin öneminin altını çizdi.

Yerelden Üretilen Çözümler Sonuç Veriyor

Oxford Üniversitesi What Works Hub for Global Education (WWHGE – Küresel Eğitimde Etkili Uygulamalar Merkezi), belirli bir bağlamda işe yarayan politikaların başka bir yere uyarlandığında aynı ölçüde etkili sonuçlar vermediğini anlattı. Mevcut sorunları yaşayan kişi ve topluluklarla birlikte, yerelde üretilen çözümlerin daha iyi sonuç verdiğini; yerel paydaşlar, üniversiteler ve araştırma merkezleri arasında kurulan ortaklıkların, daha anlamlı politikaların geliştirilmesine katkı sağlayabileceğini vurguladı. WWHGE, eğitim politikalarının sonuçlarını çoğu zaman verinin ya da kanıtın kalitesinden çok bunların hangi politik iklimde ve hangi aktörler aracılığıyla dolaşıma girdiğinin belirlediğini vurguladı.

Eleştirel ve Katılımcı Yaklaşımlar: Eski Düzen Ölüyor

Konferansta beni en çok besleyen oturumlar, eleştirel ve katılımcı yaklaşımları merkeze alanlar oldu. Bir oturumda kültürel hegemonya/egemenlik kavramını öne sürmüş İtalyan düşünür Antonio Gramsci’nin sıklıkla anılan sözü tekrarlandı: “Eski düzen ölüyor, yenisi henüz doğmadı.” Bu ara dönemde eğitimin ne yapacağı sorusu, konferansın hemen hemen her köşesinde farklı bir biçimde karşıma çıktı.

“21. Yüzyılda Eğitim Alternatifleri: Irkçılık, Kapitalizm, Ataerkil Toplum, Militarizm ve İklim Kriziyle Yüzleşme” başlıklı çalışma grubunun standında ulaştığım ve yazının sonunda paylaştığım okuma listesi*, eleştirel pedagojiden katılımcı eylem araştırmasına, dekolonizasyonu merkeze alan çalışmalardan iklim adaletine kadar geniş bir yelpazede güncel bir tartışmanın haritasını sunuyordu. “Eğitimde Hiyerarşiyi Sarsmak” (Disrupting Hierarchy in Education) gibi öğrenci ve öğretmenlerin işbirliğine dayalı eğitim uygulamalarından örnekler sunan eserler; “Eleştirel Katılımcı Eylem Araştırması” (Critical Participatory Action Research) gibi araştırmaya konu olan kişileri yalnızca veri kaynağı değil, araştırma sürecinin aktif ortakları olarak gören yöntem kaynakları; UNESCO’nun “Geleceklerimizi Birlikte Yeniden Düşlemek” (Reimagining Our Futures Together) raporundaki eğitimi insan hakları, toplumsal adalet, dayanışma ve ortak yarar temelinde yeniden düşünmeye çağıran vizyonu, ERG’nin eğitim politikalarından doğrudan etkilenenlerin deneyimlerini dinleyen ve onların bilgi üretim süreçlerine dahil edilmesini savunan yaklaşımıyla örtüşüyordu.

Eski CIES başkanlarından Cornell Üniversitesi Profesörü N’Dri Thérèse Assié-Lumumba’nın vurguladığı Ubuntu temelli eğitim yaklaşımı, bireysel başarı modelinden bütünüyle farklı bir varlık anlayışı öneriyordu. Assié-Lumumba, bir Afrika atasözünü paylaşarak Ubuntu eğitim yaklaşımını özetledi: “Sen iyiysen, ben de iyiyim.” Eğitimin amacı, bireyin soyut bir yarışta öne geçmesi değil, ortak iyi olma hâlinin sağlanması ve sürdürülmesi olarak çerçeveleniyordu. 

ERG’nin Sunumu: Türkiye’de Katılımcı Bir Yaklaşımla Okulu Değerlendirmek” 

ERG adına katıldığım CIES’te, 20. Eğitimde İyi Örnekler Konferansı (İÖK)² temasıyla beraber daha odaklı bir şekilde derinleşmeye başladığımız; “Okul nasıl?” sorusunu merkeze alan çalışmalarımız kapsamında bir vaka çalışmasının sunumunu yaptık. İÖK’te “Okul nasıl?” temasıyla, okulu yalnızca akademik gelişimin desteklendiği bir yer olarak değil; çocukların kimlik inşasını, sosyal duygusal gelişimini ve haklarına ilişkin farkındalığını etkileyen bir sosyal yapı olarak ele almıştık. Vaka çalışmamızda ise öğrencilerin, öğretmenlerin ve okul yöneticilerinin okulu nasıl deneyimlediklerine ve değerlendirdiklerine odaklandık. Türkiye’de toplam 43 öğretmen, öğrenci ve okul yöneticisinin okulu nasıl deneyimlediğini anlamaya çalıştık; değerlendirmelerinde öne çıkan başlıkları sunumumuzda paylaştık. Eylül 2025 ve Mart 2026 arası katılımcı araştırma yöntemlerini benimseyerek yaptığımız bir dizi görüşmeye dayanarak yaptığımız araştırmanın sunumunda okula dair paylaşılanlar kadar paylaşmanın ve dinlemenin önemini vurguladık. 

Sunumda öne çıkan başlıklar arasında, bir başka deyişle, görüştüğümüz okul öznelerinin vurguladığı başlıklar arasında; okullarda temel ihtiyaçların (temiz suya erişim, beslenme, hijyen, güvenlik) yeterince karşılanamaması, okul öznelerinin arasında güven ortamının sağlanamaması, öğrencilerin zaman idaresini nasıl yapacaklarıyla ilgili yönlendirme eksikliği, sınav odaklı yapının ve sıklıkla değişen öğretim programlarının öğrenci ve öğretmenlere düşen yükü daha da artırması, alınan kararların bireysel ve merkezi olduğu ve çoğunlukla çok sesliliği teşvik etmemesi sebebiyle kısıtlı olduğu vardı. En çarpıcı başlıklardan biri de yerelde bahsedilen kimi sorunların çözümlerinin hâlihazırda uygulandığı ve sürdürüldüğüne ilişkindi. Mesela, ücretsiz temiz suya erişim için TÜBİTAK projeleriyle okuluna su filtresi sistemi kuran bir öğrenci-öğretmen işbirliği örneği ve ücretsiz okul yemeği sağlayabilmek için yakındaki bir aşçılık meslek okuluyla işbirliği yapan bir ilkokul örneği özellikle dikkat çekiciydi. Yaptığımız görüşmelere katılan okul öznelerinin birbirinden bu çözümleri dinlemeleri de ERG gibi araştırmalar ve çalışmalar yürüten düşünce ve uygulama kurumlarının oynadığı ve oynayabileceği role ilişkin çarpıcı bir bir bulguydu. 

Türkiye’nin farklı bölgelerindeki okullarda öğrencilerin, öğretmenlerin ve idarecilerin paylaştıkları, konferansta tartışılan başlıklarla örtüşüyordu: Mevcut ölçme ve değerlendirme metrikleri, okul deneyiminin bütününü anlamakta yetersiz kalıyor; eğitimin niteliğini öğrencilerin haklarını ve okul öznelerinin deneyimlerini gözeterek değerlendirebilmek için hak temelli ve katılımcı bir çerçeveye ihtiyaç var.

Okulu yeniden düşünmek

Konferansın temasının “barışı yeniden düşünmek” olması tesadüf değildi. Bölünmüş bir dünyada eğitim üzerine düşünmek, kaçınılmaz olarak kimin sözünün duyulduğu, kimin bilginin sahibi ve üreticisi sayıldığı, hangi ölçütlerin kıymetli sayıldığı sorularına geri getiriyor bizi. Ne ölçtüğümüz, kimi dinlediğimiz ve hangi sorularla başladığımız değişebilse de okulu, paydaşlarını dinleyerek ve onlarla birlikte düşünerek daha güçlü kılabiliriz. 

E-Bülten

Eğitim gündemi, ayda bir gelen kutunuzda.

ERG'nin yeni yayınları, Eğitim 360° bölümleri ve aylık özetler için kayıt olun.

    Skip to content